Sahte Solun Serüveni…

22.09.2017
A+
A-

Günümüzde “solcuyum, solcuyuz” söylemi ya da kavramı daha zor kullanılmaya başlandı. Birkaç yıl önce, ülkemizde uzun yıllardan beri görev yapan meşhur CIA ajanı Graham Fueller, “Türkiye’ye daha fazla sol gerek” diye bir konuşma yapmıştı.  “Biz bu ülkeyi öyle bir hale getirdik ki; sol diye bir şey bırakmadık” demek istiyordu bu onursuz. Ortalıkta sol diye görünen bir kısım zevat da zaten bizim yetiştirmemiz demeye getiriyordu. .(http://odatv.com/graham-fuller-daha-cok-sol-hareket-isterim-0904121200.html. )

Bizler de kendine solcu demekte zorlanan,  “emek, demokrasi, barış” gibi sözcükleri bir araya getirip laf salatası yapanlara “Sahte Sol” diyoruz. Bu adamlar özellikle son yıllarda tekrar gündeme getirilen,  Ermeni Sorunu’nda da AB-D Emperyalistleri gibi düşünüyor ve aynı tavrı alıyorlar.

Ülkemizde Ermeni Sorunu tekrar nasıl gündeme getirildi anımsayalım. İlkin “Genişletilmiş Ermenistan”ı da içine alan, Türkiye’yi üçe bölen BOP haritası yayınlandı. Ardından 2007 Ocak ayında Hrant Dink öldürüldü. Bu cinayette, jandarma ve polis içindeki Fethullahçıların parmağı var denmesine rağmen, o yıllarda hiç soruşturulmadı. Hrant Dink’in Agos’ta beraber yazı yazdığı arkadaşı, ölümünden sonra Agos’un Genel Yayın Yönetmeni olan  Etyen Mahçupyan  Fethullah’ın yayın organı Zaman’da yazmaya devam etti.

Bu Sahte Solcuların çok büyük bir bölümü, Halkın Demokrasi Partisi denen partinin içinde, bir kısmı da hem içinde, hem de dışında gibi dururlar. “Halkların Demokratik Kongresi”, “Emek, Demokrasi Barış Bloku” gibi sürekli değişen adlarla adlandırılan platformlarda birlikte olurlar. Bu çevrenin dışındakiler de, bu grubun etkisinden çıkamamaktadır.  Türk, Kürt, Alevi, Sünni hep birlikte verdiğimiz Kurtuluş Savaşı’mız, bu siyasi hareketlere göre olmamıştır.  Kurtuluş Savaşı’mız sonrasında yaptığımız Lozan Antlaşması’na karşı Sevr’i savunurlar. Yani emperyalizme karşı verilen savaşta, emperyalistleri tutarlar.

O dönemde Mustafa Kemal Önderliğinde verilen Kurtuluş Savaşı’mızda en büyük müttefikimiz Sovyetler Birliği ve Devrimler Kartalı Lenin’di. Kendine solcuyum diyen herkes bunu bilir. Ama bu Sahte Solcular bu objektif gerçekliği görmezden gelir.

1989’da Beşiktaş’ta Anıl Düğün Salonu’nda, kendine solcuyum diyen gruplar bir araya gelerek, “Birlik Tartışmaları” toplantılarının kitleye yönelik olanı yapılıyordu. O zaman, Önderimiz Nurullah Ankut Hoca’mızın konuşmalarıyla,  Devrimci Mücadele grubu olarak ağırlığımızı koymuştuk. Yaptığımız eleştiriler karşısında cevap verebilen doğru dürüst grup çıkmamıştı. Kürsüye iki işçi yoldaşımız çıkmıştı. Yoldaşlarımız tezgâhın başından geliyoruz diye söze başlamışlardı. O anda toplantıda kazandığımızı anlamıştım. Çünkü diğer gruplar İşçi Sınıfı deyip, İşçi Sınıfı içinde çalışma yapamıyorlardı, soyut, ipe sapa gelmez konuşmalarla kendilerini bitiriyorlardı.

Sahte Solcuların emperyalistlerle işbirliği, özellikle “Sivil Toplum Örgütleri” üzerinden yürüyor. Sivil Toplumculuğun yıllardır teorisi ve pratiği yapıldı. AB-D Emperyalistlerinin vakıfları ve sivil toplum örgütlerinin,  kendine solcuyum diyen pek çok demokratik kitle örgütü, meslek odası ve sendikalarla yaptığı işbirlikleri sürüp gidiyor. Bu işler çoğunlukla da projeler üzerinden yapılıyor. Avrupa Birliği gibi bir emperyalist örgüte girmek bu sahte solcular tarafından savunulur. Yunanistan’daki İşçi Sınıfı düşmanı Syriza iktidarı bunlar tarafından desteklenir.

 AB-D Emperyalistlerince on yıl önce CIA organizasyonuyla başlatılan, asıl amacı Türk Ordusu’nu bitirmek olan Ergenekon ve Balyoz operasyonları Sahte Solcularca desteklenir. “Askeri vesayet” diye diye, Türk Ordusu site güvenlikçisi haline getirilir. En son 15 Temmuz 2016’da iki Ortaçağcı gücün hesaplaşması olan ganimet paylaşım girişimiyle her şey çok açık olarak ortaya çıkar. Durum bu kadar açık iken bu konuda bir özeleştiri yapılmaz.  Yani yine emperyalistlerle birlikte olunmuş olur.

Sahte Solcuların bir büyük günahı da AKP’yi sınıfsal olarak tahlil edememeleridir. Bunlara göre, AKP, muhafazakârdır,  orta burjuvadır vb. gibi sıfatlarla isimlendirilir. Cumhuriyet yönetimi vatandaşların dinlerini yaşamasına izin vermemiştir, derler. Ortaçağcılara özgürlük isterler. Bu nedenle gerçek anlamda laikliği savunmazlar.

Kıvılcımlı Usta’mız, Tefeci Bezirgân Sınıfı, tarihsel gerçekliğiyle çok açık ortaya koymuştur. Bizler de her ortamda AKP’yi Ortaçağcı, Tefeci-Bezirgân Sınıfın temsilcisi olarak adlandırırız ve AB-D Emperyalistlerince proje partisi olarak kurdurulduğunu anlatırız. Sahte Solcuların bazıları,  geçmişte AKP’yi devrimci bir parti olarak bile nitelemiştir. 2010 Anayasa Referandumu’nda,  “yetmez ama evet” diyen Sahte Solcular,  yargıyı AKP iktidarına bağlayan referandumda da evet demişlerdir.  O dönemde HDP çevresi de “boykot” diyerek, aslında pratik olarak “evet” diyerek, bu Ortaçağcı AKP iktidarına dolayısıyla AB-D Emperyalistlerine destek olmuşlardır.

Tüm bu örnekler şunu gösteriyor: AB-D Emperyalistleri ülkemizde kendine solcuyum diyen pek çok siyasi hareketi esir almış durumundadır. BOP planı çerçevesinde; Irak, Libya, Suriye kan gölü haline getirilmiştir. Ülkemizde düşük yoğunluklu savaş ve sahte “çözüm süreçleri”yle Türk ve Kürt Halkları birbirinden ayrılması yolunda büyük adımlar atılmıştır.  Her şey AB-D Emperyalistlerinin kontrolünde gitmektedir.

Bu koşullar apaçık ortada iken biz diyoruz ki; “Katil AB-D Ortadoğu’dan defol diyemeyen her siyasi ya gafildir ya hain.”

Bizler böyle demekten devrimci ideolojimizin zorunlu gereği olarak vazgeçemeyiz, Fakat sahte solcularda bu yönde herhangi bir hareket de göremeyiz. Suriye’de AB-D Emperyalistlerinin desteğiyle Rojava’da devrim olduğunu bile söylerler. Emperyalizm işbirlikçisinden sol olursa, Sahte Sol olmuş olur.

Bu ülkenin gerçek devrimcileri, Hikmet Kıvılcımlı’nın öğrencileri biz Kurtuluş Partililer bu Sahte Solcuları her yerde deşifre ediyoruz ve edeceğiz. Bunların halkımızın kafasını bulandırmasına izin vermeyeceğiz. Ülkemizi AB-D Emperyalistlerinden kurtarmak, Demokratik Halk Devrimini gerçekleştirmek için başta İşçi Sınıfımız olmak üzere tüm halkımızı partimiz etrafında örgütleyeceğiz.

 

Kurtuluş Partili Bir Kamu Emekçisi