Vurgunculardan Mutlaka Hesap Sorulacak!
Av. Tacettin Çolak
Söze, HKP Önderi ve Kurucu Genel Başkan’ımız Nurullah Efe’nin veciz tespiti ile başlayalım:
“Bu AKP’giller kanunlarla çalışan normal bir sermaye partisi değildir. Amerikan devşirmesi, Amerikan yapımı, Amerikan hizmetkârı, çıkar amaçlı, mafyatik, Ortaçağcı bir suç örgütüdür.”
Sayın Başkan’ımızın bu tespiti, yaşanan her yeni olayda bir kez daha doğrulanıyor.
AKP iktidarı, 24 yıldan bu yana başta İşçi Sınıfımız ve Emeklilerimiz gelmek üzere, kamu çalışanlarımıza, köylümüze, esnafımıza ve değer yaratan her vatandaşımıza zulmediyor.
Devletin tüm kurum ve kuruluşlarına, kamu mallarına çöktüler.
Her yeri arpalığa çevirdiler.
Vurgun, soygun, talan almış başını gidiyor. Yaptıkları her özelleştirmeyle, verdikleri her ihale ile kamu malı aşırarak büyük haksız kazançlar elde ediyorlar. Tabiî özelleştirilen yerler de yerli-yabancı Parababalarına peşkeş çekiliyor.
Hayvan, çevre katliamları almış başını gidiyor.
Bu satırların kaleme alındığı günlerde yeni bir geriz daha patladı.
Fon vurgunu…
Bizzat AKP Genel Başkan Yardımcısı ve eski Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya ve eşinin de içinde olduğu organize işlerle 500 bin civarında insanın birikimini gasp ettiler.
Her düzeyden (en tepeden en alta kadar) AKP’giller’in içinde yer aldığı bu çete, 30 milyar doları bulan vurgunla kayıplara karıştı. Bakmayın alt düzeyde birkaç piyonun tutuklandığına…
Tıpkı AKP Erzurum Milletvekili Zehra Taşkesenlioğu, Ağabeyi Ali Fuat Taşkesenlioğlu ve eşi Ünsal Ban gibi onlar da yarın serbest bırakılırlar.
Bu kadın hakkında, birisi de Halkçı Hukukçular tarafından yapılan 213 Suç Duyurusu, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararlarla kapatıldı.
Zehra Taşkesenlioğlu’nun eşi THK (Türk Hava Kurumu) Üniversitesi Rektörü, ağabeyi de Sermaye Piyasası Kurulu Başkanı, idi. Eşi, THK Üniversitesindeki yolsuzluklar, vurgunlar ortaya çıkınca, yurtdışı yasağı olmasına rağmen kaçtı gitti.
Bu son soygunda da benzer durumların yaşanacağı kesindir.
Bunların sözde Sermaye Piyasası Kurulları var! (Bu kurulun üyelerinden birisi de Adalet bakanının hâkimlikten gelen eşidir.)
MASAK’ları var! Değil mi?
Vurgunun merkezindeki Tera fonu kapalıyken, tam dört yıl boyunca servetlerinin 524 kat artıran kişilerden ve bu kişilerin vurdukları paralardan, bu paraların hesaptan hesaba geçirilmesinden, yurt dışına çıkartılmasından bunların hiç haberleri olmuyor, öyle mi?
Bu tür vurgunlara açıktan ya da örtülü yol veriliyor. Soyguncular da cesaretleniyorlar.
İşte burada yazının girişindeki Nurullah Efe Başkan’ın tespitini tekrar hatırlamak gerekiyor.
Ne diyordu Başkan?
AKP kanunlarla çalışan normal bir sermaye partisi değildir. Çıkar amaçlı, mafyatik, bir suç örgütüdür.
Tespit ne kadar yerli yerinde, değil mi?
AKP’giller’in hepsi, kendisini hiçbir yasa ile bağlı görmüyor ve örgütlü, organize işler çeviriyorlar.
Her biri, bir kurumun başına getirilen bu güruh eliyle vurgun en baştan tabana kadar yayılıyor.
Aslan payı en tepelere giderken bu piyonlar da yemleniyor tabiî…
Hepsinin de ağzından; Allah, Peygamber, Kur’an, İnşallah, Maşallah, Allah utandırmasın gibi sözler hiç düşmez.
Yani Allah diye diye kamu mallarını aşırıyorlar. Yetim hakkı yiyorlar.
Bunlar, yaptıkları bu vurgun ve soyguna dinsel kılıf da buluyorlar.
Sözde Türkiye Cumhuriyeti Devletini fethettiklerini ve bu fetihten elde ettikleri ganimetleri kendilerine hak görüyorlar.
Bunu da Kur’an’a dayandırıyorlar.
Oysa Kur’an bile bunları yalanlar.
Hikmet Kıvılcımlı, Osmanlı’daki ganimet meselesini şöyle anlatır:
“Bedr Gazvesi’nde zafer Müslümanlarda kalıp da orada ele geçen değerlere sıra gelince, ilk ayrılık belirdi. Gençler: “Cengi biz ettik!”, yaşlılar: “Bozulsanız bize sığınacaktınız!” diyerek Ganimeti bir türlü paylaşamıyorlardı. Hz. Muhammed inandığı ve elçisi bulunduğu Allah önünde bu çıkar çekişmesine içerledi. Müslümanın Din uğruna ülkücül dövüşünü bekliyordu. “Müminler” (İnanmışlar) ise açıktan açığa Dünya malına kavuşma hırsıyla parlamışlardı. Bunun üzerine Kur’an’ı Kerim, Ganimet tamahıyla çekişen taze Müslümanlara şu keskin zılgıdı yaptı:
“Yes’elûne ke an’il Enfâl. Kûl: el Enfâl’ü lil Lâhi ver Resul Fe’ttekul Lahe ve Eslâhü zâte beyneküm ve etıy’ul Lahe ver Resul’hû: in küntüm Müminiym!” (Senden Ganimet soruyorlar. De ki: Ganimet TANRININ ve PEYGAMBERİNDİR. Eğer siz inanmış (mümin) iseniz Tanrıya Boyun eğiniz. İşi aranızda düzenleyiniz. Ve Allah ile Peygamberine itaat ediniz.)
“Bugün hâlâ -gözü kararmış vurguncu, derebeyi ezgici olmayan- her Mümin ve Müslüman, o Ganimet Sure’sinin en Birinci Ayet’ini bir, bir daha namusluca okuyup anlamaya çalışabilir. Kur’an ortadadır. Gelmiş geçmiş hiçbir zalim onun kılına dokunamamıştır. Müslümanca Savaş, hiç kimseye kişi olarak bir imtiyaz tanımaz. “İnne me’l müslimûne ihva-Hiç kuşku olmasın ki Müslümanlar kardeştirler.” Ama Emperyalist ajanlarının Müslümanlar içinde casus örgütü olarak parayla kurduğu “Müslüman kardeşler” değildirler. Herkesin karınca kaderince elbirliği ile kazanılmış herhangi zaferin nimetinden kimse aslan payı alamaz. Doğrusu hakkı da yoktur.” (H. Kıvılcımlı, Osmanlı Tarihinin Maddesi Cilt: II, s. 127, Derleniş Yayınları)
Gördüğümüz gibi, Kıvılcımlı aynı zamanda bugünü de anlatıyor.
Ne diyordu Nurullah Başkan AKP’yi tanımlarken?
“Amerikan devşirmesi, Amerikan yapımı, Amerikan hizmetkârı”…
Demek ki, “Emperyalist ajanlarının Müslümanlar içinde casus örgütü olarak parayla kurduğu” AKP’giller “Müslüman kardeşler” falan değildirler.
“Herkesin karınca kaderince elbirliği ile kazanılmış herhangi zaferin nimetinden (…) aslan payı alamaz”lar.
Kaldı ki, ortada herhangi bir savaşla elde edilmiş zaferleri de yoktur. Bunlar ABD Emperyalizmi tarafından projelendirilip iktidara getirilmiş, Birinci Kuvayimilliye’nin eseri Cumhuriyeti yıkmak için görevlendirilmiş yerli işbirlikçiler sürüsüdür.
Bunların herhangi bir “din uğruna ülkücül dövüşü” olmadığı gibi kendilerini “açıktan açığa Dünya malına kavuşma hırsıyla” paralamaktalar.
Ne vurursak kârdır mantığıyla gözlerini kararttılar.
Ancak böyle gitmez…
Gitmeyecek…
Bu devranın sonu gelecek ve bütün bu vurgunların hesabını verecekler.
HKP öncülüğünde kurulacak Demokratik Halk İktidarında, AKP’giller tarafından aşırılan tüm kamu malları geri alınacak.
Fon vurgunları ya da başka yollarla yurtdışına çıkardıkları paralar kendilerine herhangi bir mülkiyet hakkı vermez. Bu nedenle o paralar da kendilerinden kuruşuna kadar tahsil edilecek.
27 Eylül 2026
