Sınıf Savaşımını ve İşçi Sınıfının Tarihsel Misyonunu Bulanıklaştırma Çabasındaki En Sinsi Emperyalist Tezler (1): Giriş
Orhan Sur
Başını ABD Haydut Devletinin çektiği Emperyalist Cephe, bugün dünya halklarına sadece tanklarıyla, toplarıyla, gelişmiş füzeleriyle, savaş uçaklarıyla, gemileriyle; kısacası en sofistike şiddet araçlarıyla saldırmamaktadır. ABD-AB Emperyalistleri bir taraftan mazlum halkların zenginliklerini gasp etmek için katliamlar, soykırımlar yaparken diğer taraftan da ideolojik enstrümanlarıyla ve bu enstrümanların ürettiği ısmarlama-sahte argümanlarla insanların zihnini bulandırmakta, toplumun şaşmaz kanunlarını tersyüz etmeye çalışmaktadır.
Emperyalist Haydutların bu amaçla on yıllardır piyasaya sürdüğü en demagojik tezlerden biri; artık Emek-Sermaye Çelişkisi diye bir şey kalmadığı, İşçi Sınıfının başat rolünün, hatta varlığının artık ortadan kalktığı, Marksizmin temel tezlerinin yanlışlandığı ve artık “demode” hale geldiği yönündedir.
ABD-AB Emperyalistleri; ajanlaşmış sözde bilim insanlarının, araştırmacıların, toplumbilimcilerin, ekonomistlerin, kısacası otuz iki kısım tekmili birden burjuva ideologlarının bu yönde yayınlar yapması, kitaplar yazması, konferanslar-paneller düzenlemesi için kesenin ağzını sonuna kadar açmakta, bu tür etkinlikler için her türlü desteği sağlamaktadır. Emperyalist Haydutlar bu yolla “Sınıflı Toplum” gerçeğini perdelemeye, toplumların ileri adımlar atabilmesinin temel koşulu olan “Sınıflar Savaşı”nı gölgelemeye, unutturmaya, gereksiz hale gelmiş gibi göstermeye çalışmaktadır.
Tarih
Sınıflar Savaşından İbarettir
Oysa bildiğimiz gibi insanlık, yaklaşık 6 bin yıldır sosyal sınıflara parçalanmış toplum biçiminde yaşamaktadır. Bilimsel Sosyalizmin ölümsüz kurucuları Marks-Engels Ustalar, insanlığın bu 6 bin yıllık Sınıflı Toplum serüveninin, daha doğrusu faciasının son aşaması olan Kapitalist Toplum biçimini derinlikli bir şekilde çözümlemişler, niteliğini ve işleyiş mekanizmasını ortaya koymuşlar, bu “Ücretli Kölelik” düzeninden kurtuluşun ilk anahtarlarını vermişlerdir.
Bilindiği gibi Marks-Engels tarafından 1848 yılında yayımlanan “Komünist Manifesto”nun “Burjuvalar ve Proleterler” başlıklı birinci bölümünün ilk cümlesi şu şekildedir:
“Günümüze kadarki bütün toplumların tarihi, sınıf savaşımları tarihidir.” (Komünist Manifesto ve Komünizmin İlkeleri, Sol Yayınları, 9. Baskı, s. 116)
Manifesto’nun meşhur cümlesi Muzaffer Erdost tarafından dilimize gayet uygun bir şekilde çevrilmiştir zira cümlenin Almanca orijinali aşağıdaki gibidir:
“Die Geschichte aller bisherigen Gesellschaft ist die Geschichte von Klassenkämpfen.”
Aynı cümlenin, Friedrich Engels’le birlikte Samuel Moore tarafından 1888 yılında yapılan İngilizce çevirisi ise aşağıdaki gibidir:
“The history of all hitherto existing society is the history of class struggles.”
Cümlelerdeki italikler bize aittir ve görüldüğü gibi her üç dilde de “günümüze kadarki, şimdiye dek, bu zamana kadarki bütün-tüm” toplumların tarihi, “Sınıf Savaşımları Tarihi” olarak ifade edilmiştir. Almancada “aller” belirteci “tüm, her, bütün”; “bisherigen” sıfatı ise “şimdiye kadarki” anlamlarına gelmektedir. İngilizcede ise “all” belirteci yine “her, tüm, bütün”, “hitherto” zarfı “şimdiye kadar” anlamlarını taşımaktadır.
Kuşkusuz bu cümleleri okuyanlar, doğal olarak insanlık tarihinin her aşamasında sınıfların, dolayısıyla da sınıf savaşımlarının var olduğu sonucuna ulaşmaktadır. Bu sonuç ise İlkel Komünal Toplumların varlığını ve Tarihteki rolünü görmemeyi içermektedir.
Marks Usta’nın 1883’te Londra’da hayata gözlerini yummasının ardından 1888 yılında, yani Manifesto’nun ilk yayımlanışından tam 40 yıl sonra Friedrich Engels, işte bu karmaşayı ortadan kaldırmak için İngilizce baskıya ve 1890 tarihli Almanca baskıya aşağıdaki notu ekleme ihtiyacı duymuştur:
“Yani, bütün yazılı tarih. 1847’de, toplumun tarihöncesi, kaydedilmiş tarih-öncesinde varolmuş toplumsal örgütlenme henüz tamamıyla bilinmiyordu. O tarihten bu yana, Haxthausen, Rusya’da, topraktaki ortak mülkiyeti keşfetti. Maurer bunun, tarihte bütün Germen ırkların geldikleri toplumsal temel olduğunu tanıtladı, ve giderek köy topluluklarının Hindistan’dan İrlanda’ya kadar her yerde toplumun ilkel biçimi oldukları görüldü. Bu ilkel komünist toplumun iç örgütlenmesi tipik biçimiyle Morgan’ın gens’in gerçek niteliğini ve kabile ile olan ilişkisini ortaya koyan üstün keşfiyle açığa çıktı. Bu ilkel toplulukların çözülmeleriyle, toplumun farklı ve ensonu karşıt sınıflara bölünmesi başlar.” (age, s. 116)
Bilindiği gibi Engels Usta, Komünist Manifesto’ya eklediği notta dile getirdiği argümanları 1884 yılında “Ailenin, Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni” başlıklı anıt eserinde, Manifesto’nun ardından ortaya çıkan 36 yıllık veriler ışığında derinlemesine inceleyerek Tarihsel Materyalizme önemli katkılarda bulunmuştur.
Türkiye Devrimi’nin Önderi Hikmet Kıvılcımlı Usta ise Engels Usta’nın bıraktığı yerden konuyu incelemeye devam etmiş ve “Tarih Devrim Sosyalizm”, “Toplum Biçimlerinin Gelişimi”, “Komün Gücü”, “İlkel Sosyalizmden Kapitalizme İlk Geçiş: İngiltere”, “İlkel Sosyalizmden Kapitalizme Son Geçiş: Japonya” gibi orijinal anıt eserlerinde Marks-Engels Ustaların araştırmaya ömürlerinin yetmediği Antika Tarihin işleyiş kanunlarını zamanın verileri ışığında bütünüyle ortaya koyarak 6 bin yıllık Sınıflı Toplumlar Tarihinin fotoğrafını tamamlamış, bu yönüyle Gerçek Bilime yani Marksizm-Leninizme katkıda bulunmuştur.
Kısaca özetlemeye çalıştığımız gibi Bilimsel Sosyalizmin Ustaları; Tarihin biricik çözümleme-anlaşılma yöntemi olan Diyalektik ve Tarihsel Maddeci Yöntemi kullanarak ortaya koydukları, birbirlerini tamamlayan teorik çalışmalarıyla insanlığın 6 bin yıldır Sınıflı Toplum bataklığına mahkûm edildiğini hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya koymuşlardır.
Sosyal Sınıfları Yok Sayan Her Teori Gericidir
Yaklaşık 1 milyon 700 bin yıllık insanlık tarihinin 6 bin yıl gibi kısacık bir dönemini kapsayan bu süreç; egemen sınıfların ezilen sınıfları ezme, sömürme, aşağılama, insanlıktan çıkarma süreci olduğu gibi aynı zamanda yine egemenlerin karşıt sınıflar arasındaki savaşımı yokmuş, gereksizmiş gibi gösterme, bulanıklaştırma, çarpıtma, böylece aşağılık düzenlerini devam ettirme çabasından ibarettir.
İşte bu çabaya karşı ideolojik savaş vermek, Gerçek Devrimcilerin önemli görevlerinden biridir. Nitekim Büyük Devrimci Önder Hikmet Kıvılcımlı Usta, bir taraftan toplumların ilerleyiş kanunlarına ilişkin orijinal tezler ortaya koyup yukarıda da belirttiğimiz gibi Marksizm-Leninizme katkıda bulunurken, diğer taraftan da toplumu sınıf gözlüğüyle ele almayan “teori” kılıflı tüm safsataları kulağından tutup teşhir etmiş, topuna birden “Metafizik Sosyolojiler” adını vermiş, aynı başlıkla kaleme aldığı eserinde bu safsataları mahkûm etmiştir.
Kıvılcımlı Usta’nın konuyla ilgili dupduru ifadelerini hatırlatmakta yarar görüyoruz.
***
Bütün burjuva Sosyologlarının ortak talihsizlikleri şudur: canlı olayları metafizik metotla iğdiş etmeye yeltenirler. Rahat koltuklarında para ve ün sağlamak için, Marksizmi kötüleyici geviş getirmelere Sosyoloji adını takarlar. Kendi kuruntularını, sanki Tarihsel Maddecilik dünyada yokmuş gibi öne sürerler. Bunların hepsi metafizik mantıkla düşünüp davrandıkları için, yani diyalektik düşmanlığını benimsedikleri için, Burjuva Sosyoloji Okullarının topuna birden “Metafizik Sosyolojiler” adını vermek doğru olur.
Sosyal Bilim anlamına gelen gerçek Sosyolojiyi yani Tarihsel Maddeciliği burjuva Sosyolog uydurmalarından ayırmak, gerektir. Marksizm, başlıca çalışma aygıtı, olan “Diyalektik” metottan güç alır. Onun için, Tarihsel Maddeciliğe “Diyalektik Sosyoloji” adı da verilebilir. Bu ayrım, okurlara Tarihsel Maddeciliğin nasıl ve niçin doğduğunu daha iyi anlatır.
O zaman, şöyle bir ayrım yapmak yerinde olur. Tarihsel Maddecilik aşağı yukarı 19’uncu Yüzyıl ortasında doğdu. O tarihe dek sosyal olaylar ve kanunlar üzerine söylenmiş her düşünce, az çok tarafsız bir araştırma sayılabilir ve saygı ile ele alınabilir. Fakat Tarihsel Maddecilik gündüz gibi doğduktan sonra, hâlâ onu hiçe sayarak sahneye çıkan “Sosyoloji” tezleri, sırf bir düşmanlığın üstükapalı iddialarıdır.
O bakımdan, bütün burjuva ve küçükburjuva Sosyologları gözümüz önündedirler; bunlar “sırf bilim” yapmak gösterisine bayılırlar. “Sosyoloji” göklerinde Tanrısal düşünce kanatları açmış kutsal melâike yapınmalarını maskeleyebildikleri ölçüde aldatıcı olacaklarını pekiyi bilirler. Oysa hepsi de sırf Tarihsel Maddeciliği şu veya bu yanından çürütmek kaygısıyla Haçlılar Seferine çıkmış aylıklı askerlerdir. Onların korsan uçaklarını saklandıkları metafizik bulutları içinden diyalektik füzelerle birer birer düşürmek daha öğretici olur. (Hikmet Kıvılcımlı, Metafizik Sosyolojiler, Derleniş Yayınları, Üçüncü Baskı, Ekim 2016, s. 34-35)
***
Usta’mızın deyişiyle “sırf Tarihsel Maddeciliği şu veya bu yandan çürütmek kaygısıyla Haçlılar Seferine çıkmış aylıklı askerler” yani sosyal sınıflar gerçeğini ve sınıflar savaşını insanların bilincinden uzak tutmayı misyon edinmiş bilim insanı kılıklı şarlatanlar, günümüzde de mebzul miktarda bulunmaktadır.
Üstelik insanlık bugün, Lenin önderliğindeki Şanlı Ekim Devrimi üzerine inşa edilmiş olan Sovyetler Birliği ve müttefiklerinin, Sosyalist Kamp ülkelerinin birer birer hazin çöküşüne sahne olmuş, Tekelci Kapitalizmin yani Emperyalizmin yeryüzünün her köşesini talan ettiği bir dünyada yaşamaktadır. Dolayısıyla insanlık ne yazık ki ABD-AB Emperyalist Haydutlarının sadece askeri, ekonomik, siyasi saldırılarına değil, aynı zamanda ideolojik saldırılarına karşı da korunaksız kalmıştır.
Marksizm-Leninizme yönelik Soğuk Savaş yıllarında yoğunlaşan ideolojik saldırılar ne yazık ki günümüzde o kadar etkili olmaktadır ki, artık dünyanın dört bir tarafında olduğu gibi Türkiye’de de kendisini “sol”, “sosyalist”, “komünist” olarak tanımlayan kimi hareketler, siyasi partiler, sendikalar Marksizmin temel tezlerinden uzaklaşmışlardır. Acıdır ki bugün dünya çapındaki sol hareketlerin sözüm ona mücadelelerinde İşçi Sınıfı toplumsal mücadelenin özgücü olarak görülmemekte, İşçi Sınıfı mücadelesinin yerini kimliğe, etnisiteye, cinsiyete, çevre-hayvan haklarına vb. indirgenmiş, sürekliliği olmayan türedi akımlar almaktadır. İşte bu ihanetin, bu savrulmanın ideolojik arka planında emperyalist haydutlar tarafından fonlanan, dünya halklarına “teorisyen”, “ideolog”, “filozof”, “kanaat önderi” olarak yutturulmaya çalışılan “aylıklı askerler”in ürettiği demagojik ve sinsi tezler vardır.
“Sosyalizm Düşmanlığı İnsanlık Düşmanlığıdır”
Çabamız, HKP Genel Başkanı Nurullah Efe’nin deyişiyle “Bayır aşağı” giden dünyada emperyalist haydutların “Sınıflı Toplum” gerçeğini ve sınıflar savaşını unutturmaya yönelik ürettiği, kimileri doğrudan Marksizmi hedef alan, yok sayan, kimileri ise Marksizmin içini boşaltarak onu tahrif eden halk düşmanı güncel tezlerin en irilerini teşhir etmeye yöneliktir. Bizi bu çabaya motive eden temel gerçekliği, Türkiye Devrimi’nin Önderi Hikmet Kıvılcımlı’nın veciz anlatımıyla aktararak yazı dizimizin ilk bölümünü noktalayalım:
Sınıflar güreşini örtbas etmeye, yani varken yok saymaya yahut yasak etmeye kalkışmak nedir?
“Sınıflar güreşini insan bilincinden uzak tutmaktır. İnsan sınıfları arasındaki güreşi Hayvanlar arasındaki orman kanunlarıyla gütmeye girişmektir.
“Tersine, Modern toplumda özel teşebbüsçülüğün egemen olduğu kapitalist üretim yordamı yüzünden doğmuş Sınıflar Dövüşü’nü insanların bilincine çıkarmak: insanlar arasındaki bir sürü hayvanca tepişmeleri, İnsanca yapmak ölçülerini getirir. Buna Sosyalizm denir.
“Sosyalizm, 7 bin yıldır süregelen ve 6 bin 500 yıl boyuna doğarak sonra batmış Medeniyetlerin örneğinden ders almıştır. İnsanlar arasındaki Hayvanca savaşı insana yaraşır Bilince çıkarmıştır. Sınıflar savaşını Medeniyet kazançlarına ve toplum yaşantısına en az zarar verecek biçimlerde İnsanca Dövüş’e çevirmiştir. Sosyalizm insan topluluğu içinde en son kalıntılarıyla Hayvanlığı kaldırmaktır. O bakımdan, Sosyalizm düşmanlığı insanlık düşmanlığıdır. Sosyalizmi bile bile istememek, kapitalizmin bugünkü durumuyla toplumda Hayvanlığı sürdürmektir.” (Hikmet Kıvılcımlı, Genel Olarak Sosyal Sınıflar ve Partiler, Derleniş Yayınları, İkinci Baskı, Aralık 2015, s. 18)
13 Kasım 2025


