Tavşana kaç tazıya tut!

30.06.2015
A+
A-

Geçtiğimiz günlerde Tayyip gene höykürdü:

“(…) Bu tür ithamlarla Türkiye’yi yanı başında olup bitenlerin dışında bırakmaya zorlayarak bölgenin demografisini değiştirme operasyonunu tamamlamak istiyorlar. Buradan Türk milletine, dünyaya sesleniyorum. Suriye’nin kuzeyinde bir devlet kurulmasına asla müsaade etmeyeceğiz.”

İyi de hafız, bu durumu yaratanlardan biri de sen değil misin?

Amerikan oyununa çanak tutan sen değil misin?

Hatta hevesle başrol oyunculuğuna soyunan, kraldan çok kralcı olan sen değil misin?

Senin iktidara yeni geldiğin günlerde, 2003 yılında, o sıra ABD Dışişleri Bakanlığı Danışmanı, daha sonra Dışişşleri Bakanı olan Condoleezza Rice ne diyordu?

  1. Emperyalist Savaş sonrasında “ABD’nin Avrupa’da uzun vadeli değişikliklere kilitlendiğini”, ama “artık yeni bir bölgede uzun vadeli değişikliklere kilitlendiğini” ve bu bölgenin de 22 ülkenin yer aldığı Ortadoğu olduğunu vurguluyordu (Washington Post, Ağustos 2003).

Bu plan emperyalizmin Büyük Ortadoğu Projesi değil miydi ve sen de bu projenin Eşbaşkanı değil miydin?

Çalımla, böbürlenerek böyle diyordun.

Daha sonra Amerikan Silahlı Kuvvetler Dergisi’nde bu coğrafyanın yeni haritasını görmemiş olamazsın; burada bu haritanın hayata geçirilebilmesi için ortalığın hallaç pamuğu gibi atılacak olduğunu da sezmemiş olamazsın.

Bu haritada en büyük çapta değişiklik düşünülen toprak parçasının, Irak ve Suriye’nin yanı sıra Türkiye’yi de kapsayan (sonra tabiî İran’ı da) bir sınır değişikliği ile oluşturulacak “Free Kurdistan” olduğunu da mı görmedin?

“Arap Baharı” sonrasında  emperyalist saldırı Suriye’ye ulaşınca hemen ağababalarının gözüne girmek için komşumuz Suriye’ye olmadık kötülüğü yapan sen değil miydin?

O Suriye ki, İsrail’e karşı tek dik durabilen ülkeydi, buna rağmen…

Emperyalistlerin böl, parçala, yut politikasını bilmez misin?

Emperyalizmin bu amaçla her türlü etnik farklılığı, mezhep farklılıklarını, sosyal ve kültürel farklılıkları kullanarak halkları birbirine düşüreceğini bilmiyor muydun?

Sen de mezhep ayrılıklarını kışkırtarak (Alevileri dışlayarak) bu politikaya hizmet etmedin mi?

Bütün bunları bile bile, hatta göre göre, yaşayarak emperyalistlere yalakalık, uşaklık yapan, sadece bölge halklarını değil, kendi halkını da emperyalizme kurban eden sen değil miydin?

O halde bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu, hafız?

 

Emperyalist Taktikler

Emperyalizmin stratejisini gördük. Bu stratejiye varmak için çeşit çeşit taktikler kullanıyor emperyalizm. IŞİD ve Amerikancı Kürt Hareketi bunlardan ikisi.

IŞİD, bugün örgüt olarak adlandırmanın hafif kalacağı bir yapı. Devletiz diyorlar ve bir bakıma öyle de… Bugün kontrol ettiği bölge pek çok Avrupa ülkesinden, hatta Büyük Britanya’dan bile daha büyük. Bu topraklarda 6 milyon civarında nüfusu denetiminde tutuyor. Vergi topluyor, asker devşiriyor.

Yakın zamanda, ABD Emperyalizminin bölgedeki bu gelişmeleri tahmin ettiği bilgisi ortaya çıktı. Hürriyet’te Tolga Tanış, 30 Temmuz 2012 tarihinde hazırlanarak Beyaz Saray’a gönderilen bir askeri istihbarat raporundan dem vurdu:

“Suriye’de rejim ayakta kalacak.

“Gelişmeler bir vekalet savaşına doğru gidiyor: Rusya, Çin ve İran’ın desteğiyle rejim Tartus ve Lazkiye gibi kıyı bölgelerini kontrol ediyor. Muhalefet ise Türkiye sınırındaki bölgelere ilaveten Irak’ın Musul ve Enbar eyaletlerine komşu Hasaka ve Deyrozzor gibi doğu bölgelerini kontrol etmeye çalışıyor. Batı ve Körfez ülkeleriyle Türkiye de bu çabaları destekliyor.

“Suriye’nin doğusunda ilan edilmiş ya da edilmemiş Selefi bir yönetim (IŞİD doğudaki Rakka’da yaptı) ortaya çıkabilir. Bu da muhalefeti destekleyen güçlerin, Irak ve İran’daki Şii yayılmacılığının stratejik derinliği olarak düşünülen Suriye Rejimi’ni izole etmek için tam istedikleri bir şey.

“Bu da Irak El Kaidesi’ne (IŞİD) eski hücresi Musul ve Ramadi’ye dönmesi için ideal bir ortam yaratacaktır. Iraklı ve Suriyeli Sünniler ile Arap dünyasındaki geri kalan Sünniler arasında cihat için bir araya gelme konusunda bir momentum sağlayacaktır. Ayrıca Irak El Kaidesi, Irak ve Suriye’deki diğer terörist gruplarla oluşturduğu birlikle bir İslam Devleti de ilan edebilir.” (Hürriyet, 24 Mayıs 2015).

Ve bugün öngörülen gerçekleşti denebilir. IŞİD bugün koca bir devlet görünümünde.

Pekiyi bunun bir önemi var mı?

Var. Hem kendi belirttikleri gibi Esad güçlerini yıpratmakta, hem de daha önemlisi Kürt Hareketini güçlendirmekte rolü var.

Bu sayede bugün IŞİD ile Kürtlerin kesişme noktası neredeyse 900 kilometre uzunluğunda. Bu sürekli “IŞİD tehdidi” ile Kürt bölgeleri sürekli teyakkuzda tutularak Kürtlerin örgütlenmesi, silahlanması, eğitilmesi, moral kazanması, bütünleşmesi ve yönlendirilmesi hedefleniyor.

 

Musul’dan Kobani’ye, Kobani’den (Ayn El Arab) Tel Abyad’a ve “Biji Obama”!

ABD Emperyalizmi IŞİD’i hem Esad’ı düşürmek, hem de kendi Kürt politikasını hayata geçirmek için kullanıyordu. Dün IŞİD’i Kerkük-Musul yöresine yönlendirmiş, hem Barzani’yi, hem Amerikan Ordusunu kahraman yapmıştı. Daha sonra Kürt nüfusun çoğunlukta olduğu Kobani’ye yönlendirdi IŞİD’i. Kürt nüfusun çoğunlukta olduğu Kobani’yi (Ayn El Arab) kuşattı IŞİD. Kürt Sorunu’na Amerikancı “çözüm” için dönüm noktalarından biriydi, Kobani de… Sonra malum. Amerikan uçakları havadan, Barzani peşmergesi+YPG+PKK güçleri karadan IŞİD’i püskürttüler. Böylece hem Barzani, hem YPG, hem PKK moral kazandı; Kürt güçleri silahlandırıldı ve organize edildi; Kürt ulusal bilinci bilenerek ileriye hazırlandı. Kobani olayı ise neredeyse Stalingrad Zaferi ile eş tutuldu.

Bu hazırlık ürün vermeye başladı. YPG güçleri şimdi de (Haziran 2015), Ocak 2014’ten beri IŞİD’in elindeki Tel Abyad’ı aldı.  Tel Abyad, IŞİD’in merkez bellediği Rakka’nın başlıca ikmal yolu oluşundan önemli. Tayyipgil bu kanaldan IŞİD’i besliyordu. Hürriyet’te Tolga Tanış yazıyor:

“ Son iki yıldır Türkiye’ye her gittiğimde Şanlıurfa Akçakale’ye de geçiyorum.

“(…)

“Gümrükte bitmeyen kamyon trafiğini hiçbir zaman aklım almadı.

“Her seferinde aynı şeye tanık oldum.

“Çimentodan gıdaya, malzeme taşıyan kamyonlar Akçakale gümrüğüne geliyor…

“Malı gümrük bölgesine indiriyor…

“Suriye tarafından gelen başka bir kamyon da malı gümrükten teslim alıp Suriye’nin içine götürüyordu.

“Böylece sınır geçişi yapılmadan mal ticareti devam ettiriliyordu.

“Bunun karşılığında IŞİD sınıra bayrak çekmiyordu.

“Kör kör gözüm parmağına olmasın, Türkiye ‘rencide’ olmasın diye.

“Tel Abyad düşünce bu alışveriş de bitti.

“IŞİD, Tel Abyad’ın 100 km güneyindeki Rakka için en önemli lojistik kapısını kaybetti ve Suriye’deki momentum da ilk kez IŞİD aleyhine değişti.

“Bunun sonuçlarını birkaç hafta içinde göreceğiz.

“Lojistik desteğini kaybeden örgütün çatışmalardaki etkinliği de, belirgin biçimde düşecektir.

“Amerikalıların Türk tarafına uzun süredir söylediği, IŞİD’e katılmak isteyen yabancı savaşçılara karşı sınır kontrolü fiilen gerçekleşmiş oldu. Ancak bu da başlı başına dramatik bir gelişmedir. Tel Abyad’ın düşmesiyle Amerika ve Batı ülkelerinin Türkiye’den istedikleri sınır güvenliğini NATO ülkesi Türkiye değil, PKK uzantısı PYD sağlamış oldu  ” (Hürriyet, 21 Haziran 2015).

Tel Abyad’ın diğer önemi, Kobani’nin doğudaki Kürt bölgesi ile birleşmesi oldu. Şimdi sıra batıdaki Afrin ile birleştirmek.

Durum budur. Biji PYD, Biji PKK yani…

Öte yandan, IŞİD, ortalığı kasıp kavurarak örgütsüz insan yığınlarını yerinden yurdundan ediyor. Örgütlü güçlerse saldırıyı “püskürterek” kahraman oluyor ve haklı duruma geçiyorlar. Örgütsüz halk yığınları, özellikle Türkmenler, Ezidiler (Tabii Araplar da), gerek Kuzey Irak’ta, gerekse Kuzey Suriye’de topraklarına geri dönebilecekler mi, şüpheli.

 

Sonuç

Demek ki, IŞİD emperyalizm tarafından kullanılıyor. Bölgenin emperyalizmin güdümündeki diğer ülkeleri de kaçınılmaz olarak IŞİD ile düşüp kalkıyor.  Bunu Ortaçağcı olmasına rağmen emperyalizme kafa tutan İran yönetimi de gördü. Tabii emperyalizme kafa tutması sayesinde. Geçen yıl tam bu zamanlar İran Rehberlik Uzmanlar Meclisi Başkan Vekili Ayetullah Seyyid Muhammed Haşimi Şahrudi, Irak’ta IŞİD’in yaptıklarını görünce açıktan söylemişti: “IŞİD, bir yandan Amerika, İsrail’in ve diğer yandan Suudi Arabistan, Katar, Türkiye ve Kürtler partisinin piyonudur.” (odatv, 27.06.2014).

Emperyalizmin, kanlı IŞİD katliamlarını medyada ikide bir sansayonal şekilde göstermesi, kendini gizlemenin bir yolu. Güya IŞİD düşman! Böylece emperyalizmin IŞİD’i kullandığı gizleniyor, ABD güçleri ise kahraman oluyor (Biji Obama yani…)

Tel Abyad başarısı PYD-ABD ilişkilerini de sıkılaştırmış olsa gerek. Ortada güçlü bir ittifak var. Tolga Tanış, şöyle devam ediyor yazısında:

“(…) Benim konuştuğum bir Amerikan yetkilisi, özellikle Kobani’nin düşmesinden sonra PYD ile yürütülen ortak çalışmaların, IŞİD’den geri alınan yerleşim yerlerindeki bubi tuzakları ve mayınların temizlenmesi işine kadar uzandığını anlattı. Amerikalıların koordine ettiği, ismini verdikleri ama yazılmasını istemedikleri uluslararası bir örgüt üzerinden. Tel Abyad, PYD ve ABD arasındaki bu çalışmaların da devamını sağlayacak bir gelişme oldu.” (Hürriyet, 21 Haziran 2015).

Böyledir. Emperyalizme elini veren kolunu alamaz. Kürt Hareketi emperyalizmin güdümünde sürer gider.

Ancak emperyalizme güven olmaz. Bugün nasıl IŞİD’i hem besliyor, hem Kürdistan’ın kurulmasında ve Esad Yönetiminin yıpratılmasında kullanıyor, hem de yeri geldiğinde vuruyorsa, yarın da Kürt, Türk, Arap demeyip halkları birbirine kırdıracak veya yeri geldiğinde kendisi kıracaktır. Bunca kan döküldükten sonra, emperyalizm istemese bile Kürt, Türk Arap kanı dökülecektir. Ne yazık ki acı gerçek böyle…

Bu yüzden başta kardeş Kürt Halkının, bölge halklarının tehlikeyi görüp sağduyulu davranması şarttır.

Tayyip’e gelince… Suyu ısınmıştır.  Davidson ve Tayyip’in “Asla…”, “Kimse…” ile başlayan sözlerini artık kimse yemiyor. Tayyip’in yapacağı her türlü  emperyalist uşaklığı da kendisini kurtaramayacaktır. Artık her gün yeni bir belge çıkabilir. Haziran ayında ortaya çıkan bir belgede 11 Eylül 2012’de Libya’nın Bingazi kentinde Amerikan Büyükelçisi ve yanı sıra 3 Amerikalının öldürülmesiyle Tayyip desteği arasında ilişki kuruluyor. Tolga Tanış aktarıyor:

“Judicial Watch’ın edindiği belgeler arasında önemli bir doküman daha var.

“17 Mayıs 2012’de yine Amerikan askeri istihbaratı tarafından hazırlanmış bu belge. Ve Libya’nın doğusundaki kıyı kasabası Gara açıklarında şüpheli bir geminin seyrüsefer bilgileri paylaşılmış.

“Bingazi’den çıkıyor. Gece, uluslararası sularda kıyıya paralel doğuya doğru ilerliyor. Sonra Tobruk’a yakın Gara’da kıyıya yöneliyor. Karaya 2-3 km mesafede dört saat kalıyor.

“Sonra tekrar kuzeye doğru yol alıyor. Son dönem şüpheli rota izleyen benzer gemilerden biri, deniyor, yine Beyaz Saray’a da yollanan belgede.

“Peki gemi ne çıkıyor?

“Türkiye’den Bingazi’ye ‘çimento’ getirdiği söylenen bir yük gemisi.” (Hürriyet, 24 Mayıs 2015).

Ne diyelim? Yolcudur Abbas, bağlasan durmaz!

Tel Abyad düşmeden önce bölgedeki güçlerin ve etkinlik alanlarının durumu.