Tayyipgiller, NATO-ABD-PKK-Suriye ve Gerçekler… Onursuzluğun böylesi…

13.06.2022
A+
A-

M. Gürdal Çıngı

 

Bildiğimiz gibi, Türkiye’de ve Batı ülkelerindeki güncel konulardan biri, Rusya’yla Ukrayna arasında süren savaştan sonra NATO’ya üye olmak için başvuran İsveç ve Finlandiya ile ilgili.

NATO Anlaşmasına göre, ittifakın genişlemesi yani yeni üyelerin kabulü için tüm üye üyelerin onay vermesi gerekiyor. Türkiye dışında bütün üye ülkeler onay vereceklerini söylediler. Türkiye “şimdilik” onay vermiyor. Ve onay vermesi için NATO’ya (dolayısıyla ve esasında) ABD’ye ve İsveç-Finlandiya’ya bazı şartlar öne sürüyor.

Türkiye’nin görünürdeki şartları şunlar: İsveç ve Finlandiya’daki PKK ve yan kuruluşlarının faaliyetlerinin engellenmesi, bunların kamuoyu önünde kınanması, ayrıca Türkiye’nin Suriye ve Irak’ta PKK’ye yönelik politikalarının kabul edilmesi. Bazı AB ülkelerince uygulanan silah ambargosunun sonlandırılması.

Bunlar dile getirdikleri, görünürdeki talepleri Tayyipiller’in. Bir de kamuoyuna açıklamadıkları, el altından duyurdukları var:

‘Görünmez’ talepler

“Yetkililer, Türkiye’nin Finlandiya ve İsveç’in PKK’ya ilişkin tutumlarının ötesindeki konularda pazarlık yapmak istemediğini söylese de Ankara’nın NATO’yla bağları derin ve istek listesi uzun.

“Bloomberg’in aktardığına göre Türkiye, Rusya’dan S-400 füze savunma sistemleri satın aldıktan sonra men edildiği F-35 savaş uçağı programına yeniden dahil olmak istiyor.

“Ayrıca Ankara’nın ABD’den mevcut filosu için düzinelerce F-16 savaş uçağı satın almak için olağanüstü bir talebi var. Bunun yanında ABD’nin S-400 yaptırımlarını da kaldırmasını istiyor.” (https://www.diken.com.tr/yetkililer-yanitladi-turkiye-nato-isvec-ve-finlandiyadan-ne-istiyor/)

Başka hangi talepleri var Türkiye’nin?

“ABD’nin Suriye’de terör örgütlerine yardım etmesinden ve silah vermesinden Türkiye’nin rahatsızlık duyduğunu belirten Çavuşoğlu, bu durumun bir ulusal güvenlik meselesi olduğunu belirtti.” (https://odatv4.com/siyaset/abd-ye-f-16-yaniti-verildi-234721)

Tabiî, bir de içeride, başta ekonomi olmak üzere iyice sıkışan Tayyip, dışarıda (Suriye-Rojava’da) yapacağı harekâta izin istiyor. Yani her kapitalist ülkenin yapmaya çalıştığını; iç bozgunu dış zaferle kapatmayı hedefliyor. O yüzden günlerdir; “harekât yapacağız, harekât yapacağız”, diye söyleyip duruyor. Sağır Sultana bile duyuruyor bunu…

Bizim bu olayda özellikle konu etmek istediğimiz bir nokta şu:

Tayyipgiller’in “görünmez” talepleri olan; F-35 Programına tekrar dahil olma ve parasını peşin ödediğimiz halde zorbalıkla, haydutlukla verilmeyen F-35 uçaklarının yerine, F-16 uçaklarını talep ediyor olmamız. Ve bunun için de ABD’ye yalvar yakar olmamız.

İşte bunu kabul edemiyoruz. Adam seni Programdan kovuyor. Parasını peşin ödediğin uçakları vermiyor ve sen ısrarla tekrar o Programa dahil olma ve verilmeyen uçakların yerine, daha eski teknolojili uçakları almak için yalvar yakar oluyorsun… Ve şu an için F-16 uçaklarını alabilmeyi bir başarı olarak görüyorsun ve gösterme peşindesin.

Okuyalım 7 Nisan tarihli haberi:

“ABD’ye F-16 yanıtı verildi

“(…)

“ABD Dışişleri Bakanlığı, dün ABD Kongresi’ne Türkiye’ye F-16 tipi savaş uçağı satışının ABD çıkarlarına hizmet edeceğini belirten bir tavsiye mektubu göndererek, “F-16 satışı, ABD çıkarlarıyla uyumlu ve NATO’nun uzun vadeli planlarına hizmet edecektir” ifadelerini kullanmıştı.

“Türkiye’ye F-16 satışına yeşil ışık yakılmasına yönelik açıklamalarda bulunan Çavuşoğlu, F-16 ile ilgili müzakerelerin devam ettiğini, ABD’nin adımının olumlu olduğunu ve Mayıs ayında Washington’u ziyaret edeceğini belirterek şöyle konuştu:

“F-16 ile ilgili müzakereler devam ediyor ve olumlu bir şekilde seyrediyor. Kongreye gönderilen mektup önemli.

“(…).

“ABD KONGRESİ’NE GÖNDERİLEN MEKTUBUN İÇERİĞİ

“Mektupta, “F-16 satışı, ABD çıkarlarıyla uyumlu ve NATO’nun uzun vadeli planlarına hizmet edecektir” ifadelerine yer verilirken, aynı zamanda Türkiye’nin Ukrayna’ya olan desteği ve savunma bağları, “bölgedeki kötü niyetli hareketler için önemli bir caydırıcı” olarak nitelendirildi.

“Mektupta, “Biden yönetimi, Türkiye ile uygun ABD savunma ticaret bağlarının, ABD ulusal güvenliği, ekonomik ve ticari çıkarlarının yanı sıra, uzun vadeli NATO ittifakı birliği ve çıkarları için de gerekli olduğuna inanıyor. Türkiye-ABD ilişkileri gergin ama Türkiye S-400 alımından dolayı F-35 programından çıkartılarak gereken bedeli ödedi” ifadeleri kullanılarak, Dışişleri Bakanlığı’ndan önerilen F16 satışı için Kongre’nin onayının gerektiği belirtildi. Mektupta, ABD’den Türkiye’ye F16 satışı için herhangi bir güvence veya zaman çizelgesi sunulmadı.

“ABD-TÜRKİYE ARASINDA F-16 KRİZİ

“Geçtiğimiz yıl ekim ayında Türkiye, ABD’den 40 adet F-16 Savaş uçağı ve F-16’lar için 80 adet modernizasyon kiti satın almak için talepte bulunmuştu. Anlaşmanın sağlanabilmesi için ABD hükümetinde onay sürecinin sonuçlanması bekleniyordu.

“ABD, Türkiye’nin S-400’ler satın almasının ardından Türkiye’ye F-16 satılmasına ilişkin talep de yanıtsız kalmıştı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD Başkanı Joe Biden’la 10 Mart’ta yaptığı telefon görüşmesinde Türkiye’nin savunma sanayisine yönelik tüm “haksız” yaptırımları kaldırmanın zamanının geldiğini ve Türkiye’nin F-16’ları satın alma talebinin mümkün olan en kısa sürede sonuçlanmasını beklediğini söylemişti.” (https://odatv4.com/siyaset/abd-ye-f-16-yaniti-verildi-234721)

Mektuba bakın mektuba… Mektubun içeriğine bakın, verilen yanıtlara bakın ve gelin öfkelenmeyin…

Ama Tayyipgiller, yukarıda da söylediğimiz gibi bunu bir başarı olarak görüyorlar. ABD’nin tutumunu “olumlu” buluyorlar.

ABD Emperyalisti ne diyor?

Türkiye’ye “gereken bedel öde”tilmiş ve F-16 satışı ABD’nin çıkarınaymış!

Bunun neresi başarı be bre utanmazlar, bre arlanmazlar!

Ve sen hâlâ “pazarlık” peşindesin öyle mi?

Bak, Batılılar seni nasıl görüyor. Seni nasıl değerlendiriyor. Oku ve varsa utanma duygun, utan! Ama sende-sizde nerede o utanma duygusu… O utanma duygusu yok sende ve senin avanende Tayyip.

***

Avrupalı bakan, Erdoğan’a ‘Pazarcı’ demeye getirdi

17.05.2022

Lüksemburg Dışişleri Bakanı Asselborn, Türkiye’nin İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliğine itirazına ilişkin değerlendirmesinde, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ‘pazar zihniyetine’ sahip olduğunu ve ‘fiyatı yükseltmek’ istediğini belirtti.

Finlandiya’dan sonra İsveç de dün NATO üyeliği için resmen başvurma kararı aldı. Ancak NATO’ya yeni üye kabulü için ittifakın 30 üyesinin de onayı gerekiyor. Türkiye’yse bu iki ülkenin üyeliğine soğuk bakıyor.

Veto sorununun aşılması için Türkiye’ye diplomatik heyet göndereceklerini açıklayan İsveç ve Finlandiya’ya dün bir mesaj veren Erdoğan, “Bizi ikna etmeye mi gelecekler? Kusura bakmasınlar, yorulmasınlar” demişti.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalınsa Türkiye’nin NATO üyeliği konusunda ’kapıyı tamamen kapatmadığını’ söylemişti.

Bu tablo karşısında ‘kafasının karıştığını’ söyleyen Finlandiya Cumhurbaşkanı Sauli Niinisto, Erdoğan’ın üyelikle ilgili kendisine bir ay önce olumlu konuştuğunu söyledi.

Bu durum Batı basınında Erdoğan’ın ‘pazarlık’ için bu açıklamaları yaptığı yorumlarını getirdi.

Alman kanalı ZDF’de konuşan Lüksemburg Dışişleri Bakanı Asselborn’sa Türkiye’deki pazarların nasıl işlediğini herkesin bildiğini belirterek, “Erdoğan’ın zihniyeti bazen bunu andırıyor” diye konuştu.

DW Türkçe’nin haberine göre Erdoğan’ın İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliği konusundaki aleyhte tutumunun Kürt meselesiyle ilgili olduğu konusunda tereddütleri bulunduğunu belirten Asselborn, konunun daha çok ABD’den F-16’ların sevkiyatıyla ilgili olduğunu öne sürdü. Asselborn, “Erdoğan’ın fiyatı yükseltmeye ve F-16’ların sevk edilmesi için baskıyı artırmaya çalıştığını düşünüyorum” diyerek, bunun ‘tehlikeli bir oyun’ olduğunu belirtti.” (https://www.diken.com.tr/avrupali-bakan-erdogana-pazarci-demeye-getirdi/)

***

 

Gördüğümüz gibi, her şey açık. Batılı Emperyalistler seni küçümsüyor. Sana değer vermiyor. Çünkü sen, bir öyle bir böyle söylüyorsun. Bir ay önce olumlu konuşuyorsun, bir ay sonra olumsuz. Ama bu da seni Batılıların gözünde “Pazarlamacı” yapıyor.

Yapma Tayyip! Etme Tayyip! diyeceğiz ama faydası yok bunun. Biliyoruz bunu. Çünkü sen gerçekten öyle değil misin? Senin misyonun, senin görevin bu değil mi?

Bizzat sen Tayyip, demedin mi bundan yıllarca önce, 16 Ekim 2005’te; “Çünkü ben ülkemi adeta pazarlamakla mükellefim”, diye?

Söyledin. Ve hâlâ o görevi yapıyorsun şevk ve iştahla. Durmadan, dinlenmeden vatanı pazarlıyorsun…

Batılı Emperyalistler de bunu bildikleri, daha doğrusu sana bu görevi verdikleri için, görevin yerine getirileceğinden eminler. Zaten şu ana kadar da öyle davrandın. Bak, senin itirazların için ne diyor Almanya Dışişleri Bakanı, 17 Mayıs’ta:

“Alman bakan Erdoğan’ı ‘önemsemedi’: Finlandiya ve İsveç hızla NATO’ya katılır

“(…)

“Almanya’nın başkenti Berlin’de gazetecilere konuşan Baerbock şunları kaydetti: “Türk tarafıyla bazı önemli konular görüşülüyor, ancak Finlandiya ve İsveç’in hızla NATO’ya katılacaklarından eminim çünkü herkes bunun çok dramatik bir dönemde belirleyici, tarihi bir an olduğunun bilincinde” dedi.

“Bakan, başvuru ve tam üyelik arasındaki geçiş aşamasının uzun sürmesi halinde NATO’nun İsveç ve Finlandiya’ya güvenlik garantileri vereceğini aktardı.” (https://www.diken.com.tr/alman-bakan-erdogani-onemsemedi-finlandiya-ve-isvec-hizla-natoya-katilir/)

Yani, sen istediğin kadar “pazarlık” yapmaya çalış, biz gerekeni yaparız, diyor. Daha da ne desinler!..

 

PKK; Suriye’de-Irak’ta, ABD’dir-NATO’dur artık!

Onların “sahadaki ortağı”dır, “kara gücü”dür, “iyi çocukları”dır!

Gelelim bir diğer noktaya. “Görünmez” taleplerinizden birisi de ne?

“ABD’nin Suriye’de terör örgütlerine yardım etmesinden ve silah vermesinden Türkiye’nin rahatsızlık duyduğunu belirten Çavuşoğlu, bu durumun bir ulusal güvenlik meselesi olduğunu belirtti.” (https://odatv4.com/siyaset/abd-ye-f-16-yaniti-verildi-234721)

Yani, ABD şu ana kadar verdiği binlerce TIR’lık silahları, mühimmatı, askeri malzemeyi artık vermesin, tavır alsın PKK’ye ya da Suriye’deki adıyla DSG-PYD vb.lerine, öyle mi?

Çook beklersiniz… Okuyalım son haberleri ve görelim gerçekleri:

 

***

ABD ve BM üst düzey heyetlerinden Mazlum Kobani’ye ziyaret

16-03-2022

Haber Merkezi – Kobani ile ABD ve BM yetkilileri arasında gerçekleşen görüşmede, Rojava ile ABD liderliğindeki Uluslararası Koalisyon arasındaki iş birliğinin devam edeceğine vurgu yapıldı.

Demokratik Suriye Güçleri (DSG) Genel Komutanı Mazlum Kobani ile ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Ethan Goldrich, ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Irak İşlerinden Sorumlu Yardımcısı Jennifer Gavito, Birleşmiş Milletler (BM) Irak ve Suriye Dosyası Direktörü Zahra Bell ve ABD’nin Suriye Misyonu Başkan Yardımcısı Matthew Pearl’in yer aldığı heyet arasında bir görüşme gerçekleşti.

DSG Basın İrtibat Merkezi’nden yapılan açıklamada, görüşmede Rojava ile ABD liderliğindeki Uluslararası Koalisyon arasındaki iş birliğinin devam edeceğine vurgu yapıldı.

Öte yandan IŞİD’in Sina Hapishanesi’ndeki saldırısının ardından IŞİD’e karşı mücadele ve son gelişmelere ilişkin görüş alışverişinde bulunuldu.

Hapishaneyi yeniden kontrol altına alan ve IŞİD’in planlarını engelleyen DSG’yi takdir ettiği aktarıldı.

DSG’nin sitesinde yer alan habere göre iki taraf da halen IŞİD’in tüm bölge için halen tehlike teşkil ettiğine dair ortak görüş dile getirdi ve ayrıca bölgenin güvenliğini sağlamak için çeşitli alanlarda iş birliğinin güçlendirilmesi gerektiği vurgulandı.” (https://www.rudaw.net/turkish/kurdistan/1603202211)

***

ABD, Rojava’ya yatırım yapacak olan şirketleri yaptırımlardan muaf tutacak

12-05-2022

Haber Merkezi – ABD, Rojava’da, Suriye hükümetin kontrolü dışındaki bölgelerde, yabancı yatırımların yaptırımlara maruz kalmadan yapılmasına izin verecek.

Fas’ın Marakeş kentinde devam eden IŞİD’e Karşı Küresel Koalisyonun toplantısında konuşan ABD Dışişleri Bakanlığı Siyasi İşler Müsteşarı Büyükelçi Victoria Nuland, Washington’un, yatırım yapacak olan şirketleri ABD yaptırım kısıtlamalarından muaf tutan genel bir lisans çıkaracağını söyledi.

Victoria Nuland, “ABD, Suriye’de IŞİD’den kurtarılan rejim dışı bölgelerde özel ekonomik yatırım faaliyetlerini kolaylaştırmak için önümüzdeki birkaç gün içinde genel bir lisans çıkarma niyetinde” diye konuştu.

Kürtlerin omurgasını oluşturduğu Demokratik Suriye Güçleri (SDG), Rojava’da, ABD’nin de yardımıyla uzun süre IŞİD’e karşı savaştı ve Şam yönetiminin, merkeze devredilmesi gerektiğini iddia ettiği bazı bölgelerde kontrolü sağladı.

“Petrol için geçerli olamayacak”

Bu bölgeler, Suriye’nin sınırlı petrol rezervlerinden bazılarını, tarım arazilerini içeriyor.

Konuyu ABD’li yetkililerle kapsamlı bir şekilde tartışan bir diplomat, lisansın tarım ve yeniden inşa çalışmaları için geçerli olacağını, ancak petrol için geçerli olmayacağını söyledi.

Diplomat, Türkiye’nin ise, kontrol ettiği bölgedeki yatırımları da kapsadığı için ruhsata karşı çıkmayacağını söyledi.

Amerika Birleşik Devletleri, 2011’den bu yana devam eden savaşta hükümetin rolü nedeniyle Suriye’ye sert yaptırımlar uyguladı ve müttefiklerinin IŞİD’den kurtardığı alanlardaki faaliyetlerine finansal destek sağladı.

Geçen yıl bu bölgelerde 45 milyon dolar harcandığını söyleyen Nuland, Washington’un bu yıl Rojava’daki istikrar faaliyetleri için Koalisyon üyelerinden 350 milyon dolar toplamak istediğini söyledi.

Nuland, ABD’nin, Irak için de benzer bir miktar aradığını sözlerine ekledi.

Victoria Nuland, söz konusu bölgelere yatırım yapılmasının, IŞİD’in yeniden canlanmasını önlemek için gerekli olduğunu söyledi.” (https://www.rudaw.net/turkish/world/120520223)

***

Senin-sizin tepkiniz ne buna?

Önce senin tepkini okuyalım:

“Erdoğan’dan ABD’nin Rojava kararına tepki: Bu kabul edilemez!

“13-05-2022

“(…)

“Erdoğan, ABD’nin Rojava’yı yaptırımlardan muaf tutma kararının sorulması üzerine de şu değerlendirmede bulundu:

“Amerika’nın bu yanlışını kabullenmemiz mümkün değil. Zaten Amerika, maalesef son dönemlerde gelen yönetimlerin hepsi de PKK terör örgütüne karşı veya Suriye’deki, Suriye’nin kuzeyindeki tüm yapılanmalara karşı her türlü maddi destekleri vermiştir. Tırlarla buralara araç, gereç, mühimmat sevk etmiştir. Bunları bütün gelen yönetimlere söylememize rağmen, bunlar dinlenmemiş ve bu süreç aynen devam etmiştir. Şimdi de bu tür şeyleri duyuyoruz. Fakat şunu ben çok açık net söylüyorum ki eğer burada PKK’sı, YPG’si şusu busu vesaire kim olursa olsun… Şu anda Pençe Kilit Harekâtı’nı izlediniz. Irak’ın kuzeyinde ne yaptıysak, Suriye’nin kuzeyinde de bunların aynısını yapmaya devam edeceğiz. Ve bize düşman olan odaklarla örgütlerle arkalarında kim olursa olsun aynı kararlılıkla yolumuza devam edeceğiz. Olay budur.” (https://www.rudaw.net/turkish/middleeast/turkey/130520227)

Şimdi de Dışişleri Bakanın Çavuşoğlu’nun tepkisini okuyalım:

“Çavuşoğlu’ndan ABD’nin, Rojava’yı yaptırımların dışında tutma kararına tepki: İdlib’i de kapsamalı

“13-05-2022

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, ABD’nin, Rojava’ya yapılacak yatırımları yaptırımların dışında tutma kararını eleştirdi.

“İdlib bölgesinin de yaptırımlardan muaf tutulmasını isteyen Çavuşoğlu, “Uluslararası toplumun en fazla destek vermesi gereken yer İdlib. Çünkü orada yerinden edilen insanlar var. Bu bölgeye destek vermenin önünü açacak esnekliği gösteriyorlar mı, hayır. Niye burası dışarıda tutuluyor? Suriye’de 500 bin civarında Suriyeli, terörden arındırdığımız bölgelere yerleşti. PKK’yı YPG’yi meşrulaştırma çabası görüyoruz. Kimseyle istişare etmeden belli saiklerle alınmış karardır” ifadelerini kullandı.” (https://www.rudaw.net/turkish/middleeast/turkey/130520226)

Senin üfürmelerini, efelenmelerini bir yana bırakırsak, ki öyle yapmak gerekir, Bakanın asıl niyetinizi ve yalvarmanızı dile getiriyor.

Ne diyor?

İdlib bölgesi de yaptırımlardan muaf tutulmalıdır!

İşte olay bu!

İşte gerçek talebiniz bu!

Peki, sizin sözde düşman gördüğünüz PKK ne diyor ABD ve NATO’ya ilişkin daha iki gün önce, 4 Haziran’da yaptığı açıklamada?

“NATO’ya karşı savaşmıyoruz”

“Karayılan konuşmasında “NATO’ya karşı savaşmıyoruz, Amerika’ya karşı savaşmıyoruz. Türk soykırımına karşı savaşıyoruz” ifadelerini kullandı.” (https://www.rudaw.net/turkish/kurdistan/040620229)

Evet, onların gerçeği de bu işte!

Onlar, başlıkta da söylediğimiz gibiler artık. Onları, ABD’yi-NATO’yu düşman görmüyorlar. Dünyanın başhaydudu olarak görmüyorlar. Aksine özgürlük getirici olarak görüyorlar. Demokrasi getirici olarak görüyorlar.

Oysa ABD; Kahraman Gerilla Che’nin dediği gibi: İnsan soyunun başdüşmanıdır!

Dolayısıyla Tayyip, sizin ABD’den-NATO’dan PKK’ye karşı tavır almasını istemeniz boş, ham bir hayal. Hiçbir gerçekliği olmayan ve olmayacak bir hayal.

Kaldı ki, gördüğümüz gibi, ikiniz de aynı yolun yolcususunuz. İkiniz de Amerikancısınız, ikiniz de AB’cisiniz, ikiniz de NATO’cusunuz. Yok aslında birbirinizden farkınız… Aynı Efendiye hizmet edenlersiniz. Onun aşağılık çıkarlarını savunanlarsınız…

Tayyip!

Sen vatanı pazarlamakla mükellef ve görevli, ABD’nin BOP’unun Eşbaşkanı olan birisisin.

Sen asla bu vatanın çıkarları için çalışmazsın. Senin bütün politikaların, vatan satıcılığına dayanır. Ona hizmet eder. Sen bu ülkenin ve bu halkın çıkarlarının savunucusu değil, Batılı Emperyalistlerin savunucususun.

Seni onlar bir projeyle iktidara getirdikleri için, iktidardan da götürmemeleri için onların her dediğini yapmaya hazırsın. Şu ana kadar onlara hizmet ettin, bu andan sonra da onlara hizmet edersin.

Seni ancak toprak ıslah eder!