Temmuz yangınları: Daha ne kadar dayanabilir bir insan yüreği bu acımasız katliamlara, bu yangınlara! Dayanamaz, dayanamıyor!

08.08.2019
A+
A-
Temmuz yangınları: Daha ne kadar dayanabilir bir insan yüreği bu acımasız katliamlara, bu yangınlara! Dayanamaz, dayanamıyor!

Prof. Dr. Özler Çakır

Bundan tam 26 yıl önce, Temmuz’un ikisinde Sivas ilinin orta göbeğinde, tüm dünyanın gözleri önünde tutuşturuldu Madımak Oteli. 33 can saatlerce yükselen alevlerin ortasında, göz göre göre katledildi bir Temmuz sıcağında.  Hasret Gültekin’in o güzelim türküleri, Metin Altıok’un o güzelim dizeleri,  Menekşe ve Koray Kardeşlerin o güzelim gözleri, kara dumanların arasında sonsuzluğa yol aldılar. O günden beri, bizim yürek yangınımız hiç sönmedi.

Bundan 5 yıl önce, Temmuz’un onunda kaybettik Ali İsmail Korkmaz’ımızı. Şanlı Gezi Direnişi’miz sırasında Eskişehir’de yapılan eylemlerde,  acımasızca dövülerek katledildi Ali İsmail. İçindeki tüm insani duyguları ve güzellikleri dışa vuran,  kıpkırmızı bir gelinciği kokladığı o fotoğrafı hiç gitmedi gözlerimizin önünden; içimizi hem ısıtmaya, hem de yakmaya hep devam etti.

Hele hele 2019 Temmuz’u. Bir aya bu kadar yangın, bu kadar yürek yangını nasıl sığdı?

6 Temmuz, 2019. Aydın’ın Bozdoğan İlçesinde bulunan ve kayyum atanan Çobanlar Mermer’e ait ocakta, 47 yaşındaki mermer işçisi Erol Özdemir, çalıştığı sırada 8 metre yükseklikten aşağıya düşerek, hayatını kaybetti. Gazetelerin en ücra köşelerinde sıradan bir haber olarak yer aldı Erol Özdemir’in ölümü. Kim bilir haber bile yapılmayan kaç tane iş cinayeti oldu Temmuz ayında. Haber yapılmasa da bizim hep olduğunu bildiğimiz, yürek yangımız.

11 Temmuz, 2019, Muğla-Dalaman. 350 Hektarlık ormanlık alan kül oldu gitti. Alevler gökyüzünü kızartırken, ağaçların, kuşların, böceklerin, oraları evleri bilen tüm canlıların duyamadığımız ama atıldığından emin olduğumuz, çare olamadığımız canhıraş çığlıkları kulaklarımızı sağır etti. Yanan canlılarla birlikte, bizim de içimiz yandı gitti.

18 Temmuz, 2019, Mardin-Midyat. 35 yaşında bir sınıf öğretmeni Güler Adam. 12 yıl önce almış diplomasını. O da tam 12 yıldır ataması yapılmayan öğretmenlerden. En son girdiği KPSS’de de olumsuz sonuç alınca, daha fazla dayanamadı, onuruna yediremedi, son verdi yaşamına. Canına kıyan, kaçıncı ataması yapılmayan öğretmen olurken; bizim yüreğimiz bir kez, bir kez daha acıdı, yandı.

19 Temmuz, 2019. Gazetelerde, sosyal medyada ülkemizin cennet köşelerinden, oksijen ve su deposu olan Çanakkale Kaz Dağları’nda siyanürlü altın madeni projesi çerçevesinde 195 bin ağacın kesildiği haberi yer aldı. Kısacası Kaz Dağları da, AB-D Emperyalistlerine peşkeş çekiliyor. Bizim ise yüreğimiz sıkışıyor, yanıyor.

31 Temmuz 2019 tarihli gazetelerde, Türkiye’nin Maldivleri olarak adlandırılan Burdur’daki Salda Gölü ve çevresindeki 140 bin 496 metrekarelik alanın Millet Bahçesi yapılmak üzere ihaleye çıkarıldığını okuyoruz. Bir doğa harikası olan Salda Gölü’nün de bu proje ile hiç acımadan sonu hazırlanıyor. Yüreğimiz eziliyor, yanıyor; yanıyor ki ne yanıyor.

Doğayı, çevreyi, hayvanları, insanlarımızı hiç acımadan katleden; güzel olan, insanca olan her şeyi fütursuzca yağmalayan, yok edenler kimler? Yoksul, emekçi halkımızın tepesine çöreklenen, onların hayatlarını,  geleceklerini çalanlar kimler? Kim bu yangınları, yürek yangınlarını çıkaran insanlık düşmanları?

Tarihin en eski, en asalak, din alıp din satan Antika Tefeci-Bezirgân Sermaye Sınıfı ile onunla sarmaş dolan Modern Parababaları. Bunlar el birliği ile yakıyorlar ülkemizi. Hiç acımadan bunlar teslim ediyorlar vatanımızı AB-D Emperyalist canavarlarının ellerine.

Daha ne kadar dayanabilir bir insan yüreği bu acımasız katliamlara, bu yangınlara! Dayanamaz, dayanamıyor!

Gün bu yangınları, bu yürek yangınlarını, halkların, insanlığın ve doğanın kurtuluş meşalesine dönüştürme günüdür. Gün çoğalma, birleşme, halkın iktidarını kurma günüdür.