Türkiye, İdlib’deki Gözlem noktalarının bir kısmını boşalttı: Kaçınılmaz son, kaçınılamayacak son!

08.11.2020
A+
A-

M. Gürdal Çıngı

 Rus Askeri Polisi gözetiminde ve korumasında çekiliş

Aylardır, yıllardır yazıyoruz, söylüyor, anlatıyoruz ki; Türk Ordusu, Suriye’de İdlib bölgesinde kurduğu “Gözlem Noktaları”nı boşaltacak, geriye çekilecek, diye.

Sadece İdlib’den mi?

Değil elbette. Suriye’nin tümünden çekilecek. Bugün değilse yarın, yarın değilse öbür gün ama mutlaka çekilecek. Başka yolu yok. Başka seçenek yok.

Bu “Gözlem Noktaları”nın orada kalması eşyanın tabiatına aykırıydı. Ne askeri açıdan böyle bir olasılık vardı ne siyasi açıdan ne ekonomik ne de uluslararası hukuk açısından böyle bir olasılık vardı.

Ama Tayyipgiller, başta Reisleri olmak üzere bu çıkmaz yola girdiler. Girdiğimiz Suriye batağından belki de bu yolla kurtulabiliriz, dediler. Bize bir açılım sağlar, bir çıkış yolu getirir, dediler ama bunların hiçbirisinin gerçeklikle zerrece ilgisi yoktu. Sadece onların hayalhanesinde yaşattıklarıydı tüm bu girişimleri.

Rusya, İran ve Türkiye arasında 16 Eylül 2017 yılında Astana Mutabakatı oluşturuldu. Bu Mutabakatın dördüncü maddesine göre, “Güvenlik şeritlerinde ateşkes rejimine riayetin sağlanması için gözlem noktaları yer alacak”tı.

Gözlem noktalarının kurulacağı yerler; “İdlib vilayetinin yanı sıra bitişiğinde Halep’in batısı, Lazkiye’nin doğusu ve Hama’nın kuzeyinde muhalefetin kontrolü altındaki sınırlı bazı alanlar”dı.

“Bu amaçla İdlib bölgesinin iç çeperlerindeki şeritte Türkiye’nin 12 askeri gözlem noktası kurması kararlaştırıldı. Sınırın dış çeperlerinde ise Rusya 10, İran da 7 gözlem noktası kuracaktı.

“Türk Silahlı Kuvvetleri, İdlib’deki ilk gözlem noktasını, 13 Ekim 2017 tarihinde Afrin’in hemen güneyindeki Salva köyü civarında kurdu. Her biri küçük ölçekli birer askeri üs olan bu noktaların tesis edilmesi kademe kademe tamamlandı. En son 16 Mayıs 2018 tarihinde kurulan, İdlib’in batısındaki Cişr eş Şuğur kasabasının bitişiğinde İştabrak’taki 11 numaralı gözlem noktasıydı.” (https://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/sedat-ergin/idlibdeki-askeri-gozlem-noktalarinin-islevleri-donusuyor-41439062)

  1. Gözlem Noktası da, İdlib’in batısındaki 10 ve 11 nolu Gözlem Noktalarının yakınındaydı.

O zamanlar (2017’den 2019’a kadar); “İdlib’de yoğun hava bombardımanı yaşanır, sahada çatışmalar bütün şiddetiyle sürerken TSK unsurları İdlib içinde 12 gözlem noktası arasında sürekli hareket ediyor, lojistik destek, personel değişimi amacıyla konvoylar bu bölgeye girip çıkıyor ve hiçbir ciddi olumsuzluk yaşanmıyordu. Kuşkusuz Türk ve -Suriye tarafını da temsil eden- Rus askeri makamları arasında işleyen sürekli bilgi akışı ve yakın koordinasyon bu durumda kritik bir rol oynuyordu.” (agy)

Hatta “Erdoğan: Türkiye güvenli bölgede 12 gözlem noktası inşa edecek, rejim saldırırsa karşılık veririz” diye höykürüyordu bundan tam bir yıl önce, 18 Ekim 2019’da:

“Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nde yabancı basın mensuplarıyla bir araya geldi.

“Suriye’nin kuzeydoğusu konusunda ABD ile yapılan anlaşmanın ardından konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bu bölgede oluşturulması düşünülen ‘güvenli bölgede’ 12 ayrı noktada gözetleme noktası inşa edeceklerini söyledi. Erdoğan, Esad rejiminin yanlış bir harekette bulunması durumunda Türkiye’nin karşılık vereceğini de sözlerine ekledi.” (https://tr.euronews.com/2019/10/18/erdogan-turkiye-guvenli-bolgede-12-gozlem-noktas-insa-edecek-rejim-saldirirsa-karsilik-ver)

Ancak Suriye Ordusu önce Mayıs ayında, ardından Ekim ayında İdlib’e operasyon düzenledi. Bu operasyonlarda asıl hedef M4 ve M5 karayollarının kontrolünü yeniden ele almaktı. Bu operasyonlar sırasında Türkiye’ye ait iki gözlem noktası kuşatıldı.

Ardından Suriye Ordusu tarafından Aralık ayında başlatılan “İdlib Şafağı” operasyonu kapsamında, Suriye ordu kuvvetleri 6 Şubat günü Serakib kentine girdi. Üstelik de Türk Ordusu’nun karşı saldırılarına ve yoğun topçu ateşine rağmen buradaki Ortaçağcı çeteler daha fazla dayanamadılar ve bu toprakları terk ettiler. Böylece Serakib’deki 4 Gözlem Noktası kuşatılmış oldu dediğimiz gibi.

Evet, bu “Gözlem Noktaları”nı kurarken Rusya’nın onayıyla kurdular. Evet, Rusya bu “Gözlem Noktaları”nı korudu. Güvenliklerini sağladı ama nereye kadar?

İşte buraya kadar!

Daha ötesi yok!

Vatanı, ABD ve AB Emperyalistleri ve yerli işbirlikçileri aracılığıyla Ortaçağcı çeteler tarafından işgale uğramış bir ülkenin, ülkesini kurtarmak isteyen bir devletin yabancı güçlerin askerlerinin orada kalmasına izin vermesi mümkün müdür herhangi bir açıdan?

Hayır. Değildir. Ve de mümkün olmadı bir kez daha yaşadığımız gibi.

Peki Türkiye’nin bir dönem gözlem noktalarını geri çekmeyeceğini açıkladığı, hatta rejim güçlerine gözlem noktalarının gerisine çekilmesi ültimatomu verdiği günlerden bu sürece nasıl gelindi?

Türkiye’nin kurduğu “Gözlem Noktaları”nın bulunduğu bölgelerin büyük çoğunluğu, Şubat ayında Suriye Ordusu tarafından kurtarıldı ve tekrar vatan topraklarına katıldı. Egemenliği sağlandı. Ve bunun sonucu olarak 12 Gözlem noktasından 8’i Suriye Ordusu tarafından kuşatılmış oldu. Hiçbir bağlantıları kalmadı ordunun diğer birimleriyle. Ne karadan, ne havadan. Tümüyle kuşatıldılar. Buradaki Ortaçağcı çeteler sürülüp atıldılar Türkiye sınırına doğru.

Peki buradaki birlikler ihtiyaçlarını nasıl karşıladılar?

Suriye Ordusu’nun ve Rus Askeri Polisinin izin verdiği oranda gelen malzemeyle.

Şöyle yazdı Sputnik 10 Mart’ta:

“Rus askeri polisi, 13 Türk konvoyunun İdlib’deki gözlem noktalarına ulaşmasını sağladı” (https://sptnkne.ws/BCyv)

Sputnik 12 Mart’ta da yeni bilgiyi aktardı:

Rus askeri polisi 7 Türk konvoyunun İdlib’deki gözlem noktalarına ulaşmasını sağladı” (https://sptnkne.ws/BD6P)

Ve bu durum bugüne kadar böyle devam edip geldi. Yani Rus Askeri Polisi korumasında ve kontrolünde sağlandı malzeme akışı.

Ancak bir şartla olacaktı bu izin verme; ağır silahlarını çekecekti Türk Ordusu!

Ve de çekti. 11 Mart tarihli haber şöyleydi bu konuyla ilgili:

“Rusya: Türkiye ağır silahlarını İdlib’deki gözlem noktalarından çekiyor

“Rusya’nın resmi devlet haber ajansı Ria Novosti, Türkiye’nin Rusya’yla yapılan ateşkes çerçevesinde Suriye’deki gözlem noktalarından ağır silahlarını çekmeye başladığını bildirdi.

“Türk askeri kaynağına dayandırılan haberde, Türkiye’nin İdlib’deki gözlem noktalarındaki ağır silahlarını 5 Mart’taki mutabakat çerçevesinde aşama aşama geri çekmeye başladığı belirtiliyor.

“Türk Silahlı Kuvvet’lerine ait ağır silah ve birliklerin geri çekilmesinin Rusya’yla yapılan ateşkes mutabakatı kapsamında yapıldığı belirtiliyor.

“5 Mart Perşembe günü Moskova’da, Vladimir Putin ve Tayyip Erdoğan arasında Suriye’nin İdlib ilinde yaşanan şiddetli çatışmalarla ilgili yapılan görüşmeler sonucunda ortak bir mutabakat belgesi imzalanmış ve ateşkes kabul edilmişti.” (https://haberrus.ru/ramazan/2020/03/11/rusya-turkiye-agir-silahlarini-idlibdeki-gozlem-noktalarindan-cekiyor.html)

Yani Moskova Antlaşması’yla sıfırlattılar ve elini kolunu bağladılar Ruslar Tayyip’in. Sadece uzatmaları oynamasına izin verdiler. Bu kendileri açısından da o aşamada gerekliydi. Türkiye’yi de itmek, uzaklaştırmak istemiyorlardı. S-400 ve doğalgaz satışı vb. gibi kendi emperyalist çıkarlarına hizmet eden anlaşmaları da tehlikeye atmak istemediler kısacası…

Ancak Rusya; “artık yeter izin verdiğimiz”, dedi. “Anlaşmaya göre çekileceksiniz”, dedi. “Yoksa ben artık korumam”, dedi. “Malzeme akışına izin vermem”, dedi. Ve vermedi de:

“BBC Türkçe’ye konuşan bir Türk güvenlik yetkilisi sadece Morik’teki noktanın taşınmasının nedeniyle ilgili olarak, “Takviye ve ikmal yapmanın zorlaştığı bu nokta için askeri ve stratejik bir karar verilmesi gerekiyordu” dedi.

“Türk güvenlik yetkilisi ayrıca Ağustos 2019’dan beri Rusya’nın desteğiyle süren ikmal ve takviyenin zorlaştığı bilgisini verdi.

“Burada asıl soru, Rusya artık bunun için yardımcı olmuyor mu?

“Suriyeli muhalif bir savaşçının verdiği bilgiye göre, olmuyor. Bir haftadan uzun süredir gıda gibi temel lojistik desteğin Morik’teki gözlem noktasına erişimi sağlanamadığını belirten Suriyeli savaşçıya göre Ruslar, bu şekilde Türkiye üzerinde baskı kurmaya çalışıyor.

“Rusya’da yayın yapan Nezavisimaya gazetesi de, Rusya’nın Morik’teki dahil bazı gözlem noktalarına ikmali engellediği, bunun üzerine Türkiye’nin bu noktaları muhaliflerin olduğu bölgelere taşıma kararı aldığını yazdı.” (https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-54636805)

Ve böylece, Türkiye, Pazartesi sabahından başlayarak, önce İdlib’in güneyindeki Surman bölgesinde bulunan 8 Nolu, Hama’nın kuzeyindeki Morek yerleşiminde bulunan 9 Nolu (ki en büyük Gözlem Noktası idi) ve yine Hama’nın batısındaki Sir Mağar’da bulunan 10 Nolu Gözlem Noktasından geri çekilmeye başladı. Gözlem Noktalarının yanı sıra, kurduğu daha küçük çaptaki askeri “Mevzii Noktaları”nı da boşaltıyor Türkiye.

Çünkü, Rusya, kazanılan askeri başarıyı tümüyle kalıcılaştırmaya çalışıyor ve Gözlem Noktalarının boşaltılmasını istiyordu yapılan görüşmelerde sürekli olarak. Bu çerçevede 15-16 Eylül’de Ankara’da yapılan görüşmelerde de bu isteğini tekrarladı Rusya. Ancak Tayyip kabul etmedi o aşamada. Sahada hiçbir kabul edilebilirliği olmayan ve asla kabul edilemeyecek olan şartlar ileri sürdü Rusya’ya:

“Ankara, Eylül 2018’de Soçi’de varılan İdlib anlaşmasında belirlenen sınırlara geri dönülmesini ve M4 karayolunda yürütülen ortak devriyelerin, anlaşma yapıldığı dönem muhaliflerin kontrolünde olan M5 karayolunda da yapılmasını talep ediyordu.” (agy)

 

 

Oysa, Eylül 2018’de imzalanan “Soçi Mutabakatı” bitmişti artık. Sahada yeni dengeler vardı ve bu dengelere uygun anlaşma da Tayyip’in isteğiyle gerçekleşen 5 Mart 2020 “Moskova Antlaşması”yla hayata geçmişti. Tayyip, Rusya ve Suriye’nin sahadaki askeri başarısını, siyasi olarak da teyit etmek, kabul etmek zorunda kalmıştı o anlaşmayla.

Dolayısıyla, bu öneri, bu teklif, bu talep nasıl kabul edilebilirdi Rusya ve Suriye için!

Edilmedi de tabiî ki…

Ve Rusya, bu talebi kabul etmemekle kalmadı, el yükseltti üstelik:

“Libya’da da birbiriyle savaşan karşı tarafları destekleyen Ankara ve Moskova, Eylül sonrası da görüşmelere devam etti. Bu sırada Dağlık Karabağ’da da çatışmalar başladı ve burada da iki başkentin tutumu farklıydı.

“Bunun ardından Rusya, görüşmelere yakın bir Türk yetkiliye göre “Üç farklı sahadaki durumu dengelemek için” Türkiye’nin M4’ten de çekilmesini istedi.” (agy)

Türkiye önce bu talebi kabul etmedi. Bunun üzerine Rusya, Türkiye ile 15 Mart’tan bu yana süren ortak devriyelere de katılmadı. Ve sonuç:

“14 Ekim’de Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında, Dağlık Karabağ’daki çatışmalar başladıktan sonra yapılan ilk telefon görüşmesinden 5 gün sonra, Türk ordusu en güneydeki gözlem noktasından çekilmeye başladı.” (agy)

Ve yine kimin korumasında?

Rus Askeri Polisinin!

“Suriye’deki Türk askerleri, Rus askeri refakatinde bazı noktalardan geri çekiliyor

“20 Ekim 2020,

“HABERRUS – Türkiye, Suriye’nin kuzeyinde Şam’a bağlı ordu güçlerinin kontrolündeki bölgede kalan bazı gözlem noktalarını Rus ordu birliklerinin eşliğinde boşaltıyor.

“Rus Federal Devlet Haber ajansı RİAFAN, Rus askeri kaynaklara dayandırdığı haberinde, bazı bölgelerden geri çekilen Türk Silahlı Kuvvetlerinin tahliyesine Rus Ordusu’nun eşlik ettiğini bildiriyor.

“Hama ilindeki Murek gözlem noktasından ayrılan 37 araçlık Türk Silahlı Kuvvetlerinin konvoyuna Rus askeri polisler eşlik ediyor.

“Ankara, 18 Ekim’de Mürek’teki gözlem noktasının kaldırılmasına başladı. Tüm TSK’ya ait askeri personel ve teçhizat, İdlib vilayetindeki Jebel al-Zawiya dağlarındaki yeni bir gözlem noktasına taşınıyor.

“Türkiye toplamda Hama, İdlib ve Halep vilayetlerinde dört gözlem noktasını tasfiye edecek.

“Türk ordusunun Suriye Arap Ordusu tarafından kontrol edilen topraklarda bulunan İdlib ve Halep vilayetlerinde gözlem noktalarının da kaldırılmasını planladığı da biliniyor.

“(…)

“Mart ayında Rusya ile varılan ateşkes çerçevesinde İdlib’in güneyine konuşlanan gözlem noktalarının boşaltılması için Moskova’nın Ankara’ya baskı yaptığı yolunda haberler Rus medyasında yer almıştı.” (https://haberrus.ru/savunma/2020/10/20/suriyedeki-turk-askerleri-rus-askeri-refakatinde-bazi-noktalardan-geri-cekiliyor.html)

Ne onur kırıcı, ne acı bir durum bir ordu için…

Ve bir şey daha:

“Öte yandan Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’nden (SOHR) yapılan açıklamada TSK’nın gözlem noktası kurdukları arazinin kirasını ödemediği iddia edildi. Açıklamada Morek’de bulunan arazi sahibinin hâlâ, TSK’nin topraklarında bir gözlem noktası inşa edebilmesi için arabuluculuk yapan Feyleku’ş Şam grubundan kira bedelini talep ettiği belirtildi. Feyleku’ş Şam’ın yaklaşık 25 aydır kira ödemediği iddia edildi.” (https://turkish.aawsat.com/home/article/2573161/tsk-hama-k%C4%B1rsal%C4%B1ndaki-en-b%C3%BCy%C3%BCk-g%C3%B6zlem-noktas%C4%B1ndan-geri-%C3%A7ekiliyor)

Hani Tayyip “Gözlem Noktaları”na en ufak bir saldırı olursa gereğini yerine getiririz, diyordu? Boşaltılmayacaklar, diyordu?

O hadi asker değil, stratejiden ve taktikten anlamaz, diyelim.

Ya sözde Genelkurmay Başkanlığı yapmış H. Akar’a ne diyeceksiniz?

“Bir tek Gözlem Noktasını bile boşaltmamız söz konusu olamaz”, diyordu daha 11 Şubat tarihinde. Üstüne basa basa söylüyordu hani:

“Savunma Bakanı Hulusi Akar: İdlib’deki 12 gözlem noktasını hiçbir şekilde terk etmeyeceğiz

“Türkiye Savunma Bakanı Hulusi Akar, İdlib’te bulunan 12 gözlem noktasını hiçbir şekilde bırakmayacaklarını belirterek, Suriye’deki rejim güçlerinin Türk askerlerine yönelik yapılan saldırılara misliyle karşılık vereceklerini açıkladı.

“Akar, en az dört gözlem noktasıyla iki askeri stratejik noktanınsa Esad güçlerinin kontrolündeki bölgede kaldığını sözlerine ekledi.

“Associated Press’e konuşan Akar, “Bize yapılan her türlü saldırıya misliyle karşılık verme talimatını verdik. Rejim güçlerinin bu şartlar altında daha fazla saldırı yapacağını düşünmüyoruz. Hiçbir askeri personel ya da askerimizi geri çekmeyeceğiz. Suriye’deki görevimize devam edeceğiz.” diye konuştu.” (https://tr.euronews.com/2020/02/11/savunma-bakan-hulusi-akar-idlib-deki-12-gozlem-noktasini-hicbir-sekilde-terk-etmeyecegiz)

Peki ne oldu şimdi?

Niye şu an (22 Ekim saat 23.51) itibarıyla tıkınız çıkmıyor?

Niye Tayyip çıkıp, “yalan” bu haber demiyor? Diyemiyor?

Niye H. Akar sadece bakıyor?

Niye Bakanlarınız, Parti yetkilileriniz çıkıp; “yalan!” diyemiyor?

Çünkü bu gerçek!

Ve bu gerçeğe, yalanlarınızla gerekçe uyduramıyorsunuz?

Yandaş medyanız bu konuda hiçbir şey söylemiyor yine şu an itibarıyla.

Haberi önce Reuters Haber Ajansı duyurdu Pazartesi günü akşama doğru. Sonra Amerika’nın Sesi, BBC, Deutsche Welle (DW) Sputnik, Rudaw başta olmak üzere internet sitelerinde yer aldı haber. Ve fotoğraflarıyla verdiler haberi.

Ama bizim yandaş ya da merkez medya denilen ve tümü artık Tayyip’e bağlı çalışan medya kurumlarına dönüştürülen medya kaynaklarından tık çıkmadı. Üç maymunu oynadılar ve şu ana kadar da oynamaya devam ediyorlar.

Ne zamana kadar?

Ne kadar saklayacaklar bu haberi “hülooggcu”larından?

Ve ne diyecekler onlara? Nasıl bir kez daha kandıracaklar?

Haa onlar ki, Halkımızı Allah’la kandırdıkları yetmezmiş gibi, Allah’ı bile aldatmaya kalkıyorlar…

İblis’e, Şeytan’a pabucunu ters giydiriyorlar söyledikleri yalanlarla, yaptıkları üçkağıtlarla, oyunlarla, hilelerle, dümenlerle…

Ama nereye kadar?

Gerçeğin, bir gün ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır, denir hep.

İşte gerçek!

Ne yapacaksınız şimdi?

Niye öldü İdlib’de önce 7, sonra 33 Mehmetçik?

Ve hâlâ niye ölüyor birer ikişer İdlib’de?..

Ne günahları vardı o masum Mehmetçiklerin?

Ne günah işlemişlerdi onların anaları, babaları, eşleri, kardeşleri, çocukları?..

Niye o topraklarda hayatlarının baharında soldular, göçüp gittiler?..

Niye sizin çocuklarınız ölmüyor hiç?

Niye siz evlat acısı yaşamıyorsunuz?

Niye habire yoksul halkın evlatları ölüyor?

Çekileceğiniz baştan belliydi; öyleyse niye girdiniz? Nasıl öngöremediniz bu apaçık gerçeği?

Çünkü gözünüzü hırs ve düşmanlık bürümüştü.

Çünkü Emevi Camii’nde namaz kılıp, Halep’e Vali atayacaktınız.

Çünkü bir zamanlar “Kardeşten de öte” dediğiniz Beşşar Esad’ı devirip oraya size kul köle olacak, vatanına ve halkına ihanet etmiş üçüncü tür yaratıklar atayacaktınız.

Suriye’nin zenginliklerine el koyacaktınız.

Bölgede “oyun kurucu” olacaktınız sözde. Reisiniz Tayyip, İslam Ümmetinin lideri olacaktı. Racon kesecekti Ortadoğu’da.

Ve hepsinin üstünde, Efendiniz ABD’nin emirlerini yerine getirecektiniz iktidarda biraz daha kalabilmek, vurgununuzu, devranınızı biraz daha sürdürebilmek için…

Sözde karşı çıkıyor görünerek, Türkiye’nin bölünmesinin yolunu açacaktınız Amerikancı Kürt Hareketiyle birlikte… ABD’nin “Büyük Ortadoğu Projesi (BOP)”a bu yüzden Eşbaşkan oldunuz.

Ve bunların tümünü de yaptınız. Suriye’de, ABD’nin korumasında ve kollamasında, “Kürt Devletçiği” oluşuyor artık…

Konumuz bakımından, şunları bir kez daha söyleyelim ki, Gözlem noktalarının tamamı boşaltılacak. Türk Ordusu Suriye’den çekilecek. Bu kesin. Bu 2+2=4 matematiksel gerçeğidir…