Türkiye’de iki 1 Mayıs: 1 Mayıs’ın da Devrimcisi var, Sahtesi var!

19.05.2022
A+
A-

M. Gürdal Çıngı

Taksim Mücadelesi veren Halkın Kurtuluş Partililer

Maltepe Dolgu Çukurundan bir kare…

Biri; Onlarca yıldan bu yana Şehit kanlarıyla suladığımız İstanbul Taksim Alanı’ndaki kutlamaya odaklanmış, onu hedefleyen Devrimci 1 Mayıs,

Diğeri de; Devlet icazetli, sarı sendikacıların güdümündeki bilumum Sahte Solcuların ve Amerikancı Kürt Hareketinin kutladığı Maltepe Dolgu Alanı’ndaki Gerici 1 Mayıs.

Biri; HKP’nin yıllardır ısrarla, kararlılıkla, yiğitçe, militanca sürdürdüğü, Taksim Vatanı için verdiği Devrimci 1 Mayıs mücadelesi,

Diğeri; DİSK-KESK-TMMOB-TTB’nin düzenlediği ve Amerikancısından, Sevrci Soytarı Sahte Soluna kadar hepsinin (HDP’sinden TKP’sine, TİP’ine, EMEP’inden Partizan’ına, TÖP’ünden SYKP’sine, Halkevlerinden SODAP’ına kadar)  katıldığı Gerici 1 Mayıs.

Bir yanda, polisin her türlü baskısına, gözaltısına rağmen Taksim Alanı’nı, 1 Mayıs’ın meşru alan olarak gören ve mücadele eden HKP’liler,

Diğer tarafta açlığın, yoksulluğun, işsizliğin, pahalılığın, soygun ve zulmün hüküm sürdüğü ülkemizde bir piknik yapar gibi kutlanan 1 Mayıs…

2022 1 Mayıs’ı, bu gerçeği bir kez daha ortaya çıkardı…

Onlar bu yıl, göstermelik de olsa, 1 Mayıs’ı Taksim’de kutlamak için başvuru dahi yapmadılar.

Bir hırsızın, hırsızlık yaptığı yerden sessizce kaçması gibi, Taksim Vatanı’ndan, kaçtılar. Konu bile etmediler Taksim’i. “Alan Fetişizmine gerek yok” bile demediler. Böyle bir tartışma açmadılar, girmediler.

Aksine, çarşaf çarşaf, sayfa sayfa, o sosyal medya mecrasından bu sosyal medya mecrasına Maltepe güzellemesi yaptılar. “1 Mayıs’ta bizimle yürü, Maltepe’ye gel”, dediler.

Yaptıkları onca ajitasyona, propagandaya, örgütlenmeye rağmen 4 büyük İşçi-Kamu Çalışanı Konfederasyonunun, Mimar Mühendis ve Tabip Odalarının ve yukarıda bir kısmının adlarını saydığımız bilumum sahte solcuların toplayabildiği sayı sadece 20 bin oldu.

Taksim Vatanı mücadelesini, savaşını verenlerin sayısı da 100’e yaklaştı.

Gözaltına alınanların sayısı 200’e yakındı. Ancak bu 200’ün de büyük bir kısmı, ana kitlesiyle Maltepe’de olan, oraya gidenlerin, kitlelerinin Taksim’de 1 Mayıs kutlama isteklerini, heyecanlarını, özlemlerini sömürmek için 1-2 kişiyle yaptıkları korsan eylemlerde gözaltına alınanlardı.

Sadece ve tek başına (haklarını yemeyelim, bir de Umut-Sen’ciler) Halkın Kurtuluş Partisi ve onun ideolojik ve politik önderliğindeki Nakliyat-İş Sendikası 1 Mayıs’ta Taksim Mücadelesini başından sonuna kadar kararlılıkla savundular:

Bugünkü şartlarda sadece İstanbul’da ve sadece Taksim’de 1 Mayıs kutlanmalıdır, şiarıyla, anlayışıyla mücadele ettiler geçtiğimiz yıllarda ettikleri gibi…

Taksim için mücadeleden asla vazgeçmeyen, kararlılıkla, militanca, yiğitçe mücadele eden, 29 kişisiyle gözaltına alınan HKP’nin mücadelesi, Maltepe dolgu alanındaki 20 bin kişiden kat kat büyüktür. Çünkü Lenin Usta’nın da söylediği gibi: bazen 1 büyüktür 100’den.

Parababaları düzenine karşı yürütülen siyasi mücadele alanında, politik savaş içinde öyle anlar vardır ki, niceliğin hiçbir önemi olmaz. Sadece nitelik önemli olur.

İşte bu 1 Mayıs da, 2022 1 Mayıs’ı da bunun somut bir örneği olmuştur.

Burjuva medyasında, uluslararası medyada, Maltepe’de kutlanan 1 Mayıs’lar kısaca geçiştirilirken, diğer şehirlerdeki kutlamalardan söz bile edilmezken, Taksim için mücadele eden Gerçek Devrimcilerin verdiği mücadele yer almıştır.

Çünkü gerçeklik budur!

Halkın Kurtuluş Partisi’nin tek başına verdiği mücadele, sadece 1 Mayıs’larda mı ortaya çıkmaktadır?

Hayır, değil. Hayatın her alanında böyle olmaktadır:

Bir yanda HKP, diğer yanda Amerikancı Kürt Hareketi ve Sevrci Soytarı Sahte Sollar konumlanmaktadır.

İnsan Hakları Mücadelesinde bu böyle olmuştur. İHD içinde, İnsan Haklarına yaklaşım konusunda 2 farklı anlayış ortaya çıkmıştır.

Bir yanda “Herkese İnsan Hakkı” diyenler,

Diğer yanda “İnsan Hakları Mücadelesi Sınıfsaldır” diyen Kurtuluş Partililer.

Bir yanda, Birinci Kuvayimilliye Savaşı’mıza karşı çıkanlar, Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarını küçümseyen, yok sayanlar,

Diğer yanda Birinci Ulusal Kurtuluş Savaşı’na sahip çıkan ve onun önderlerinin mirasını savunan HKP’liler.

Bir yanda Ulusal Kurtuluş Savaşı’mıza kararlılıkla sahip çıkan Sovyetler Birliği’ni ve Lenin’i eleştirenler,

Diğer yanda Sovyetler Birliği’nin ve Önderi Lenin’in karşılıksız yardımlarını kararlılıkla sahiplenen Kurtuluş Partililer.

Bir yanda Laikliği önemsiz bulan, burjuva bir anlayış olarak gören Sevrci Soytarı Sahte Solcular, Amerikancı Kürt Hareketi,

Diğer yanda Laikliği kararlılıkla sahiplenen Kurtuluş Partililer.

Bir yanda “Ergenekon, Balyoz” vb. CIA operasyonlarını, Kontrgerilla’yla hesaplaşma olarak görüp, “sonuna kadar gidilsin” diyen yine bilumum yukarıda saydıklarımız

Diğer yanda; “tüm bunlar CIA Operasyonlarıdır. Türk Ordusu’nu, site bekçisi konumuna düşürüp, Batılı Emperyalistlerin taşeronu olarak kullanmak isteyenlerdir”, diyen Kurtuluş Partililer.

Bir yanda, Şanlı Gezi İsyanımızı arkadan hançerleyen; “Gezi’de darbeyi gördük. AKP istifa sloganı atılıyordu. Biz buna karşıydık, o yüzden aramıza mesafe koyduk”, diyen Selahattin Demirtaş ve onu yönlendiren Amerikancı Kürt Hareketi ve yandaşları,

Diğer yanda, Şanlı Gezi İsyanı’mıza sonuna kadar kararlılıkla, militanca sahip çıkan Kurtuluş Partililer.

Bir yanda, 2010 Anayasa Referandumunda “Yetmez Ama Evet” diyenler,

Diğer yanda “Hayır” diyen Kurtuluş Partililer.

Bir yanda, 2016 yılında “İstanbul’da gerçekleşen NATO Parlamenter Asamblesi 62’nci Genel Kurulu’nda, Alt Komite Başkan Yardımcılığına seçilen HDP Diyarbakır Milletvekili Ziya Pir”ler; geçtiğimiz ay, Adana’da İncirlik Üssü önünde göstermelik, “NATO’ya Hayır” eylemi yaptı yine HDP’sinden TKP’sine, TÖP’üne bilumum Sahte Solcular,

Diğer yanda kararlılıkla, ısrarla “NATO’ya Hayır!” diyen, temsilcileri ülkemize geldiğinde “Katil NATO Ülkemizden Defol” diyerek eylemler yapan Kurtuluş Partililer.

Bir yanda, ABD’den Suriye’de rol isteyen HDP’liler, PKK’liler ve çaycıları Sevrci Sahte Solcular; Suriye’de ABD’nin “temiz çocukları”, “kara gücü”, “sahadaki ortağı” PKK-PYD’liler ve onlarla birlikte davranan Sahte Solcular; Suriye petrolünü, tahılını ABD’yle birlikte çalan PKK-PYD-DSG’liler,

Diğer yanda kardeş Suriye Halkını ve lideri Beşşar Esad’ı Antiemperyalist mücadelesinde savunan Kurtuluş Partililer…

Daha fazla uzatmayalım. Gerekmez. Gerçekler gün gibi ortadadır.

Bugün Türkiye Devrimci mücadelesinde HKP bir yandadır, “devrimci”, “solcu”, “Marksist-Leninist” geçinen Sevrci Sahte Solcular bir yandadır.

Bütün bunlar tesadüf müdür? Ya da bizim abartımız mıdır?

Hayır! Zaten böyledir. Bermutat ikisinin ortası yoktur. Ya Marksist-Leninistsinizdir, devrimden yanasınızdır, Gerçek Devrimcisinizdir, ya da karşıdevrimcilerle şöyle ya da böyle işbirliği yapan, en azından onlara karşı gerçek bir mücadeleye girmeyen Sahte Devrimcisinizdir…

Eğer Marksist-Leninist Teoriyi ve Pratiği ülkenizin sınıf ilişki ve çelişkilerine, ekonomisine, politikasına, dinine, kültürüne; doğru, gerçekçi, objektif bir biçimde uygulayamazsanız, onu doğru kavrayıp ülkenizin somut şartlarının somut tahlilinden yola çıkmazsanız, çıkamazsanız, böyle savrulursunuz. Devrimcilik yaptığınızı sanırsınız. Ve size inananları da yanlış bir hatta sürüklersiniz. En son bu yılki 1 Mayıs’ta olduğu gibi…

Güneş balçıkla sıvanamaz.

Türkiye Devrimi’nin yolu, onlarca yıl süren kan kusturucu araştırmalar sonucunda oluşturulmuştur.

Dolayısıyla Türkiye’de gerçek devrimci mücadele, Hikmet Kıvılcımlı Usta’nın Teorik-Pratik yol göstericiliğinde ve onun çizdiği hatta HKP’liler tarafından verilmektedir ve Türkiye Devrimi, Kurtuluş Partililer’in öncülüğünde gerçekleştirilecektir.

Yoktur bundan başka yol!