Yunanistan zindanlarından ses geldi, bizdeki peşkeşçilerden tık yok!

04.06.2017
A+
A-

 

Bilindiği gibi, Yunanistan; 2004 yılından bu yana Ege Denizi’ndeki 18 adamızı ve bir kayalığı açıkça işgal etmiş ve bu işgalini ilhaka dönüştürmüş durumdadır.

Adamlar, bilinçli bir programla her geçen gün ilhakı boyutlandırmakta…

İlkin adalarımıza bayrak diktiler, yerleşime açtılar. Sonra asker çıkarttılar. Küçük askeri garnizonlar yaptılar ve buralarda mini törenler gerçekleştirdiler.

Adalarımızı turizme açtılar ve yıllardır buralardan turizm geliri elde etmekteler.

Örneğin; bugünlerde Bodrum’un hemen karşısındaki Keçi Adası turist kaynıyor. Keçi Adası, Yunanistan’ın işgal ettiği 18 adadan birisidir. Yunan haber sitesi kalymnos-news.gr’nin haberine göre adada yaz boyunca Yunan polisi görev yapıyor. Limanda gümrük ve pasaport işlemlerini yapıyor ve adanın plaj bölgesinde turistlerin güvenliğini sağlıyor.

Yine aynı haber sitesinden öğrendiğimize göre; Yunanistan, Muğla sınırlarımız içinde bulunan Koçbaba ve Ardıççık Adalarına da güneş ve rüzgâr enerji santrali kurmuş.

Yunanistan; işgal ettiği adaların dışında da boş durmuyor.

Bilindiği gibi, 1923 Lozan Antlaşması ile Ege’deki 14 adanın egemenliği İtalya’ya verildi. Bu adalar, (Türkiye’nin taraf olmadığı)  1947 Paris Antlaşması ile de Yunanistan’a devredildi. Bu antlaşmaya göre de Meis Adası dahil toplam 14 adanın askerden ve silahtan arındırılacağı yani “gayri askeri statüde” tutulacağı öngörülmektedir.

Oysa Yunanistan, Lozan ve Paris Antlaşmalarına aykırı bir şekilde bu adaların bir kısmında, (örneğin Midilli’de) seferberlik tatbikatı ve paraşüt tazeleme eğitimi yaptı. Şimdi de burnumuzun dibindeki (Antalya’nın Kaş ilçesinin 1,2 mil= (2.22 km) güneyinde bulunan) Meis Adası’na 30 Nisan 2017 Pazar günü, getirdiği “Amfitriti” adlı Denizaltısı ile meydan okudu. Denizaltı ile ilgili haber ve resimler kalymnos-news.gr ve Yunan Deniz Kuvvetleri Komutanlığı resmi internet sitesinde yayımlandı.

Ülkemizde her yıl Türk Deniz Kuvvetleri tarafından Denizkurdu Tatbikatı yapılmaktadır. Bu yılki tatbikat da 13 Mayıs 2017’de başladı. Tatbikatın bir bölümü Ege Denizi’nde, Türk karasuları, uluslararası sular ve hava sahasında gerçekleştirildi. Ancak Denizkurdu Tatbikatı devam ederken, Yunanistan da boş durmadı. Ege Denizi’nde, Türk karasuları ve Türk topraklarında atışlı tatbikat gerçekleştirdi. Yani Yunanistan Kara Kuvvetleri Komutanlığı tarafından Aydın Hurşit Adası’nda KERAVNOS 2017 Atışlı Tatbikatı icra edildi. Üç gün süreli tatbikatın 14 Mayıs 2017’deki son aşamasına Yunan ASDEN Adalar Komutanı Korgeneral Nikolaos Manolakos da katıldı. Tatbikatla ilgili haber ve fotoğraflar Yunan Kara Kuvvetleri Komutanlığı resmi internet sitesinde yayımlandı.

Dahası Yunanistan, düzenli askeri birliklerine ek olarak Aydın Hurşit Adası’na yerleştirdiği sivilleri de silahlandırdı. Silah, mühimmat ve üniforma ile donatılan sivil halk, Milis Askeri olarak eğitilmekte.

Görüldüğü gibi, adamlar hiç boş durmuyor. Ege Denizi’ni kendilerine ait bir göl gibi görüp, ona göre adımlar atmaktalar.

Peki, bizimkiler ne yapıyor?

Üç maymunu oynuyorlar.

Bu adaların Yunan askerine neden teslim edildiğini açıklamak bir yana, gayreaskeri statüdeki adalarda icra edilen seferberlik tatbikatı ve paraşüt eğitimleri için, işgal edilen ve turizme açılan Türk adalarının boşaltılması için Yunanistan’a neden nota vermediklerini ya da ne yaptıklarını halkımızla paylaşmamaktalar.

Yani ölü numarası yapıyorlar.

Uluslararası toplantılarda karşı karşıya geldiklerinde bile konuyu açamıyorlar.

Geçtiğimiz günlerde (13 Mayıs 2017’de), Kaçaksaraylı; Çin’in Başkenti Pekin’de görüştüğü Yunanistan Başbakanı Aleksis Çipras’tan, Yunanistan’a kaçan sekiz “Fetö”cü asker için “Lozan Antlaşması’nın harfiyen uygulanmasını” istemiş. Çipras da Yunan yargısının bağımsız olduğunu söylemiş. Görüldüğü gibi, Yunanistan yetkilileriyle işgal edilen adaları değil de Yunanistan’a kaçan “Fetö”cü askerleri konuşuyorlar.

Biz ise, hem Yunanistan’ın Ege’deki yayılmacı politikalarının uluslararası sözleşmelere aykırı olduğunu teşhir ediyoruz, hem de egemenlik haklarımıza sahip çıkmayarak işledikleri vatana ihanet suçundan dolayı AKP’giller hakkında işlem başlatılması için mücadele etmekteyiz.

Çeşme’de Didim’de Bodrum’da yaptığımız suç duyurularımız AKP’gillerin hukuk bürosuna dönüştürülmüş yargı tarafından maalesef incelenmemekte.

İlkin, dilekçelerimizi işleme koyarken bile korka korka hareket eden savcılar, artık işleme koydukları suç duyurularımız hakkında aceleyle takipsizlik kararı vermekteler. Yani her zaman karşımıza çıkan “susuş suikasti” ile sorunu adliye koridorlarında boğmak istemekteler.

Ancak adliye koridorlarının sağır boşluklarında yankısız bırakılmak istenen eylemlerimiz, Yunanistan cezaevlerinde haksız yere tutuklu bulunan ve bir kısmına da onlarca yıl hapis cezaları verilen insanlarımız tarafından sahiplenilmiştir. İnsanlar, gönderdikleri mesajlarla ülkemizin egemenlik haklarına sahip çıkmamıza ve dolayısıyla kendilerine verdiğimiz desteğe teşekkür etmekteler.

Çeşme’deki son Suç Duyurumuzdan sonra Yunanistan cezaevlerinde bulunan ve karasularımızda balık avlarken Yunanistan hücumbotları tarafından tutuklanan, “insan kaçakçılığı” yaptıkları gerekçesiyle 34 yıl cezaya çarptırılan bir vatandaşımız bakın ne diyor? (Cümle bozukluklarına, imla hatalarına dokunulmamıştır.)

“Sayin tacettin bey cesmede vermis oldugunuz mucadeleye cok sevindik cunku biz yunanista tutuklu bulunan turkler olarak birilerinin burada bulunan insanlari desteklemesinden dolayi yapmis oldugunuz sey bizleride kapsiyo cunku yunan polisi turk sularina kadar girip savunmasiz buldugu insanlari tutup adalara goturuyor bizim 3 metrelik 4 kisilik bir teknemiz vardi ve sabah 7 30 cesmeye bagli kara ada dibinde balik tutarken yunan polisi tarafindan  canimiza kast ederek teknemiz batirildi ve sakiz adasinda 11 ay sonra mahkeye cikarildik ve neticesinde 34 sene ceza aldik bizi alan bot polisinin cps kayitlarindan radar kayidina video kayit ciyazlarini dahi istedik  4 kisilik tekneyle 13 tane suriye uyruklu insan getirdigimizi soyleyip ceza verdier ailemiz kaymakamlik basta olmak uzere cesme savciligi sahil guvenligi ildir jandarma karakolu Avrupa insan haklarina kadar basvuru yaptik. ama burada seneye cikicak oldugumuz efetiyo mahkemesi yani temyiz mahkemesinden sonra turkiye biseyler yapabilecegini soyledi bizde sizler gibi kendi topraklarimizda cektigimiz eziyetin pedeli odensin istiyoruz ve bunun icin kanitlanmasi gerek olan ne varsa yapicaz gerekirse tekrar teknelere kameralar yerlestirip ayni yerde durucaz ve o polislerin bizi nasil taciz edip zorla alip goturdukerini kanitliycaz herkeze sizlere yapmis oldugunuz arkasinda durdugunuz icin size ve dava arkadaslariniza tesekkur ediyoruz   insallah en kisa surede istediklerimiz gerceklesir bu yunanin yaptiklari yanina  kar kalmasin.

“Bircok insan haklarindan ögutlerle konusuyoruz sesimizi duyurmak icin ama onlarinda verdigi cevaplar binlerce suc duyurusu var yunanistan hakkinda mahkemelerin sonuclanmasi seneler surer diyolar yani bunun bi baska yolu bulunmali dediginiz gibi burada inanin gercekten sucsuz insanlarda var dusunun ki biz bunlari soyluyoruz kimse bize inanmiyo diyolarki siz kacakcisiniz koca devlet salakmi bakin dediginiz gibi balikcilar olsun koskaca hulisi akarin botuna taciz de bulundular birtane turk kuru yūk gemisi atina limani aciklarinda beklerken fotograf cektigi icin muhbir ajan suclamisiyla getirildi boyle bi hukumet boyle bir devlet

“Insan haklarindan suriyelilerin umutlarindan bahsediyolar ama inanin bir cok suroyeli afgan pakistanli  bangladesli bir cok ulkeden tutuklu. binleece insan var tuttuklarini kaptanlik sucuyla iceri atiyolarlar hersey tamam turkler kacakci diyelim ya bu insanlar  adam 14 aydir ailesinin nerde oldugunu bilmiyor turkiyeden kacip geldigi gun tutup iceri atmislar ne bi haber ne bi iletisim. hic bir sey yok. Bizi gectim nu insanlarin göc etmekten. Baska daha buyul proglemleri var yunanistanda                       

“Sizinde basinizi agrittik ozurdileriz ama durumlarimiz bu ve daha bir cok olay var ama artik biz cikinca gerisi derdimiz baska insanlarin basi yanmasin millet tv lerde yunanistanin durumunu gorsun istiyoruz

“Tesekkur ederiz ilgiliniz icin ben tekrardan sizi rahatsiz edicem gorusme icin                       

“Tesekkur ederiz sagolun”

İşte vatandaşlarımızın hali pür melali.

İnsanlarımız, haksız ve hukuksuz bir şekilde Yunanistan zindanlarında tutulmaktalar. Üstünü üstlük onlarca yıl hapis cezalarına mahkum edilerek…

Bunun adı açıkça “Devlet Gemisi ile Deniz Haydutluğu”dur.

Yani Yunanistan, Ege’de Türk karasularında balıkçılık yapan Türk vatandaşlarını yakalayıp hapse atmakla bu suçun failidir. Bu fiil aynı zamanda Savaş Suçu kapsamındadır. Bodrum’dan yaptığımız Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) başvurumuzda da bu konuya dikkat çekilmişti.

Ayrıca, vatandaşımızın da belirttiği gibi, devlet ricali sorunlara duyarsızdır. Uluslararası Hukuktan kaynaklanan yetkilerini ve taleplerini dahi kullanmaktan acizdir.

Tabii, yukarıdaki satırlarda bir de Ortadoğu ve Asya ülkelerinin mazlum halklarının Avrupa’ya geçiş için kullandığı Yunanistan’daki dramlarını görmekteyiz. Bir kısmı Ege’nin serin sularında boğulan bu insanlardan kurtulanların da sahipsiz bir şekilde zindanlarda ömür tüketmekte olduklarını anlıyoruz.

Emperyalist haydutlar çıkarttıkları haksız savaşlarla, milyonlarca insanı katlettikleri yetmiyormuş gibi, bir o kadarını da yersiz yurtsuz bırakmakta, mülteci duruma düşürmektedir.

Bu nedenle, başta Ortadoğu olmak üzere dünyanın her yerindeki tüm kötülüklerin kaynağı emperyalizmdir. Ve emperyalizmden barış, özgürlük ve bağımsızlık beklemek ölü gözünden yaş ummakla eş anlamlıdır. Emperyalizme karşı olmak aynı zamanda bir insanlık görevidir.