AKP’nin Sivil Örümceği Tecavüzcü Ensar Vakfı’nın içyüzü ve destekçileri TÜRGEV, Eğitim Bir Sen

28.02.2017
A+
A-

AKP’nin çocuklarımızın eğitiminden sorumlu Milli Eğitim Bakanlığındaki rolü tartışılmaz. Her sene daha bir mesafe kat ediyor.

Hangi alanda?

Ortaçağcı İrticanın 4+4+4’lük eğitim sisteminde kök salmasında ve genç çocuklara tecavüzde.

Ensar Vakfı’nın neden AKP ile iç içe oluşunu kuruluşunda aramak gerekiyor.  Gazeteport’un 13 Mart 2016 tarihli yazısını okuyalım:

Bir Vakfın Anatomisi…

“Vakit, Ensar Olma Vakti

“Karaman’daki tecavüz skandalı ile adı gündeme gelen Ensar Vakfı RTE/AKP iktidarıyla yıldızı parlatılan vakıflardan. Bilal Erdoğan’ın TÜRGEV’inin de kardeş vakfı. Ensar Vakfı İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından kollanıyor ve maddi manevi de destekleniyor. Çünkü kurucuları arasında Belediye Başkanı Kadir Topbaş da var.

“Peki Kim bu Ensarcılar ve kurucuları kimlerdi? Şimdi Ensar kıyakları ile birlikte tarih tarih görelim…

“AKP Kadrosu

“Ensar Vakfı 1979 yılında kuruldu. Kurucusu 2011 yılına kadar başkanlığını da yapan Ahmet Şişman’dı. Ahmet Şişman bir dönem Yeni Şafak gazetesinin sahipliğini de yaptı. Ensar Vakfı kurucuları arasında İBB Başkanı Kadir Topbaş’ın yanı sıra Feyzullah Kıyıklık,  Aziz Torun ve Ömer Dinçer gibi isimler de bulunuyordu.

“Ensar Vakfı’nın Genel Başkanlığını AKP İstanbul İl Genel Meclisi üyesi İsmail Cenk Dilberoğlu yürütüyor.  Genel Başkan Yardımcılığı görevinde ise Abdullah Gül’ün damadı Mehmet Sarımermer var. Ensar Vakfının mütevelli heyeti üyeliğini de Ömer Dinçer’in oğlu ve Enerji Bakanı Taner Yıldız’ın damadı üstlendi. Mütevelli heyeti üyeleri arasında Feyzullah Kıyıklık, Ahmet Misbah Demircan, Hilmi Türkmen de var…

“Ensar Vakfı’nın RTE/AKP eliyle asıl yükseliş tarihi 2012 yılı. Çünkü Ensar Vakfı 16 Ağustos 2012 tarih ve Bakanlar Kurulu’nun 2012/3582 sayılı kararı ile Kamu yararına çalışan vakıf statüsüne alındı. Ensar Vakfı’nın kardeş vakfı TÜRGEV gibi yükselmesinin tarihleri de benzer. Gülen Cemaati ile araların bozulması sonrası bu iki vakıf özellikle eğitimde cemaat alternatifi olarak projelendirildi. Mütevazı vakıf şimdi Türkiye’nin en zengin vakıflarından ve toplantılarını Sheraton Otel’de yapıyor.”

İşte AKP’giller’in tecavüzcü Ensar Vakfı’na toz kondurmayışı ve her ortamda savunmasının temel nedeni budur. Çünkü Ensar Vakfı AKP’giller’den bağımsız değildir. Asansör cinayetinde işçi kanı döken Torunlar İnşaat’ın kurucusu Aziz Torun’un İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB)  ile ortaklığının nedeni de belli. Her ikisi de Ensar Vakfı’nın kurucularıdır.

AKP’giller’in damatları da, oğulları da irticai örgüt Ensar Vakfı’nın Mütevelli Heyeti üyeleridir. İçlerinde eski Bakan Ömer Dinçer de vardır. Zatı muhterem kurucudur.  Soma Katliamı’nda Soma’ya teknik yardımdan önce aileleri ikna etsin diye din adamlarını gönderen Taner Yıldız’ın damadı ve Ömer Dinçer’in oğlu da Mütevelli Heyetin üyeleridir.

1 Mayıs 2009 tarihli kabinede “Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı” olarak göreve başladı. Bu görevini 2011 yılında Ömer Çelik’e devreden Dinçer, o yıl Nimet Çubukçu’nun yerine “Milli Eğitim Bakanı” olarak göreve başladı. Lakin bu görevi de 2013 yılında Nabi Avcı’ya devretti.” (Enson Haber, 14.01.2015)

İşte Ensar Vakfı’nın eğitim sistemimiz ile iç içeliğinin sorumlusu bu intihalci Ömer Dinçer’dir. Ve “dindar ve kindar gençlik” yetiştirme görevi de Ensar Vakfı’nın kurucusu olan Ömer Dinçer’e 4 yıl emanet edildi. Ayrıca ne oldu biliyor musunuz?

16 Ağustos 2012 yılında Bakanlar Kurulu kararıyla “kamu yararına çalışan vakıf” rütbesine yükseltildi.  O kadar kamu yararına iş yaptı ki, Karaman’daki tecavüz olayları da herhalde kamu yararına yapıldı. İğrençlik ve pis ilişkiler AKP iktidarında kamu yararına yapıldı.

Bakın neler yapımış görelim:

Ensar Vakfı Ne istedi de verildi?

“Ensar Vakfı’nın tartışmalı bağışları için ilginç bir tarih var. 2009 yılında Ensar Vakfı’na ABD Ankara Büyükelçiliği 129 bin 400 dolar yardımda bulundu. Dönemin Başbakan Yardımcısı Hayati Yazıcı soru önergesine verdiği yanıtta bu bağışı doğruladı.

“Yıl 2013

“İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Ensar Vakfı’ndan 2013 yılında ihalesiz olarak 148 bin liralık kitap aldı.

“Ekim 2014

“17/25 Aralık Yolsuzluk ve Rüşvet Operasyonu döneminde Erdoğan’a ait olduği iddia edilen Urla Villaları’nın yanı başındaki Hazine’ye ait 20 milyon liralık arsa, Ensar Vakfı’na verildi.

“Temmuz 2015

“İBB tarafından Ensar Vakfı’na “Yurt amaçlı kullanılmak üzere Mecidiyeköy’de, Ataşehir İnönü Mahallesi’nde, Büyükçekmece Pınartepe’de, Avcılar Üniversite Mahallesi’nde, Kartal Orta ile Cevizli’de” olmak üzere 6 bina tahsis edildi.

“Eylül 2015

“İBB Başkanlığı yurt olarak kullanılmak üzere kiraladığı 9 binadan 4’ünü TÜRGEV’e, 2 tanesi Türkiye Gençlik Vakfı’na, birer tanesi de Ensar Vakfı, İstanbul Daru’l Fünun İlahiyat Vakfı ve Aziz Mahmud Hüdayi Vakfı’na verdi.

“Eylül 2015

“Maltepe’de bir bina İstanbul Büyükşehir tarafından Ensar Vakfı’na verildi

“Kasım 2015

“İBB Meclisi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile TÜRGEV, Ensar Vakfı, Aziz Mahmud Hüdayi Vakfı, Asitane Kültür Sanat ve Eğitim Vakfı ve İstanbul Daru’l Fünun İlahiyat Vakfı arasında protokol yapılmasına karar verdi.

“İBB Meclisi, ‘Orta ve yüksek öğrenim öğrenci yurtlarına ilişkin ortak hizmet projesi’ adı altında, 6 adet bina yurt olarak kullanılmak üzere TÜRGEV’e tahsis edildi. Aynı oturumda görüşülen protokollerle, Ensar Vakfı’na 7, Aziz Mahmud Hüdayi Vakfı’na 4, Asitane Kültür Sanat ve Eğitim Vakfı’na 1 ve İstanbul Daru’l Fünun İlahiyat Vakfı’na 1 olmak üzere toplam 19 bina bedelsiz tahsis edildi.

“Yıl 2015

“Gençlik ve Spor Bakanlığı 2015 yılında Ensar Vakfı’nın değişik şubelerine toplam 1.382.000 TL proje desteği verdi.

“2 Şubat 2016

“İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), Yenikapı’daki Langa Spor Tesisleri ile Çatalca’daki eski İl Özel İdare binasını Ensar Vakfı’na tahsis etti.

“Erdoğan Ensar’ın Şahidi

“Erdoğan 2015 yılında Ensar Vakfı’nın iftarına katılmış vakfı övmüştü. Erdoğan “İmam hatip nesli yetiştirilmesi için vakfın gayretlerinin en yakın şahidi olduğunu söyledi.

“Tayyip Erdoğan 27 Şubat 2016 tarihinde Ensar Vakfı’nın 37. Olağan Genel Kurulu’na katıldı. Burada yaptığı konuşmada İmam Hatip Okullarının bugüne gelmesinde Ensar Vakfı’nın gayret ve rolü olduğunun altını çizdi. Ayrıca dindar nesil yetiştireceğiz sözünü de hatırlattı ve “Ben hedefimi böyle belirlemişim.” dedi

“Emine Erdoğan da Ensarcı

“Emine Erdoğan da 26 Şubat’ta Ataşehir’deki Sheraton Otel’de, Ensar Vakfı tarafından düzenlenen ‘Ensar Gönüllüleri Buluşması’nda konuştu.”Artık yeni bir kavşaktayız. Türkiye’nin 90 yıllık enkazını kaldırdık. Fakat enkazın altından büyük meseleler çıktı” dedi.” (Gazeteport aynı haber)

İşte Fethullah Gülen’den boşalan mevziler Ensar Vakfı tarafından dolduruluyor. Hem de kimin para yardımı ile?

ABD Ankara Büyükelçiliği’nin. Yani CIA’nın.

İşte başlığımızda “Sivil Örümcek” isimlendirmesini bunun için yaptık.   Çünkü İmam Hatiplilerin yetiştirilmesi görevi bunun içindi. Tayyip Erdoğan, Ensar Vakfı’nı bundan sever. Çünkü gençlik için söylediğini unutmadık: “ Dindar ve Kindar Gençlik”.

Yiğit Gezi Direnişçilerini suçlayan, gençliğe söylemediğini bırakmayan Erdoğan,  Gezi’den ders çıkarıp Dindar ve Kindar Gençlik yetiştirilmesi emrini vermiştir. Ensar Vakfı’nın 37. Olağan Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada; “İmam Hatip Okullarının bugüne gelmesinde Ensar Vakfı’nın gayret ve rolü olduğunun altını çizdi. Ayrıca dindar nesil yetişterecğiz sözünü de hatırlattı ve “Ben hedefimi böyle belirlemişim.” dedi.”

Tabiî, “dindar gençlik” demektedir ama eksik söylüyor, çünkü söylediği ve istediği; “dindar ve kindar gençlik”tir.

Burada da İmam Hatip Gençliğini hazırlamaktadır. Bu nedenle Ensar Vakfı ile iç içedir. Bir zamanlar Fethullah Gülen’e her istediğini verenler, bugün de Ensar Vakfı’na her istediğini veriyor.  Çünkü AKP’nin Ensar Vakfı’ndan farkı yoktur. Ensar Vakfı’nın en yakın ittifakı da TÜRGEV Vakfı’dır. Yurt için binaları da TÜRGEV’e ve Ensar Vakfı’na veriyorlar. Gazete Port’un yazısında belirttiği gibi. Buradan çıkan sonuç açık ve nettir:  Ensar Vakfı= AKP= TÜRGEV = İBB.

AKP’giller İBB’den hazırladığı kadroları ile Ensar Vakfı’nı kurdurmuş, İBB sermayesi ile zenginliklerine zenginlik katmıştır. Şimdi de TÜRGEV’e ve Ensar Vakfı’na tüm nimetlerini aktarıp o kanalla dindar ve kindar gençliğin barınma sorununu çözmektedir.

En zengin vakıf haline gelen Ensar Vakfı, ABD Emperyalizminin Pentagon İslamı’nı gençliğe en iyi şekilde aktarmakla görevlidir ve görevini en iyi şekilde yapmaktadır.

Pentagon İslamı aynı şekilde eğitim kadrolarını da hazırlamakta ve “demokratikleşme programı” altında onları da doktrine etmektedir. Bu konuda da Ensar Vakfı’nın en yakın müttefiki olan Eğitim-Bir-Sen’de örgütlenen Ortaçağcı İrtica düşüncesini benimsemiş öğretmen kadrosuyla dindar gençliğin yetişmesinde rol almaktadır. O da AKP’giller’in eğitim kolundaki sivil örümceğidir. Görevini, Cumhuriyet Devrimi aleyhinde görüşlerini açıklayarak Ortaçağcı İrticanın görüşlerini legalize ederek yerine getirmektedir. Ensar Vakfı da Eğitim-Bir-Sen de bu ülkede gericiliği hâkim kılmak için kurulmuş örgütlerdir. Din kisvesi altında tecavüzcüleri bile barındırmakta beis görmeyenler bu örgütler, hem laik sistemi yıkmaya çalışıyor  hem de gençlerin geleceğini karartıyorlar. Bundan da utanmıyorlar. Görelim:

“ENSAR VAKFINDA BAKIN NELER OLDU?

“Bağlantılı yazı; http://nacikaptan.com/?p=36657cumhuriyet.com.tr

“13 Mart 2016 Pazar

“Karaman’da 45 erkek öğrenciye tecavüz iddiası. Karaman’da bir öğretmenin tarikat evlerinde en az 45 erkek öğrenciye tecavüz ettiği iddia edildi. Ensar Vakfı ve Karaman Anadolu İmam Hatip ve İmam Hatip Lisesi Mezunları ve Mensupları Derneği’ne (KAİMDER) yakın kişilerin kiraladığı evlerde kaldıkları öne sürülen 9 ve 10 yaşlarında bulunan öğrencilere tecavüz eden öğretmen ise tutuklandı.”

 Tecavüzcü öğretmenin örgütlü olduğu sendikanın hangisi olduğu ortadadır.

“NE DEDİLER?

“Tutuklanan öğretmen M. B.’nin üyesi olduğu ileri sürülen Memur-Sen’e bağlı Eğitim Bir-Sen Şubesi yetkilileri, olaydan büyük üzüntü duyduklarını, ancak bir kişi yüzünden camiaların suçlanmaması gerektiğini söylemekle yetindi.

 “Sosyal medyada adı geçen vakıf ve derneklerden Karaman Anadolu İmam Hatip ve İmam Hatip Lisesi Mezunları ve Mensupları Derneği’nin (KAİMDER) Başkanı Mehmet Sarı, kendilerine bağlı herhangi bir yurt ve ev olmadığını söyledi. Mehmet Sardı, “Adı geçen M. B.’nin bizde herhangi bir üyeliği ya da kaydı yoktur. Bizim yurt ya da evle işimiz yok. Biz imam hatip okullarıyla irtibatlıyız” dedi. “ (agy)

Ensar Vakfı’nın en yakın müttefiki  Eğitim Bir-Sen’dir. Tecavüzcüleri bünyesinde barındıran hem vakıf hem sendikadır.

“Öğretmen M. B.’nin bir dönem gönüllü görev aldığı Ensar Vakfı Karaman Şubesi yetkilisi Ali Bağcı, “M. B., bizim vakfımızda 2013 yılında 5 ay gönüllü olarak görev yapıp, öğrencilere kurs verdi. O dönemde herhangi bir şikayet ya da sorun duymadık” dedi. Öğretmen Muammer B.’nin Kayseri’de görev yaptığı dönemde Enderun Vakfı’nda da görevli olarak çalıştığı ileri sürüldü.” (agy)

Eğitim-Bir-Sen Ensar Vakfı’nın davetinde gerçek kimliğini aşağıdaki haberde net koyuyor. Hain görüşlerini şöyle açıklıyor:

“Eğitim-Bir-Sen ve Memur-Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu, “Demokrasi buhranlarını tetikleyen ve derinleştiren temel nedenlerden biri hiç şüphesiz ekonomik buhranlardır” dedi.

“Gündoğdu, Ensar Vakfı’nın her hafta düzenlediği ‘Ensar Buluşmaları’na konuk olarak “Türkiye’de Demokratikleşme ve Sivil Toplum Kuruluşları” konulu bir konferans verdi.

“Demokrasiye fazla mana yüklenilmemesini isteyen Gündoğdu, önemli olan konunun milli irade olduğunu ifade ederek, “Elbette çoğulcu ve katılımcı demokrasi ile sivil siyaset ve sivil toplum alanını genişleterek, kamu alanını devletin alanı olmaktan çıkararak herkesin alanı haline getirmek önemli ancak bunlar ülkemizdeki ve dünyadaki buhranları önlemek için tek başına yeterli değil. Demokrasi buhranlarını tetikleyen ve derinleştiren temel nedenlerden biri hiç şüphesiz ekonomik buhranlardır. Ekonomik buhranların temel nedeniyse, insanlara dayatılan üretmeden tüketme hastalığı, en önemlisi de adil paylaşım sorunudur. Dünyadaki üretilen katma değerin yüzde 90’ının yüzde 10’luk bir kesime dağıtılması, küresel adalet noktasında büyük bir buhran olduğunun en büyük göstergesidir” şeklinde konuştu.

“Gündoğdu, vesayetçi anlayışları da eleştirerek, şöyle devam etti: “Cumhuru,  göbeğini kaşıyan adam ilan edeceksiniz, vesayetçi anlayışınızı cumhuriyet olarak tatbik etmeye çalışacaksınız, bunun adına da demokrasi diyeceksiniz. Bunu kabul etmemiz mümkün değil.  Artık ezberlerinizi bozun. Aksi takdirde çağ dışı kalırsınız, kalmaya da devam edersiniz.”

“Gelişmiş ülkelerde her vatandaşın en az üç sivil toplum kuruluşuna üye olduğuna dikkat çeken Ahmet Gündoğdu, Türkiye’nin bu gelişimin gerisinde kaldığını söyledi. Anayasanın devletin nitelikleri bölümünde demokratik, laik, sosyal ve hukuk devleti tanımlamasında, laikliğin tanımının olmadığını hatırlatan Gündoğdu, “Laiklik kimin eline geçmişse dindarı dövmenin sopası olarak kullanılmıştır. Danıştay sopa olarak kullanılmıştır. Bu vesayetin tamamıyla son bulması gerekiyor” diye konuştu.

“Gündemdeki konulara da değinen Gündoğdu, şöyle konuştu: “17 Aralık operasyonunu tezgahlayanların, yolsuzluk iddia ve ithamlarının altına gizlediği, yetim hakkıyla kamufle etmeye çalıştığı sivil vesayet hedefi gün gibi ortaya çıkmıştır. 17 Aralık’la birlikte ortaya çıkan ‘Büyük Türkiye’ hedefini akamete uğratmaya dönük sivil vesayet çabası ve paralel devlet yapılanması, milleti ve devleti demokratikleşme, özgürleşme yolculuğundan döndürmemelidir. Yorulmadan, daha demokratik, daha özgür millet hedefine uzanmalıyız. 12 Eylül 2010 referandumuyla daha da netleştirdiğimiz yol haritasına sadık kalmalı, hukukun üstünlüğüne dayanan demokratik, sosyal ve hukuk devletini gerçek anlamda tesis etmeliyiz. Paralel devleti ve uzantılarını, yolsuzluk iddialarını hukukun evrensel kurallarına, adil yargılamaya ve bağımsız yargıya dair ilkelere sadık kalarak açığa kavuşturmalıyız. Ancak, kayıt dışı siyasete de göz yummamalıyız.”

“Konferansın sonunda, Ahmet Gündoğdu’ya, Ensar Vakfı Ankara Şube Başkanı Avukat Ercan Poyraz tarafından plaket verildi.”

Laiklik düşmanı Eğitim-Bir-Sen’e Ortaçağcı irticayı savunan Ensar Vakfı tarafından plaket veriliyor. Utanmaz adam kalkmış Danıştay’a dil uzatıyor; “Laiklik kimin eline geçmişse dindarı dövmenin sopası olarak kullanılmıştır. Danıştay sopa olarak kullanmıştır. Bu vesayetin tamamıyla son bulması gerekiyor” diyor.

Fethullahçılar, askeri vesayet, diyerek orduya operasyon düzenlerken, Eğitim-Bir-Sen Başkanı da Danıştayın vesayetinin tamamıyla son bulmasını istiyor. Yani yönetim her türlü denetimin dışında kalsın istiyor. İşte Laiklik düşmanı olan bu dördüncü yaratıklar içlerindeki kini böyle kusuyorlar.

“12 Eylül 2010 referandumuyla daha da netleştirdiğimiz yol haritasına sadık kalmalı” diyerek, hazırlıklarının, karşı çıktıkları “Paraleciler” dedikleri Fethullah Gülen’den, farklı olmadığını da ortaya koyuyor, Eğitim-Bir-Sen Başkanı.

Fethullah Gülen hangi talimatı vermişti referandum öncesi?

 “Gerekirse mezardan çıkarın oy kullandırın.”

Çünkü o zaman AKP ile Gülen ittifakı devam ediyordu. Ortak yol haritası çizilmişti. Askeri vesayet, hukuki vesayet ortadan kaldırılacaktı. Daha doğrusu, din devleti kurma işine taş koyabilecek kurumlar etkisizleştirilecekti. İşte yol haritası buydu!

Başardılar da. Hukuk bugün yerlerde. AKP’giller’in hukuk bürosu gibi çalışan mahkemeler yarattılar. Onurlu savcı ve hâkim büyüteçle aranır hale geldi. Ulusal çıkarlar, toplumsal çıkarlar, kamu savunuculuğu yapmak hayal oldu, bu gidişle suç olacak.

 

Eğitim-Bir-Sen’den Cumhuriyet düşmanlığı, Hilafet özlemi ile hedefleri

Şimdi vereceğimiz iki haber, “Laiklik elden gidiyor” dediğimiz zaman gülenlere, “Şeriat tehlikesi yoktur” diyen, şimdi de laiklik savunuculuğu yapanlara sunulur.

1. Haber, 6 Ocak 2017 tarihli Sözcü Gazetesi’nden:

“Hükümete yakın Eğitim-Bir-Sen’in önerisine bak!

“İnkilap ve Atatürkçülük dersi müfredattan çıksınmış”, başlıklı haberde:

“Karma eğitim fıtrata aykırı” diyen Eğitim Bir-Sen bu kez de Atatürkçülüğün müfredattan çıkarılmasını istedi. Milli eğitim politikalarında büyük rol oynayan hükümete yakın Memur Sen’e bağlı Eğitimciler Birliği Sendikası (Eğitim Bir-Sen) müfredat önerilerini açıkladı. 50 akademisyen ve 400 öğretmenin hazırladığı belirtilen raporun sunumunda, tek tipçi ve farklılıklara izin vermeyen bir eğitim anlayışı olarak “Kemalizm” adı altında “cumhuriyet elitleri, dini bağların güçlü olduğu ümmetçi bir toplumdan seküler bir Türk ulusu inşa etmeyi kendilerine hedef olarak tanımlamaktadır. Bunu gerçekleştirmek için din ifadesi anayasadan çıkarılmış, din dersleri, Arapça ve Farsça dersleri müfredattan çıkarılmış ve geçmişle bağı koparmak için alfabe değiştirilmiştir. Kemalizm, Cumhuriyet’in kuruluşundan günümüze eğitim sisteminin üzerindeki kurucu etkisini sürdürmüştür. Bu ideoloji devleti bireye önceleyen, farklılıklara izin vermeyen ve tek tipçi bir eğitim anlayışını dayatmaktadır.” denildi.

“(…) Raporda; “İnkılâp Tarihi ve Atatürkçülük dersi programlarında yer alan Atatürk ilkelerinden bazılarının günümüzde geçerliliği kalmadı” iddiasıysa “Bu yüzden derse ait kazanımlar günlük hayatta işe yaramayacağı düşüncesiyle öğrenciler tarafından yeterince dikkate alınmamaktadır.” denildi. Eğitim Bir-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, “Eğitim sistemi, bir yandan çoğulcu, demokratik, farklılıklara imkan tanıyan bir çerçeveye, diğer yandan da ortak bir kültür, millet ve vatan etrafında birleşmeyi sağlayacak şekilde yeniden kurgulanmalıdır. Bu çerçevede, eğitim sistemini düzenleyen en üst temel belge olan anayasadan başlanarak ilgili tüm mevzuat değiştirilmelidir” dedi.

“İşte o öneriler:

“15 Temmuz eğitim programlarında yer almalıdır.

“Talim Terbiye Kurulu yeniden yapılandırılmalıdır.

“İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük dersi ortaokul ve lise müfredatından çıkarılmalıdır.

“Din ve ahlak eğitimi birinci sınıftan itibaren verilmelidir. Başta tarih dersleri olmak üzere eğitim sistemi, kişiselleştirilmiş müfredattan ve ders kitaplarından arındırılmalıdır. Öğrencilerin Kuran’ı Türkçe sesle seslendiremedikleri için Kuran okuma öğretim programı yapılandırılmalıdır. Öğretim programları ve merkezi sınavlar arasında ahenk sağlanmalıdır. Haftalık ders saatleri azaltılmamalıdır.”

2. Haberi de yorumsuz olarak sunuyoruz, çünkü yorumu haberin aslında var.

6 Ocak 2017 tarihli Haber Ekspres Gazetesi’ndeki, “İmam hatip Müdürü: Hilafet 2024’te geri gelecek” başlıklı haber şöyle:

“Nevşehir Eğitim Bir-Sen Şube Başkan Yardımcısı ve Yunus Emre İmam Hatip Ortaokulu Müdürü İskender Çınar, Facebook hesabından “İlk laik şeytandır. Dünyada ne kadar hırsız, p… varsa laiktir. İfadelerinin yer aldığı paylaşımlar ortaya çıktı. Laikliğe küfreden müdür ayrıca, 2024’te hilafetin geri geleceğini belirterek “Nasıl dinsizleştirildik” başlığı altında cumhuriyetin kuruluş dönemindeki devrimleri hedef aldı. “Cumhuriyet’ten Ozan Çepni’nin haberine göre, Çınar, İstanbul saldırısının yaşandığı yılbaşı gecesinde “İlk laik Şeytan’dır. Allah var kabul ederim ama koyduğu kanunları kabul etmem demektir laiklik. Kâfirliktir laiklik. Dünyada ne kadar hırsız, p… varsa laiktir” ifadelerinin yer aldığı görselleri paylaştı.

“Hilafet çağrısı

“Çınar’ın ayrıca hesabından hilafet çağrıları yapması dikkat çekti. Medreselerin kapatılması, hilafetin kaldırılması, Arapça’nın yasaklanması, ezanın Türkçeleştirilmesi ve laiklik ilkesinin anayasaya girdiği yılları paylaşan Çınar,”2024’ de hilafet geri gelecek, diğerlerini söylemeye gerek bile yok.” yorumunda bulundu.”

1. Haberdeki aynı yazının altındaki bir başka haber.  Bu da güncel ve okullarda gelinen durumun sonucunu gösteriyor. Bu nedenle almamazlık edemedim:

“İlkokulda slogan  “ Zafer İslam’ın” başlıklı haberi kısaca verelim:

“İstanbul Ticaret Odası İlkokulu’nda hazırlanan 15 Temmuz köşesine “Ne yaparsanız yapın zafer İslam’ın” pankartı asıldı.”

İşte bu üç haber de Ensar Vakfı’nın müttefiki yandaş sendika Eğitim-Bir-Sen’in önerilerinde yer alan “köşeler”de neler yapıldığını ve laikliğin ortadan kaldırılması hedefinin ne olduğunu apaçık ortaya koymaktadır.

AKP’giller’in sivil örümcekleri Pentagon İslamı’nı hakim kılmaya çalışan bir anlayışı ülkeye hakim kılmakla görevlidirler.

Tabiî biz gerçek Sosyalistlerin görevi de bu sivil örümceklerin görüş ve eylemlerini açığa çıkartmak ve toplumumuzu Hilafet sevdalılarına karşı örgütlü mücadeleye çağırmaktır. HKP bu konudaki kararlı davranışını sürdürmektedir. Önemli olan HKP’nin görüşlerinin topluma benimsetilmesi ve HKP etrafında halklarımızın kenetlenmesini sağlamaktır. Çözüm Halkın İktidarıdır.

 

İzmir’den Bir Yoldaş