Biz daha çok para öderiz…

Neye mi?

Köprülere, tünellere, otoyollara…

Bildiğimiz gibi, AKP Hükümeti, kendilerinin deyişiyle “çılgın projeler” üretiyor. “Kanal”lar açıyor, tüneller, köprüler, otoyollar yapıyor. Havaalanları yapıyor.

Yapsın, ne var bunda, denecek. Ne iyi işte, gelişiyoruz, ulaşımımız kolaylaşıyor. Zamandan, yakıttan, kazanıyoruz; karbondioksit emisyonundan, kazalardan kurtuluyoruz.  Vb…

Ama ne yazık ki kazın ayağı öyle olmuyor.

İstanbul Boğazı’na, Birinci Köprüyü (Boğaziçi Köprüsü) yaptı AP Hükümeti 1970’li yıllarda, yetmedi. İkinci Köprü (Fatih Sultan Mehmet Köprüsü) yapıldı. Yetmedi, geçtiğimiz yıl Üçüncü Köprü (Yavuz Sultan Selim Köprüsü) yapıldı.

Dördüncüsüne sıranın gelmesi de çok uzak değil…

Yani köprüler tuzağına düştük, düşürüldük. Bir, iki, üç… gidiyoruz, Allah bilsin kaçıncıya kadar.

Yeni köprüler demek; yeni otoyollar demek, bağlantı yolları demek kaçınılmaz olarak.

Bu ise, İstanbul’un akciğerleri sayılan Kuzey-Güney ne yönde varsa orman alanlarının yok edilmesi, demek. Ekosistemin bozulması, demek. Havanın kirliliğinin artması, demek. Yağışların azalması, kuraklık, demek. Doğanın dengesinin bozulması, yaşam zincirinin kırılması, demek. Ve doğada ve çevrede ortaya çıkan bu tahribatların giderilememesi sonucu, insanların yaşam sürelerinin kısalması, hastalıkların artması, buna bağlı olarak sağlık giderlerinin artması, demek. Gelecek nesillerin doğadan ve çevreden kopması, demek. Vb. Vb…

Üstelik, merkezden uzaklaşıldıkça, yapılan otoyolların ve bağlantı yollarının şehir merkezine uzaklaşmasıyla kat edilen mesafelerin artması, yakıt, zaman, yedek parça, karbon emisyonunun artması, demek, yukarıda da bahsettiğimiz, yeni köprülerin, kanalların vs. yapılması için ortaya konulan demagojik gerekçelerin aksine.

Örneğin, geçtiğimiz yıl açılan Üçüncü Köprü, Yavuz Sultan Selim Köprüsü, şehir merkezine ulaşımı en az bir saat uzattı. Dolayısıyla saydığımız sakıncalar somutça ortaya çıktı.

Üstelik yapılan bu köprüler, tüneller, otoyollar, bağlantı yolları, havaalanı özel sektör tarafından yapılıyor; Yap-İşlet-Devret (YİD) yöntemiyle.

Bu yöntem ise, yerli yabancı Parababaları tarafından, konsorsiyumlar, ortaklıklar oluşturularak hayata geçiriliyor. Ve bu yöntemde, buraları yapan şirketlere, konsorsiyumlara projeleri hayata geçirmek için bankalardan aldıkları kredilerin geri ödenmesi için “devlet garantileri”, “araç geçiş garantileri” veriliyor, verilen başka garantilerin yanı sıra…

Bunun somut sonuçları ne mi?

Son bir örnek üzerinden görelim. 30 Ocak günkü Hürriyet Gazetesi’nde, Vahap Munyar imzalı bir haber vardı. Şöyleydi:

“AVRASYA’YA 123 milyon lira

“(…)

“Avrasya Tüneli’ne yıllık 25.6 milyon araç geçişi garantisi verilmişti, geçen yıl bu sayının 10 milyon altında kalındı. Bu 10 milyonluk farkı devlet ödeyecek. AVRASYA Tüneli İşletme İnşaat ve Yatırım AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Başar Arıoğlu devletten 123 milyon lira alacaklarını söyledi.”

İşte size somut gerçeklik.

Avrasya Tüneli böyle de, Üçüncü Köprü ve Osmangazi Köprüsü farklı mı?

Hayır. Onlarda da durum aynı. Onlar da verilen araç geçiş garantisini sağlayamıyor.

Niye?

Çünkü çok pahalılar ve mesafeleri çok uzatıyorlar. Özellikle Üçüncü köprü. Bunları daha önce yazdığımız için uzatmak istemiyoruz.

Yani devletin kasasından, esasta ise bizim cebimizden 123 milyon lira yok yere yerli yabancı Parababalarına aktarılacak.

Vahap Munyar, AVRASYA Tüneli İşletme İnşaat ve Yatırım AŞ’nin (ATAŞ) Yönetim Kurulu Başkanı Başar Arıoğlu ile bir röportaj yapıyor.

Vahap Munyar’ın sorularına verdiği cevapların bir kısmı şöyle Başar Arıoğlu’nun:

“- Bu yılın sonuna doğru garanti rakamını yakalarız. 2019’dan itibaren devletin bize fark ödemesi biter.”

Yani, en azından bir yıl daha yerli yabancı Parababasına para ödemeye devam…

Peki, “araç geçiş garanti” rakamı aşıldığında ne olacak? Artan araçlardan alınan para ne olacak?

“Ayrıca, garantiyi aşan gelirin yüzde 30’unu devlete ödeyeceğiz.”

Yani bu paranın da aslan payı, yüzde 70’i yerli-yabancı Parababasının olacak!

“Tüneli işletme sürelerinin 25 yıl 28 gün olduğuna değindi:

– Araç-müşteri garantisi verilen projeler içerisinde, en kısa sürede “garanti”yi geride bırakacak proje Avrasya Tüneli. Çünkü, şehir içi bir güzergahta.”

Yani?

Üçüncü Köprü ve Osmangazi Köprüsü, “araç geçiş garanti” rakamlarına çok daha geç ulaşacaklar, demektir bu.

Yani?

Daha çok para ödeyeceğiz, demektir yerli yabancı Parababalarına…

Bir de şunu söylüyor Başar Arıoğlu bir soru üzerine:

“Arıoğlu’na sorduk:

“- Ücreti indirip, geçen araç sayısını artırmayı düşünmüyor musunuz?

“Topu kreditör bankalara attı:

– Tek taraflı olarak fiyatla oynayamıyoruz. İndirime devlet sıcak bakabilir. Ancak, bu proje için kredi alıp, gelir garantisi verdiğimiz bankalar var. Onların iznini almadan indirim yapamayız. Sonra tünelin kapasitesinin altını çizdi:

– Tünelin günlük kapasitesi 110 bin dolayında. Fiyatı indirip, aşırı yoğun hale getirmeyi kaldırmaz. Tünel, “niş” bir ürün gibi. Yani, trafikte asıl işine yarayanlar kullanır. 1.2 milyar liralık tasarruf yanı belki tartışılabilir…”

Vahap Munyar’ın, araç geçişini arttırmak için sorduğu, “ücreti indiremez misiniz” sorusuna Arıoğlu ne diyor?

“Tek taraflı olarak fiyatla oynayamıyoruz. İndirime devlet sıcak bakabilir. Ancak, bu proje için kredi alıp, gelir garantisi verdiğimiz bankalar var. Onların iznini almadan indirim yapamayız.”

Yani indirimi devlet yaparsa yapar, diyor Parababası temsilcisi. Ama devlet de yapamaz!

Çünkü Dolar üzerinden anlaşma yapılmış durumda. Dolar karşılığı Türk lirası ödeme yapılıyor. Dolayısıyla ücretleri indirirse Hazinenin ödeyeceği pay büyüyecek. Dolar ise ha bire artıyor. Ödenen meblağ da ha bire yükseliyor. Yani çıkmaz içinde devlet.

İşte bunun sonucu olarak ne oldu? Hem de bu röportajın yayımlanmasından bir gün sonra?

31 Ocak tarihli Hürriyet Gazetesi’nin internet sayfasında bir “Son dakika” haberi:

“Avrasya Tüneli’ne büyük zam

 “Avrasya Tüneli’nden geçiş ücretine zam geldi. Tek yön geçiş ücreti otomobiller için 16.60 TL’den 21 TL’ye, minibüsler için ise 24.90 TL’den 31.50 TL’ye yükseltildi. Zamlı fiyatlar bu gece saat 00.00’dan itibaren geçerli olacak.

“20 Aralık 2016’da açılan Avrasya Tüneli, İstanbul’un iki yakasını deniz altından birbirine bağlıyor. Avrasya Tüneli’nde otomobiller için geçiş ücretinin 1 Şubat 2018’e kadar ilk etapta 4 dolar + KDV karşılığı Türk Lirası, minibüsler için 6 dolar + KDV karşılığı Türk Lirası seviyesinde olacağı açıklanmıştı.” (http://www.hurriyet.com.tr/son-dakika-avrasya-tuneli-gecis-ucretlerine-zam-40727464)

Gördünüz mü?

İndirim beklerken, hem de yüzde 26.5 zam yapıyor devlet.

Niye?

Parababasının parasını ödemek için!

Yani yine bizden alıyor!

Parababası tıkır tıkır, elini bile oynatmadan, ister araç geçsin ister geçmesin, parasını alıyor. Olan; alavere dalavere Halka oluyor.

Üstelik de ömrü hayatında bir kez olsun bu tünelden ya da köprülerden geçmemiş ve geçmeyecek insanlarımız da ödüyor ve ödeyecek bu paraları.

“Aldığımız en iyi bilgi, bu yıl Avrasya Tüneli için “garantili ödeme”nin sona ereceğini öğrenmek oldu…” (http://www.hurriyet.com.tr/devlet-123-milyon-lira-odeyecek-40724250)

Oldu da, ya geçmezse?..

Parababası için ne gam… İster geçsin ister geçmesin, dolar cinsinden alacak o parasını. Hem de her şartta alacak.

Devlet darda. Devlet ne yapacağını bilmez durumda. Tek bildiği, ya da bilmek zorunda olduğu şey; yerli yabancı Parababalarının paralarını ödemek zorunda olduğu.

Onu ödemenin yolu ne?

Geçiş ücretlerini arttırmak. Halkın sırtına yükü bindirdikçe bindirmek.

Yapacağı da başka bir şey yok zaten bu hükümetin. Çünkü yerli yabancı Parababalarının çıkarlarını korumak, “garanti” altına almak için varlar.

İşte bunun somutlanması:

“Köprü ve otoyollara yüzde 25’e varan zam”

Hürriyet Gazetesi’nin 30 aralık 2017 tarihli haberine göre; “1 Ocak’tan geçerli olmak üzere köprü ve otoyol geçişlerine yüzde 10 ile 25 arasında zam geldi.” (http://www.hurriyet.com.tr/kopru-ve-otoyollara-yuzde-25e-varan-zam-40695375)

İşte bu! İşte bu kadar!

AKP’giller, aldıkları komisyonlar karşılığı, yerli yabancı Parababalarının milyarlarca dolar vurgun vurmalarına izin veriyorlar. Sadece köprüleri, tünelleri, otoyolları yapan şirketlere değil, buralardan geçen araçları ve onların yedek parçalarını üreten, bu araçların kullandığı yakıtı üreten çokuluslu şirketlere de gereksiz yere, boş yere milyarlarca dolarımızın gitmesine neden oluyorlar.

Neyin karşılığında?

İktidar, makam, koltuk, şan, şöhret ve vurgun karşılığında. Komisyon karşılığında.

Ama bu böyle gitmez. Gidemez.

Bu halk bir gün uyanır, bilinçlenir, örgütlenir ve alaşağı eder Parababaları iktidarını/iktidarlarını. Kurar Demokratik Halk İktidarını.

Bunu da Partisiyle gerçekleştirir, Halkın Kurtuluş Partisi önderliğinde gerçekleştirir. Bundan da adımız gibi eminiz!

 

Not:

(Biz bu yazıyı yazıp bitirdikten sonra, 1 Şubat günü hükümet, yaptığı zamda bir indirim yaptı. KDV’yi yüzde 18’den yüzde 8’e düşürdü. Örneğin, otomobiller için geçiş ücreti 21 liradan 19.2 liraya indi. Yani zam oranı yüzde 15.6’ya düşmüş oldu. KDV’yi devlet alıyormuş yapılan anlaşmaya göre. Dolayısıyla devlet kendi alacağının bir kısmından vazgeçmiş oluyor. Parababası açısından değişen bir şey yok. O, alacağını alacak…)