Çok Derdin Tek İlacı:Halkın İktidarı

 

7 Haziran seçimlerine doğru Burjuva-Bezirgân partilerde hummalı bir çalışmadır almış başını gidiyor. Açmışlar kesenin ağzını milletvekili seçilebilmek için önüne gelene ulufe dağıtmaktalar. Genel Başkan’a ve Merkez Yöneticilerine yaranarak listelere girmeyi başaranlar ise “gemisini yürüten kaptan” edalarında.

Güya “parti içi demokrasi”ymiş gibi yutturulmaya çalışılan ön seçimlerde bile seçilebilecek sıralara gelebilmek için; hemşericilikten mezhepçiliğe varana kadar akla hayale gelmedik yollarla oy satın almaktalar… Tekrar tekrar sayılan oylarla alt sıradakiler başlara (seçilebilecek yerlere), üst sıradakiler de alt sıralara kaydırılmakta.

CHP’de Genel Merkez; “fermuar yöntemi” ile seçilmişler arasına kontenjan adaylarını yerleştirerek seçimlere doğrudan müdahale etmekte. Örneğin, Yeni CHP Merkez Yönetim Kurulu üyelerinin hiçbirisi ön seçimlere katılmadı. Dolayısıyla bunlar Genel Merkez kontenjanından seçilebilecek yerlere yerleştirilerek Meclise taşınacaklar.

AKP’de ise “temayül yoklaması” gibi ucube bir yöntem var ki, evlere şenlik… Bir parti kendi örgütü içinden belirleyeceği bir adayı, partisi ile ilgisi olmayan (onların deyimiyle) STK (Sivil Toplum Kuruluşları)’na seçtirmekte. Öyle ki, seçilmek isteyen aday adayları “temayül yoklaması”nı kazanabilmek için (o siyasi partinin politikasını benimsesin benimsemesin) bölgesindeki tüm yandaş kitle örgütlerinin kapısını aşındırmaktalar.

Gerçi bu parti de “temayül yoklaması” ya da ”merkez yoklaması” ne şekilde olursa olsun, hepsi hikaye… Son kararı hep Tayyip vermektedir. Bu “teamül yoklaması” denen şey bir göz boyamadan, bir Alicengiz oyunundan ibarettir.

Velhasıl birkaç istisna dışında tüm adaylar, yukarıdaki ilişkilerle yer kapmanın peşinde. Tüm partiler ise merkezin daha doğrusu Genel Başkan’ın emrinden çıkmayacak, Mecliste “kurşun asker” görevi yapacak kişileri arayıp bulmakta ve listelere koymakta..

Hiç kimse, Uluslararası Emperyalizm ve yerli satılmışlar cephesinin ülkemiz üzerinde oynadığı oyunlardan, Yeni Sevr’den bahsetmiyor. Kimse işsizlik ve pahalılık cehenneminde inim inim inleyen İşçi Sınıfımız ve emekçi halklarımızın dertlerine ne gibi çareler önerdiğinden bahsetmiyor.

Kimse, Meclisteki milletvekillerinin, iş kendi maaşlarının ve ek ödemelerinin artırılmasına geldiğinde, kayıkçı dövüşünü bırakıp oybirliğiyle bu kararları aldıklarını görmek istemiyor. Çünkü kendisi de seçilince adaylık sürecinde harcadıklarını misliyle geri almanın hesaplarını yapmakta.

Bu seçimlere bir de HKP giriyor.

HKP’de ise bu işler tamamen; gönüllülük, fedakârlık ve inanç temelinde gitmektedir. Listelerde yer alabilmek için birbirine çelme takma, genel merkeze yakın görünme, hemşericilik, bölgecilik vb. gerici yöntemlerin bu partide yeri yoktur. HKP’nin 550 milletvekili adayının ezici çoğunluğu (319’u) işçi olmak üzere % 90’ı işçi-köylü, ev kadını, emekli, esnaf, işsiz, hemşire, eğitimci gibi emekçi insanlardan oluşmaktadır.

Bu parti, aynı dava yani Halkların Kurtuluş Davası uğruna mücadele etmek için kader birliği yapmış insanlardan oluşmaktadır.

HKP, Emekçi Halkımızın dertlerine somut çözüm önerileri getirmektedir.

HKP’nin kökleri, yüreği insan ve doğa sevgisiyle dolu, değer yaratan halkın içindedir. İnsana, hayvana, bitkiye ve doğaya yapılan tüm haksızlıklara sonuna kadar karşıdır.

HKP, Yerli-yabancı Parababalarının hizmetinde olan partilerin aksine ABD ve AB Emperyalizminin en amansız düşmanıdır.

HKP, Uluslararası Parababalarının Türkiye’deki ortaklığını ve savunuculuğunu yapan yerli Parababalarına karşıdır. Ayrıca bunların Antika müttefikleri olan dini siyasette kullanan ve insanlarımızın temiz, masum din duygularını sömürerek acımasız soygunlar, vurgunlar yapan, Tefeci-Bezirgân Sermayedarlara da aynı derecede karşıdır ve bunları da tasfiye edecektir.

HKP, başta İşçi Sınıfımız gelmek üzere, cahil, âlim, köylü, şehirli bütün değer yaratan emekçi halkın tamamının yanındadır. Onlara içten inanır. Halk için demokrasi ve hürriyeti savunur. Sivil ya da militarist, her türlü kırtasiyeci (bürokratça) geriliği ve polisçi tahakkümü halkımıza layık bulmaz.

HKP Yurtseverdir: Mukadderatımıza tek yabancıyı karıştırmayacaktır. ABD ve AB Emperyalistlerinin aşağılık, iğrenç, insanlık düşmanı içyüzlerini teşhir edecek, onların bizi yönetmesine ve hayâsızca sömürmesine izin vermeyecektir.

HKP Devletçidir: Pahalı devletin yerine, insanlarımıza iş bulmayı, pahalılık yangınını söndürmeyi birinci görev bilen ucuz devleti geçirecek. Özelleştirme adı altında yerli-yabancı Parababalarına yeyim ettirilen kamu mallarını sömürgenlerin elinden geri alacak. Ayrıca insanlarımızın mal ve hizmet alanındaki temel ihtiyaçlarını üreten kamu kuruluşları oluşturacaktır.

HKP Devrimcidir: Her türlü maddi sömürüyü ortadan kaldıracaktır.

HKP Laiktir: Her türlü manevi sömürüyü ortadan kaldıracak. Kamu düzenini, aklın, bilimin ve insanî değerlerin kaynaklık ettiği kurallarla sağlayacaktır.

HKP Halkçıdır: Ruhunu Batılı Parababalarına satmış bir avuç yerli Parababasının (Finans-Kapitalistin) ve onun müttefiki Babil artığı Tefeci-Bezirgânın oligarşik önderliği yerine; çalışan ve üreten çoğunluğumuzun (Halkın) Demokratik Önderliğini geçirecektir.

HKP Cumhuriyetçidir: Halk tarafından, Halk için Yönetim, Adalet, Eğitim-Kültür ve Sağlık sistemleri kuracaktır.

Sonuç olarak; şu anda ülkemiz Mustafa Kemal’in Samsun’a çıktığı günlerden de kötü ve karanlık bir çemberin içindedir. Ekonomik ve siyasi olarak AB-D emperyalizmine daha da bağımlı hale geldiğimiz, laiklik ilkesinin, sosyal hukuk devleti ilkesinin ayaklar altına alındığı ve Yeni Türkiye adı altında bir hırsızlık imparatorluğunun kurulduğu bir dönemden geçmekteyiz. Bu durumda halkımızın tercihi ve mücadelesi kendi kaderini belirleyecektir;

Ya ÇOK DERDİN İLACI, HALKIN GERÇEK İKTİDARI kurulacak ya da ölümlerden ölüm beğenilecektir.