Ekonomi aşırı tıkırında…

07.11.2019
A+
A-
Ekonomi aşırı tıkırında…

Ekonomi aşırı tıkırında…

Prof.Dr.Ercan Küçükosmanoğlu

 

Hayat Pahalılığı ve İşsizliğin halkımızın canını iyice acıttığı bir dönemden geçiyoruz. Sürekli “Yeni Ekonomik Program”lar açıklanıp pembe tablolar çizilmesine karşın, hayatın gerçekliği insanın suratına çarpıyor. Evine ekmek götüremediği için kendini yakmaya çalışan vatandaşlarımız var artık.  Ülkemiz ekonomisini değerlendiren Uluslararası Kredi Derecelendirme Kuruluşu Moody’s Türkiye’nin kredi notunu Ba3’ten B1’e düşürdü, görünüm negatif. Türkiye’yle ilgili son olarak “not” karar alan kredi derecelendirme kuruluşu ise Fitch oldu. Fitch geçen Temmuz ayında Türkiye’nin kredi notunu ‘BB’den ‘BB-’ye indirdi, not görünümünü ise ‘negatif’ olarak teyit etti. ‘BB-’ notu Fitch değerlendirmesine göre ‘yatırım yapılabilir’ seviyenin iki kademe altındaki ülkelere veriliyor. Türkiye ekonomisi 2019 yılının ikinci çeyreğinde yüzde 1.5 daraldı. Ekonomi, 2018’in son çeyreğinden itibaren son üç çeyrektir daralıyor. Gayrisafi Yurt İçi Hâsıla ikinci çeyrek ilk tahmini; zincirlenmiş hacim endeksi olarak, 2019 yılının ikinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre % 1,5 azaldı.

Tüm bu gelişmelere karşın, iktidar çevrelerinden hala ekonomimiz artık iyiye doğru gidecek şeklinde açıklamalar yapılıyor. Kamu bankalarının konut kredisi faizlerinde indirime gidiliyor. Şimdi de aynı indirim taşıt kredilerinde yapılıyor. Amaç alışveriş olsun ekonomi canlansınmış. Öbür taraftan bu krediyi veren kamu bankalarının zararları nasıl karşılanacak? Tüm bu gelişmelere rağmen bankalardaki dolar hesapları, Türk Lirası hesaplarını geçmiş durumda, daha az mevduat faizi verilmesine rağmen para dolarda tutuluyor.

Üretim ekonomisi yerine, tüketim ekonomisinin hayata geçirilmesi, kamunun elindeki iktisadi işletmelerinin özelleştirilmesi, Telekom, Şeker Fabrikaları, Tekel, Süt Endüstrisi Kurumu gibi pek çok kamunun elindeki işletmelerin yok pahasına satılması ülke ekonomisini zora sokan nedenlerin başında geliyor.

Devletin pek çok kurumunda tasarruf yerine aşırı yapılan harcamalar, gereksiz makam araçları ekonomiye zora sokan nedenler arasında.

En çok sıkıntı yaratan konulardan biri de kamu-özel ortaklığı ile yapılan yatırımlar. Osmangazi Köprüsü, 3. Boğaz köprüsü, 3. Havalimanı gibi yatırımlar devlet ekonomisine büyük yük olmuştur. Bu yatırımlarda müşteri garantisinin olması, örneğin 3. Köprüden yeterli araç geçmiyorsa, taahhüt edilen araç sayısına kadar olan farkı devlet işletmeci firmaya ödüyor. Benzer bir durum Şehir Hastanelerinde de var.

Diğer bir sorunda Suriye’den ülkemize gelen göçmenlerdir. Geçen yıl bu göçmenler için devletin 40 milyar dolar harcadığı açıklanmıştı.  Onca yoksulluk var iken, Suriye’ye karışmak ülkemizin bozulmuş olan ekonomik durumumuzu daha bozdu. AB-D Emperyalistlerinin Suriye’ye saldırısı sonucu çıkan bu savaşın sonuçları gitgide ağırlaşıyor.

Bunca yoksulluk içinde İşçi Sınıfımızın durumu hiç dile getirilmiyor. İşçi Sınıfının örgütlenmesine önüne türlü engeller çıkarılıyor. İşçi Sınıfı özgürce toplu pazarlık ve grev hakkını kullanamıyor. Üstüne üstlük Uzel Makine, Real Market ve Makro Market gibi pek çok işletme, işçilerinin kıdem tazminatlarını bile ödemiyorlar. İşçiler bu Parababalarının işyerleri önünde direnişe devam ediyorlar. İktidar İşçi Sınıfı bu kadar zor durumda iken kıdem tazminatlarının kaldırılmasından söz ediyor.

Vatandaşın ekonomisi hiç de tıkırında değil, yerli Parababalarının ise bu ülke umurunda değil.

Böyle bir durumda emekçilerin, işsizlerin örgütlenmesi, sesini çıkartması gerekiyor. Atalarımız “Eşşek olursan, semer vuran çok olur” demiş. O ZAMAN Eşşek olmaktan kurtulmak için kafamızı kullanmalıyız. 10.10.2019

 

(Gaziantep Yeni Çizgi Gazetesi’nden)