Elektrikte vurgun… (III)

 

Geçen iki sayımızda “elektrik üretim ve dağıtımının özelleştirilmesinin ve yerli Parababalarına peşkeş çekilmesinin üzüntü verici hikâyesini anlatacağız” demiş ve bu konuyu işlemiştik. Ayrıca da EPDK eski başkanı Yusuf Günay’ın halk düşmanı yüzünü göstermiştik.

Bu sayımızda da geçen yılki haberlerde, “Elektrik Enerjisi Piyasası ve Arz Güvenliği Strateji Belgesi”ne göre bütün elektrik kullanıcıları için önce 2013’te sonra 2015’te başlayacağı söylenen perakende satış konusunu inceleyeceğiz. Daha doğrusu özelleştirmenin ardından gelen perakende satışla nasıl yeni vurgun alanları yaratılacağını, yerli-yabancı Parababalarına nasıl yeni kârlar aktarılacağını göreceğiz.

 

 

Elektrikte Perakende Satış dönemi ve yeni vurgun alanı…

4628 sayılı Elektrik Piyasası kanununda yapılan bir değişiklikle, 1 Ocak 2013 itibariyle elektrik dağıtım şirketlerine dağıtım ve perakende satış faaliyetlerini ayrıştırma zorunluluğu getirildi. Bu da kısa süre içinde yalnızca elektrik perakende satışı yapan 170’e yakın şirketin kurulmasına yol açtı.

Aydınlanmak, ısınmak, yemek pişirmek, üretimde bulunmak vb. için enerji kullanıyoruz. Kullanılan enerji; elektrik, doğalgaz, petrol ya da LPG olabiliyor. Konumuz elektrik enerjisi. Evlerde, işyerlerinde, fabrikalarda, tarlalarda kısacası gerekli olduğu her yerde elektrik enerjisini kullananlar yani tüketiciler değişik kategorilerde olabiliyorlar.

Şimdi kısaca bu kategorilere bir göz atalım:

 

Tanımlar

Tüketici: Elektriği kendi ihtiyacı için alan, serbest ve serbest olmayan tüketicileri ifade eder.

Serbest olan ya da olmayan tüketici kimdir?

1- Serbest olmayan tüketici: Elektrik enerjisi ve/veya kapasite alımlarını sadece, bölgesinde bulunduğu görevli perakende satış şirketinden yapabilen gerçek veya tüzel kişi,

2- Serbest tüketici: Kurul tarafından belirlenen elektrik enerjisi miktarından daha fazla tüketimde bulunması veya iletim sistemine doğrudan bağlı olması nedeniyle tedarikçisini seçme serbestisine sahip gerçek veya tüzel kişidir.

Serbest Tüketici limitini (elektrik enerjisi miktarını) kim belirliyor?

Enerji Piyasasını Düzenleme Kurulu (EPDK).

EPDK, her yılın 31 Ocak tarihine kadar belirliyor ve yayımlıyor limiti.

Tüketicilere elektriği kimler satıyor?

Tedarikçi diye adlandırılan elektrik enerjisi ve/veya kapasite sağlayan üretim şirketleri, otoprodüktörler, otoprodüktör grupları, toptan satış şirketleri ve perakende satış lisansına sahip şirketler.

Bizim özel konumuz: Perakende Satış Şirketleri ve onlara yaptırılacak vurgunlar.

Yukarıda da söylediğimiz gibi, her yılın tüketici limitini belirleyen EPDK bunu yayımlıyor ve tedarikçiler ona göre işlem yapıyorlar.

EPDK tarafından 15 Ocak tarihinde duyurulan kararla, 2015 yılı için Serbest Tüketici limiti 4.000 kWh olarak belirlenmiş. Yani, bir yıl içinde (örneğin 2015) toplam 4.000 kWh (aylık 333.333 kWh)’nin üzerinde elektrik kullananlar, kullanacağını beyan edenler Serbest Tüketici oluyor. Bunun altında olanlar ise Serbest Olmayan Tüketici oluyor.

Yukarıdaki tanımlarda yazdığımız gibi, Serbest Olmayan Tüketiciler elektrik enerjilerini, sadece bölgesinde bulunan perakende satış şirketlerinden alabilirler. Başka bir şirketten alamazlar. Bu rakamları aşanlar ya da aşacağını taahhüt edenler ise elektrik enerjilerini kendi istedikleri perakende satış şirketinden alabilirler. Yani bir bakıma “özgür”dürler. İstedikleri perakende satış şirketini seçebilirler. Zaten EPDK’ye özelleştirmeyle verilen görevlerden birisi de bu; tüketici limitini sıfırlayarak her kişi ya da kurumun Serbest Tüketici haline getirilmesi. Yani en küçük tüketicinin (konutun) da serbest tüketici haline getirilmesi amaçlanıyor.

 

Bu Pazar büyük pazar

Ve bu durum yerli-yabancı bütün şirketlerin iştahını kabartıyor. Perakende Satış işlemi yapmak üzere her gün neredeyse yeni bir şirket kuruluyor. Parababaları pastadan en büyük payı kapmak için ellerini ovuşturuyorlar, ona uygun düzenlemeler, örgütlenmeler yapıyorlar. Kısacası Allah Allah çekiyorlar…

Ülkemizde şu anda Serbest Tüketici olarak 2,5 milyon dolayında kişi ya da tüzel kişi var. Ve 2014 yılı Ağustos ayı itibariyle bu pazarda oyuncu olarak 170 perakende satış yapmaya yetkili tedarikçi şirket var. Bu 2,5 milyonluk rakam yaklaşık 5 milyar TL’lik bir pazara tekabül ediyor.

Ortak Sayaç kullanan kimi meskenler, Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmeler (KOBİ’ler) ve tabiî büyük sanayi kuruluşları bu kapsama giriyor. Bu toplam içinde de sayıca en büyük yüzdeyi KOBİ’ler alıyor. Ve perakende satış şirketleri başta KOBİ’ler olmak üzere bu müşterileri kendilerine bağlamak için yoğun çaba harcıyorlar.

Ağustos 2014 itibariyle de 2,5 milyon abonenin yine yaklaşık 1 milyona yakını elektriğini perakende satış şirketlerinden alıyor. Yani şu anda bile pazarda, elde edilmesi, kafeslenmesi gereken 1,5 milyonluk bir serbest tüketici var. Dolayısıyla bu 170 şirket arasında pazardan pay kapma yarışı var.

Peki tüm Türkiye’de tüketici limiti sıfırlandığındaki pazar ne olacak?

Yaklaşık 35 milyon abone ve yaklaşık 60 milyar liralık bir rakam!

Hangi Parababası Allah Allah çekmez bu rakamlar için…

Hepsi çeker ve çekiyorlar da:

“BİNLERCE ACENTE ARANIYOR

“İşte bu nedenle şirketler ülke genelinde abone sayılarını arttırmak için acente ve bayilik ağını arttırma yoluna gidiyor. Bu firmalardan biri de Bisen Elektrik. Son iki yılda 41 şehirde 274 acente kuran şirket, 2015’e kadar bu sayıyı bine çıkarmayı hedefliyor. Bisen Elektrik CEO’su Mesut Alparslan, 33 milyon sayacın 60 milyar TL’lik bir pazarı olduğunu ifade ederek, “çok hızlı bir gelişim var. Son 15 yılda 1,2 milyon abone ihtiyacını özel sektörden karşılamaya başlarken, bunun 500 bini son altı ayda abone oldu. Bu sayıyı hızla artırmak için müşterinin ayağına gidiyoruz” diyor. Alparslan, yalnızca acente kanalı ile yetinmediklerini de belirterek, “Metro marketleri ile yaptığımız anlaşmayla, ülke genelindeki mağazalarda KOBİ’lerimiz raftan elektrik alabilecek. Kurduğumuz stantlarda onlara avantajlarımızı anlatacağız” diye konuşuyor.

“(…)

“Sektörün önemli oyuncularından Cerean Genel Müdürü Onur Yazgan da şu anda 10 bin olan abone sayılarını gelecek yıl 100 bine çıkarmayı hedeflediklerini belirterek, “50’ye yakın bayimiz var. Gün geçtikçe bu sayı artıyor. Bayilik için çok başvuru alıyoruz.

“IC Enerji Grubu bünyesinde faaliyet gösteren Trakya Elektrik Dağıtım AŞ (TREDAŞ) Genel Müdürü Hikmet Sezer de ülke genelinde 33 kentte büyük sanayi, ticarethane ve kamu kuruluşlarına elektrik tedariki sağladıklarını belirterek, “Şu an yaklaşık 1,5 milyon kişiye elektrik hizmeti veriyoruz. Önümüzdeki yıl 30 bin yeni abone kazanmayı hedefliyoruz” diye konuşuyor. Merkezleri olan Edirne, Tekirdağ ve Kırklareli’de 26 hizmet noktaları bulunduğunu anlatan Sezer, “şirketimiz Mayıs ayı itibariyle acente yapısını hayata geçirdi. İki aylık süreçte yedi adet acenteyi bünyemize kattık. Kısa vadede başta tüm büyük şehirler olmak üzere hedefimiz 25 adet acenteye ulaşmak” diyor.

“KOBİ’lere ulaşmak için piyasadaki her şirket acente ve bayi ağı kurmayı tercih etmiyor. Bazıları direkt iletişimi tercih ediyor. Bunlardan biri de Akenerji. Bugün itibariyle perakende elektrik satışı yaptıkları yaklaşık 400 müşterileri bulunduğunu ifade eden Akenerji Genel Müdürü Ahmet Ümit Danışman, “Perakende elektrik satışı yaptığımız müşterilerimiz yanı sıra toptan elektrik ticareti gerçekleştirdiğimiz yaklaşık 50 müşterimiz de var. Bu müşterilerin bazıları merkez ofis üzerinden yönetilmekle birlikte, büyük bir kısmı bölge müdürlüklerimiz tarafından idare ediliyor. Sıfır hata paylı operasyon hedefimizin bir parçası olarak oluşan bu sistem, müşteri memnuniyetini en üst düzeye çekmeyi hedefliyor” diyor.

“Hedef kitleleri olan büyük ve orta ölçekli firmalara acente ve bayiler aracılığı ile değil kendi bünyelerindeki uzman kadrolarla ulaşmayı tercih ettiklerini belirten Danışman, “kendileri ile direkt iletişime geçerek işlerini, çalıştıkları sektörler ve önceliklerini yakından takip etmeye çalışıyoruz. Onların elektrik ihtiyacına göre, talep edilen süre ve kapasite temeline dayanarak, sayaç ve müşteri bazında analizler yapıyoruz” diye konuşuyor. Danışman, KOBİ’ler için de tüketim miktarlarını ve profillerini dikkate alarak müşteri bazlı “özel optimum fiyat” sunduklarının altını çiziyor.

“Zorlu Enerji Genel Müdürü

“Çözüm ortaklarımızın sayısı artacak

“Portföyümüzde yer alan büyük kurumsal müşteriler ve sanayi müşterilerine ek olarak, serbest tüketici limitleri düştükçe KOBİ ve mesken tarafında daha fazla kişiye ulaşmayı hedefliyoruz. Hedeflerimizi serbest tüketici limitlerinde yapılan yasal düzenlemelere göre sürekli güncelliyoruz. Müşterilerinin isteklerine doğru yanıt verebilen ve uygun fiyat avantajları sunan kurumlar kazançlı çıkacak. (…) Müşteri odaklı bir satış stratejisi izliyoruz. Şu an farklı bölgelerde faaliyet gösteren 11 çözüm ortağımız var. Çözüm ortaklarımız bizim satış ekibimizin doğrudan ulaşamadığı noktalara ulaşarak bizim için elektrik satışı gerçekleştiriyor. İlerleyen dönemlerde çözüm ortağı sayısını artırmak istiyoruz.(Ekonomist, 3-9 Ağustos 2014 Sayı: 2014/31)

Gördüğümüz gibi özelleştirmelerden de en büyük payı alan Finans-Kapital şirketleri olan Akenerji, Zorlu, IC Enerji vb.leri bu pazara da el atmış durumdalar. Bir yandan üretim ve dağıtım yapıyorlar diğer yandan da yasa gereği ayrıştırılan dağıtım işinin perakende bölümü için de yavru şirketler kurarak pazarın her alanını, tamamını ele geçirmek için piyasaya giriyorlar. Şu anda bir rekabet var gibi görünüyor. Ama bu sadece işin görünüşü. Özelleştirmelerden en büyük payı kapan 5-6 şirket, perakende satış işinde de en büyük payı kapacaktır. Çünkü en örgütlü olanlar onlar. Teknolojiye, elemana, bilgiye sahip olanlar onlar.

Ve şimdi düşünün ki, hangi Finans-Kapital şirketi kaçAk Saray’a kaçak elektrik satmak için neler yapmaz, hangi komisyonları veremez…

 

Perakende satış rekabet mi getirir tekelcilik mi?

Bu ne anlama geliyor?

Herhangi bir limit ya da rakam belirlenmeden herkesin istediği perakende satış şirketini seçebilmesini ifade ediyor.

İyi denecek, ne güzel, böylece perakende satış şirketleri arasında rekabet olur, fiyatlar iner ve biz de elektrik giderlerimizi azaltırız.

Ah, keşke böyle olsa…

Ama asla olmaz! Fiyatlar asla düşmez!

Niye mi?

Çünkü kapitalizmin doğasına, işleyişine aykırıdır da ondan. Bildiğimiz gibi ekonomi bilimine göre bir üretim dalında, biriminde 20 ya da daha az şirket varsa o üretim dalında Tekel var demektir. Tekel ise bildiğimiz gibi, rekabetin tam tersidir. Yani orada rekabet ortadan kalkar, fiyatları var olan tekeller belirler. Bu evrensel bir kuraldır.

Bunu Türkiye örneğinde de görüyoruz. Somut bir örnek olarak iletişim alanını gösterebiliriz. Bildiğimiz gibi iletişimde devlet tekeli vardı. Sonrasında devlet tekeli ortadan kalktı. Ve özel sektör şirketleri devreye girdi. Şu anda iletişim sektöründe kaç şirket var?

Toplam dört şirket: Türk Telekom, Vodafone, Turkcell ve Avea.

Yani sadece dört şirket bütün iletişimi kontrol ediyor. Neresinde var bunun rekabet?

Hiçbir yerinde. Nihayetinde de biz bunu faturalarımıza yansıyan rakamlardan somutça biliyoruz.

Ki bu şirketlerin de (tamamıyla ele geçirilemeyen Turkcell’i bir kenara bırakırsak) hiçbirisi  “Türk” değil yani yerli şirket değil. Tamamı yabancı Parababası şirketleri.

Bu somut gerçeklik elektrik özelleştirmelerinde de kendini göstermiştir bildiğimiz gibi. Geçen sayılarımızda da yazdığımız gibi, elektrik dağıtımının özelleştirilmesi sonucu rekabet doğmadı aksine tekelcilik doğdu elektrik dağıtım alanında. Toplamda 6 şirket Türkiye pazarının çok büyük bir bölümünü ele geçirdi.

Perakende satış alanında da ele geçirecektir kaçınılmazca. İşte somut bir örnek:

“Zorlu Enerji, Osmangazi Elektrik Dağıtım A. Ş. ve Osmangazi Elektrik Perakende Satış A. Ş. şirketlerinin yüzde 100’üne sahip olmak için teklifte bulundu.

“Zorlu Enerji, EPDK’nın Ağustos ayı içerisinde TETAŞ’a toplam 145 milyon liralık borcu ve yasal yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle, yönetim kurulu başkan ve üyelerine görevden el çektirerek ve yerlerine yeni atamalar yaptığı Osmangazi Elektrik Dağıtım A.Ş. ve Osmangazi Elektrik Perakende Satış A.Ş. şirketlerinin yüzde 100’üne sahip olmak için teklifte bulundu.” (http://www.enerjimagazin.com/haber-989-Zorlu-Enerji-OEDASa-Talip-Oldu.html)

EPDK, tüketici limitini sıfırlamak istiyor demiştik. 2015 yılında bu uygulamanın başlaması hedefleniyordu. Ancak bu yıl da başlatamadılar. Ama yıllardır, biz serbest olmayan tüketiciler ya da elektriği sadece meskenlerde kullananlar olarak bu uygulamayı bilmiyorduk. Ama zorunlu olarak, iletişim örneğinde olduğu gibi, öğreneceğiz ve o şirket senin, bu şirket benim diye “en ucuz”(!) elektriği almak için şirket peşinde, şirketlerin kampanyaları peşinde koşup duracağız.

 

Perakende satış ve İngiltere’de örneği

Geçen sayımızda söz ettiğimiz ve TMMOB’nin düzenlediği panelde konuşan İngiliz Prof. Steve Thomas’ın verdiği bilgilere göre, İngiltere’de de süreç aynen bizim ülkemizde olduğu gibi işliyor. Amaçlar, hedefler ve sonuçlar aynen, neredeyse birebir tekrarlanıyor. Bu durumu, bu gerçekliği panele katılan Prof. Steve Thomas şöyle özetliyor:

“Perakende piyasaları pahalıdır ve küçük tüketiciler için avantajlı değildir.

“İngiltere’de sistemini değiştiren tüketicilerin % 50’si daha kötü bir anlaşmayla karşı karşıya kalmıştır.

“İngiltere’de elektrik fiyatları son 8 yıl içinde iki kattan fazla artmıştır.

“İngiltere’de hanelerin yaklaşık % 25’i yakıt yoksulluğu çekmektedir, gelirin % 10’dan fazlası elektrik ve yakıta harcanıyor.” (Küresel Enerji Politikaları ve Türkiye, [Global Energy Policies and Turkey] 8. TMMOB Enerji Sempozyumu, İstanbul, Kültür Üniversitesi, 17-19 Kasım 2011)

İşte bir biliminsanının yaşadıkları sürecin sonuçlarını böyle aktarıyor. Yani bizim için de Perşembenin gelişi Çarşambadan belli. Farklı bir tabloyla karşılaşmamız mümkün değil. Çünkü aksi yani fiyatların ucuzlaması, kalitenin yükselmesi, işçilerin insanca yaşama şartlarına uygun ücret ve iş koşullarına kavuşması, aracılık yapacak şirketlerin, bayilerin, acentelerin ve oralarda çalışacak insanların hep bir arada kâr etmeleri mümkün değildir. Burada da vurgunu büyük Finans-Kapital Şirketleri ve onlara bağlı olanlar vuracaktır.

Burada verilen rakamlar bizde çok daha korkunç olacaktır. Örneğin İngiltere ile Türkiye arasında gelir dağılımı açısından büyük farklar var. Oradaki Asgari ücretle bizim ülkemizdeki asgari ücret aynı değil. Orada daha fazla. Dolayısıyla bizim ülkemizde elektrik ve yakıta gelirin yüzde 30-40’ından, kış aylarında yüzde 50’sinden aşağısı gitmiyor. Asgari ücret bildiğimiz gibi son zamla 949 TL’ye çıktı. Oysa aylık elektrik faturamız en az 80-90 TL geliyor. Yakıt olarak kullandığımız doğalgaz faturası ise kış aylarında 250-300, hatta 350-400 TL’yi buluyor. O durumda Asgari ücretin yarısı elektrik ve yakıt için harcanmış oluyor. Daha fazla karşılaştırma yapmayalım. Çünkü gereksiz…

 

Yerli-yabancı Parababaları ve Tayyipgiller ortaklığı

Süreç, önce üretimin özelleştirmesiyle başladı. (Ancak henüz tamamlanmadı. Üretimin tamamı henüz özelleşmedi ama hızla tamamlanmaya doğru gidiliyor.) Dağıtım aşamasının tamamı özelleştirildi. Ve ardından perakende satış denerek, satışın da tamamının özelleştirilmesi süreci devam ediyor. Planlandığı gibi giderse önümüzdeki yıl bu alan da tamamen serbest olacak. Limitler sıfırlanacak ve herkes serbest tüketici konumuna, statüsüne geçecek. Yani böylece elektrik enerjisi sektörü atomlarına kadar parçalanmış olacak. (Mahalle aralarına kadar girecek bayiler, acenteler vb.leri.)

 

 

Tayyipgiller bu alanda da gözü kapalı olarak ve Finans-Kapital şirketleri gibi Allah Alah çekerek gidiyorlar. Bunun iki nedeni var:

1- Emir büyük yerden, Uluslararası Parababaları örgütlerinden (IMF’den, Dünya Bankası’ndan) geliyor. Dolayısıyla deliğe süpürülmemek için yerine getirilmek zorunda,

2- Vurgundan biz de pay alacağız. Bir de oradan vuracağız diyerek bu işi gönüllüce yapıyorlar.

Ama ne yaparlarsa yapsınlar boş. Özelleştirilen bütün Kamu Mallarını er geç kuracağımız Demokratik Halk İktidarında yeniden Kamulaştıracağız. Ve onların o güne kadar vurdukları vurgunların hesabını kuruşuna kadar soracağız ve tahsil edeceğiz onlardan. Yaptıkları yanlarına kâr kalmayacak.

Toplum nezdinde düştükleri onursuzluk da bizim için yetip artacak. İnsanlar, onlara gördükleri yerde “Hırsız var”, “Vurguncu var” diye bağıracaklar. Ve tabiî onları koruyacak binlerce koruma ordusu olmayacak peşlerinde o zaman. Ve ayaklarını sürüyerek yürüyüp gidecekler başları önlerinde. Ne onursuz bir durum olacak onlar için ya da insan olan için…

Bu, mutlaka olacak. Bugün değilse yarın, yarın değilse öbür gün. Ama mutlaka olacak.

Unutmasınlar bunu, yazsınlar bir köşeye…

Tabiî bileklerine geçecek çelik bileziği de unutmasınlar…