“İleri Demokrasi” Yargı Kılıcını sallamaya devam ediyor

20.10.2019
A+
A-
“İleri Demokrasi” Yargı Kılıcını sallamaya devam ediyor

Av. Tacettin Çolak

Sultan Tayyip, geçtiğimiz günlerde, Birleşmiş Milletler (BM) kürsüsünden emperyalist ülkelere verdi veriştirdi.

“Dünya beşten büyüktür” diyerek BM Güvenlik Konseyi’nin “veto hakkı”na sahip beş üyesini “rezil rüsva”(!!!) etti.

Ağzından tek kelime Emperyalizm sözcüğü çıkmadan, emperyalist ülkelerin ekonomik sömürü ve soygunlarına; müsrif harcamalarıyla aç bıraktıkları, savaşlarla katlettikleri masum insanlara dikkat çekti. İsrail’e yüklendi.

Kürsüden, Aylan Bebek’in kıyıya vurmuş cansız bedeninin resmini göstererek; “ne çabuk unuttunuz Aylan Bebeği”, diyerek Batılı Emperyalistlere salvolar gönderdi.

Bunların “cibilliyetlerini” bilmeyenler, BM kürsüsünde konuşanın sanki devrimci bir lider olduğunu sanır.

Yandaş medya ve hatta Hizbullahçılar gibi Ortaçağcılar bu konuşmayı; “İslam ümmeti liderinin gâvurlara ayar vermesi”, diye niteledi.

Ne diyelim?

“Allah bunlara akıl fikir versin”, denir ancak…

Batılılara “israf dersi” verenlerin, Bütçesine 1 milyar lira ekleme yapılan Kaçak Saray’ındaki 2018 yılı aylık harcamasının 137 milyon, günlük harcamasının ise 4,5 milyon lirayı aştığını da bilmemiz gerekir.

(http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/siyaset/1596443/Saray_odenegi_ikiye_katladi.html)

Bu arada Kaçak Saray’ın 2017 yılı harcamalarının da aylık 54 milyon, günlük 1,8 milyon lira olduğunu da belirtelim…

Bir yıl içinde yüzde yüz elliyi aşan israfın boyutunu siz hesaplayın.

Görüyorsunuz, bizimkiler; “itibardan tasarruf etmiyor”(!!!)

Yine bütün zorunlu harcamalarını devlete yıkıp kendi maaşlarına yüzde 26 zam yaparken; işçiye, memura, emekliye yüzde dördü reva gören de bunlar değil mi?

“Tüyü bitmemiş yetimin hakkı”ndan oluşan yukarıdaki kontrolsüz harcamaları yapan birisinin, başkalarına israf edebiyatı yapmasının sadece göz boyamadan ibaret olduğunu görebilmek için, insanın zihin hasarından kurtulup aklını özgürce kullanabilmesi gerekir.

Öte yandan, BM Güvenlik Konseyi’nin beş üyesinden ikisi ile yani ABD ve Rusya ile salıncak siyaseti izleyen de; İsrail’le her türlü askeri ve ekonomik anlaşmaları sürdüren de bunlar değil mi?

Daha fazla ayrıntıya girmeden geçelim…

Tayyip Sultan, bu konuşmaları yaptıktan hemen sonra sosyal medyada da;

* Herkes için Özgürlük…

* Herkes için Barış…

* Herkes için Refah…

* Herkes için Adalet…

* Herkes için Huzurlu ve Güvenli bir gelecek…

diye paylaşımda bulunarak ne kadar demokrat birisi olduğunu yutturmaya çalıştı.

On dokuz yıldır yönettikleri ülkede, hiç bırakmadıkları değerleri sıralamış burada Tayyip.

Özellikle Gezi’den bu yana, polis ve jandarmada oluşturdukları “sanal devriye timleri” ile insanların sosyal medya hesaplarında “cumhurbaşkanına hakaret” davasına konu yapabilecekleri paylaşım arayışındalar.

Paylaşımların TCK 299’uncu maddenin kapsamına girip girmediğini bile polis ve jandarma değerlendirmekte. Savcılar ise önüne gelen bu ihbar metinlerini aynen İddianameye dönüştürüp dava açmakta. Yargıçlar da birkaç istisna dışında hiçbir araştırma yapmadan, vicdanının sesine kulak vermeden cezaları basıp geçmekte…

Bu “sanal tim”lere takılanların birisi de Balıkesir İl Başkanı’mız Dr. Bekir Ceylan Ağabeyimizdi.

Hiçbiri kendi üretimi olmayan ve tamamı siyasal eleştiri içerikli paylaşımlarından dolayı yargıladılar ve tam da Tayyip efendinin yukarıdaki “özgürlükçü” paylaşımları yaptığı anlarda, 11 ay 20 gün hapis cezası verip geçtiler Bekir Ağabeye…

Suçu mu?

Geçtiğimiz günlerde Cemal Kaşıkçı cinayetinin sorumluluğunun kendisinde olduğunu kabul eden Suudi Prens Muhammed Bin Selman’ın, ABD’nin bunak başkanı Trump’ın ve Tayyip Erdoğan ile kurban Cemal Kaşıkçı’nın resimlerinin olduğu; “Başhaydut Faşist Bunak, Suudi Celladı, Bizdeki Yerel Celladı ve Kurbanları”, yazılı bir görseli hiçbir yorum yapmadan paylaşmak…

Yani bir görsele bile tahammül edemiyorlar.

Kaldı ki, burada doğrudan Tayyip Erdoğan’a yönelik bir hakareti nereden ve nasıl çıkarttıklarını anlayabilmiş değiliz.

Gerekçeli karar elimize geçtiğinde hesaplaşacağız…

Bundan bir hafta önce de Kayserili Nuh Yoldaş’ımıza aynı cezayı verdiler.

Hani herkese özgürlük, herkese adalet, herkese güvenlik ve huzur diyordunuz?

Ağzını açanı içeri tıkıyorlar, hapis cezalarıyla sabıkalarını kabartıyorlar.

Sonra da özgürlük, barış kahramanı kesiliyorlar.

Yani tam bir ikiyüzlülük…

Artık mahkemeler, müvekkilini temsilen bir kere bile duruşmaya gelmeyen; “Fetö Borsası” ile hatırlı Fetocuları tahliye ettirdiklerine dair haklarında ciddi iddialar bulunan Tayyip Erdoğan’ın avukatları lehine 2725 TL vekalet ücretine hükmetmekteler.

Yani insanlara hem hapis cezası hem de para cezası tehdidi…

Oysa vekâlet ücreti avukatın harcadığı “emek ve mesai”nin karşılığıdır.

Bunlar ise hiçbir emek harcamadan, Türkiye’nin dört bir yanında yukarıda belirtilen “sanal devriye timleri” aracılığıyla açtırdıkları davalardan haksız kazanç elde etmekteler.

Velsahıl nereden bakarsınız hukuksuzluk, nereden bakarsanız adaletsizlik…

Bir de HKP Genel Başkanı Sayın Nurullah Ankut hakkında açılan davalar var ki, onlara girersek sayfalarca yazmamız gerekir.

Sayın Başkan da sayfalarca yazdıklarından yargılanıyor, zaten.

Öyle ki, bir davada yaptığı savunmadan bir, basına yapılan açıklamadan da bir dava olmak üzere tam üç dava çıkartıyorlar. Şimdilik “Kanunsuzlar 2 ve 3” kitaplarıyla “Kaçak Saraylı Caligula Din Devletine Giderken” kitaplarından toplamda 6 yıl 5 ay ceza verdiler.

Böylece yargıçlar; “hep kazan mı doğuracak, dava da doğurur”, diyerek Nasrettin Hoca’ya bile takla attırmaktalar.

Nurullah Başkan bu satırların yazıldığı günün ertesinde “Kanunsuzlar-2, Kanunsuzlar-3” başlıklı kitaplarından dolayı yargılandığı davanın çıkışında yaptığı açıklama nedeniyle bir kez daha yargılanacak.

Tabiî, yargılanacak mı? Yargılayacak mı?

Hep birlikte göreceğiz…

Ama bir şeyi çok iyi görüyoruz ki, “ileri demokrasi” diye diye salladıkları yargı kılıcıyla insanları susturmak, etkisizleştirmek istiyorlar.

Ama göremiyorlar ki, insan; isyan huyludur.

Gaz almak için yapacakları uyduruk yargı reformları bile işe yaramaz. 02.10.2019