İşe iade davaları (II)

09.01.2015
A+
A-
İşe iade davaları (II)

Geçen sayımızda işe iade davası açma koşulları ve süresi üzerinde durmuştuk. Bu sayımızda da işe iade davasının sonuçları üzerinde duracağız. Öncelikle belirtmek gerekir ki İşçinin iş sözleşmesi sona erdirildikten sonra başka bir yerde çalışmaya başlaması işe iade davası açmasına engel değildir. İşe iade davası mantığı düşünüldüğünde haksız bir şekilde işten çıkarılan işçinin dava süresince çalışmaması elbette ki işçiden beklenemeyecektir.

Kıdem, ihbar tazminatı ve sair yasal haklarınızın ödenmiş ve tarafınızca teslim alınmış olması da işe iade davası açmak için engel teşkil etmez.

 

İşe İade Davasının Sonuçları

İş Yasasına göre işe iade davaları 2 ay yerel mahkeme, 2 ay yüksek mahkeme olmak üzere toplam 4 ay içerisinde bitirilmek zorunda olan acele işlerdendir. Ancak ne yazık ki adalet sistemimizin ağır aksak işleyişinden dolayı bu davalar da yıllarca uzamaktadır.

İşe İade Davası sonucunda mahkeme, feshin geçersizliğine ve işçinin işe iadesine karar vermiş ve karar kesinleşmiş ise, dava süresince boşta geçen süreler için işçinin en fazla 4 aylık ücreti tutarında tazminat ödenir. İşçiye verilen yemek, servis vb. gibi sosyal haklar da bu hesaba dahil edilir.

İşe iade kararına ve işçinin süresi içinde işbaşı yapmak için başvurmasına rağmen işe alınmaması durumunda kıdemine göre işe başlatmama tazminatına karar verilir. İşe başlatmama tazminatı işçinin en az 4, en fazla 8 aylık ücret tutarında olur.

Mahkemece işçinin iş akdinin sendikal nedenle feshedildiğine hükmedilmiş ve karar kesinleşmiş ise, işçinin başvurması halinde, işbaşı verilse de verilmese de, boşta geçen süreler için 4 aylık tazminatın dışında, ayrıca işverenin, işçinin bir yıllık ücreti tutarından az olmamak üzere tazminat ödenmesine karar verilir.

İş akdinin feshinin geçerli olduğunun ispatıyla davalı işveren yükümlüdür. İş akdinin sendikal sebeple feshin de ise sendikal sebebin ispatıyla davacı işçi yükümlüdür.

 

  1. İşçinin işverene başvuruda bulunması

Feshin geçersizliğine ilişkin kesinleşen kararın işçiye tebliğinden sonra, işçi 10 iş günü içinde işverene başvurmak zorundadır. On iş günü geçtikten sonra yapılan başvuruyu işveren kabul etmek zorunda değildir. Bu süre hak düşürücüdür. Kanunla belirlenmiş olan on günlük süre kesin süredir ve taraflara ya da hâkime bağlı bir süre değildir. Bu nedenle belirlenen süre içinde yerine getirilmesi gerekir.

İşçi bu süre içinde başvurmaz ise akdin feshi geçerli sayılır ve işveren sadece geçerli feshin hukuki sonuçları ile sorumlu olur.

 

  1. İşe başvuruş şekli

İşe iade başvurusunun nasıl yapılacağı konusunda İş Kanununda herhangi bir düzenleme yoktur. Ancak sözlü başvuruyu kanıtlamak zor olacağından, ispat açısından işçi için en iyisi, noter veya posta yoluyla işverene başvurmak olacaktır. Özellikle noter kanalıyla işe iade başvurusunda bulunmak, işçiye büyük bir ispat kolaylığı sağlayacaktır.

Bir diğer yöntem de işçinin bizzat işyerine giderek işe başlamak üzere başvurusudur. Bu durumda işçi iki nüsha olarak düzenlediği yazılı başvurunun bir nüshasını işyerinde yetkili kişiler tarafından şirket kaşesi, teslim alanın ad ve soyadı, imzasıyla ve tarihlendirerek alındı yaptırabilirse bu yöntemle masrafsız olarak başvuru yaptığını kanıtlayabilir.

 

  1. İşçinin işe başlatılması

İş Kanunu Madde 21 uyarınca, feshin geçersizliğine karar verilse işveren işçiyi, başvurusunu tebliğ aldıktan itibaren 1 ay içinde işe başlatmak zorundadır. Eğer işveren işçiyi işe başlatırsa, dava süresince işçinin çalıştırılmadığı boşta geçen süre için en çok dört aylık ücreti tutarındaki doğmuş bulunan ücreti ve diğer haklarının işçiye ödenmesi gerekecektir.

İşveren işçinin talebi doğrultusunda işçiyi işe başlatma kararı verir ise, eğer daha önceden peşin olarak işçiye ödenmiş ihbar tazminatı ile kıdem tazminatı var ise, ödenmiş olan bu tutar işçiye tazminat olarak ödenecek tutardan mahsup edildikten sonra artan miktar işçi tarafından işverene ödenecektir.

İşçinin işine başlatılması durumunda işveren, işçinin iş sözleşmesi feshedilmeden önceki aynı yerdeki aynı işi, aynı koşullarda, sahip olduğu bütün haklarıyla işçiye vermek zorundadır. Başka bir deyişle işyerinde makineci olarak çalışan bir kişinin işe iade kararından sonra işyerinde temizlik gibi başka bir görevde işe başlatılması kabul edilemez bir durum olup işverenin işe iade yönünde düşüncesinin olmadığının göstergesi olacaktır. İşçi, eskiden sahip olduğu aynı haklarla ve işe başlatma tarihinde aynı kıdemdeki işçilerin aldığı zamları da uygulayarak (ücret, kıdem, ikramiye, araç tahsisi, sosyal haklar v.s) işine başlatılmak zorundadır.

 

  1. Davanın reddi halinde

İşçi tarafından açılmış işe iade davası süre veya çeşitli sebeplerle iş mahkemesi tarafından uygun bulunmayabilir. Bu durumda mahkeme işçi tarafından açılan işe iade davasını reddeder. İşçinin bu ihtimalde sorumluluğu yargılama masrafları ve karşı taraf kendini avukat ile temsil etmişse yasal vekâlet ücretini ödemektir.

Unutmamak gerekir ki işçi tarafından açılmış işe iade davası reddedilse bile fesih geçerli ama haksız fesih ise işçinin yasal olarak hak ettiği ve işveren tarafından kendisine verilmeyen kıdem, ihbar ve tüm sair işçilik alacakları dava yoluyla işverenden istenebilir. İşe iade davasının kaybedilmesi bu taleplerde bulunmaya engel değildir.

 

5- İşe iade kararıyla ilgili uygulamayla ilgili sorunlar

Bazı kötü niyetli işverenler, işe iade kararını boşa düşürmek için, özellikle de feshin sendikal nedenle yapıldığına hükmedildiği durumlarda, işçiyi işe başlatma niyeti olmasa da gel işbaşı yap deyip, işçiye ödenen ihbar ve kıdem tazminatını da geri alarak kısa süre sonra tekrar işten çıkartmaktadır. 4 ayda bitmesi gereken davanın yıllarca sürmesi, davanın derdest olduğu zamanda girdiği işten ayrılıp eski işine dönen işçinin ikinci fesihten sonra yeniden dava açma masraflarını denkleştirmesi, yeniden iş bulma zorluğu birlikte düşünüldüğünde işçi lehine olan bu hak işçi aleyhine dönmekte. İşverenin bu aleni kötü niyetli davranışı nedeniyle işçi ciddi mağduriyetlere uğramaktadır.

İş güvenliği adı altında düzenlenen işe iade davasıyla ilgili mevzuat, kötü niyetli işverenler karşısında tam tersi sonuçlar doğurmaktadır.

Oysa işverenlerin bu kötü niyetinin önüne geçmek çok kolaydır. İşine geldi mi Meclisteki çoğunluğuna dayanarak nerdeyse her gün bir torba yasa çıkartan Tayyipgiller iktidarı, çok ağır müeyyideler getiren bir yasal düzenlemeyle işverenlerin bu kötü niyetinin önüne geçebilir her an. Ama bunu istese tabiî… Başta AKP gelmek üzere Meclisteki partilerin hepsi burjuva bezirgân partileri olduğundan, hepsi işveren kafasıyla düşündüğünden, işçi lehine, çalışanlar lehine yasal düzenlemeleri zorda kalmadıkça yapmazlar.

O halde “iş başa düşmekte”! İşçisiyle, devrimci sınıf sendikalarıyla, işçi dostlarıyla, kendine emekçiden yanıyız diyen hukukçularıyla, partiler dahil her türden halk örgütleriyle görev bunlara zoru dayatmakta…