İstanbul Sözleşmesi’nin Feshi Hukuksuzluktur, Kadın Düşmanlığıdır!

20.03.2021
A+
A-

AKP’giller ülkemizi hızla Ortaçağ’ın karanlıklarına götürüyor. Bu süreçte en çok da kadınlara saldırıyorlar, kadını yok saymaya çalışıyorlar.

Onların bu düşünceleri, bu politikaları nedeniyle her geçen gün kadına yönelik şiddet, kadın cinayetleri, çocuk istismarları, tacizler, tecavüzler artıyor.

Dün gece yarısı AKP’giller’in Reisi, var olan hukuk kurallarını ayaklar altına alarak yayımladığı bir kararname ile kadına ve aile üyelerine yönelik şiddetin önlenmesinde önemli bir yeri olan İstanbul Sözleşmesi’ni feshettiğini ilan etti.

Şaşırmıyoruz!

Yıllar önce Halkın Kurtuluş Partisi’nin ilk Genel Başkanı, Türkiye Devrimi’nin Önderi Hikmet Kıvılcımlı Usta, “Kadın Sosyal Sınıfımız” isimli eserinde Ortaçağcı Gericiliğin kadına bakışını şöyle dile getiriyordu:

 “Türkiye’de olanlar, belki Dünyanın hiç bir yerinde demeyelim isterseniz, ama pek az yerinde görülür. Halkı sömürüp ezen gerici sınıflar, ezip soydukları alt sınıfları her yerde aldatarak güderler. Ama hiçbir yerde bu aldatış, bizdeki kadar hep en utanmazca ve hayvanca gerekçelerle Kadın öne sürülerek yapılamaz.

“Türkiye’de, alt sınıfların herhangi bağımsız bir düşünce ve davranışı daha ilk adımını almaya görsün… Gericiler o saat Kadının saçlarını ellerine dolayıp, halkın karşısına, daha doğrusu vicdanına, ruhuna kazık gibi dikilirler, çalışan insanımızın ruhça, maddece sömürülmekten kurtulmaya doğru yönelmeyi denemesini felce uğratmak için kadını zehir gibi kullanırlar. Sömürenler, Dünyanın hiçbir yerinde gericiliklerini mahkûm kadın sınıfının durumu ile maskeleyerek bizdeki kadar utanmazca ve hinoğluhince Kadın adlı ırz ve namus demagojisinden en namussuzca yararlanmayı beceremezler.”

Dolayısıyla, Tarihin en asalak ve en gerici sermaye sınıfı olan ve bin yıllardır din bezirgânlığı yaparak sömürü düzenlerini sürdüren Tefeci-Bezirgân Sermaye Sınıfının iktidardaki temsilcisi AKP’giller’in yaptıkları kadın düşmanlığı ve kadına yönelik saldırıları sınıf karakterlerinin gereğidir.

 

İstanbul Sözleşmesi’nin Feshi Kararı Kadın Düşmanlığıdır!

İstanbul sözleşmesi, 7 Nisan 2011’de yürürlüğe girmiş ve 11 Nisan 2011’de imzaya açılmıştır. İlk imzalayan ülke de Türkiye olmuştur. Sözleşme, 24 Kasım 2011’de Meclisten geçmiş, TBMM’de 24 Kasım 2011’de onaylanarak 8 Mart 2012’de Resmî Gazete’de yayımlanarak, 12 ülkenin taraf olmasıyla 1 Ağustos 2014’te yürürlüğe girmiştir.

AKP’giller’in imzalanmasından çok rahatsız olmalarına ve en son feshetmelerine neden olan İstanbul Sözleşmesi, özetçe fiziksel, cinsel, psikolojik şiddeti, cinsel tacizi, kadın sünnetini, zorla evlendirme ve kürtaja zorlamanın da dahil olduğu kadınlara karşı şiddetin suç kapsamına alınmasını içermekte, erkeklere ve çocuklara yönelik ev içi şiddetten de söz etmektedir. Biyolojik veya hukuki olarak ailevi bağ olup olmadığına bakılmaksızın ev içi şiddetin ve kadınlara yönelik her türlü şiddetin önlenmesi ve bunlarla mücadeleye ilişkin standartlar öngören ve Avrupa ülkelerini hukuki olarak bağlayan ilk belgedir.

Bu maddelere bakınca AKP’giller’in İstanbul Sözleşmesi’ni neden feshettiği anlaşılmaktadır.

Bu sözleşmenin olması demek, rahatça küçücük kız çocukları ile evlenememeleri demek!

Bu sözleşmenin olması demek, gerici vakıflarda, tarikatlarda, Kur’an Kurslarında, derneklerde çocuklara rahatça tecavüz edememeleri demek!

Bu sözleşmenin olması demek, kadınları istedikleri gibi dövememeleri, taciz edememeleri, öldürememeleri demek!

İşte bu yüzden tek adam rejimi eliyle bir gecede feshettiler İstanbul Sözleşmesi’ni!

 

İstanbul Sözleşmesi’nin Feshi tüm yasaların ve Anayasanın Gaspıdır!

Anayasa 90’ıncı maddesine göre; “Türkiye Cumhuriyeti adına yabancı devletlerle ve milletlerarası kuruluşlarla yapılacak antlaşmaların onaylanması, Türkiye Büyük Millet Meclisinin onaylamayı bir kanunla uygun bulmasına bağlıdır.”

Keza Anayasanın 104’üncü maddesine göre “Cumhurbaşkanı Milletlerarası antlaşmaları onaylar ve yayımlar.”

“Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası antlaşmalar kanun hükmündedir.”

Anayasa, “TBMM onaylar, Cumhurbaşkanı yayımlar”, diyor.

Demokratik, anayasal hukuk devletlerindeki kural; bir sözleşme ne şekilde yürürlüğe konulmuşsa yine aynı prosedür dahilinde söz konusu sözleşmeden çekilinmesi gerektiği yönündedir. Yani sözleşme Meclis onayı ile yürürlüğe konmuşsa, yine aynı prosedür izlenerek Meclis tarafından yürürlükten kaldırılmalıdır.

Bu durumda Milletlerarası bir antlaşmayı ancak TBMM kaldırabilir ve bunu da ancak kanunla yapabilir.

Yani Cumhurbaşkanı koltuğundaki Recep Tayyip Erdoğan’ın Milletlerarası Sözleşmeyi fesih yetkisi yoktur!

Yine aynı maddeye göre: “Temel haklar Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile düzenlenemez.”

Recep Tayyip Erdoğan, Meclisin yetkisini ve Anayasayı gaspetmiştir.

Bu karar, tam kanunsuzluk halidir! Yok hükmündedir!

 

İstanbul Sözleşmesi Yetmez, Devrim Olmadan Kadın Sorunu Çözülmez!

Kadın sorununun kökleri derindedir. Ülkemiz gibi Kapitalizmce geri bırakılmış ve Ortaçağcı Gericilerin hâkim olduğu ülkelerde daha da can yakıcıdır bu sorun. Bu nedenle İstanbul Sözleşmesi gibi reform niteliğindeki sözleşmeler, yasalar, kadınların bir nebze de olsa nefes alması için hayati öneme sahiptir.

Ülkemiz tarihsel olarak kadın haklarının gelişimi bakımından Mustafa Kemal önderliğinde verdiğimiz Antiemperyalist Birinci Kurtuluş Savaşı’mızın getirdiği Laiklik ilkesi sayesinde birçok Avrupa ülkesinden bile önde olmuştur.

Ancak bu bile kadının günümüzde çifte sömürüye uğramasına engel olamamaktadır. Kaldı ki yukarıda da ifade ettiğimiz gibi 19 yıldır iktidarda bulunan AKP’giller, kadına, kadın haklarına yönelik pervasızca saldırılarıyla Laik Cumhuriyet’in kadına verdiği hakları bir bir budamış, kadını ev kölesi haline getirecek politikalar uygulamıştır. Ortaçağcı ideolojileri gereği kadına yönelik saldırıları tüm hızıyla sürmektedir.

Bu nedenle asıl sorun, Ortaçağcı Gericiliği ve kapitalist sistemi, kadın-erkek İşçi Sınıfı’mız önderliğinde ortadan kaldırmaktır. Kadın sorununun gerçek çözümü budur!

Gün, kadın erkek el ele Ortaçağcı Gericiliğe ve Emperyalizme karşı mücadele günüdür!

20.03.2021

 

Halkın Kurtuluş Partisi

Genel Merkezi