PETLAS/AKO İşçileri : “Biz sendikaya, bu adamlar lastik olmadığımızı ya da lastiğin bir parçası değil insan olduğumuzu anlasınlar diye üye oluyoruz”

08.08.2019
A+
A-
PETLAS/AKO İşçileri :  “Biz sendikaya, bu adamlar lastik olmadığımızı ya da lastiğin bir parçası değil insan olduğumuzu anlasınlar diye üye oluyoruz”

Nakliyat-İş Sendikası’na üye oldukları için işten atılan PETLAS/AKO İşçileri ile Kurtuluş Yolu olarak 29 Temmuz tarihinde bir röportaj yaptık. Yapılan röportajı yayınlıyoruz.

Kurtuluş Yolu: Merhaba, öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?

İsmim Ahmet Gül. 13 yıldır PETLAS/AKO çalışanıyım.

Kurtuluş Yolu: Nakliyat-İş Sendikası’na üye olma sürecinizi anlatır mısınız?

Ahmet Gül: Bu çalışma zorlukları ve şartları içerisinde dayanacak durumumuz kalmayınca, sendikalaştırma gerçekleştirmeye kalktık. Ondan sonra DİSK’e bağlı Nakliyat-İş Sendikası ile görüşmeler sağlandı. Nakliyat-İş Sendikası’na bizim TIR’cı arkadaşlar ulaşmışlar, buraya çağırmışlar. Orada belli bir seviyeye ulaşınca, Başkan arkadaşlar da bizlere ulaştılar. Onlarla görüşmeler sonrasında bir mutabakata varıp, biz de kendi aramızda örgütlenip arkadaşlarla beraber bu sürecin içine girdik.

Kurtuluş Yolu: İşten çıkarılma, Direnişe başlama sürecinizi ve bu süreçte neler yaşadığınızı bize anlatabilir misiniz?

Ahmet Gül: Şimdi bizim üyeliklerimiz ortaya çıkınca, içeride ispiyonlar vs. gerçekleştikten sonra müdürlerden, şeflerden baskı görmeye başladık. E-devletlerinizi verin kontrol edeceğiz, dediler. Vermek istemeyen arkadaşların elinden telefonları zorla alınarak kontrol edilmeye çalışıldı. İşte tehdit ettiler, hepinizi atarız, ekmeksiz bırakırız diye tehdit etmeye çalıştılar. Hatta birkaç arkadaşımızı odaya sorguya çekip 4-5 saat tutup, kemiklerini kırarım, seni buradan aşağıya atarım, işte bize isim ver. İsim vermezsen elimizden kurtulamazsın, seni bırakmayız gibi baskıların nitekiminde biz sendikadan vazgeçmedik. Sendikanın yanında duracağımızı ifade ettik. Üyeliklerimizden de istifa etmeyeceğimizi belirtince, ayın 11’inde ilk 3 kişi, arkasından da 44 kişi ve ondan sonra 20 kişi, toplamda 67 arkadaşımızı işten attılar.

Kurtuluş Yolu:  Kırşehir’deki bazı yerel basın işçilere ve sendikaya karşı provokasyon amaçlı haberler yaptı. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Ahmet Gül: Şimdi Ticaret ve Sanayi Odası ve Esnaf Odası Başkanları Petlas’ın yanında yer alıp; bizleri vatan haini olarak gösterip, bizleri örgütçü bir insan gösterip, Petlas’a zarar vermeye çalışan, Petlas’ı yıpratmaya çalışan insanlar olarak gösteriyorlar. Hâlbuki biz de orada daha rahat ekmeğimizi yiyip, daha kazançlı bir şekilde biz de çalışmak istiyoruz. Zarar verme taraftarı değiliz. Tamamen işverenlerimizin bizle görüşüp, sendikamızı tanıyıp, hepimizin işbaşı yapmasını istiyoruz. Bütün arkadaşlarında dileği o.

***

Kurtuluş Yolu: Merhaba, öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?

İsmim Davut Sevim. 7 yıldır PETLAS/AKO’da çalışmaktayım.

Kurtuluş Yolu: Patron veya işveren tarafından baskı oldu mu?

Davut Serim: Kesinlikle baskı oldu. Ben bu baskı yapanların isimlerini de söylemek istiyorum. AKO Şube Müdürü Mustafa Turna, AKO Şube Şefi Uğur Kumlubıçak tamamen yasadışı iş yaptılar. E-devlet şifrelerimizi istediler. Eşimizle, çocuklarımızla bizi tehdit ettiler. Camdan, pencereden sizi atarız. Buradan çıkamazsınız, gibi tabirlerde bulundular. Buradan yetkili mercileri, savcıları, hâkimleri, Cumhuriyet Başsavcılarını göreve çağırıyorum. Burası hukuk devleti kimse böyle rahat konuşamaz. Herkesin haddini bilmesi lazım. Gereken ceza ne ise verilmesini istiyorum.

Kurtuluş Yolu: Peki, bu Direniş süresince örgütlü olduğunuz sendika ile yani Nakliyat-İş’le birlikte Direniş yürütüyorsunuz. Bu süreci anlatır mısınız?

Davut Serim: Nakliyat-İş Sendikası tamamen çok farklı bir sendika. Tamamen kardeş, ağabey gibi. Anayasa çerçevesinde bize destek çıkıyorlar. Bundan sonra da arkamızda duracaklar. Nakliyat-İş Sendikası’na ne kadar teşekkür etsek az gelir.

Kurtuluş Yolu: Son olarak eklemek isteğiniz bir şey var mı?

Davut Serim: Biz Anayasal hakkımızı arıyoruz. Kimse Anayasal hakkımıza karşı gelemez, burası bir hukuk devleti. Yasal çerçevede sonuna kadar biz mücadele edeceğiz. Bu onurlu mücadelemizle gurur duyuyorum. Arkadaşların hepsini seviyorum ve teşekkür ediyorum.

***

Kurtuluş Yolu: Merhaba, öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?

İsmim Mevlüt Temel. 6 yıldır PETLAS/AKO’da işçiyim, ama son 2,5 yıldır buradayım daha, çıkıp girmişliğim var.

Kurtuluş Yolu: İçerideki çalışma koşullarınız nasıl?

Mevlüt Temel: İlk başladığım günden bugüne kadar hiçbir şey değişmedi. Dışarıda hava -30 derece varsa bizim çalıştığımız deponun içi -40, -45 derece. Yani dışarıdan çok daha soğuk.

Bunları defalarca yetkililere, müdürlere, amirlere söylendi. Onlardan bize gelen cevap her zaman şu oldu: “Lastik Üşümez, Çalışmaya Devam. Bu şekilde işine gelen çalışır, işine gelmeyen çalışmaz.  Kendi bilir.” Çalıştığımız depoya ısıtıcı, fan koysalar en azından ayazını kırıp, biraz daha sıcak bir yer yani İnsanca çalışabilecek bir ortam oluşturulabilir.

Ama patronun, işverenin gözünde bu depo işçilerinin, AKO işçilerinin hiçbir değeri yok. Normalde Bayramlarda çalıştığımız zaman, mesaiye kaldığımız zaman devlet, hükümet yüzde 200 farklı olmalıdır, diye açıklama yapıyor. PETLAS’ta bizim yevmiyemizin yarısını veriyorlar. Kimse bunlara itiraz edemiyor. İtiraz ettiğimiz, bir şey söylediğimiz zaman direk kapı dışarısındasın veya asgari ücretin 200-300-TL üzerindeki verilen primini keserler.

Kurtuluş Yolu: İçeride bir de Petrol-İş Sendikası var. Nakliyat-İş Sendikası ile arasında fark sizce nedir?

Mevlüt Temel:  Ben gözümle gördüğümü size iki cümle ile söyleyeyim; Petrol-iş Sendikası’nın temsilcilerini patronlar seçiyor, işçiler seçmiyor. O sendikanın işçi sendikası mı işveren sendikası mı olduğunu herkes bilir. Benim arkadaşım Petrol-İş’te baştemsilci olacaktı ancak müdürden gelen emirle, sen aday olamazsın, dediler. Onları bile kendileri atıyorlar. Bizim yanımızda durma gibi niyetleri de yok, durmazlar da. Petrol-İş tamamen işveren sendikasıdır.

Kurtuluş Yolu: Nakliyat-İş Sendikası sizin dışınızda Muğla Tüvtürk’te, Eskişehir Reysaş’ta, Şanlıurfa Polçak’ta mücadele ediyor. Onlara ne söylemek isterseniz?

Mevlüt Temel: Oradaki Direnişleri, sosyal medya üzerinden, hepsini iyi kötü takip ediyorum. Oradaki arkadaşlara şunu söylüyorum; Biz Kırşehir’de bir ilki gerçekleştiriyoruz. Daha önce burada sokakta kimse hakkımı arayabilirim, demiyordu. Bu bir bakıma ilk oldu. Hiçbirimiz de pişman değiliz. O arkadaşları buradan tebrik etmek istiyorum. Bazılarını okuyorum; 240 gündür, 250 gündür direnen arkadaşları okuyoruz. Bu ülkede hak, hukuk, adalet, kanun varsa işçiler işlerine geri alınmalıdır. Onları destekliyoruz.

Kurtuluş Yolu: İşten çıkartıldığınız süreçte TRT fabrikaya gelerek bir program yaptı. Ancak sizlere yer vermedi. Ne düşünüyorsunuz?

Mevlüt Temel: Sen Türkiye’nin 1 numaralı televizyonusun, Devletin televizyonusun. Buraya kadar geliyorsun, her gün burada 50-60 arkadaşımız kapıda, ekmek davaları için mücadele ediyorlar. Bunları görmeyip, işçilerin dertlerini dinlemeyip, fabrikanın içerisine girip kendilerine yakışır şekilde yayınlarını çektiler. Her şey güllük gülistanlıkmış gibi gösterip çıktılar. Onları da buradan kınıyorum.

Niye kınıyorum?

Çünkü Devletin televizyonusun. Sonuçta senin işçin sokağa çıkmış hakkını arıyor. Onları gelmişken ziyaret edebilirdin, dertlerini sorabilirdin. Niye arkadaşlar işten atıldınız, diye sorabilirdin. Sonuçta sen haber kanalısın bu senin 1.nci görevin. Bir yerde bir haber olduğunda, onu doğru bir şekilde göstermen gerekiyor. En azından bir yayın yapsaydı da iyi veya kötü yanımıza gelip de biz de bize inandı mı inanmadı mı öğrenirdik ama o da yok. TRT işverenin yanlılarıdır.

Kurtuluş Yolu: Son olarak eklemek isteğiniz bir şey var mı?

Mevlüt Temel: Biz yaklaşık 10 gündür İmza Kapmayası başlattık Kırşehir’de. Sağ olsun Halkımız destek veriyor. Kırşehir Halkında, konuştuğumuz zaman şöyle bir şey gördüm, Petlas, Kırşehir için büyük bir yatırım ama diğer markalar fabrika açmaya çalıştığı zaman, Petlas; tek biz varız, biz zaten Kırşehir halkını çalıştırıyoruz diyerek, başka bir fabrikayı buraya açtırmıyor.

Bazı işveren tarafındaki basın yayın kuruluşları, bunlar Petlas’ı yıpratmaya çalışıyor diyor. Ama onlar azlık bir kesim. Hiçbir şekilde bir işçiyle gelip konuştukları yok, dinledikleri yok. Tamamen işveren ne konuşuyorsa onlar da aynı şekilde insanları yanlış bir biçimde bilgilendiriyor.

Ama sağ olsunlar Kırşehir Halkı buna inanmıyor. Kırşehir Halkının imza vermesi konusunda duyarlı olmasını istiyorum. Çünkü bizim amacımız burada Petlas’ı lekelemek, karalamak değil. Bizim amacımız burada bir kısım köle gibi çalıştırılıyor. O insanlara umut olmak. O insanlar da haklarına kavuşsun diye uğraşıyoruz. Biz istiyoruz ki ekmeğimizi bir lokma daha artırmak.

Biz işten atıldıktan sonra, sendika gelmiş provoke yapmaya çalışıyor, diyenler var. Böyle bir şey yok. Benim sendikaya üye olduğum tarih belli, işverenin beni attığı tarih belli. Ve burada işten atılan 60 arkadaşın 40’ı operatör yani işini en iyi yapan insanlar önceden işten atmışlar da sendika gelmiş gibi bir durum yok. Bu arkadaşlar zaten burada yıllardır çalışıyor. Sendika gelince işten attılar. Üye olduktan 20 gün sonra atılan arkadaşlarımızı amirler, müdürler şöyle suçluyor: Amirlere karşı geldiler, hırsızlık yaptılar. Bunlar çok alçakça suçlamalar. Bu yapmalarındaki amaç işçileri korkutmak, sendikadan vazgeçmek ama arkadaşlarımız dimdik duruyorlar. Onlar pişman olacaklar.

***

Kurtuluş Yolu: Merhaba, öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?

İsmim Musa Törün. Ben 9 yıldır Petlas’ta çalışmaktayım. Bu ayın 22’sinde işten ayrıldım, attılar daha doğrusu. Atmasının sebebi, bilakis kanun çerçevesi içerisinde, 25.maddenin 2. şıkkından atıldım. Hırsızlık yapmışım… 20 arkadaş da bu yüzden atıldı.

Kurtuluş Yolu: Yani işten atılmanızın sebebi olarak hırsızlığı mı öne sürdüler?

Musa Törün: Posta yoluyla bana evrak geldi ve sabah işe gittiğimde kartım basmadı, karşımda muhatap bulamadım ve dikkatli bir şekilde okuduktan sonra şahsımın hırsızlık yaptığını ve de üstlerime itaatsizlik, işyerinde huzursuzluk çıkarttığımı öne sürerek işime son verildiğini anladım. Oradan atılmadan önce, 12.07.2019 tarihinde Nakliyat İş Sendikası’na kayıt oldum ve 22.07.2019 tarihinde işimden atıldım. E-Devlet üzerinden ben kayıt oldum yasal çerçeveler içerisinde. Şimdi ise sendikaya üye olduğumuz için işten atılmamız sonucu mücadelemize devam ediyoruz. Özellikle şunu söylüyorum; hâlâ işyerinde çalışmakta olan arkadaşlarımız telefon ediyorlar, kendileri de korkuyorlar işten atılacakları için.

İşverenler, sürekli bu arkadaşların evlerine vararak ailesinin yanında, işyerinde özellikle odalarına çağırarak; sizi işinizden ederiz onların yanına varmayacaksınız, ekmeğinizden ederiz, diye bizi Kırşehir Halkına ve medya basın kuruluşlarına bir vatan haini gibi gösteriyorlar.

Bunu biz biliyoruz, arkadaşlarımız bizimle görüşüyorlar. İşverenin psikolojik baskı uyguladığını, emrivaki konuştuğunu, ekmekleri ile tehdit ettiğini dile getiriyorlar. Ben 9 yıldır orada çalışıyorum ve şu an hâlâ orada çalışan arkadaşlarımız, bu şekilde sorunları bizlere iletiyorlar.

Kurtuluş Yolu: Direnişinizden rahatsız olan Petlas işvereni tarafından fabrikanın önü TIR’la kapatıldı. İçerideki çalışanlarla aranız kapatıldı. Ne düşünüyorsunuz?

Musa Törün: Biz kışın dışarıda -20 derecede ve depoda -30, -35 derecelerde çalışan; Petlas’ta 9, 10, 15 yıldır emeği olan insanlarız.

Bu koşullara karşı da anayasal hakkımızı kullanarak arkadaşlarımız ile sendikaya üye olma kararı aldık. Bu sebepten dolayı da kapıya atıldık ve içeride hâlâ çalışmakta olan arkadaşlarımız da bizleri destekliyorlar.

Şu an ise sendikamızın yetkili temsilcilerinden komut bekliyoruz. Özellikle Petlas’ın şoförleri, içerideki diğer arkadaşlar bizden ve sendika yetkililerinden kıvılcım bekliyorlar. Sebebi ise bu çalışma koşullarına karşı kanuni çerçeve içerisinde ne yapabiliriz, biz insanca nasıl çalışabiliriz, diye onlar da çözüm bekliyorlar.

Kurtuluş Yolu: Aynı zamanda bu fabrikanın önünde belli saatlerde eylemler yapıyorsunuz. Buradan geçen başka insanlar, diğer TIR şoförleri ise size destek oluyorlar. Bu konuda ne söylemek istersiniz?

Musa Törün: Kırşehir Halkı ve de buradan geçen şoförler bizim doğru yolda olduğumuzu biliyorlar, anayasal bir şekilde hakkımızı kullanıp mücadele ettiğimizi biliyorlar ve bu sebepten dolayı da bize desteklerini iletiyorlar.

Kurtuluş Yolu: Aynı zamanda Kırşehir Anıt Meydanı’nda bir İmza Kampanyası başlattınız ve Kırşehir halkını işe geri dönmeniz konusunda duyarlı olmaya davet ettiniz. Ve Kırşehir Halkı size destek oldular ve bu basında da yer aldı. Bu konuda ne söylemek istersiniz?

Öncelikle Kırşehir Halkına teşekkür ediyoruz. Niye derseniz, Kırşehir Halkı artık bilinçleniyor. Petlas’ın burada yıllardır bir yatırımı yok, sadece eleman çalıştırıyor, sendikaya üye olan işçilerini işten çıkarıyor ve halk ise bu işçiler neden sendikaya üye olamasın diye tepkilerini gösteriyorlar…

Kurtuluş Yolu: Peki Nakliyat-İş Sendikası’nın size karşı tutumu nasıl?

Musa Törün: Biz sendikalar hakkında olsun, haklarımız hakkında olsun bilgi sahibi değildik. Daha sonra internet üzerinden araştırdığımızda, DİSK/Nakliyat-İş Sendikası’nı bulmuş olduk ve iletişime geçip üye olduk. Onlar da bu olaylardan sonra bize destek çıktılar ve biz Nakliyat-İş Sendikası temsilcilerinden eminiz, buraya gelip anayasal şartlar çerçevesinde Direnişimize destek oluyorlar.

Kurtuluş Yolu: Son olarak söylemek istediğiniz bir şey var mıdır?

Musa Törün: Ben 9 yıldır Petlas’a emek verdim ve 12.07.2019 tarihinde DİSK/Nakliyat-İş Sendikası’na üye oldum.

Bunu öğrenen depo müdürüm, çalışma saati içerisinde beni idare bölüme çağırıp; telefonunu aç, E-devlet üzerinden üyeliğini sildir, ekmeğinden olma, dedi ve bu yetmezmiş gibi bizi ailelerimizin çocuklarımızın yanında da tehdit edip aynı şeyleri dile getirerek bizleri rencide ettiler. Kısacası, E-devlet üzerinden üyeliğinizi sildirin, yoksa buradan ekmek yiyemezsiniz, diyerek bizi tehdit etmeye devam ettiler…

Kurtuluş Yolu: Yani size üyeliğinizi sildirirseniz işe geri dönersiniz diyorlar, öyle mi? Geri döndüğünüzde ise almış olduğunuz ücretlerde ve çalışma koşullarınızda herhangi bir değişiklik yapılacağına dair bir beyanları oldu mu?

Musa Törün: Hayır olmadı. Maaşlarımızı asgari ücretin çok az üzerinde veriyorlar. Özellikle ben iş kazası geçirdim, iş kazasını yaptığımdan dolayı herhangi bir tutanak tutmadılar, benden para talep ettiler, iyileştirmemi kestiler ve dediğim gibi herhangi bir fatura vermediler. Bundan dolayı da herhangi bir hak talebinde bulunamadık. Sensör kapılarının açılmaması iş kazası, el terminali kullanıyoruz, bunlar ola ki bozuluyor ve direk bizim maaşımızdan kesiliyor. Böyle durumlarda, biz bu talepleri bir yerlere iletmek istediğimizde, depo müdürümüz zaten bize engel oluyor. İş makinalarındaki aksaklıkları, sorunları dile getirmek için yanlarına gittiğimizde ise bu arızaları bizlere yaptırıyorlar ve sorunu çözdükten sonra, bizim maaşımızdan kesmeyin, dediğimizde bizlere sadece çık dışarı, işine bak,  deniliyor.

***

Kurtuluş Yolu: Merhaba, öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?

İsmim Murat Sapmaz. 21 aydır PETLAS/AKO’da çalışmaktayım.

Kurtuluş Yolu: Fabrikanın önündeki yoldan geçenlerin sizlere desteği nasıl ve İmza Kampanyası başlattınız. Kırşehir Halkının size desteği nasıl?

Murat Sapmaz: Kırşehir Halkına özellikle teşekkür ediyorum, bize desteği çok büyük. Her zaman yanımızda olduklarını söylüyorlar. Bunun bir ekmek davası olduğunu,  bunun anayasal bir hak olduğunu. Ama maalesef Kırşehir’de Ticaret Odası, Esnaf Odası bizleri dinlemeden tek taraflı Petlas ağzıyla, işte onun önemini anlatan, benim gözümde reklam konuşması yapmışlar. Ama burada işten çıkarılanları dinlemeden tek taraflı bir konuşma yapmış. Ama Kırşehir Halkı bize destek olduğunu, bunun bir ekmek davası olduğunu, bunun anayasal bir hak olduğunu söyleyerek, desteklerini sunuyorlar.

Kurtuluş Yolu: Gazetemiz aracılığıyla Halkımıza iletmek istediğiniz…

Murat Sapmaz: Şunu söylemek istiyorum, Bu dava bir ekmek davası. Bizler Anayasal hakkımızı kullandığımızdan dolayı bunlar başımıza geldi. Bizim kimsenin malında mülkünde, kazancından asla bir gözümüz yok. Petlas’ın da Kırşehir ve bölgemiz için de önemini biliyoruz.

Biz sadece iyi koşullarda çalışmak için, asgari ücretin biraz üstünde para alarak geçinemediğimizden dolayı bu sendikaya üye olduk.

Ve sadece şunu söylüyorum. Mustafa Özcan 4000 kişiye geldiği zaman parası olup, 400 kişi geldiğinde iki taşeron şirket kurup acaba İşkur’dan destek almayı mı düşünmektedir? Bu 400 kişiye geldiğinde mi müdürler, amirler tehdit ediyor. Bu işçilerin sırtından aldığı promosyonlarla amirler, müdürler altına eşantiyon araba çekiyor. Mustafa Özcan’a sormak isterim; hiç mi Allah korkusu yok?..

İş kazaları bizim orada zaten çok oluyor. Az önce söylediğim gibi, ne müdürün gözünde, ne depo şefinin gözünde, bizim yazda kışta kullanılan bir lastik kadar değerimiz yok. O lastiğin üzerindeki bir barkot kadar değerimiz yok.

AKO Şube Müdürü Mustafa Turna, AKO Şube Şefi Uğur Kumlubıçak’a şunu söylemek isterim; Bir insan 4/12 vardiyasına geliyor, sabah 8/4 vardiyasına gidiyor. Toplam 4 saat uykuyla… Siz insanlardan nasıl verim beklersiniz?

Resmi tatillerde vs. asla bir tatilimiz yok. Yılbaşı ve bayramlarda bizim servis 3-4 kişiyi işe götürüyor. Bunun neresinde adalet var!

Onlar sadece neyi düşünüyor biliyor musunuz?

Benim koltuğum gitmesin, benim param gitmesin. Tek dertleri bu.

Kurtuluş Yolu: Son olarak bu direniş size ne kazandırdı?

Bize daha çok sahiplenmeyi, bize daha çok birlik beraber olmayı kazandırdı. İçimizdeki vasatları görmemizi sağladı. Ve bu mücadele sonuna kadar, gittiği yere kadar sonuna kadar mücadeleye devam.

 

Kurtuluş Yolu: Evet Mehmet Bey, şu anda Türkiye’nin neredeyse dört bir tarafında Direniş yürüten Nakliyat-İş Sendikası’nın bir yöneticisi olarak, süreci sizlerden dinleyelim.

Mehmet Ünver: Haziran ayının ortasında, PETLAS’ta üretilen lastiklerin dağıtımını yapan, PETLAS/AKO’da şoför olarak çalışan işçi arkadaşlarla görüşmeye başladık. İşçi arkadaşlarımız çalışma koşullarının ağırlığından, haksız hukuksuz şekilde işten çıkarmalardan, en ufak kazada bile araçların kasko ve sigortası olmasına rağmen kendilerinden kesilen hasar bedellerinden rahatsızlıklarını dile getirdiler.

Ve kendilerine ödenen ücretin çalıştıkları saatle karşılaştırıldığında, asgari ücret seviyesinde olmasından duydukları rahatsızlıklardan dolayı bize ulaştıklarını ve artık sendikalı olarak çalışmak istediklerini söylediler.

Biz de bu görüşmede arkadaşlarımıza, örgütlü sendikal çalışmanın önemini ve işçilere sağladığı kazanımlarını anlattık ve üyelik çalışmamızı başlattık.

Şoför arkadaşların üye olmasıyla birlikte, yine depoda yükleme ve diğer lojistik faaliyetlerinde çalışan arkadaşlarımızla da irtibata geçtik. Onların çalışma şartları da oldukça ağırdı. Bu arkadaşlarımız da; asgari ücret seviyesinde bir ücretle, güvencesiz, kaderlerinin bir iki şefin iki dudağı arasında olduğunu dile getirdiler.  İşçi arkadaşlarımızla görüşmelerde ortaya çıktı ki, PETLAS/AKO’da işçi lehine işleyen bir yasa yoktu. İş güvenliğiymiş, koruyucu malzemeymiş iste isteyebilirsen…

Bir arkadaş, “neden üye oluyorum biliyor musunuz?” diye sormuş ve anlatmıştı:

“Ben sendikaya, bu adamlar lastik olmadığımı ya da lastiğin bir parçası değil insan olduğumu anlasınlar diye üye oluyorum. Kışın çok üşüyoruz. Bu durumu bir gün şefe ilettik, üşüdüğümüzü işverene iletmesini söyledik. Onlar da iletmişler patrona. Birkaç gün sonra cevap geldi. Patron demiş ki; benim lastiğim üşümez. İşte ben bu yüzden üye oluyorum, insanca çalışmak için.”

İşte PETLAS/AKO’da işçi arkadaşlarımız böylesine koşullarda yıllarca çalışmışlardı. Biz Nakliyat-İş Sendikası olarak birkaç haftada depoyu üye yaptık ve 12 Temmuz itibari ile de Aile ve Çalışma Bakanlığına Çoğunluk Tespitinde bulunduk.

Biz Çoğunluk Tespitinde bulunmadan önce işveren örgütlenmeden haberdar olmuş. Temmuzun 10’unda bir öncü işçi arkadaşımızı idareye çağırıp e-devlet şifresini istediler ve sendikadan istifaya zorladılar. Bunun üzerine arkadaşımızın, ne e-devlet şifresini vermeyi ne de anayasal hakkı olan sendikaya üye olma hakkından vazgeçmeyeceğini söylemesi üzerine, öncü arkadaşımızı işten çıkarttılar. Arkasından da yaklaşık 70 işçi arkadaşımızı işten çıkardılar.

İsten çıkartılan arkadaşlarımız, e-devlet şifreleri istenen ve sendikadan istifa etmeleri istenmesine rağmen istifa etmeyen arkadaşlardır. Ve işverenin yasal olmayan bu tehditleri ve e-devlet şifrelerinin istenmesi konusunda Cumhuriyet Başsavcılıklarına şikâyette bulunduk.

12 Temmuz itibari ile işveren, AKO şirketini kapattı ve bütün işçileri tamamen yasadışı bir şekilde fabrikadaki diğer bir taşeron şirket olan Titiz şirketine geçirdiler. Biz sendika olarak işverenin bu yasa, hukuk tanımaz, işçi ve sendika düşmanlığına karşı 16 Temmuz’da, Genel Başkan’ımızın da katıldığı, fabrika önünde bir basın açıklaması gerçekleştirdik ve bu tarih itibarıyla da Direnişimizi başlattık.

Direnişimiz 14 gündür kararlılıkla devam ediyor. Ayrıca 9 gündür de Kırşehir’in en işlek meydanında açtığımız standımızda, halkımıza hem süreci anlatıyor, hem de destek istiyor ve imza topluyoruz.

Bizim sendika olarak işçi arkadaşlarımızla stant açmamızdan, Kırşehir Halkına gerçekleri anlatıp gerçek yüzlerini göstermemizden PETLAS patronu çok rahatsız oldu. Emrindeki birkaç yandaş gazeteye, Kırşehir Halkıyla işsizlik cehennemine mahkûm ettiği işçileri birbirine düşürtecek, sendikamız yöneticilerini sanki suç örgütü üyesiymiş gibi gösteren ve şehri terk edin tarzında yayınlar yaptırttı.

Sendikamız önderliğinde kararlı bir şekilde direnen işçi arkadaşlarımızın bu onurlu mücadelesini provoke etmek istedi. Fakat sendikamızın ve üyelerimizin kararlı tavrı ve Kırşehir Halkının duyarlılığı, bu alçakça provokasyonu boşa düşürdü.

Kırşehir Halkının da, mağdur edilen işçilerin sendikamız önderliğindeki haklı, meşru ve onurlu mücadelesini sahiplenmelerini görünce mutlu oluyoruz.

Direnişimiz, arkadaşlarımız koşulsuz şartsız işlerine dönünceye kadar devam edecek. Hem hukuki olarak hem de fiili olarak direnmeye devam edeceğiz.

Yaşasın PETLAS/ AKO direnişimiz!

Direne Direne Kazanacağız!

 Kurtuluş Yolu: Biz de mücadelenizde başarılar diliyoruz. Zaferin, Direnin İşçi Sınıfının olacağını biliyoruz.

Gazetemiz, her zaman sizin sesiniz olmaya, davanızı halkımıza duyurmaya devam edecek.