“Şu Kanlı Zalımın ettiği işler”

04.06.2021
A+
A-

Hüseyin Ali

“Kanlı zalım” İsrail Terörist Devleti Filistin’de gene çoluk çocuk, genç ihtiyar demeden, yüzlerce cana kıydı.

Bu katliamlar 1948’den beri, hatta daha öncesinden beri, sistemli bir şekilde yürütülüyor. Amaç Filistin Halkını imha etmek, ürkütmek, kaçırmak, topraklarına ve varlıklarına el koymak; yerlerine “Yerleşimci” dedikleri, dünyanın dört bir yanından toplayıp getirdikleri çulsuz-gerici Yahudileri yerleştirmek.

Sonuç: İsrail hem topraklarını genişletiyor, hem Filistinli nüfusunu azaltıyor, hem Yahudi nüfusunu artırıyor.  

Hikâye 19. Yüzyıl’ın ikinci yarısında başlar. Kapitalizm olgunlaşmış, tekelci aşamaya geçmektedir. Petrol bulunmuş, taşıdığı potansiyel, kapitalist dünya için en önemli enerji kaynağı olduğu kapitalistlerce görülmüştür.  İngiltere, “üzerinde güneş batmayan” imparatorluktur. Ortadoğu topraklarının petrol içerdiği ise, adı konulmasa bile, yerel halklar tarafından yüz yıllardan beri bilinmektedir. Nitekim 1869’da bir kükürt madencisi şirket, Süveyş Körfezi’nin ağzında (Gazze Şeridi’ne çok yakın) petrol sızıntılarıyla karşılaşır. Ardından 1886’da Mısır Petrol Şirketi, açtığı kuyuda petrol bulur.

İşte İsrail projesi, başka deyişle Filistin’de dünyanın dört bir yanına dağılmış Yahudilerden bir ulus ve devlet yaratmak bu zamanlara denk gelir.

Kapitalizmin tekelcileşmesi, dolayısıyla emperyalizm aşaması, Ortadoğu’da petrol bulunması ve emperyalizmin Filistin’de Yahudi Devleti (Yahudi Milliyetçiliği, Siyonizm) projesi eş zamanlıdır.

İlk Siyonist Kongresi 1897’de İsviçre’nin Basel şehrinde toplandı. Kongre kararı; “Halkı olmayan bir ülkeyi, ülkesi olmayan bir halka devredin” sloganında özetleniyordu. Batılı gelişmiş ülkeler bu kararı hararetle desteklediler.

Birinci Emperyalist Savaş sırasında, 1917’de, İngiliz Dışişleri Bakanı Arthur Balfour, Siyonist lider Lord Rothschild’a gönderdiği deklarasyonda (Balfour Deklarasyonu), Filistin’de kurulacak Yahudi Devleti için ellerinden geleni yapacaklarını belirtiyordu.

Savaş sonrasında Osmanlı devrilince, emperyalistler tüm Ortadoğu’yu Sykes-Picot Antlaşması’na göre harita üzerinde elle (cetvelle), kafalarına (çıkarlarına) göre böldüler (Resim 1). Bu bölüşümde Filistin toprakları da İngiliz Emperyalizminin payına düşmüştü (İngiliz Mandası). Manda yönetimi İsrail’in kuruluşuna kadar sürdü.

Bu dönemde emperyalistlerin desteğiyle Filistin’de çapulcu Yahudilerden terörist çeteler oluşturuldu.  Yahudi çeteler İngiliz Mandası altında emperyalistlerce eğitildiler, örgütlendiler; dünyanın başka bölgelerinden başka Yahudiler getirildi. Filistin halkı terörize edildi. Hakanah (1920-1948), Stern/Lehi (1940-1948), Irgun (1931-1948) gibi Yahudi terör örgütleriyle sistematik terör faaliyetleri yürüttüler. (Şu anda Kuzey Irak ve Kuzey Suriye’de oynanan oyun da bu senaryoya benziyor. Süreçte roller değişik. İngiliz Emperyalizminin yerinde Amerikan Emperyalizmi, Yahudi çetelerin yerinde Barzani/PKK/PYD/YPG yer alıyor.)

1917’de bölgenin demografik yapısı şöyleydi: Toplam nüfus 700 000; Müslüman nüfus: 574 000; Hıristiyan nüfus 74 000; Yahudi nüfus 56 000.

İkinci Emperyalist Savaş sırasında Alman Faşizminin Yahudilere uyguladığı soykırım da İsrail’in oluşumunda önemli rol oynadı. Vatansız kalan çulsuz Yahudiler, emperyalizm tarafından bilinçli olarak Filistin topraklarına yönlendirildiler.

Devlet oluşumu için şartlar olgunlaşınca, İkinci Emperyalist Savaş sonrasında, 14 Mayıs 1948’de İsrail Devleti kuruldu.

Terör devletinin kurulması sonrasında da sistematik baskı ve terör uygulamaları daha organize şekilde yürütüldü. Filistin halkını yıldırdı, ekonomik açıdan da çökertti.

İsrail devleti kurulmadan önce, 1948 öncesinde, ekonomik durum Filistinli Müslümanların lehinedir. Örneğin tarımda Filistinli Arapların sahip oldukları tarım alanı 26.670.000 dönümken, Yahudilerin sahip olduğu tarım alanı 1.514.000 dönümdür. İşletmelere bakıldığında, 1927’de İngilizler tarafından yapılan istatistiksel çalışmanın bilgilerine göre, Araplar tüm işletmelerin % 75’ine, Yahudiler yaklaşık % 25’ine sahiptir. Arapların refah düzeyi, Yahudilerden çok daha yüksektir. Şimdi durum tam tersinedir. İşletmelerin % 80’den fazlasına Yahudiler sahiptir. Milli gelire baktığımızda İsrail için 44.474 dolar, Filistinliler için 3.199 dolar olduğu görülmektedir.

İsrail’in Filistinlileri ablukaya alması da bundan kaynaklanır. İsrail, İkinci İntifada Hareketinden sonra 2000 yılında, güya “terörü önlemek için”, Batı Şeria’da (Ürdün Nehrinin batı yakası) Filistin Halkını duvarla kuşatma kararı alır.  Duvar 708 kilometre uzunluğunda, 8 metre yüksekliğinde ve her 200 metrede bir gözetleme kulesi olan bir duvardır. Yapımına 2002’de başlanan duvar 2012’de 440 kilometreye ulaşır; 57 kilometrelik kısım hâlâ inşa edilmektedir. Buna göre tasarlanan duvarın % 70’i tamamlanmıştır. Şu andan duvarla ilgili bir çalışma yoktur.

Gazze şeridi ise hem karadan, hem denizden abluka altındadır. (Mavi Marmara olayı, Malum Kişi’nin hainliği kadar, bu ablukaya da iyi bir örnektir).

İsrail böylece Filistinlileri bir açık hava hapishanesine sokmuştur. Kentlerdeki Filistinlileri kırdan koparmıştır. Ekonomik gelişmelerini engellemiştir.  

Bütün bu baskı, zulüm ve ekonomik sıkıntılar Filistinlileri göçe zorlamaktadır. Müslüman halk, İsrail teröründen yılıp diğer Müslümanların yanına veya başka ülkelere sığınmaktadır. Bilinen mülteci sayısı 5 milyonun üzerindedir. Son durum 2015’de şöyledir:

 Ürdün 2,117,361
 Gazze Şeridi 1,276,929
 Batı Şeria    774,167
 Suriye    528,616
 Lübnan    452,669
Toplam 5,149,742

 

Buna göre, Filistin Devleti’nin 5.159.076 olan bugünkü nüfusu kadar Filistinli yerlerinden koparılmış durumda.

Mültecilik, ne yazık ki umutları söndürür. Vatanlarından kopanlar davalarına farklı gözle bakarlar, yabancılaşırlar.

Bu yıl şubat ayında yaşamını yitiren ünlü Filistinli Şair Mourid Barghouti şöyle der:

“Bitti. Uzun İşgal yılları İsrail’de doğmuş ve başka vatan bilmeyen İsrailliler üretti ve aynı zamanda Filistin’e yabancı Filistinliler; sürgünde doğmuş ve vatana dair hikâyeler ve haberler dışında bir şey bilmeyen Filistinliler… Bu uzun işgal, Filistin’in çocukları olmaktan çıkarıp Filistin fikrinin çocukları kıldı bizi.”

Ve

“Bir insana bir kere köklerinden sökülüp atılma tecrübesi yeter, sonsuza kadar köklerinden sökülmüş olması için.”

İsrail Devleti kurulduktan sonra, emperyalist devletler elbirliği halinde Arap devletlerini birbirlerine düşürdüler. Filistinlileri de öyle… CIA, M16 (İngiliz istihbaratı) ve MOSSAD, Filistin Kurtuluş Örgütü’nün etkisini kırmak için Filistinlilere Müslüman Kardeşler Örgütü’nün (İhvan-ı Müslimin) devamı niteliğindeki Filistin İslami Direniş Hareketi’ni (HAMAS) kurdurttu.

Sürekli sistematik baskı ve terörü zaman zaman tırmandırıyor ve savaşa döndürüyor terörist devlet.

İşte Mayıs ayındaki saldırılar da böyle oldu. Sistematik yıldırma politikasının uygulamalarından birisi de Filistinlileri evlerinden çıkartmak, başka yerleşim yerlerine sevk etmek, Filistinli popülasyonunu seyreltmek ve dağıtmaktır. Tabiî yerlerine de sağcı Yahudi teröristleri yerleştirmek…

Mayıs ayında yapılan İsrail saldırısı da farklı değil. Doğu Kudüs’te Müslümanları seyreltmek. “Yerleşimci” dedikleri Yahudi teröristlere yer açmak. Bunun için Müslüman halkı provoke edip terörü yoğunlaştırarak bezdirmek. Böylece, Filistin’in toprak bütünlüğünü bozmaktır. Amaç bu…

Mescid’i Aksa’nın İsrail askerlerince basılmasının nedeni de bu. Tabiî, Kudüs önemli bir merkez. İsrail başkent olarak ilan etti. Trump da destekledi malûm… Dolayısıyla Doğu Kudüs’ün de Müslüman nüfustan arındırılması gereği, altta yatan neden.

Hukuk mu?

Hiçbir hukuk kuralı, Birleşmiş Milletler kararı dikkate alınmıyor. Emperyalizmi arkasına alan terörist devlet bildiğini okuyor.

Emperyalistlerce kotarılan uzlaşma girişimleri (örneğin Camp David, Oslo I ve Oslo II görüşmeleri) hep Filistin halkını ketempereye getirmeye (göz boyamaya) yöneliktir. Hep Filistin Halkı zarar görmüş,  hep terörist İsrail yarar görmüştür.

Geçmişe baktığımızda, bu süreçte de, Arap devletleriyle yapılan her savaş sonrasında da İsrail kârlı çıktı.

Bugün demografik yapıya baktığımızda şu tabloyu görüyoruz:

 

Grup Nüfus %
Yahudi 6,697,000 74.2
Müslüman 1,605,700 17.8%
Hıristiyan    180,400   2.0%
Dürzi    143,000   1.6%
Diğer/Bilinmeyen    394,900   4.4%

 

Son nüfus dağılımını gösteren haritalar da bu tabloyla uyumludur. Yüz yıl önce çoğunluk durumundaki Müslüman Filistin Halkı, azınlık durumuna düşürülmüştür (Resim 2). Toprakları gasp edilmiştir.

Yapılan bir “Etnik Temizlik”tir. Amaç, böylece Filistin Devleti’ni yok etmek, terörist İsrail Devleti’ne yıllar içinde meşruiyet kazandırmaktır. Asıl maddi amaç ise Ortadoğu petrollerine el koymak, petrol boru hatlarını gözetmektir. İsrail petrolün bekçisidir.

Emperyalizm, uzun vadeli stratejik gizli planlar yapar. İsrail devletinin yüz yıl içinde adım adım bir terörist devlet olarak kurulması ve gittikçe yayılması, Ortadoğu’nun petrol ve gaz zenginliklerine “çökmek” için hazırlanan stratejik planın bir parçasıdır.

Yahudi ümmetinden terörist İsrail Devleti bu amaçla yaratılmıştır. Dünyadaki Yahudi Finans-Kapital mensuplarına da emperyalizm tarafından “pamuk eller cebe” denilmiştir. Emperyalizm destek olmasa İsrail’in bunca askeri harcamaya dayanması, üstelik insanlara da 44.000 dolar yıllık milli gelir sağlaması mümkün olamaz.

Bizim Din Bezirgânı Amerikan uşaklarına gelince…  İsrail’i dilleriyle pek güzel dövmektedirler. Ama aslında yaptıkları İsrail ile işbirliğidir. Yüksek perdeden bağırıp çağırmaları halkımızın gözünü boyama çabasıdır.

İşin gerçeği şudur: Yahudi Cesaret Madalyası almışlardır. İsrail’in güvenliği anlamına gelen Büyük Ortadoğu Projesi’nin Eşbaşkanı’dırlar. Bugün İsrail’in karşısında durabilen en büyük güç İran ve Suriye’dir. Bizim uşaklar, Kürecik’teki radarlarla İsrail’e hizmet etmektedirler. Filistin Halkının koruyucusu durumundaki Suriye’yi çökertmek için ellerinden geleni yapmaktadırlar.

Söze değil işe bakın… Bunu yapan, dolaylı olarak İsrail’e bu kadar destek olan başka Müslüman ülke var mı?

Geçmişte, 71 Faşizmi öncesinde devrimci gençler Filistin halkına destek için İsrail ile savaşmaya gitmişlerdi. (Deniz Gezmiş de o devrimcilerden birisidir, Resim 3). Sekiz devrimci o dönemde Filistin topraklarında şehit oldu.

Bugün biz Türkiye Devrimcilerine düşen başlıca görev, en sıcak görev, bir an önce Amerikan Uşağı Din Bezirgânlarını ülkenin başından defetmektir. Kısa vadede Filistin Halkına en büyük destek bugün için budur.

Terörist İsrail mi?

O da emperyalizm çökünce kendiliğinden, bu topraklarda Yahudiler Müslümanlarla kardeşçe yaşayacak, terörist devlet yok olacaktır.  Ama terörizmin hesabı elbette sorulacaktır.

Nedir ruhu renklerinden mahrum bırakan?

İsabet eden o şey neydi bedene, işgalcinin kurşunları dışında

 

Mourid Barghouti