Suruç saldırısı ve sonuçları

03.08.2015
A+
A-

 

Sovyetler Birliği dağılmıştı. Artık emperyalizmin “Büyük Ortadoğu Planı (BOP)” gereği Ortadoğu ülkeleri, dünyanın başka bölgelerinde olduğu gibi, paramparça edilebilirdi. İlk planda “demokrasi getiriyoruz” diyerek Saddam hedefe konuldu. Esad, Kaddafi gibi yurtsever Arap yöneticileri de sıradaydı. Ama stratejik hedef Anadolu halklarının bölünmesiydi. Emperyalizmin bölgeye yönelik yayımladığı haritalarda da görüldüğü gibi en büyük değişim Anadolu coğrafyasında planlanıyordu.

İşe Birinci Körfez Savaşı’nda (1991) Saddam’a saldırarak, 36. paralelin kuzeyinde Kürt aşiretlerini birleştirerek, örgütleyerek, silahlandırarak, arkanızdayız diyerek başladılar. Böylece Barzani uşağını bir çekim merkezi haline getirdiler. Zaten parçalanmış Arap coğrafyasını ise her türlü dinsel, mezhepsel, etnik farklılığı deşerek yangın yerine çevirdiler.

İnsanlığın toprağa ilk yerleştiği bu coğrafyada taş taş üstünde bırakılmadı. Böylece tarihsel, kültürel, toplumsal geçmiş bir bakıma yok edildi. Halklar köklerinden koparıldılar.

Kürt Halkı mı?

Tersine, onlar Barzani çevresinde Amerikancılık çizgisinde birleştirilebilirdi. Barzani zaten emperyalizmin has uşağıydı. PKK ve PYD de kolayca o yola sokuldu, denebilir. Öyle ya, böylece bin yıldır devlet olamamış Kürt Halkına artık devlet olma şansı doğacaktı! Böylece Kürt Halkı, tabiri caizse, gaza getirildi.

Bu ay (Temmuz 2015) İngiliz “bağımsız” “Krallık Uluslararası İlişkiler Enstitüsü Chatham House” tarafından yayımlanan bir “araştırma makalesi”nde Kürt Halkı şöyle kafalanmak isteniyor:

“Suriye’de devlet otoritesinin yokoluşu, politik ve askeri bakımdan örgütlenmek amacındaki  Suriye Kürtleri için eşi bulunmaz bir fırsat doğurdu. Tüm bölgede Kürtler bu anın geldiği fikrindeler.” (Gunes C.-Lowe R., Ortadoğu’da Suriye Savaşının Kürt Politikasına Etkisi, The Impact of The Syrian War on Kurdish Politics Across the Middle East, Temmuz 2015, file:///C:/Users/User/Desktop/ISIL/20150723 SyriaKurdsGunesLowe.pdf).

Bu işin bir yanı.Tabiî süreç devam ediyor.

Emperyalizm, öte yandan kendi yarattığı dinci, cihatçı katilleri Ortadoğu Halklarının başına bela etti. Esad’ı düşürmek için dünyanın dört bir yanından devşirdiği cihatçı yobaz sürülerini örgütledi. Dinci yobazlara Tayyipgil, Suudiler ve Katar aracılığıyla maddi yardım, silah yardımı, lojistik destek sağladılar, eğitim verdiler. Esad direnince oyun şimdilik bozuldu. Ortaçağcı dinciler birbirlerine düştüler. Bunlardan bir bölümü, Irak’ta Saddam’dan kalma Sünni dincileri de yanlarına-saflarına çekerek IŞİD’i oluşturdular.

Şimdi emperyalizm IŞİD’i, Kürdistan’ı kurmakta kullanıyor. Önce IŞİD’in katliamlarını dünya halklarının  gözüne sokarak nasıl kanlı bir örgüt olduğunu kanıtladı. Aynı zaamda Irak ve Suriye’de yayılmasına destek verdi. Sonra  Irak’ın kuzeyinde Barzani’nin üzerine yöneltti IŞİD’i. Barzani’ye her türlü destek, ama özellikle hava desteği vererek IŞİD’i püskürtmesini, böylece bölgede can derdine düşmüş Kürt Halkının, hatta diğer halkların gözünde Barzani’nin kahraman olmasını sağladı.  Tabiî ABD’nin kendisi de dünya halklarının gözünde insanları IŞİD yobazlarından kurtaran kahraman oldu.

Demirtaş ise bu sıralarda, 2014 Eylülünde,“Barbarlığa karşı ortak ordulaşma”dan söz ederek, Kürt Halklarının kendi öz savunma gücü için “ortak bir ordu” oluşturulması çağrısını yapıyordu.

Ve bundan hemen sonra IŞİD’in Ayn El Arab (Kobani) saldırısı geldi. Bu saldırıyla dünya ayağa kaldırıldı. IŞİD kenti düşürecek, tüm halkı biçecekti. Ürkek davranan Tayyipgil, Kobani “savunması”na destek vermeye zorlandı. Türkiye de ayağa kaldırıldı. Oysa Kobani’de sivil kalmamıştı. IŞİD’in Kobani saldırısı Kürtler için bir başka dönüm noktası yarattı. Kürt ulusal bilinci bilendi. Barzani gene kahraman oldu. ABD gene kurtarıcı… Ama asıl önemli olan Kürt savaşçıların kahramanlığıydı. Dünya medyası, Kobani’de sansayonel bir Kürt zaferi yarattı. İngiliz ajanların yukarıda sözünü ettiğimiz makalesinde şöyle deniyor:

“Kobani savaşı, 2014-2015’de yeni bir Kürt ulusal kahramanlık ve kurtuluş efsanesi doğurdu. Kobani, büyük yıkıma rağmen, tüm bölgede Kürtlerin kalbinde meşhur bir zafer, büyük bir sembolik değer olarak süregidecektir.” (Gunes C.-Lowe R., agy.)

Oysa, Esad güçleri, bütün zorluklara rağmen, yıllardan beri çok daha büyük zaferler kazanmıştı.

Yukarıdaki ifade, Kobani savaşının sürekli gündemde tutulacağını gösteriyordu. Öyle de yapıldı. Savaş ortamında Kürt çocuklarına oyuncak gösterisi, Suruç’ta 32 gencin katledilmesiyle sonuçlandı. Yazık!… IŞİD bir kez daha kullanıldı Kürt ulusal bilincini bilemek, Kürtlerin Amerikancı örgütlenmesini  daha da üst seviyeye çıkarmak için.

Emperyalizm şimdi şöyle yol gösteriyor Kürtlere:

“Bölgesel siyasette bir güç olarak Kürtlerin uzun vadeli başarısı aynı zamanda çeşitli Kürt politik hareketleri arasında işbirliği yapabilme yeteneğine  bağlıdır. Suriye’de Kürt siyasetinde, Demokratik Birlik Partisi (PYD) ve Kürt Ulusal Konseyi (KNC) arasında olduğu gibi büyük kopuşlar ve rekabet nedeniyle, işbirliği gereği konusunda görüşler artıyor.

“Ancak, Kürt siyasi partileri arasında süregiden ciddi farklılıklar nedeniyle, Türkiye’de Kürdistan İşçi Partisi (PKK), Suriye’de PYD’nin Halk Koruma Birlikleri (YPG) ve Irak’ta Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin (KRG) peşmergeleri arasındaki askeri işbirliği yakın siyasi işbirliğine de varır mı, belirsiz.

“Suriye’deki Rojava deneyinin geleceğinin belirlenmesi konusunda Türkiye, KRG ve ulıuslararası kamuoyu büyük rol oynayacak. KRG-Türkiye ilişkileri, KRG’nin PYD ve Rojava yönetimi ile işbirliğinde önemli kısıtlamalar getiriyor. KRG, Türkiye ile ilişkisinin Suriye Kürt bölgesindeki gelişmeler nedeniyle bozulmaması için dikkatli davranmalı.” (Gunes C.-Lowe R., agy)

İşte emperyalizm IŞİD’i saldırtarak uşağı ürkek Tayyipgil’i böyle yola getiriyor. Suruç bu konuda ortamı hazırladı. Arkasından gelen IŞİD saldırısı sonucunda bir astsubayın şehit oluşu durumu daha da geliştirdi.

Tayyipgil’in açığı zaten büyüktü. TIR’lar, IŞİD ve diğer dinci grupların desteklenmesi, provokasyonlar vb. dünya medyasında gündemden hiç düşmedi, sürekli vurgulandı. Tayyipgil, dinci güruhlarla olan bağını bozmamıştı. Düne kadar Türkiye üzerinden IŞİD’e asker devşirilmesine çanak tutmuştu. Amerikancı Cengiz Çandar, 22 ve 23 Temmuz’da Radikal’de çıkan yazılarında 2015 yılında Hassan Hassan ve Michael Wess adlı yazarların kaleme aldığı “IŞİD-Terör Ordusunun İçyüzü (ISIS-Inside the Army of Terror) başlıklı bir kitaptan söz etti. Tayyipgil’in IŞİD’e asker devşirmesini ve IŞİD’cilerin Türkiye’de nasıl rahat hareket ettiklerini göstermesi bakımından önemli bir bölümü aktardı kitaptan. Yazarlar Abu Adnan adlı bir IŞİD militanı ile buluşmalarını şöyle aktarıyorlar ilgili pasajda:

“Abu Adnan bizimle buluşmaya güney Türkiye’de, Urfa diye de bilinen, Suriye sınırının yakınındaki Şanlıurfa’da bir beş yıldızlı otelde  erkenden geldi. Abu Adnan otuzlu yaşlarının sonlarındaydı ve IŞİD hakkında iç bilgi sahibi olarak bize anlatılmıştı. Kendisini IŞİD’in denetimindeki topraklardaki seyyar hastanelerde çalışan bir doktor olarak tanıttı…

“Abu Adnan bize içini açtı, sadece bir doktor olmadığını ama aynı zamanda IŞİD için bir güvenlik yetkilisi olarak çalıştığını, bir emni (emin olmalı, – K.Y.) olduğunu açıkladı. Görevi hakkında sorulara cevap vermedi, diğerlerini geçiştirdi ama kendisi gibi Suriye dışında, çoğunluğu komşu ülkelerde, IŞİD için çalışan düzinelerce insan olduğunu söyledi…

“Şanlıurfa’daki oteldeki Abu Adnan, dış görüntüsüyle, sakallı ve siyah giysileriyle bilinen bir tekfiri örgüt mensubu olduğuna dair hiçbir işaret vermiyordu. Tertemiz traşlı ve modern giyimliydi… Bununla birlikte, görüşmemiz esnasında Rakka, kuzey Haseke ve  Halep’te IŞİD liderleriyle birlikte çekilmiş fotoğraflarını bize gururla gösterdi… Abu Adnan, Suriye-Türkiye sınırında IŞİD’e katılmak için gelen potansiyel savaşçıların Suriye’ye geçişine yardım eden kaçakçı şebekesine sahip olduğunu ileri sürdü. Türk makamlarının gözleri önünde faaliyet gösteriyorlardı…” (Radikal, 23 Temmuz 2015)

Tayyipgil’in uşaklıkta üstlerine yoktu ama korkaklıkta da öyle. Tayyip’in Obama ile 22 Temmuz’da yaptığı konuşma sonrasında, Obama Tayyip’e “reddedemeyeceği bir teklif”te bulunmuş olsa gerek ki, tüm üsler ABD kullanımına verildi. Tam teslimiyet!

Böylece IŞİD havadan vurularak yönlendirilecek ve ünlü “Kürt Koridoru” sağlama alınacak.

Biz gene bu oyunu görmeyen Türk solunu, iflah olmayacaklarını bilsek de, uyaralım. Amerikancı Kürt Hareketi’ni de artık girdiği yoldan döndürmek zor.

Ancak Türk, Kürt ve Arap Halkları, hatta buna Acem Halkını da ekleyelim, bu kanlı oyunu eninde sonunda bozacak, emperyalistleri de, uşaklarını da bölgeden temizleyecektir.