Site rengi

Tasarım

Türkiye’de hayvancılığın durumunu ABD Emperyalistleri akbabalar gibi izliyor

07.10.2023
367
A+
A-

Gazeteci Ali Ekber Yıldırım’ın Tarım Dünyası sitesindeki haberine göre; ABD Tarım Bakanlığı USDA (United States Department of Agriculture) 7 Eylül 2023’te Türkiye’de hayvancılığın durumu üzerine bir rapor yayımladı. Rapor, ABD Ankara Büyükelçiliğinden Tarım Uzmanı Sinem Duyum tarafından hazırlandı ve ABD Tarım Bakanlığı tarafından yayımlandı.

Raporda ABD Emperyalistleri, elde ettikleri verilerle 2023 ve 2024 yılı için Türkiye’nin hayvancılığı ile ilgili öngörülerde bulunuyorlar.

ABD niye böyle bir rapor hazırlıyor?

Dünyanın başhaydudu, kanlı zalim ABD Emperyalistleri ekonomice kendilerine bağımlı haline getirdikleri, iktidarlarında AKP’giller gibi Amerikan uşaklarını tuttukları bizim gibi ülkelerin ekonomisini, tarım ve hayvancılığını yakından izliyorlar. Buna göre de önümüzdeki dönemler için öngörüler, yeni politikalar belirliyorlar. Bugüne kadar iktidarda ABD hesabına çalışan AKP’giller görevini ne kadar iyi yapmış, hayvancılıkta Türkiye yeterince dibe çekilmiş mi ve ABD bundan nasıl nasiplenecek; raporla ortaya konmuş oluyor.

Rapora göre, 2023 yılında büyükbaş hayvan ithalatının 470 bin baş olacağı tahmin ediliyor. Türkiye, bu yılın Ocak-Haziran döneminde yaklaşık 234 bin büyükbaş hayvan (361,4 milyon dolar) ithal etti; bu rakam, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 400 daha fazla.

Şu acı tabloya bakar mısınız?

Kendi çiftçimiz hayvancılık yapamaz hale getirilmiş, besi sığırı ve sığır etini artık ithal eder hale gelmişiz. Bu da yetmemiş, bu ithalat geçen yıla göre yüzde 400 artmış.

Çiftçilerimiz artan girdi maliyetleri altında eziliyor. Bu yüzden hayvanlarını yeterli ağırlığa ulaşmadan kesime göndermek zorunda kalıyor. Çiğ süt fiyatları maliyetleri karşılamadığı için çiftçi, süt ineklerini kesime gönderiyor. Bu nedenle 2024 yılında da Türkiye’nin büyükbaş hayvan varlığının düşmeye devam edeceği öngörülüyor.

Sığır eti üretiminin 2024 yılında yaklaşık 1,7 milyon tona çıkacağı belirtilen raporda, bu artışın ülkemizdeki sığır eti talebini karşılamaya yetmeyeceği belirtiliyor. Bu da et fiyatlarının artmaya devam edeceği anlamına geliyor. Kıymanın kilosu en düşük 300 TL, bu fiyat geçen yıla göre 2,5 kat fazla.

Raporda, yüksek sığır eti fiyatlarını hafifletmek için Türk hükümetinin, besi sığırı ve sığır eti ithalatına geçici olarak izin verdiği, ancak bu müdahalelerin henüz tüketicilere anlamlı bir rahatlama sağlamadığı, öngörülen daralmanın kısmen telafi edilmesine yardımcı olmak için hükümetin 2024 yılında besi sığırı ithalatına izin vermeye devam etmesinin beklendiği söyleniyor. İthalat rakamları, artan sığır eti fiyatlarını frenlemede anlamlı bir fark yaratamayacak kadar küçük, deniyor. Burada açıkça, ithalatın arttırılması beklentisi dile getiriliyor, AKP’giller’e mesaj veriliyor.

Peki, ithalat gerçekten bir çözüm mü?

Bugüne kadar yapılan ithalatlar, yukarıda da söylendiği gibi, ithalat yüzde 400 artmış olmasına rağmen et fiyatlarını düşüremedi, düşüremez de. Paramızın dolar ve euro karşısında yaklaşık 30 kat değersizleşmesi zaten ithal ettiğimiz her şeyi bizim için ateş pahası hale getiriyor. Asıl önemli olan, ülkemizin kendi olanaklarıyla, kendi çiftçisini destekleyerek üretimi arttırmasıdır. Ancak bu şekilde et fiyatları düşebilir.

ABD Emperyalistleri kendi elleriyle iktidara taşıyıp orada tuttukları AKP’giller’i bilmez mi?

İyi bilir. Bakın marifetlerini nasıl anlatıyorlar:

Hayvancılıktaki en büyük harcama kalemi olan hayvan yeminin fiyatının son birkaç yılda ikiye, hatta üçe katlandığı, buna karşılık, bu dönemde çiğ süt alım fiyatının yalnızca yüzde 35 arttığı, süt üretiminin geçen yıla göre yüzde 15 azaldığı da raporda yer alıyor.

Rapor, zorlu piyasa koşulları nedeniyle son birkaç yıldır büyükbaş hayvan işletmelerinin sayısının azaldığını söylüyor:

“Haziran 2023 itibarıyla büyükbaş hayvan çiftliği sayısı bir önceki yıla göre yüzde 10 azalarak 1,1 milyona geriledi.  Hayvancılık sektörü geçen yıl, aralıklı şap hastalığı (FMD) salgınları ve binlerce çiftlik hayvanının ölümüne yol açan ve Güneydoğu’daki çiftlik altyapısını tahrip eden yıkıcı depremler nedeniyle gerilemelerle karşı karşıya kaldı. Ayrıca sektör, yıllardır hayvan sağlığı koşullarının kötü olmasıyla mücadele ediyor. Her yıl 400 bin buzağının ölümüyle sonuçlanıyor.”

Raporun hayvan genetiği ile ilgili bölümünde de dikkat çekici veriler var. Hayvan varlığının azalmasıyla birlikte aynı zamanda suni tohumlamada kullanılan canlı hayvan genetiğinin hem üretiminin hem de ithalatının son birkaç yılda keskin bir düşüş gösterdiği belirtilen raporda; “Boğa sperması üretiminde 2022’de yıllık yüzde 11 düşüşle 2,4 milyon doza geriledi. Aynı dönemde Türk Lirası’ndaki değer kaybı ve hükümetin hayvancılık genetiğine aşırı düzenleme yapması nedeniyle sperma ithalatı yüzde 33 düşüşle 3,2 milyon doza geriledi. Gelecekte canlı hayvan envanterlerini yeniden oluşturmak için Türkiye’nin yerli ve ithal hayvan genetiği kullanımını artırması gerekecektir.

Amerika Birleşik Devletleri, değer bazında Türkiye’nin sığır genetiği alanında lider, birim bazında ise ikinci büyük tedarikçisidir. ABD’den birim bazında boğa sperması ithalatı 2023’ün ilk yarısında geçen yıla göre yüzde 26 düştü. 2022 yılında ABD canlı hayvan genetiği ithalatı 7,9 milyon doları buldu.” bilgisine yer verildi.

ABD’nin derdi anlaşıldı; genetik alanda en büyük ikinci müşterisi olan Türkiye ithal hayvan genetiği alımını düşürmüş. Bunun da arttırılması talebi var.

AKP’giller genetik araştırma enstitülerini bir bir kapatırken, demek ki ABD’den ithal hayvan genetiği almanın yolunu açıyormuş. Bizim yerli ırk büyükbaş ineklerimiz ülke koşullarına uygun, özellikle Doğu ve Güneydoğu’da zorlu doğa koşullarına daha dayanıklı ırklarken, bunların genetiğinin geliştirilmesi ve çoğaltılması gerekirken; ithal hayvanlar ülkenin dört bir tarafında yaygınlaştırılmış.

Raporda çiftçinin hayvancılık girdilerinin en önemlisinin, toplam harcamaların yüzde 80’inin yem olduğu ortaya konuyor. Hayvan yemi fiyatları TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu) verilerine göre 2023’te iki kattan fazla arttı. Ülkemiz yemde de dışa bağımlıdır. Geçtiğimiz yıl Türkiye’de üretilen 27 milyon ton karma yemin yaklaşık yarısı ithal hammaddeden üretilmiştir.  Yukarıda da söylediğimiz gibi, Türk lirasının dolar ve euro karşısındaki aşırı değer kaybı da olunca çiftçimizin girdi maliyetleri daha da artmıştır.

AKP’giller iktidarı döneminde meralarımızın büyük çoğunluğu ranta ve yapılaşmaya açıldı, kurak bölgelerimizde köylü kendi haline bırakıldı. Artık azalan hayvan varlığımıza yetecek miktarda dahi yem bitkisi yetiştirilemiyor. Hal böyle olunca da hayvancılığın en önemli girdisi olan yem bitkileri, saman dahi ithal edilir hale geldi.

ABD Tarım Bakanlığının raporu ülkemizin hayvancılığının düşürüldüğü durumu verilerle ortaya koyuyor. Gördüğümüz gibi, ABD Emperyalistleri ülkemizin ekonomi ve politikasını detaylı bir şekilde izliyor. Ülkemizin ekonomi politikasını AKP’giller eliyle yöneten onlar; sonuçlarını izliyor ve uşaklarına gerekli uyarıları yapıyorlar.

Ülkemizde hayvancılığın ve köylünün sorunlarını sadece Halkın Kurtuluş Partisi çözebilir.

HKP Programı’nda, Köylü Meselesi-Örgüt ve Ekonomi Politikası 15- FİYAT POLİTİKASI başlığı altında Demokratik Halk İktidarında tarım ürünlerinin maliyet fiyatlarının nasıl indirileceği somutça anlatılır:

“Tarım ürünleri aleyhine, sanayi ürünlerinin fiyat artışı durdurulacak. Köy ürünlerinin gerçek köylü kooperatifleri eliyle ihracatı kolaylaştırılacak, Ofisin yönetim ve kontrolü köylü örgütlerine bırakılacak.

“Modern üretim küçük ekincilere kadar götürülerek tüm tarım ürünlerinin maliyet fiyatları indirilecek.”