Yazmayı öğretelim çocuklarımıza çünkü onlar yazacaklar Türkiye Devrimi’nin tarihini (ıı) !

13.06.2022
A+
A-

Prof. Dr. Özler Çakır

 

Değerli okurlar, gazetemizin geçen sayısındaki yazımda, çocuklarımızın yazılı anlatım becerilerini geliştirmenin neden çok önemli olduğu üzerinde durmuştum.  Yazımı,  biz laik ve bilimsel eğitimi savunan, ondan asla vazgeçmeyiz diyen eğitimciler olarak çocuklarımıza kendilerini, duygu ve düşüncelerini doğru ve akıcı biçimde yazılı olarak ifade edebilmeyi nasıl öğretebiliriz sorusunun yanıtı olabilecek görüş ve önerilerim gelecek yazının konusu olsun diyerek sonlandırmıştım. Bu doğrultuda, bu sayıda, bir gazete yazısının sınırlılıkları çerçevesinde sizlerle “Nasıl Öğretelim?” sorusunun yanıtı olabilecek paylaşımlarda bulunacağım.

Yazma eyleminin gerçek hayattaki işlevi iletişimdir ve bu eylem çeşitli işlemleri içeren bir süreç olarak gerçekleşir.

Nelerdir bu işlemler?

Öncelikle hangi düzeyde olursa olsun yazan kişinin-biz bu kişiye yazar diyelim-okuyucusuna iletmek istediği duygu ve düşünceleri yani bir yazma amacı vardır. Yazar, yazma sürecine bir gereksinimden yola çıkarak başlar, bu gereksinim yazma amacını, okuyucusunun kim olacağını ve yazma konusunu belirlemesini sağlar. Yani yazar “Niçin yazacağım? Amacım, ikna etmek mi, açıklamak mı, betimlemek mi, öykülemek mi, kayda geçirmek mi? (örneğin günlük tutmak) vb., ve bunları kim/kimler okuyacak? Okurumun özellikleri neler?”  sorularını sorar ve yanıtlar. Çünkü okurun nitelikleri (örneğin çocuklar, arkadaşlar, eğitimli yetişkinler, eğitimsiz yetişkinler, resmi bir kurum, vb.) ve yazma amacı (örneğin tartışmak mı, öykülemek mi, betimlemek mi? vb.) farklılaştıkça söylemin nitelikleri de farklılaşır.

Daha sonra yazar, çeşitli tasarımlar yapmaya başlar. Düşünceler ilk kez yazıya döküldükten sonra yeniden gözden geçirilir, sözcükler ve tümce yapılarıyla oynanır, düşünceyi en yetkin biçimde iletecek sözcükler ve yapılar seçilmeye çalışılır. Kimi zaman metin örüntüsünde (paragrafların yapısı ve sıralanışı) değişiklikler yapılır. Bazen hem söylem yapısı hem de içeriği hakkında başkalarından görüş alma gereksinimi duyulur. Kimi zaman da hem yazma öncesi, hem de yazma sırasında kaynaklar karıştırılır, gözlemler yapılır, notlar çıkarılır. Bu doğrultuda, yazılanlar gözden geçirilir; eklemeler ve çıkarmalar yapılır. Kısacası metin yeniden, yeniden üretilir. Yazar, üretiminden tatmin olduğu aşamada eylemini sonlandırır.

Yukarıda kısaca vurgulamaya çalıştığım gibi, yetkin yazarlar yani yazma ediminde yetkinleşmiş kişiler için yazma bir süreçtir. Doğası böyledir yazma ediminin. Yazma öncesinde gözlemlediklerimiz vardır, okuduklarımız vardır, dinlediklerimiz-işittiklerimiz vardır, yani zihinsel olarak biriktirdiklerimiz vardır. Ya da yazmaya başladıktan sonra da daha fazla gözlem yapma, okuma, kimi zaman tartışma vb. etkinliklere gereksinim duyulur. İlk yazılan satırlar, hiçbir zaman son yazılan satırlar olmaz. Yazar, metni üzerinde okuruna duygu ve düşüncelerini en etkili biçimde ifade edebileceği oynamalar, düzenleme ve düzeltmeler yapar, gerekirse düzeltme yapmak için yukarıda da dile getirdiğimiz gibi başkalarının görüşlerine başvurur ve tatmin olduğu noktada yazma sürecini sonlandırır.

Başarılı bir yazma eylemi, bu etkinlikleri içeren bir süreç ise, gerçek hayatta bu süreç böyle çalışıyorsa, hangi düzeyde (ilkokul-ortaöğretim-üniversite)  olursa olsun, yazma öğretiminde de eğitimcilerin yazma becerisinin sınıf ortamında öğretimi için uygulamaları gereken etkinlikler, bu sürecin aşamalarını içeren etkinlikler olmak durumundadır. Özetlemek gerekirse,  yazma öğretiminde süreç yaklaşımı, bir yazarın yazma sürecinde dikkate aldığı yukarıdaki bileşenleri, sistemli olarak sınıf ortamına taşır. Bu anlamda, ürüne ağırlık veren yazma yaklaşımlarından farklılaşır. Süreç yaklaşımında, yazılı anlatım becerisinin geliştirilmesi sürecinde öğrenciler, gerçek yazma sürecindeki yaşantılardan, ürünü ortaya çıkarabilecekleri süreçlerden geçerlerse/geçmelerine yardımcı olunursa, ortaya çıkan ürünün niteliği de artar vurgusu vardır. Öğretmenin görevi ise öğrenciye bu süreçte rehberlik etmek, yardımcı olmak, öğrencinin sürecin çeşitli aşamalarındaki gelişimini gözlemlemek ve geribildirim sağlamaktır. Kısacası öğretmen, ürünün ortaya çıkmasını sağlayan süreçlerin (öğrenme yaşantılarının) sınıf ortamına taşınmasını olanaklı kılan kişidir.

Bilimsel gerçeklik bu iken ve geçen sayıda da vurguladığımız gibi Köy Enstitülerinin yazma öğretimi programı bu gerçeklik doğrultusunda geliştirilmişken, günümüzde yazma öğretiminde burada ele alamayacağımız pek çok geri gidişe ek olarak, yazma çalışmaları (aslında bir yazma öğretiminden bile söz edebilmek her ne kadar olanaklı değilse de) ürüne odaklanmaktadır. Genellikle sınıflarda gerçekleşenler şöyle olmaktadır: “Kompozisyon nasıl yazılır” sorusunun yanıtı basmakalıp açıklamalar biçiminde verildikten sonra öğrencilerimize bir atasözü yazma konusu olarak sunulmakta, bunun sonucunda da bizi acı acı gülümseten örnekler ortaya çıkmaktadır.

Aşağıda paylaşacağım örnek, benim yıllar önce okuduğum, bu yazıyı yazmak için kütüphanemde aradığımda bir biçimde yitirmiş olduğumu fark ettiğim, internet ortamında araştırdığımda PDF dosyası olarak bulduğum, Ahmet Gülüm’ün derlemiş olduğu, öğrenci yazılarından oluşan, Dikkat Yazılı Var kitabından alınmıştır. Gülüm, kitapta öğrencilerin yapmış olduğu tüm hataların korunduğunu belirtmiştir:

Ayağını yorganına göre uzat

Bir insanın ayağı üşümesin yahut karıncalanmasın diye uzatır. Bize soracak olursanız bir adam gece yatınca karlı hava insanın ayağını dondurtur.

Giriş: Adamın kendisine ayağını yorganına göre uzat denen girişlemeye adamın uzatmasıdır.

Gelişme: Adamın ayağını yorganına göre uzatmasında adam kendi isteğiyle bir nedenine varması adamın kendi nedenini söylemesi belki bu olay adamı çok üzmüştür.

Sonuç: Adamın kendine verilen bir nedeni bulmak için adama verilen bir ders verilmesi gereklidir.

Çünkü ayağını yorganına göre uzatmalıdır. (Serap/Ortaokul-1)” (https://www.pdfdrive5.com/dikkat-yaz%C4%B1l%C4%B1-var-ahmet-g%C3%BCl%C3%BCm-e118315345.html).

 

Bu pek de kısa olmayan giriş bölümünün ardından, yazımın geri kalan kısmında yukarıda yazma öğretiminde süreç yaklaşımı hakkında yaptığım kuramsal açıklamaları örneklendirmeye, “Nasıl öğretelim?” sorusunu sınırlı da olsa örneklerle yanıtlamaya çalışacağım.

Örneğin ben şu anda da bir yazma etkinliği içerisindeyim. Ve ortaya çıkacak metnimin hizmet etmesini istediğim bir iletişimsel amacı var. Bu amacı ben belirledim. Ben okurlarıma, etkili bir yazılı anlatım öğretimi için yapılması gerekenler nelerdir, bunları açıklamak istiyorum. Bu yazının okurları kimler? Kurtuluş Yolu gazetesini takip eden okurlar. Yani yazımın okuyucu kitlesini bu okur grubu oluşturacak. Bu demektir ki okur-yazar olan ve farklı eğitim düzeylerinde, her meslekten ve her kesimden, işçi-köylü-öğrenci-öğretmen vb. insanın okuma olasılığı var. O nedenle seçeceğim anlatım dili, kavramlar, örnekler tüm bu kesimlere iletimin ulaşmasını sağlayacak nitelikte olmalı. Ama ben alanımdaki bilimsel bir topluluğa yönelik olarak bu metni üretiyor olsaydım, o zaman açıklamalarım, kullandığım kavramlar da değişecekti çünkü konuyla ilgili olarak profesyonel bir topluluğa hitap ediyor olacaktım.

Şu anda yazdığım konuyla ilgili bir uzmanlığa sahip olmama karşın, yazma öncesinde epey çalışma yaptım. Yazının sınırlarını okuyucu kitlesinin özelliklerini dikkate alarak çizmeme yardımcı olacak notlar çıkardım ve bilgisayarda dosyaladım. Örneklerimi oluşturacağım araştırmalar, okumalar yaptım. Bu okumalardan kendime yönelik notlar çıkardım. Örnekleri hangi konu üzerinden vereyim diye düşünüp, o konuyla ilgili görseller toplayıp kaydettim. Şiir kullanmaya karar verince, epey şiir okuyup kaydettim. Ahmet Gülüm’ün kitabını kullanmaya karar verince internet ortamında kitabın içinden çeşitli öğrenci metinlerini bilgisayarıma kaydettim. Ama bu yazı tamamlandığında bunların hepsi kullanılmamış oldu. Kullandıklarım da daha önce not aldığım ve kaydetmiş olduğum biçim ve sırasıyla yer almadı bu yazıda. Daha sonra yazacağım yazının anahatlarını-akışını çıkardım. Ve yazma edimim bu akış çerçevesinde gerçekleşmeye başladı.

 

Gerçek okur kitlesine yazıyı ulaştıracak biçimde tamamlamadan önce, hep yaptığım gibi görüş almayı gerekli gördüğüm durumlar oldu. Örneğin yazı için olumsuz örnek olarak koyabileceğim hangi öğrenci metni daha çarpıcı, daha uygun olur sorusu zihnimde belirince, yanıtı için seçenekleri ön okurumla paylaşıp, onun görüşünü de aldıktan sonra kararımı verdim ve metin içine yerleştirdim. Yazının planladığım biçimi ile ilk yazımını bitirdikten sonra, metnimden biraz uzaklaşıp ona yabancılaşmaya çalışacağım. Daha sonra bir okur gözüyle eleştirel okuyup, muhtemelen yeni düzenlemeler yapacağım. Bazı sözcükler değişecek, bazı anlatımlar değişecek, belki bazı tümcelerin yerleri değişecek. Yani metnimi yeniden düzenleyeceğim. Metnin bu halini yayınlanmadan önce bir uzman okur okuyacak, geribildirim verecek. Ben de geribildirimleri dikkate alarak son şeklini vereceğim ve yazı yayıma hazır olacak. Sizlerin okuduğu bu yazı bu süreçlerden geçerek tamamlanmış olacak.

Değerli okurlar, yukarıda kendi durumumdan yola çıkarak özetlemeye çalıştığım süreci kavramsallaştırmaya çalışırsam,  diğer dil becerilerinin öğretiminde olduğu gibi, yazma becerisinin öğretiminde de yapılacak etkinlikler üç safhada gerçekleştirilir: Yazma öncesi etkinlikler, yazma sırası etkinlikler ve yazma sonrası etkinlikler.

Yazma öncesi etkinliklerin amacı, öğrenciyi yazma sürecine hazırlamaktır. Bu süreçte yukarıda da dile getirdiğim gibi öğrenciler, yazma amacı ve yazma konusu doğrultusunda bilgi toplamaya, düşüncelerini geliştirmeye, farklı görüş ve önerileri tartışmaya yönlendirilirler. Yazma öncesi ya da önyazım çalışmaları, öğrencilerin metnin düşünsel düzeyde tasarlamalarına ve yazma taslaklarını oluşturmalarına yardımcı olan etkinlikleri içerir.

Yazma sırası etkinlikler, yapılan ön hazırlıklardan yola çıkarak öğrencilerin gerçek yazma sürecine odaklandıkları, bunu gerçekleştirmeye yönelik etkinlikleri içeren süreçtir. Bu ilk yazma tamamlandıktan sonra da yazma sonrası evre başlar.

Yazma sonrası evre, çeşitli etkinlikler yoluyla, üretilmiş olan metni gözden geçirme ve yeniden yazma evresidir. Bu aşamada öğrenci gözden geçirme listeleri, akran ve öğretmen geribildirimleri yoluyla metninde düzenlemeler ve düzeltmeler yaparak metne son şeklini verir.

Bu yazıda, sınıf ortamımız lise düzeyi olarak belirlendi ve yazma konusunu öğretmenin verdiği bir yazma süreci örneklendirildi.

Yazma Konusu           : Ellerimizin anlattıkları

Yazma Amacı :  Anlatımsal ( Düşünsel tutumu, duygusal eğilimi betimlemelerle açıklamak)

Okuyucu Kitlesi: Sınıf ve okuldaki öğrenciler, öğretmenler

Öğrenme-Öğretme Süreci: (Bu süreçte gerçekleştirilecek etkinliklerin/öğrenme yaşantılarının tamamının aynı günde ve sınıf ortamında değil, sürece zamana yayılarak gerçekleşmesi gerekmekte-örneğin en az bir, en çok iki hafta)

1.Öğretmenin sınıfta öğrencileri 6 gruba ayırması ve her bir gruba aşağıdaki görsellerden birini vererek bu ellerin onlara neler anlattığını, (ellerin sahibi kim, neyle uğraşır, nasıl bir duygu içindedir, vb) birbirleriyle paylaşmalarını istemesi.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  1. Daha sonra öğretmenin her bir gruptan, verilen görseli sınıf arkadaşlarına göstererek, görseldeki ellerin onlara ne anlattığını, hangi duygu ve düşünceleri çağrıştırdığını paylaşmalarını, birbirlerini dinlerken de önemli, dikkat çekici, ilginç buldukları düşünceleri not almalarını istemesi. (5) numaralı görseldeki heykeli daha önce görüp görmediklerini, bu heykeli hangi heykeltıraşın yaptığını ve neyi anlatmak istediğini bilip bilmediklerini sorması. Görselle ilgili gerekli dünya bilgisini öğrencilerin kazanmasını sağlaması.
  2. Öğretmenin aşağıda verilen şiirleri (öğrencilere verilen şiirde şairlerin isimleri olmayacaktır) öğrencilerine vermesi ve şiirleri sessizce okuduktan sonra bu şiirleri daha önce okuyup okumadıklarının ve şairlerinin kim olduğunu bilip bilmediklerinin sorulması.

 

ELLER (Abidin Dino’nun Anısına) Metin Yurdanur

Bu eller insan elleri

Bu eller dünyanın kaderi

Avuçları çizgili

Herbiri bir başka marifetli

 

Gülleri koparır bahçeleri çoraklaştırır

Toprağı tırmalar sular taşır

Sarayları yakar hanları yıkar

Tahta kapılara tarihler yazar

 

Bu eller insan elleri

Bu eller dünyanın kaderi

Sırtı kalın derili

Her biri bir başka marifetli

 

Alimde iki tane

Zalimde iki tane

Dertlere derman yaralar sarar

Ölüme ferman kurşun atar

 

Yosma eli kıvrak

Saf eli yumuşak

Gaddar eli ağır

Katil eli sağır

 

Bu eller insan elleri

Bu eller dünyanın kaderi

Pençe gibi gerili

Her biri bir başka marifetli

 

Tohumlar saçar ağaçlar büyütür

Dal kanat kırar börtü böceği öldürür

Gölge oyunlarıyla çocuk güldürür

Tokadıyla boyun büktürür

 

Bir yaşam göstergesi her el

Bir karakter çizelgesi her el

Her biri bir ömür cetveli

Her biri bir gönül pergeli

 

Bu eller insan elleri

Bu eller dünyanın kaderi

Ölümse biri yaşamdır diğeri

Her biri bir başka marifetli

 

El Tutuşa Tutuşa,  Can Yücel

Ne kadar çok elimiz varmış meğer
İlkin, senin elinle tutuşan benimki
Sonra çocuklarınki
Gençlerinki
Tekel işçilerininki
Sonra, ellerin elleri…
Ne kadar çok elimiz oldu, baksana
Tutuşa tutuşa
Bir orman yangını gibi

 

Öğretmen, öğrencilerinden;

 

  1. Şiirlerdeki dizelerin hangilerinin, ellerindeki hangi görseller ile özdeşleşebileceğini gerekçelendirerek söylemelerini ister.
  2. Şiirlerde hangi ellerin dile getirildiğini, nasıl dile getirildiğini; şairlerinin farklı ellerin sahiplerine ilişkin tutumlarının ne olduğuna ilişkin görüşlerini ister.
  3. Aşağıdaki yönerge çerçevesinde üç paragraflık bir metin üretmelerini ister:

Önemli bir organımız ellerimiz aslında insanlar hakkında çok şey söyler, anlatır. Yaptığımız ön çalışmalarda da bunlardan bir kısmını  paylaştık. Biliyorsunuz okulumuzda aylık çıkardığımız bir dergi var. Bu derginin bu sayıdaki konusu “Ellerimizin Anlattıkları”. Sizlerden yapacağımız yazma çalışmasında, bu konu çerçevesinde 3 paragraflık bir metin ile sizin seçtiğiniz el(ler)i anlatmanızı, betimlemenizi istiyorum. Sürecin sonunda sınıfta üretilen metinlerden birlikte belirlediğimiz en başarılı 10 metin, dergide yayımlanacaktır.”  Bu yönerge doğrultusunda, yazacakları metin için bir akış şeması çıkarmalarını ister.

  1. Bu akış şeması doğrultusunda ilk metin taslağını oluşturmalarını ister.
  2. Belli bir zaman dilimi sonra (örneğin iki gün sonra) oluşturdukları taslağı belli ögeler bakımından ( örneğin yinelenen düşünceler, konu ile ilgisi olmayan düşünceler, çelişkili düşünceler) gözden geçirip, gerekli gördükleri değişiklikleri yaparak metni yeniden yazmalarını ister. Bu ilk gözden geçirme ve düzeltme çalışmalarının, biçimden daha çok içeriğe yönelik olması yeğlenmelidir. Öğrencinin içeriği zenginleştirme ve düzenleme süreci, biçimi de yeniden ele almasına yol açacaktır.
  3. Yazdıkları bu metni sıra arkadaşlarıyla değiştirip, akran geribildirimi çalışması yapmalarını ister. Birbirlerinin metinlerini okuduktan sonra, okudukları metinde kendilerine en ilginç gelen ve geliştirildiği zaman daha etkili bir anlatıma kavuşacağını düşündükleri noktaları ve anlamadıkları noktaları belirleyerek arkadaşlarıyla paylaşmalarını ister.

Bu aşamadan sonra, gerekli görüldüğü takdirde biçime yönelik kontrol listeleri yoluyla öğrencilerin kendi metinlerini yeniden gözden geçirmeleri istenebilir. Örneğin: tümcelerde özne-yüklem uyumu var mı? Noktalama işaretleri doğru kullanılmış mı? Büyük-küçük harf kullanımı, sözcük yazımları vb.

Yeniden yazma evresinin son aşamasında, üretilen metinlere yönelik öğretmen geribildirim verir. Bu noktada öğretmen, öncelikle üretilen metnin güçlü, üstün, olumlu yönlerine vurgu yapmalı; ardından zayıf ve geliştirilmesi gereken yönlerine değinmelidir. Öğretmenin düzeltme önerileri somut, açık, anlaşılır ve öğrenciyi yönlendirici nitelikte olmalıdır. Örneğin: “Sözcüklerin kullanımında hatalar yapmışsın. Üzerinde çalışman ve geliştirmen gerek” gibi bir yorum, öğrenciyi geliştirecek, ilerletecek nitelikte bir geribildirim değildir. Bunun yerine “Yazında kullandığın …… sözcüğünün anlamına sözlükten bakmış mıydın? Bakmadıysan sana önerim bu sözcüğün anlamlarını sözlükten araştırdıktan sonra, sözcüğü kullandığın tümceyi gözden geçirmen olacak.” geribildirimi öğrenci için açık ve anlaşılır olacaktır.

Görüldüğü üzere, Köy Enstitüleri programında da vurgulandığı gibi, etkili bir yazma öğretimi sürecinin sınıf ortamında üzerinde en çok durulması gereken evresi, dönüt verme ve düzeltme çalışmaları yapma evresi olmaktadır.

Örnek durumumuzda, yazma sürecinin sonunda ortaya çıkan tüm metinler sınıfta paylaşılır, öğrenciler metinleri daha önce saptanmış olan değerlendirme ölçütleri çerçevesinde ( özgünlük, yaratıcılık, akıcılık, vb) sınıfça tartışıp, değerlendirerek hangi 10 metnin seçileceğine karar verir.

Yazma öğretiminin nasıl yapılacağını tek bir örnek üzerinden açıklamaya çalıştığım bu yazımda, yazma konusu olarak  “Eller” i seçtim. Bunun çok somurt bir nedeni vardı: Devrimci öğretmen, içinde yaşadığımız sınıflı toplum düzeninde öğrencilerimize sınıf bilinci kazandıracak her olanağı değerlendirmelidir. Bu bağlamda öyle öğrenme yaşantıları düzenleyelim ki, öğrencilerimiz çeşit çeşit el olduğunu görsünler, bilsinler, yazsınlar. Zalimin, vurguncunun, talancının, hiç üretmeden hamuduyla yutanın, namussuzun, bencilin, yetim hakkı yiyenin elini görsünler, tanısınlar, yazsınlar. Ölümüne çalışan nasırlı elleri, işçinin, köylünün ellerini görsünler, bilsinler, yazsınlar. Sevginin, şefkatin, dostluğun, paylaşımın, gerçek insanın ne güzel elleri olduğunu bilsinler, yazsınlar. Tüm bunları yazmayı öğretelim çocuklarımıza çünkü onlar yazacaklar Türkiye Devrimi’nin Tarihini!