Bal gibi ya da zehir gibi Özelleştirme: TCDD de sizlere ömür…

05.12.2021
A+
A-

M. Gürdal Çıngı

Yetmiyor, gözünüz doymuyor, kininiz bitmiyor değil mi?

Dur durak bilmeksizin, ara vermeksizin, aman vermeksizin satıyorsunuz Kamu Mallarını.

“Babalar gibi sat”ıyorsunuz, “adlarını Tarihten sil”meye çalışıyorsunuz büyük bir kinle.

Kininiz kime?

Laik Cumhuriyet’e ve Cumhuriyet’in kurucusu Mustafa Kemal’e, İsmet İnönü’ye ve kurucu kadrolarına. Cumhuriyet’i kuran Birinci Kuvayimilliyecilere, halkımıza…

Kamu Malları deyince de yanlış anlaşılmasın, o kadar büyük bir kısmını özelleştirdiler ki, elde avuçta kalan birkaç tane…

Hangisi kalan örneğin?

Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demir Yolları (TCDD).

Bildiğimiz gibi, “TCDD, 1 Mayıs 2013 tarihinde yayımlanan 6461 sayılı Türkiye Demiryolu Ulaştırmasının Serbestleştirilmesi Hakkında Kanun gereğince Türkiye’deki demiryolu altyapısını Demiryolu Altyapı İşletmecisi olarak yönetmektedir. TCDD’nin bağlı ortaklığı TCDD Taşımacılık ise Demiryolu Tren İşletmecisi olarak bu demiryolları üzerinde yolcu ve yük taşımacılığı yapmaktadır.”

TCDD Taşımacılık tarafından verilen hizmetler şunlardır:

Yolcu Taşımacılığı

Yüksek Hızlı Tren

Anahat Trenleri

Bölgesel Trenler

Banliyö Trenleri / Kentiçi Toplu Taşımacılık

Uluslararası Trenler

Yük Taşımacılığı

TCDD’nin yolcu ve yük taşımacılığı için, istasyonları ve bu istasyonlara bağlı değişik birimleri bulunmaktadır. Vagon fabrikaları, tren setleri, tamirhaneler, lojistik merkezleri, depolar, araziler, misafirhaneler, lojmanlar, hastaneler, kamplar vd.leri

Yük taşımacılığı yapmak için de limanları ve gemileri bulunmaktaydı TCDD’nin. Bu limanlarda değişik işlevleri olan iskeleler bulunmaktadır.

Başlıca iskeleler; ticari eşya iskelesi, tahıl iskelesi, orman ürünleri ve canlı hayvan iskelesi, balıkçılık iskelesi, maden cevheri iskelesi, petrol iskelesi ve onarım iskelesidir.

Bir de depoları bulunmaktadır. Esas olarak üç ana depo vardır. Zati (kişisel) eşya ambarı, ticari eşya ambarı, konteyner depolama alanı.

2007 yılından itibaren TCDD’nin 7 limanından; Samsun, İskenderun, Bandırma ve Mersin, Derince Limanlarını özelleştirdiniz bir bir; 30 yıllığına, 40 yıllığına, 50 yıllığına verip geçip gittiniz yandaşlarınıza.

Kalan limanlardan İzmir’i de Varlık Fonuna devrettiniz. Elde sadece Haydarpaşa Limanı kaldı. Haydarpaşa için de akla hayale gelmedik yolları denediniz ama kamuoyundan gelen tepkiler sonucu şimdilik başaramadınız. Bunun üzerine siz de atıl durumda tutuyorsunuz. Şu an için işlevsiz bıraktınız o güzelim tarihi, aynı zamanda kültür varlığı da olan Haydarpaşa Garı’nı ve müştemilatını.

Hastanelerini, kamplarını kapattınız.

Şimdi sıra, TCDD’nin yürüttüğü Yolcu ve Yük taşımacılığı hizmetlerinin tamamını özelleştirmeye geldi. Gözünüzü onlara diktiniz. Zaten 2013 yılından itibaren altyapısını oluşturmaya başladınız. “6461 sayılı Türkiye Demiryolu Ulaştırmasının Serbestleştirilmesi Hakkında Kanun”u bunun için çıkardınız. Ardından yönetmeliklerini çıkarmaya, kamuoyunu hazırlamaya başladınız ve şimdi; “artık tamam”, diyorsunuz. İcraata başlıyorsunuz.

12 Haziran 2013 tarihli “Uluslararası Taşımacılık ve Lojistik Hizmet Üretenleri Derneği (UTİKAD)” haberi bu gerçeği tâ o zamandan ifade ediyordu:

 “Özelleştirme tamam, Yönetmelik bekleniyor

“Lojistik sektörünün uzun yıllardır beklediği “Türkiye Demiryolu Ulaştırmasının Serbestleştirilmesi Hakkında Kanun” onaylandı. Firmaların demiryolu yatırımı için önü açılmış oldu. Ancak lojistik sektörü yatırım için yönetmeliğin çıkmasını bekliyor.

“TCDD AŞ’nin bünyesine geçen lokomotifleri özel sektörün kullanımına ne ölçüde açacağı, blok tren fiyatlarının nasıl olacağı, yeni tarifelerin nasıl olacağı merak konusu. Bunun yanında yatırım teşviki, akaryakıttan vergi muafiyeti gibi sektörün beklentileri de var.

“Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları Taşımacılık Anonim Şirketi (TCDD Taşımacılık AŞ) kurulmasını öngören, “Türkiye Demiryolu Ulaştırmasının Serbestleştirilmesi Hakkında Kanun”u onayladı. TCDD’nin yerine TCDD Taşımacılık AŞ kurulması ve şirketlerin demiryolu altyapısı inşa edebilmesi, işletebilmesi ya da aynı karayolu taşımacılığında olduğu gibi demiryolu üzerinde tren işletebilmesinin önü açıldı. Özel şirketler, demiryolu altyapısı inşa etmek istemeleri halinde, ihtiyaç duydukları arazi ve taşınmazları, kamulaştırma bedeli ödemeleri kaydıyla 49 yıllığına kiralayabilecekler.

“TCDD tarihinde en köklü değişimi getiren düzenlemeyle, kamuya ait demiryolu ağı üzerinde özel şirketler taşımacılık yapabilecek. Yasa ile TCDD, demiryolu altyapı işletmecisi olarak yeniden yapılandırılacak. TCDD’nin tren işletmesi ile ilgili birimleri ayrılarak, TCDD Taşımacılık A.Ş. kuruldu. TCDD, ulusal demiryolu altyapı ağı üzerinde işletmeci olacak. Özel şirketler, kendilerine ait demiryolu altyapısı inşa edebilecekler ve ulusal demiryolu ağı üzerinde işletmecilik yapmak üzere bakanlıktan izin alacaklar. Şirketlerin, demiryolu altyapısı kurmak istemeleri halinde yapacakları gerekli taşınmazlar kamulaştırma bedeli ilgili şirketten tahsil edilerek devlet tarafından kamulaştırılacak. Şirket lehine 49 yılı geçmemek üzere bedelsiz olarak kullanım hakkı tesis edilecek. Ormanlar hariç olmak üzere, devlette bulunan taşınmazlardan TCDD’nin görev ve faaliyetlerinde kullanılanlar, Hazine adına tescil edildikten sonra üzerindeki yapı ve tesislerle birlikte TCDD’ye devredilecek. Bu taşınmazlardan Milli Savunma Bakanlığı’na tahsisli olanlar ile Türk Silahlı Kuvvetleri envanterinde olup TCDD ile ortak kullanılan taşınmazlar kapsam dışı olacak. Yeni yatırımlar yapması ve uluslararası borç alabilmesi amacıyla TCDD’nin bütün borçları Hazine’ye devredilerek tasfiye edilecek.

“TCDD Genel Müdürü Süleyman Karaman yaptığı açıklamada bunun bir özelleştirme olarak algılanmaması gerektiğini belirterek, “Hiçbir şekilde demiryolları özelleşmiyor. Demiryollarının statüsü değişmediği gibi hiçbir demiryolcu arkadaşımın işi, statüsü ve yeri de değişmiyor. Sadece özel sektörün bizim yollarımızda, bizim trafik sitemimiz içerinde, gerekli altyapı kullanım ücretini ödeyerek taşıma yapmasına imkan sağlanıyor. Bu yasayla demiryoluna devlet desteğinin artarak sürmesi de yasal güvenceye kavuşuyor” dedi.  Avrupa Birliği ülkeleri ve demiryolu gelişmiş ülkelerin tamamının bu serbestleşmeyi sağladığını aktaran Karaman, bundan sonra aynı özverili çalışmayı sürdürerek hizmet vermeye devam edeceklerini söyledi.” (https://www.transmedya.com/dosya-haber/ozellestirme-tamamyonetmelik-bekleniyor-h6640.html)

Durmadınız tabiî. Çalışmalara devam ettiniz. Kamuoyunu kandırabilmek için her türlü yolu denediniz. Her türlü yalanı söylediniz. 21.01.2015 tarihli habere göre: “Demiryolları rekabete açılacak”, diyerek, özelleştirmeyi “rekabet”, “serbestleştirme” diye yutturmaya kalktınız:

“Demiryollarının serbestleştirilmesine yönelik çalışmalara ilişkin bilgiler veren Lütfi Elvan, şöyle devam etti:

“Demiryollarını serbestleşmeyle rekabete açmak istiyoruz. Bu bir özelleştirme değil, tamamen serbestleşme. Devlet Demir Yolları sadece demiryolu işleticisi olmayacak. İsteyen şirketlere, yolcu ve yük taşımacılığı için tüm demiryollarını açacağız. ‘Kirasını ver, işletmeciliğini yap. Yolcuysa yolcu, yükse yük taşı’ diyeceğiz. Bununla ilgili tüm hazırlıklarımız bitti. 1-2 ay içerisinde bunu açıklayacağız, demiryollarının serbestleşmesine yönelik uygulamaları başlatacağız.” (https://www.aa.com.tr/tr/turkiye/demiryollari-rekabete-acilacak/81960)

Ve geldik 2020 yılı başına. Artık taslak yönetmeliği de hazırladınız. Bu sızdı medyaya. Buna göre özelleştirme süreci ana hatlarıyla şöyle işleyecek:

“Kamu yükümlülüğü için yüzde 20 kâr verilecek

“İhaleyi alan firmaya kamu yükümlülüğü için tahmini maliyet tutarlarının azami yüzde 20’si makul kâr oranı olarak verilecek.”

Bu nasıl ticaret oluyor?

Firma yüzde 100 kazanırsa devlete bir pay verecek mi?

Yook!

Az kazanırsa, örneğin yüzde 10 kazanırsa ne olacakmış?

Devlet en az yüzde 20 kâr verecekmiş…

Yani hem bir yandan özelleştireceksiniz yani işi özel sektöre devredeceksiniz hem de firmanın en az yüzde 20 kâr etmesini garanti edeceksiniz!

“Asgari ücretten personel çalıştırabilecek

“Demiryolu taşımacılığı tehlikeli iş ve işyerleri sıfatında yer almasına karşın tren üzerinde çalışan personel şirketler tarafından asgari ücret ile çalıştırılabilecek.”

Bu yasal değil bir kere. Nasıl olacak? Devlet yasadışı iş yapar mı? Yaptırır mı?

Sizin düzeninizde yapar-yaptırır öyle değil mi?

Kim düşünür işçiyi…

“Taşeron devreye girecek

“İhale dokümanında belirtilen her bir hat kapsamında çalıştırılmak üzere isteklilerce teklif edilen araç envanterine dâhil trenlerin üçüncü kişilerden kiralama yöntemiyle temin edilmesi durumunda, kiralama maliyetlerinin hesabında üçüncü kişiler ile istekli arasında akdedilecek kira sözleşmelerinde her bir demiryolu aracı için gösterilen bedel esas alınacak.”

Taşeron demek; her şeyden önce iş güvencesinin olmayışı, düşük ücret, sigortasız çalıştırma demektir. Bunu yaşayarak biliyoruz.

“Yaşanabilecek kazalar ve bu kazaların yaralanma ve ölümle sonuçlanması dikkate alındığında sigorta giderinin kim tarafından ödeneceği muallakta bırakıldı.”

Herhangi bir ölümlü ya da yaralanmalı kazada sigorta giderini kimin karşılayacağını belirsiz bırakarak, işçileri firmanın ve sigortanın insafına bırakıyorsunuz.

“Hizmet sunumunda ve trenlerin seferleri sırasında kaç personelin çalışacağı belirtilmedi.”

Böylece en az işçiyle en fazla verimi bekleyecek firmalar. Yani işçiler kölece çalıştırılabilecek. Ya çalışmak istemezse?

Kapı açık, ceketini al git, denecek…

“Sefer sayısı değişikliği yapılabilecek

“Günlük, haftalık, aylık, sezonluk, yıllık olarak dönem içinde yeniden planlama yapılabilecek. Yeni hat ve hatlar eklenmesi durumunda sefer sayısı artışı ve eksilişi yapılabilecek.”

Sefer sayısı ve artışı nasıl, neye göre artırılıp azaltılacak? Bu belirsiz. Bu belirsizlik, örneğin az yolcusu olan hatların kapatılması ya da seferlerinin azaltılması anlamına gelebilir. Kamu hizmeti demek, her zaman dolu sefer demek değildir. Amaç, ihtiyacı olanların bu hizmetten yararlanmasıdır. Bunun sağlanmasıdır devletçe. Dolayısıyla devlet, firmaları bu yükümlülükten kurtarıyor…

“Şirketlere yüzde 30 avans verilecek

“Sözleşmede öngörülmesi şartıyla kamu hizmeti yükümlülüğüne, avans teminat mektubu karşılığında sözleşme bedelinin yüzde 30’u avans verilecek.”

Yani devlet, bizim halkımızın cebinden özel şirkete kaynak aktaracak.

Son sözü de işkolundaki Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası (BTS)’ye bırakalım:

“Şirketlerin isteklerine göre düzenlenmiş”

“Yönetmelik taslağını inceleyen KESK’e bağlı Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası (BTS) özelleşmeye karşı çıkarak, altyapıların kamu bütçesinden karşılanmasına karşın, işletmeciliğin sektörün isteklerine göre belirlenmesine itiraz etti.” (https://t24.com.tr/haber/tcdd-de-ozellestirme-yolcu-tasimaciliginin-ozel-sektore-devredilmesi-olanlaniyor,856388)

Yani tamamen özelleştirme, taşeronlaştırma idi yapmak istediğiniz. TCDD’nin bütün altyapısını devlet yapacak, özel şirketler bu altyapıyı kullanarak kârına kâr katacak. Taş atıp kolu yorulmadan vurgun üstüne vurgun vuracak. Çıkardığınız yasa da, hazırladığınız yönetmelik de bunu amaçlıyor. Ama siz yine kandırmaya, yalanlar söylemeye devam ettiniz. Bu haberin ertesi günü, 18 Ocak’ta şöyle bir açıklama yaptırdınız TCDD’ye:

“TCDD’den ‘özelleştirme’ açıklaması

“(…)

“YETKİLENDİRME İŞLEMLERİ DEVAM EDİYOR”

“Söz konusu kanunun yürürlüğe girmesiyle birlikte TCDD’den başka 2 özel sektör tren işletmecisinin de yük taşımacılığı yetkilendirmesini alarak faaliyetlerine başladığı, yolcu taşımacılığı için de özel sektör tren işletmeciliğine yönelik yetkilendirme işlemlerinin devam ettiği belirtildi.

“Türkiye’de demiryolu işletmeciliğinin kaliteli, emniyetli, ekonomik sunulması amacıyla demiryolu altyapısına yapılan yatırımlara devam edileceği vurgulanan açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

“Altyapı yatırımlarının yanında TCDD eliyle demiryolu taşımacılığı hizmetlerinin sürdürülmesi amacıyla yüksek hızlı tren setleri, elektrikli ve dizel setleri teminine yönelik yatırımlarımız da devam etmektedir. TCDD bünyesinde yolcu ve yük taşımacılığı faaliyetlerine son verilmesi veya TCDD’nin özelleştirilmesi gibi bir durum söz konusu değildir.” (https://www.yenicaggazetesi.com.tr/-264726h.htm)

Haberde de okuduğumuz gibi, 2019 yılında 2 özel sektör tren işletmecisini yük taşımacılığı işinde yetkilendirdiniz ve onlar da faaliyetlerine başladılar. Daha doğrusu birisi başladı: Pasifik Eurasia.

Kimin bu Pasifik Eurasia şirketi?

Hani şu, 3’üncü çocuğunun doğumunda, Bakanlar Kurulu toplantısını yarıda keserek hastaneye gittiğiniz sizin akrabanız, köylünüz Fatih Erdoğan’ın ve sizin Ankara Milletvekiliniz Asuman Erdoğan’ın. Yani o da sizden…

Bu şirkete ve ilişkilerine ilişkin şimdilik bu kadar bilgiyle yetinmek istiyoruz. Bu konu başlıbaşına farklı bir yazının konusu çünkü.

2020 yılının sonunda yolcu taşımacılığını özelleştirme işini de başlattınız. Gazetemizin 12 Eylül tarihli 163’üncü sayısında “Kuzuyu kurda emanet…” başlıklı yazımızda da aktardığımız gibi, Sun Group adlı şirket, 28 Aralık 2020’de Ulaştırma Bakanlığından demiryolları için Türkiye’nin ilk özel yolcu taşıma lisansını alan şirket olmuştu. Şirket 2 Nisan tarihinde imzalanan bu anlaşmayla, “Yataklı Lüks Tren Turu” projesi kapsamında Kapadokya-İstanbul arasında hizmet verecekmiş. Kapadokya Ekspresi’nde araçlar birer 5 yıldızlı otel şeklinde olacak, hepsi yataklı vagonlardan oluşacakmış.

Bu başlangıç… Arkasını getirmek ve başta Yüksek Hızlı Trenler olmak üzere tüm Yolcu Taşımacılığı işini de özel sektöre aktarmak istiyorsunuz. Daha özcesi, peşkeş çekmek istiyorsunuz.

Ve bu anlaşmadan birkaç ay sonra, 4 Eylül 2021 tarihinde TCDD Genel Müdürünü görevden aldınız.

Yerine kimi atadınız?

Sun Group Yönetim Kurulu Başkanı Abdülkerim Murat Atik’i atadınız!

Gerçekten de böyle yaptınız. İşte biz de o yüzden “Kuzuyu kurda emanet” başlığını attık.

Yahu bu iş nasıl olurdu?

Daha 8-9 ay önce “Ulaştırma Bakanlığından demiryolları için Türkiye’nin ilk özel yolcu taşıma lisansını alan şirket”in Yönetim Kurulu Başkanı, TCDD Genel Müdürü olarak nasıl atanırdı?

Ama atadınız siz.

Atarsınız siz atarsınız, yeter ki sizin isteklerinizi, emirlerinizi yerine getirsin. Size vurgun sağlasın…

Ve Halkın Kurtuluş Partisi bu konuda Avukatları aracılığıyla Suç Duyurusunda bulundu da, A. Murat Atik “istifa” etmek zorunda kaldı ve siz de kamuoyundan yükselen tepkiler çok yoğun olunca geri adım atmak zorunda kaldınız ve istifayı onayladınız…

Bu arada Murat Atik’in “Adnan Oktar Silahlı Terör Örgütü üyesi” de olduğu ortaya çıktı. Dolayısıyla geriz patladı.

 

Sonuca gelirsek:

Demiryollarının özelleştirilmesinde en çarpıcı örnek ülke İngiltere’dir.

İngiltere “Demir Leydi” Margaret Teatcher döneminde Demiryollarını tümüyle özelleştirdi. Onların gerekçesi de aynıydı: Demiryollarını rekabete, serbestleşmeye açarak yolcu ve yük maliyetlerini düşürmek… Daha güvenli, hızlı yolcu ve yük taşımak, idi.  Ama sonuç, korkunç bir verimsizlik, taşıma ücret artışları, çalışanların işten çıkartılması ve dolayısıyla işsizlik ve taşeronlaştırma oldu. İngiltere bu işten pişman oldu ama iş işten geçmişti…

Ülkemizde de aynısı olacak. Bu kaçınılmaz. Ki şu anda da yük taşımacılığında Pasifik Eurasia tekel konumunda ve yük taşımacılığında fiyatlar sürekli yükseliyor. Bütün sektör bundan şikâyet ediyor. Başka türlüsü de olmaz zaten.

O bakımdan, AKP’giller, Birinci Kuvayimilliye yadigârı Kamu Mallarını “özelleştirme” adı altında yerli yabancı Parababalarına, kendi vurguncu akrabalarına, Beşli Çetelerine peşkeş çekiyorlar. Diğer konularda olduğu gibi bu konuda da hiçbir ahlâki, vicdani değer taşımıyorlar. Vatan ve Halk düşmanlığı gütmekten başka bir şey düşünmüyorlar. Çünkü böylece, özelleştirmeler sonucu kendileri de vurgunlarına vurgun katıyorlar.

Demokratik Halk İktidarını kurduğumuzda, bütün Özelleştirmeleri iptal edeceğiz. Bunların tamamını yeniden Kamu Malı haline getireceğiz. Ve teknolojinin son sözü araç gereçlerle donatarak, en verimli şekilde işleterek halkımızın bunların yarattığı değerlerden (ürünlerden, hizmetlerden vb.lerden) en ucuz şekilde yararlanmasını sağlayacağız.

Bunu mutlaka yapacağız!