Birinci Antiemperyalist Kurtuluş Savaşı’mızda bir kadın kahraman: Gördesli Makbule

08.11.2020
A+
A-

29 Ekim’de Cumhuriyet’in kuruluşunu yıldönümünü kutlarken, emperyalistlere diz çöktüren Kurtuluş Savaşı’mızda kadınlarımızın erkeklerle omuz omuza emperyalizme karşı verdiği mücadeleye değinmemek mümkün değil.

Ortaçağ karanlığına sokulan ülkemizde şiddet uygulanan, ezilen, katledilen kadınlarımız, bu toprakların emperyalist çakallarca yok edilmemesi için ne büyük fedakarlıklar yapmıştı oysa.

Milli Mücadele yıllarında kadınlarımız gerek cephede gerekse cephe arkasında kıran kırana bir mücadele sürdürmüştü. Kimisi halkı bilinçlendirmek için mitingler düzenleyip konuşmalar yaparken kimisi cepheye silah taşımış, hemşirelik yaparak yaralı askerlere şifa olmuş, kimisi de silah kuşanıp erkeklerle omuz omuza düşman karşısında başarıyla çarpışmıştı.

Kadınlarımızın Kurtuluş Savaşı’mızda kahramanca yer alışlarına Ali Fuat Cebesoy’un “Milli Mücadele Hatıraları” kitabında yer verdiği bir anısını aktaralım:

Ali Fuat Cebesoy, bir gece ayaz ve kar altındaki uzun yürüyüşlerinde, kağnısının başında duran bir ihtiyar nineye yaklaşır ve sorar: “Nine, üşüyor musun?” Nine ise şu cevabı verir: “Hayır oğul, üşümüyorum. Düşman topraklarımıza bastığı günden beri içim yanıyor.”

Kurtuluş Savaşı tarihimiz kadınlarımızın pek çok fedakârlıkları ve kahramanlıklarıyla doludur. Kara Fatma, Halime Çavuş, Halide Edip Adıvar, Binbaşı Ayşe, Tayyar Rahime ve daha niceleri.

30 Ekim 1918’de Mondros Mütarekesi imzalanmış ve akabinde yurdun dört bir yanı emperyalist çakallar tarafından işgal edilmişti. Yaşanan sadece bir işgal olayı da değildi. Katliamlar, tecavüzler halkı yok olma noktasına getirmişti. En kötüsü de padişah ve hükümet işgallere sessiz kalmış, halkın da aynı şekilde sessiz kalması için çalışmalar başlatmıştı. Bunun karşısında tek bir çare vardı: Halk örgütlenecek ve kendi gücüyle düşmana direnecekti.

19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkan Mustafa Kemal, kurtuluş mücadelesinin fitilini ateşlemiş ve halkı örgütleyerek Anadolu’nun her yerinde direniş hareketlerini başlatmıştı. Anadolu Halkı ya susacaktı ya da bağımsızlığı uğruna kadını ve erkeğiyle savaşacaktı.

Gördesli Makbule de işgallere karşı tepkisiz kalmayan, mücadele eden kadınlarımızdan sadece bir tanesidir.

Gördesli Makbule, 1902 yılında Manisa’nın Gördes kasabasında doğmuştur. Makbule 8-9 yaşlarına geldiğinde, babası Abdullah Efendi ona ata binmeyi öğretir. Genç kız olduğunda ise, bir yandan tarlada çalışıp ev işleriyle ilgilenirken bir yandan da avcılığı öğrenir. Ayrıca çiftliklerinde babası ona atış talimleri yaptırarak onu adeta başlarına gelecek felaketlere karşı hazırlar. Makbule 12 yaşındayken babası Abdullah Efendi ölünce, silah eğitimlerine annesi devam eder. Gördesli Makbule 17-18 yaşlarına geldiğinde, kasabasında düzenlenen bir düğünde çete olarak bilinen Usturumcalı Halil Efe ile karşılaşır. Halil Efe, Gördesli Makbule’yi görür görmez tutulur.

1921 yılında Gördesli Makbule ve Halil Efe evlenirler. Daha evliliklerinin ikinci ayında düşman askerlerinin köylere saldırdığını öğrenen Halil Efe, Kurtuluş Savaşı’na katılmak için eşinden gizli hazırlıklar yapar. Gördesli Makbule durumu fark eder. O da düşmanla savaşmak ister. Hatta bu günler için yetiştirildiğini düşünür. Ata binmeyi silah kullanmayı daha küçük yaşlardan beri bilmektedir. Bu nedenle arkadaşları arasında Asker Makbule olarak tanınmaktadır.

Halil Efe, kurtuluş mücadelesine katılmak için evden çıkar çıkmaz Gördesli Makbule onu gizlice takip eder. Halil Efe, arkadaşlarının yanına geldiğinde çalılar arasına saklanan Makbule çalı seslerinden fark edilir. Kocası tarafından eve geri gönderilmek istense de savaşa katılmak isteyen Makbule; “Siz nereye giderseniz ben de oraya giderim. Bu vatan sizin olduğu kadar kadınların da. Ben de ülkemi müdafaa ediyorum. Siz nerede ölürseniz ben de orada ölürüm”, diyerek çeteden ayrılmama isteğinde ısrarcı olunca çete komutanı Kaymakam İbrahim Bey, Makbule’nin kalmasına izin verir. Sağlam bir silahı ve atı olmayan Gördesli Makbule, bir gün tek başına düşmanı izler. Düşman uykuya daldığı sırada nöbetçiyi sessizce öldürerek düşmanın bir atını ve biraz cephaneliğini alır. Bu olaydan sonra çete arasında saygın bir yer edinmeye de başlar Makbule.

İbrahim Ethem Bey, Makbule’yi şöyle anlatır: “Kendisi siyah pantolon, ceket ve uzun bir manto giyer, ayağında daima çizme ve başında da siyah başlık ve daima örtülü olup, yalnız gözleri meydanda bulunurdu. Kısa bir Japon filintası taşır ve düşmandan itinam olunmuş güzel bir doru ata biner ve daima müfrezenin artçısı olarak kalırdı.”

Makbule çete elemanlarının çoğundan iyi ata biner, tehlike anında en önce silahı eline alırdı. Dağ hayatının tüm zorluk ve tehlikelerine aldırmadan bağımsızlık için asla mücadeleden vazgeçmedi. Gördesli Makbule, o yörede Yunan kuvvetleriyle yapılan tüm çatışmalara katıldı. Demirci, Gördes, Simav ve Sındırgı dağlarında dolaşan Makbule, en ümitsiz zamanlarda bile Efeleri cesaretlendirdi ve her çarpışmada kahramanca savaştı. Kocasıyla beraber iki defa pusuya düşürüldüyse de bunlardan ustalıkla kurtuldu.

Güvemdere Çarpışması’nda düşmanın pususuna düşen akıncılar, geri çekildi. Gördesli Makbule bunları görünce: “Arkadaşlarınızı düşmana nasıl bırakıp geliyorsunuz? Bu alçak düşmandan kaçılır mı? Haydi bakalım, yaralıları bırakın da düşmana hücum edin. Siz gelmezseniz işte ben giderim.”, diyerek silahını alıp düşman üzerine yürüdü. Onun bu hareketi erleri de cesaretlendirdi. Düşmanın üzerine saldırıp düşmanı kaçırdılar. Böylece zaferin kazanılmasında büyük bir etken oldu.

Gördesli Makbule, yine bir baskında geri çekilen silah arkadaşlarına cesaret vermek için 17 Mart 1922 tarihinde hızla öne atıldı. Akhisar-Sungurlu sınırı üzerinde bulunan Kocayayla’da elinde silah düşmanla en ön safta savaşırken başından vurularak henüz 21 yaşında öldü.

Gördesli Makbule’yi çete arkadaşları Sındırgı, Gördes ve Demirci üçgeninde kalan Koca Yayla mevkiinde, kanlı elbiseleriyle, gözyaşları içinde defnettiler. Defin merasimini İbrahim Ethem Bey şu şekilde anlatmaktadır:

“Halil Efe’nin eşi Makbule Hanım, başından aldığı bir mermi sonucunda şehitlik rütbesini almıştır. Biz onu kurtarmak için Pehlivan Ağa ile beraber düşman çemberi içinde hayli zaman kalmış ve Yunus Çavuş ile tehlikesiz mevkilerden sevk etmiş iken gayet uzaktan gelen bir mermiye kurban olmuştu. Bu kayıp bize ve özellikle kocasına pek ziyade tesir etmiş ve bunun için ağlamadık kimse kalmamıştı. İşte bu kadar ideal, millici, mefkûreci olan Makbule Hanım’ı ne yazık ki Akhisar’la Sındırgı’ya sınır teşkil eden Kocayayla’da defnettik. Toprağa verme sırasında bütün erler çocuk gibi ağlarlar. Nasıl ağlamasınlar ki. Sekiz ay dağlarda, karda, çamurda bizimle birlikte gezmiş, yatmış ve düşmanla savaşmış, kadın olmakla beraber millî istiklal mücadelesinin başarıyla sonuçlanmasına kadar kanaat getirerek azim ve sebat ile erkeklere büyük bir örnek ve teşvik kaynağı olan bir arkadaşı kara toprağa, kanlı elbiseleri, kanlı çizmeleri ile gömüyor ve kocası da mezarının başında kendinden geçmiş olduğu halde avazı çıktığı kadar feryat ederek ağlıyordu. Nasıl ağlanmaz ki, 21 yaşında olan genç Gördes Kızı’nın gür ve kumral saçları başından ileri yere uzanmış, zalim düşman kurşununun akıttığı beyni bu uzun saçlar üzerinde bir nur gibi akmış, hayata doymak değil, hayatın zevkini henüz tatmaya başlamış ve görmüş gözleri yarı açık, süzgün ve ağlar bir vaziyette. Bu hazin levha ve matem karşısında ağlamamak mümkün mü?”

Mustafa Kemal, kadınlarımızın bağımsızlık mücadelesini her zaman takdir etmiş ve her fırsatta bunu dile getirmiştir. 21 Mart 1923’te Konya’daki bir konuşmasında şöyle der:

Dünyada hiçbir milletin kadını ‘Ben Anadolu kadınından daha fazla çalıştım, milletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte Anadolu kadını kadar gayret gösterdim’ diyemez.”

Oysa Cumhuriyet kazanımlarının kerte kerte yok edildiği, Ortaçağ karanlığına sokulduğumuz şu kara günlerde kadınlarımız hak ettikleri değerin çok altında bir yaşam sürmekteler.

Bizler biliyoruz ki er geç kazanacağız. Kazandığımız günleri görmeye bağımsızlık mücadelesi veren Gördesli Makbule gibi ömrümüz yetmese de zafere giden yolların taşlarını örmeye devam edeceğiz.

Bağımsızlık mücadelesi veren tüm kadınlarımıza selam olsun.

 

Malatya’dan Bir Yoldaş

 

Kaynakça:

SARIHAN, Zeki (2007). Kurtuluş Savaşı Kadınları, İstanbul: Remzi Kitabevi

AKINCI, İbrahim Ethem (2009). Demirci Akıncıları, Ankara: Türk Tarih Kurumu Yayınları

CEBESOY, A.F. (2019). Milli Mücadele Hatıraları, İstanbul: Temel Yayınları

ÇİÇEK İbrahim, (1998). Gördesli Mücahide Makbule ve Silah Arkadaşları; Kadın Efe, Manisa: Salihli Belediyesi Kültür Yayınları

http://www.gordes.gov.tr/milli-mucadele-kahramani-sehit-makbule-hanim