Suriyelileri kim istemiyor?

20.10.2019
A+
A-

Ekonomik olarak çöküşe doğru koştuğumuz şu günlerde, gündemimizi mülteciler üzerinden yapılan tartışma işgal ediyor.

AKP, 24 Haziran’da yediği tokadın etkisiyle, takiye olduğu kesin olan bir harekete imza atarak, İstanbul’daki mültecilerin kayıtlı oldukları illere gönderilmesine yönelika Genelge çıkardı. Bu hareket, çeşitli asayiş suçlarına imza karışmış Suriyelilerin halkta yarattığı rahatsızlığı gidermek adına bir hareketti.

Bu kararı ve sonrasını değerlendirmeden önce, yaşanılan sorunu doğru biçimde koymak gerekmekte. Bugün yaşanılan ve milyonlarca insanı evlerinden eden sorunu yaratan “BOP”tur. Ülkemizde sadece Suriyeli değil, Irak’tan Afganistan’a, İran’dan Afrika’ya, Ermenistan’dan Türkistan’a onlarca farklı ülkeden mülteci bulunmaktadır. Çoğu zor koşullarda işçi olarak çalışmak zorunda kalan mültecilerden çok, bizzat AKP ve ABD’nin “eğit-donat” yöntemi ile hazır besleyerek organize edip, meşru Suriye iktidarını yıkmak adına üzerlerine saldırttığı, lümpen (ve sadece Suriyeli de olmayan) güruh, bugün tartışmaların odak noktasındadır.

Dolayısıyla soruyoruz, Suriyelileri kim istememekte?

Bu soruya, Suriye’yi kim yıkmaya çalışmaktadır, buna bakarak cevap verebiliriz. Suriye Ulusu’nun birliğini parçalamaya çalışanların tümü, Suriyelileri asıl istemeyenlerdir.

Halkımız kimi istememekte?

Türkiye’de hazır yiyerek yaşayan ve şeriatçı zihniyete sahip lümpen güruhunu istememektedir. Sorunu bu yönden görmeyen tüm değerlendirmeler yanılır ve yanılmaktadır da.

AKP’nin kendine hayrı olmayan kararı sonrasında, “güya” Suriyeli kardeşlerini canından çok sevenler, karara tepki olarak 28 Temmuz’da bir eylem düzenlediler.

Peki, eylemi kimler düzenledi ve kim destekledi?

Özgür-Der, Mazlum-Der, Mülteci Hakları Derneği ve Hukukçular Derneği

Özgür-Der ve Mazlum-Der, bu satırları okuyanlara çok yabancı gelmeyecektir. Yine de şeriatçı kardeşlerinin ülkeden ayrılmaması için eylem yapan bu örgütleri bir hatırlayalım.

Özgür-Der ile başlayalım. Kendilerinin son açıklamalarından birkaç seçme yapalım:

“Gezgin Fest Rezaletini Van’da İstemiyoruz”

“Darbeseverlerle Aynı İstiklal Anlayışına Sahip Olamayız!” (Sivas’taki İstiklal Caddesi’nin adının değiştirilmesine yönelik.)

“Mısır’daki İdamları Durdurun!” (Müslüman Kardeşler terör örgütünün üyelerinin cezalandırılmasına yönelik protesto.)

Kısacası bu örgüt, ABD tarafından zamanında kullanılıp atılan Müslüman Kardeşler adlı terör örgütünün destekçisi, Yeşil Kuşak ürünü, “Özgürlük” kavramını kirleten, Ortaçağcı gerici bir örgüttür.

Mazlum-Der ise; “Yaşasın Sivas Kıyamımız!” diyerek coşan ve bizzat katliamın içinde yer alan, Ortaçağcı gerici başka bir örgüttür.

HKP Genel Başkanı Nurullah Ankut, bu gerçekliği şöyle dile getirmişti:

“MAZLUM-DER, hatırlanacağı gibi, bu katliamın bilfiil merkezindedir. Katliamdan bir gün önce Sivas yakınındaki bir otele gelip mevzilenmiştir bunlar. Katliam günü örgütlü bir şekilde otelin önüne gelmişler ve diğer canilerle el ele vererek cellâtlıklarını gerçekleştirmişlerdir. MAZLUM-DER’in katliamdaki bu rolünü Çalışma eski bakanlarından Mustafa Kul belgesiyle ortaya çıkarmıştır…” (https://kurtulusyolu.org/hkp-genel-baskani-nurullah-ankut-2-temmuz-sivas-katliami-cercevesinde-turkiyedeki-gelismeleri-degerlendirdi/)

Mülteci Hakları Derneği, başka bir Ortaçağcı Gerici, Abdurrahman Dilipak’ın yöneticisi olduğu, kendilerine mültecilerden şeriatçı tabanı yaratmak amacıyla faaliyet gösteren (siz onu “ümmet” ile birleşmek de diyebilirsiniz) bir örgüt. Son zamanlarda AKP’ye yönelik “kardeşçe” eleştirileri ile bilinen Dilipak’ın yanı sıra, Akit ve Karar Gazetesi gibi şeriatçı yayın organlarında yazan, çizen çok sayıda gazeteci de bu derneğin üyesi.

Hukukçular Derneği ise, MÜSİAD ve ASKON ile birlikte çalışmalar yapan bir dernek, Genel Başkanları ise yine Mülteci Hakları Derneği üyesi.

Sevrci Sahte Soytarı Sol’un tetikçi örgütü DSİP de 28 Temmuz’daki eylemi destekleyen bir basın açıklaması yayınladı: https://marksist.org/icerik/Haber/12637/Gocmenlerle-dayanisma-aciklamasi,-irkci-saldirilara-ragmen-yapildi

Taraf Gazetesi ve cemaatin terör medyası aracılığı ile çok sayıda yurtseveri hedef gösteren bu örgüt, ABD’nin beslediği şeriatçı terör örgütlerinin, meşru Suriye yönetimine karşı mücadelesinin de borazanlığını yapmaktaydı.

Yani baktığımız zaman hepsi tırhallı bir hallı…

Eylemde taşınan döviz ve pankartlar ise aslında niyeti belli ediyor. “Milliyetçilik Cahiliyesine karşı tek bir ümmetiz” dövizi, aslında bu kafaların hâlâ Türkiye’yi Ortaçağ’a götürmek istemekte olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.

Eylemi protesto eden “Turan Ocakları” adlı örgütün ise “Milliyetçi Türkiye Partisi” adında bir partinin gençlik örgütü olduğunu görüyoruz. MTP’nin kökenine baktığımızda, Mustafa Kemal düşmanı Nihal Atsız’ın görüşlerini benimseyen, şovenizm sosu ile halkları birbirine kırdıran ABD’nin üretimi MHP’den kopmuş ufak bir topluluk olduğunu görüyoruz.

Aslına bakarsanız, iki ABD’ci güruh, dediğim olsun diye kavga ediyorlar. Bir taraf, ABD’ci efendilerine ümmetlerini var etmeleri için yalvarırken, öbür güruh ise şovenizm ile sulandırma-bulandırma faaliyetlerini yerine getiriyor.

Peki, bu işin neresinde Suriyeliler?

Suriyeliler, o sırada büyük ihtimal ucuz işgücü olarak MÜSİAD ya da ASKON üyesi bir Parababasının işyerinde, asgari ücretten daha az bir ücrete çalışıyor. Diyoruz hep, bunların dertleri Suriye’nin sömürülen halkı değil, hazır yiyici, şeriatçı lümpen takımıdır bunlar diye.

Ve daha da ileri gidiliyor. Şu anda 220 firmayı barındırdığı belirtilen bir birlik kuruluyor, adı ise; “Suriyeli İş Adamları Derneği”

(https://www.dunya.com/kose-yazisi/multeci-konusuna-bir-de-suriyeli-is-adamlari-tarafindan-bakalim/401098)

Her şey bitti, Türkiye’de Suriyeli patronlara destek verilerek, sadık bir müttefik yaratıyor kendisine Finans-Kapital. Onlara T.C. vatandaşlığı da veriyor, tahminimizce el altından o meşhur “teşvik”lerinden de veriyor. Nasıl vermesin, Yağma Hasan’ın Böreği kaçar mı hiç!

Alavere dalavere, işçi Suriyeli nöbete. Suriye’den kaçan Parababası takımı ile Tefeci-Bezirgân Parababalarımız şiir gibi anlaşıyor ne de olsa.

Dolayısıyla böyle bir kavgada kimin tarafı olmak gerekir? Gerçekten ülkelerinden kaçmak zorunda kalanları kim düşünmektedir?

Hiç kuşkusuz ki Antiemperyalizm, Antifeodalizm ve Antişovenizmin üçü de savunulmadan, Suriye Halkının derdine derman olunamaz. Yıllardır tüm ekonomik zorluğuna rağmen vatanını savunan Suriye meşru iktidarını desteklemeden, türlü türlü adlardaki şeriatçı örgütlere karşı mücadeleyi savunmadan ve Suriye Ulusu’nun kendi kaderini söke söke tayin etmesini savunmadan, Suriye adına söylenen her şey birer palavradan ibarettir.

Savaştan kaçarak, memleketimize sığınan, yoldaşlarımızın ellerini uzattığı sömürülen Suriyelilerin tasası, maalesef Suriye meşru hükümeti ülkesini işgalci güçlerden tamamen kurtarmadıkça sona ermeyecektir. AKP, bu sorunu çözmek bir yana, daha da derinleştirecektir. Tabiî ki lümpen güruhu da halkımıza karşı kollamaya, tutmaya devam edeceklerdir, arada edecekleri “kuru gürültülere” çok da aldanmamak gerekmektedir.