Tayyip, neler oldu böyle?..

Sen de şaştın bu işe, değil mi?

Hiç beklemiyordun bunların olabileceğini…

Her zamanki gibi yine yanıldın, Tayyip!

Bak, kural şudur: Birilerinin eliyle bir yerlere zıplatılmayı, bir koltuğa oturtulmayı kabul ettin miydi; miyadın dolduğunda aynı el tarafından oradan indirileceğini de bileceksin!

Senin bilemediğin bu oldu işte. Kerameti kendinden sandın. Öyle ya; 16 yıldan bu yana tek adam olarak Türkiye’nin tepesindesin. İki dudağının arasından çıkan her buyruk, anında “yasa” kılıfına büründürülerek uygulamaya konuluyor. Etrafında amigolar pervane…

Milyonlarca meczuplaştırılmış “hülooğğ”cuların var. Bırakalım Firavun Sarayı’nı, efendin ABD’nin White House’unu bile gölgede bırakan Kaçak Saray’ın var.

26 tane Başdanışmanın var. Binlerce Saray görevlin var, koruman var. Sayısız zırhlı, milyonluk arabaların var, uçakların var. Kısıklı’da geniş villanı tıka basa dolduracak denli çok Dolar’ların Avro’ların var. Var da var…

Hiç kimse de bugüne dek sana gık diyemedi, bizim dışımızda. Kanun manun da zaten takmadın…

Öylesine pervasızlaştın ki, artık ölesiye bizi hiçbir güç bu koltuktan indiremez, sanısına kapıldın…

Eskin Kankin Feto da bu anlayıştaydı, hatırlarsan. O da devletin içine, en kılcal damarlarına dek girdik, yerleştik, böylelikle de onu tamamen ele geçirdik, anlayışındaydı. Ama görüldüğü gibi 15 Temmuz’da CIA, bebelerin bile kanmayacağı, başarısızlığa kurgulanmış bir plana inandırdı onun askerlerini. Ve hödükçe bir girişimde bulundular, “Ganimet Paylaşım Savaşı”ndan en büyük paya sahip olarak çıkabilmek için…

Plan gereği de hezimetle karşılaştılar…

İşte şimdi, sen de belki anladın. Kaldı ki, anlamadıysan büyük bir yanılgı içindesin. Efendin, devşiricin, yapımcın ABD ipini çekti senin.

Daha önce de birkaç kez söylediğimiz gibi, seni getiren götürecek be Tayyip…

Sen, önemli hatalar yaptın, efendine karşı. Baktın ki BOP Eşbaşkanlığı uygulamaların seni bayır aşağı yuvarlanışa ve bitişe götürüyor; anında çark edip Milliyetçi oynamaya başladın. Hani bir zamanlar; “Biz her türden Milliyetçiliği ayaklar altına almış bir partiyiz.”, demiştin ya; o sözünü unuttun.

Dolayısıyla da, BOP’ta ayak sürür oldun…

Efendine karşı da medya önünde gak guk etmeye başladın.

Bütün bunlarla da yetinmedin. Rusya’yla, İran’la, Çin’le, dolaylı olarak da Suriye’nin Resmi Yönetimiyle görüşmeler yaptın, anlaşmalar yaptın, Astana Mutabakatları yaptın onlarla.

Ve ilaveten de Rusya’dan S-400 Hava Savunma Sistemleri aldın.

Hizmette böyle kusurlar edenlere karşı, efendin harekete geçer…

Ve yumruk yaptığı sağ elinin başparmağını aşağıya doğru tutuverir…

Yani bu, senin koltuktan artık tekerlenmen gerektiğine işaret eder…

Bak, karşına kimi çıkardı ABD: Kontrgerilla’nın Faili Meçhuller Kraliçesi ve Süper NATO’nun Özel Örgütü MHP’nin Milletvekili, onu temsilen Meclis Başkanvekili Meral Akşener’i…

16 yıldır karşında muhalefet filan yoktu. Deniz Baykal zaten devşirilmiş olduğu için efendin tarafından, karşında muhalefetçilik oynuyordu. Hani seni de Başbakan yapan iki yerel kurum liderinden biridir, Deniz Baykal. Öteki de, zamanın YSK Başkanı Tufan Algan’dır.

Sorosçu Kemal’in Yeni CHP’si ise, zaten Amerikanofillerden doldurmadır. Sorosçu ve avanesinden her şey olur da mücadeleci siyasetçi olmaz…

Sorosçu’dan pay biçelim: 2010’dan bu yana senin şamar oğlanın konumundaydı. Döndürüp döndürüp tokatlıyordun adamı. Bununla da yetinmeyip emrin altına aldığın Yargıyı kullanarak davalar açtırıyordun hakkında.

Sorosçu, en ciddi ve sert görünmeye çalıştığı durumda bile komik görünmekten kurtulamayan bir zavallıydı… Onun sözde muhalefeti, sana mama gibi geliyordu. O bakımdan iyiydi muhabbetiniz…

Fakat Burjuva Medyasının bazı sefalet sosyalistleri tarafından bile “Dişi Kurt Asena” diye nitelendirilen Meral Akşener öyle değildir…

Tabiî ne Dişi Kurtluk, ne Asenalık yakışır böyle Amerikan işbirlikçilerine, hizmetkârlarına. Bunlar sıfır numara ABD piyonudur sadece. Fakat buna rağmen kişilik olarak atak, kavgacı ve saldırgandır, Akşener.

Hızla bayır aşağı, kriz patlamasına doğru giden ekonominin verdiği sinyallerden ve Akşener’in, MHP’nin giderek altını boşaltmasından duyduğunuz korku Sarayın Arka Bahçeli’siyle seni, el ele vererek Baskın Erken Seçim yapma kararına götürdü.

Öylesi bir Baskın ki, Akşener’in ABD çıkarları açısından “İyi” olan partisini Seçim dışına düşürmeyi amaçlamaktaydı. Buna uygun olarak belirlediniz, 24 Haziran’ı.

Fakat hiç beklemediğin iki gelişme oldu:

Birincisi, artık avucunun içinde bellediğin ve asla emrinden çıkamaz sandığın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ve YSK, bir anda yüz seksen derecelik bir dönüşle senin aleyhine oynayıverdi ve Akşener’in ABD’ye “İyi” gelen partisinin Seçime girme yeterliliğine sahip olduğunu açıklayıverdi…

Şaşıp kaldın bu işe, değil mi?..

Emir yukarıdan gelince böyle olur işler, Hafız…

Bununla da yetinmedi ABD Emperyalistleri. Yine elleriyle oynattıkları Sorosçu Kemal’in Yeni CHP’sinden kimsenin adını sanını bilmediği, Meclis kantiniyle ceylan derisi koltuklar arasında geyik çevirmekle vakit geçiren 15 Milletvekilini istifa ettirerek Akşener’in partisine aktartıverdi…

Böylece de “İyi Parti”, Mecliste 20 vekillik bir sayıya ulaştığı için grup kurmuş oldu, Seçime bu yönden de girme hakkı elde etmiş oldu.

Yani ABD Haydudu, işi çifte garantiye aldı…

Siyasi hayatında ABD tarafından bugüne dek hep İbiş’i oynattırılarak rezil rüsva edilmiş olan Sorosçu Kemal Efendi, bu kararı yani 15 Milletvekiline; “ayrılın ve Akşener’in partisine geçin” emrini asla kendi iradesiyle vermiş olamaz.

“Ekmek İçin Ekmeleddin” vakasında, TR 705’lerin, Pontusçu Ortaçağcı Bekaroğlu’larının, Ermeni Soykırımı Emperyalist Yalanının meftunlarının partiye ve Meclise doldurulmasında olduğu gibi, Sorosdaroğlu’na mal edilen bu karar da, medyada pek popüler bir deyiş olan “Üst Aklın” verebileceği bir karardır.

Bu 15 zat-ı muhtereme, sanırız, ya 24 Haziran’da Meclise girme, ya da bir yerlerden Belediye Başkanlığı verme garantisi vermiş olunmalıdır. Yoksa Parababaları Meclisinde hiç kimse çıkarı olmadan parmağını bile oynatmaz…

Hiçbirinin vatan millet, hak hukuk umurlarında değildir. Zaten de zavallı Halkımız her ne kadar kendim seçtim diye avunsa da, bunların tamamını seçen ABD Emperyalist Haydutlarıdır.

Bundan aşağı yukarı yarım asır önce, 1976 yılında verdiği bir röportajda, Rahmetli Morrison Sülü’nün değişmez Dışişleri Bakanı İhsan Sabri Çağlayangil bakın ne demişti, Politika Gazetesi yöneticisi İsmail Cem’e:

“Bundan açık bir şey olmaz: CIA 12 Mart’ta vardır. Büyük ölçüde vardır. 12 Mart’ta haşhaş vardır. CIA, Papadopulos’da vardır. CIA, Gizikis’te vardır. (ABD’nin 1967’de Yunanistan’da yaptırdığı ‘Albaylar Cuntası’nın faşist darbesi kastediliyor. – Nurullah Ankut) CIA’nın nasıl hareket edeceği tahmin edilemez. Siz bir yazar olarak en az benim kadar bilirsiniz…

“(…) Şimdi nasıl yapıyor CIA? CIA yapar. (…)

“Benim istihbarat şefim, kendisi farkında bile olmadan CIA benim altımı oyar.

“Elinde imkân var (yabancı) adamın. Girmiş enfiltre benim içimde…

“Onun için hiç şaşmam, aramam da, bulamam ki. Nasıl yaptı, bulamam…” (Çağlayangil 12 Mart’ı Açıklıyor, Politika, 12 Mart 1976)

İşte durum böyle, Tayyip. Sen o istihbaratçılar, o yargıçlar benim adamım sanırsın. Ama yanılırsın…

Tıpkı seni oynatanlar olduğu gibi, onları da oynatan birileri vardır…

Ve esas emir buradan gelir…

Ona uymayan da, senin de sevdiğin bir sözcükle “bertaraf” olur.

Olay bu…

Hayat böyle be Tayyip…

Kaçak Saray’ın, lüks zırhlı arabaların, uçakların, villaların, milyar Dolarların uçup gidecek…

Hepsine veda edeceksin…

Ama boşver be Tayyip, üzülme. Kefenin cebi yok. Zaten dört metrelik bezden başka kim, ne götürebiliyor ki öbür tarafa…

Şimdi senin için asıl düşünmen gereken mesele şudur bizce:

ABD seni akçeli suçlarından ve başka suçlarından dolayı hesaba çekecek mi, yoksa sadece iktidardan tekerlemekle mi yetinecek?

Bakalım, bilemeyiz Haydutun niyetinin ne olduğunu…

Bizce sonun başlangıcındasın Tayyip. Ve bu gidişi durdurmaya asla gücün yetmez.

Hep söyleyegeldiğimiz gibi, Türkiye’yi 1950’den bu yana kesinlikle Türkiye yönetmiyor. ABD Emperyalist Haydutları yönetiyor. Kimin iktidara oturtulacağına, onun orada ne kadar süre kalacağına, yerine kimin oturtulacağına hep aynı haydut karar veriyor.

İşte bu ihanet düzenine karşı bir biziz, cepheden savaş veren. Bu, İnsanlığın başbelası emperyalist haydutlar sürüsüne karşı-ABD-AB Çakallarına karşı, onların Türkiye’deki işbirlikçi hainlerine karşı sadece biziz canını dişine takıp bir ömür savaşan…

Eninde sonunda hepinizi yeneceğiz, hezimete uğratacağız!

Ve suçlarınızdan dolayı da hesaba çekeceğiz tümünüzü. Sadece seni ve avanen AKP’giller’i değil; “Meclisteki Amerikancı Beşli Çete”nin tamamını…

Çünkü hepinizin ortak paydası Amerikancılıktır. Bak, ABD’den aldığı destekle doğrudan ok gibi üzerinize yürüyen Meral Akşener’in “İyi Parti”si ne diyor Programında?

“NATO

“Türkiye, İkinci Dünya savaşından sonra kurulan dünya düzeni içinde Batı kurumları içinde yer almıştır. Ülkemizin savunma politikası da Batı güvenlik sistemine entegre edilmiştir. Savunma politikasında en üst şemsiye olarak NATO bulunmaktadır. NATO bir siyasi yapılanma olup üyelerinin müşterek savunma ihtiyaçlarını da karşılamaktadır. Türkiye’nin NATO şemsiyesinde olması milli politikalar ve stratejiler uygulamasına engel olmadığı gibi İttifak üyeliğimiz diğer ittifak ve mekanizmalardaki ülkelerle kendi milli çıkar ve ulusal güvenliğimizin gereği olarak kurulacak ilişkilere ve iş birliği çabalarına da aykırı değildir.” (http://www.yenicaggazetesi.com.tr/iyi-partinin-program-ve-tuzugu-ilk-kez-yenicagda-175673h.htm)

Görüldüğü gibi, ABD hizmetkârlığını, Programına varıncaya kadar onun saldırgan askeri örgütü NATO’ya yaptığı güzellemelerle tescilliyor. Yazılı belge haline getiriyor, Faili Meçhuller Kraliçesi Meral Akşener Hanım.

Oysa NATO, İnsan Soyunun Başbelası Haydut’un ekonomik ve siyasi çıkarlarını savunan bir savaş, işgal ve yağma örgütüdür. 1990’dan bu yana bu örgütün yönetimindeki devletler, Ortadoğu’da 10 milyon civarındaki masum Müslümanın canına kıymıştır. Ölüm Tarlalarına çevirmiştir, komşu Kardeş Müslüman Ülkeleri.

Akşener Hatun, iğrenç yalanlar gerekçe gösterilerek komşumuz Suriye’ye ABD, İngiltere ve Fransız Emperyalistleri tarafından yapılan hava saldırısını da alkışlarla karşılamıştı.

Yani Kontrgerilla’nın önde gelen görevlilerinden biridir bu hanım…

Eski partisi de Süper NATO’nun, Kontrgerilla’nın Türkiye’deki paramiliter güçlerinin örgütlendiği Özel Örgütüdür. Yönetim ve şu anki kitle tabanının da ezici çoğunluğunu MHP’den gelen bu güçler oluşturmaktadır, İyi Parti’nin.

Burada Halkımızın kazancı nedir diye bir soru akla gelebilir:

Halkımız için kazanç mazanç yok… Onun payına düşen, her zaman olduğu gibi, ölümlerden ölüm beğenmektir.

Bu hainlerden derleşik Amerikancı Beşli’nin Türkiye Cumhuriyeti’ne, vatanına, milletine ve halkına verebileceği hiçbir olumlu şey yoktur.

BOP’un hizmetkârlığını bu yeni ekip Tayyipgiller’den devralacaktır. Bu, ülkemiz ve halkımız için ölüm anlamına gelen süreci sürdürmeye bu yeni hainler grubu devam edecektir.

Bunlar ABD yapımıdır, ABD hizmetindedir ve ihanet yolunun değişmez yolcularıdır…

Bunları ancak ölüm ıslah eder… 23 Nisan 2018

Halkız, Haklıyız, Yeneceğiz!