Site rengi

Tasarım

“Yeter! söz milletindir” sahtekârlığı ve tarihi bir utanç vesikası

04.08.2023
553
A+
A-

14 ve 28 Mayıs tarihlerinde Parababalarının bir seçim ortaoyununa daha şahit olduk. Hem iktidarı hem de muhalefeti dizayn eden ABD Emperyalist Haydudu, kendi çıkarlarına en iyi şekilde hizmet eden, kendilerine uşaklık konusunda 21 yıldır çok iyi bir performans sergileyen Tayyip’i ve AKP’giller’i bir kez daha iktidara getirdi. TESEV’ci, Sorosçu Kemal’in Yeni CHP’sine ise muhalefet oyunu oynama görevi verdi.

Hatırlanacağı gibi AKP’giller’in Reisi, tıpkı AKP’giller gibi Amerikan uşağı olan Demokrat Parti’nin iktidara taşındığı tarihe atıfla seçim tarihini 14 Mayıs olarak belirlemişti. Bildiğimiz gibi 14 Mayıs 1950’de yapılan seçimlerde Amerikancı Demokrat Parti iktidara taşınmış, Mustafa Kemal önderliğindeki destansı Antiemperyalist Birinci Ulusal Kurtuluş Savaşı’mızın zaferi üzerine inşa edilmiş olan Laik Cumhuriyet’in kerte kerte aşındırılıp yok edilme süreci bu iktidar değişikliğiyle ivme kazanmıştı.

Böylece Modern Finans-Kapitalistler zümresini temsilen Celal Bayar Cumhurbaşkanı, Antika Tefeci-Bezirgân Sermayenin temsilcisi Adnan Menderes ise Başbakan olmuştu. Ve DP İktidarıyla birlikte egemenlik ekonomiden sonra siyaseten de doğrudan Antika-Modern Parababalarının eline geçmişti.

Amerikan uşağı, ahlâk yoksunu Menderes ve Bayar önderliğindeki Demokrat Parti, 1950 Seçimleri için “Yeter! Söz milletindir!” şeklindeki demagojik sloganı kullanmıştı. AKP’giller’in Şefi, seçimler için 73 yıl önceki tarihin aynısını belirlemekle yetinmedi; halk düşmanı DP’nin seçim sloganını da kullanmaya başladı. Tayyip, 18 Ocak tarihindeki AKP Grup Toplantısında aynen şunları söyledi:

“Rahmetli Menderes, 14 Mayıs 1950’de; ‘Yeter söz milletindir’ diyerek milletin gönlüne girmiş ve sandıktan ezici bir zaferle çıkmıştı… Biz de ‘Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak’ diyerek özgürlük ve refah özlemi içindeki milletimizin büyük desteği ile hükümete gelmiştik. Şimdi de ‘Yeter, söz de karar da gelecek de milletindir’ diyerek 2023’te milletimizin desteğine talibiz… Milletimiz 73 yıl sonra bir kez daha aynı gün, Altılı Masa diyerek karşımıza çıkan bu darbe şakşakçılarına, kifayetsiz muhterislere, bu müstemleke heveslilerine ‘yeter’ diyecektir.” (https://www.sondakika.com/haber/haber-erdogan-rahmetli-menderes-14-mayis-1950-de-yeter-15568070/)

Mecliste muhalefet rolünü oynayan “Millet İttifakı”nın, namı diğer “Altılı Masa”nın kelek kesenleri ise baktılar ki Amerikancı Menderes’in mirasını Tayyip götürüyor, kendilerinin de en az AKP’giller kadar Amerikancı olduklarını kanıtlama yarışına girdiler. Başta Yeni CHP’nin Sorosçu Genel Başkanı Kılıçdaroğlu olmak üzere art arda DP’nin 1950 Seçimlerinde kullandığı malûm sloganı kendilerine mal ettiklerini belirten açıklamalar yaptılar. Mustafa Kemal ve İnönü’nün Gerçek CHP’sinin antitezi olan Yeni CHP, işi parti binalarına “Yeter, söz milletindir” afişleri asmaya kadar götürerek trajikomik bir utanca daha imza attı:

“CHP’li milletvekillerinden ‘Yeter, söz milletindir’ akımı

“CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin haftalık grup konuşmasında YSK’ya güvenmediğini vurgulayarak Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ‘Yeter, söz milletindir’ dedi.

“Kılıçdaroğlu’nun grup konuşmasından sonra Meclis grubu ‘Yeter söz milletindir’ akımı başlattı. Grup toplantısında alınan kararla CHP’li milletvekilleri video çekerek Twitter hesaplarından bu videoları paylaştı.” (https://www.gazeteduvar.com.tr/chpli-milletvekillerinden-yeter-soz-milletindir-akimi-galeri-1599939)

Yeni CHP kadrolarının böylesine utanç verici bir maskaralığa imza attığı durumda, Altılı Masa’nın Amerikancı diğer bileşenlerinin de DP’nin 1950’deki seçim sloganını kullanmasında şaşılacak bir şey yoktur tabiî ki…

Dışarıdan bakıldığında son derece demokratik bir muhtevaya sahipmiş gibi gözüken ancak gerçek anlamıyla zerre kadar ilgisi bulunmayan “Yeter, söz milletindir” sloganının yakın tarihimizde elbette ki bir siyasi içeriği vardır.

Bu demagojik sloganın siyasi içeriği, 14 Mayıs 1950 sonrası Demokrat Parti’nin altına imza attığı halk düşmanı uygulamalar neyse aynen odur. Aslında Meclisteki Amerikancı iktidar ve Amerikancı muhalefet, sadece basit bir slogan kavgasına tutuşmuş değillerdir. Demokrat Parti adlı halk düşmanı, Amerikan uşağı siyasi hareketin devamcısı olma kavgasıdır bu kavga. Ve bu demagojik sloganı kullanarak ABD tarafından iktidara getirilen Demokrat Parti’nin 27 Mayıs Politik Devrimi’yle son bulan siyasi tarihi, memleketin bütünüyle ABD Emperyalistlerinin ve onların ajan örgütlerinin, savaş örgütlerinin emri altına sokulmasından ibarettir.

Dolayısıyla İktidarıyla muhalefetiyle bu sloganı kullanmak demek, Amerikancı DP’ye öykünmek demektir.

DP’ye öykünmek demekse, tıpkı DP’nin 10 yıl boyunca, AKP’giller’in 21 yıl boyunca yaptığı gibi memleketin dört bir yanını İmam Hatiplerle, Kur’an Kurslarıyla, adına “Cemaat ve Tarikatlar” denen tekke ve zaviyelerle doldurmaya devam etmek demektir.

Tıpkı 1950’li yıllarda olduğu gibi, bugün olduğu gibi; halkımızın yerli ve yabancı Parababaları tarafından hayâsızca sömürülmesinin devam etmesi demektir.

DP’ye öykünmek demek, tıpkı Bayar-Menderes alçaklarının üççeyrek asır evvel yaptıkları gibi ülkemizi Amerikan üsleriyle doldurmaya, kanlı savaş örgütü NATO’nun emirlerini yerine getirmeye devam etmek demektir. Atanacak bakanlardan tutun irili ufaklı tüm askeri yetkililer, bürokratlar için ABD Haydudunun olurunu almaya devam etmek demektir.

İsterseniz bu gerçekliği somutlamak, Amerikancı iktidar ve muhalefetin mirasını paylaşamadığı Bayar-Menderes’in DP’sinin binbir türlü ihanetlerinden yalnızca birini ortaya koymak için 72 yıl öncesine gidelim.

1951 yılının Mayıs ayı…

Halk düşmanı DP, Amerikan Emperyalizmi tarafından yaklaşık 1 yıl önce iktidara getirilmiştir. Ülkemizin, ABD Emperyalizminin kanlı savaş aygıtı olan NATO’ya DP tarafından sokulmasına daha 1 yıl vardır. Emekli Tümamiral, aynı zamanda “Mavi Vatan”ımızın isim babası olan Cem Gürdeniz’in Twitter’dan paylaştığı, o günlere ait bir belgeye göre, zamanın sözde “Amerikan Yardım Heyeti Başkanı” Tuğgeneral Robert Cannon, Genelkurmay Başkanlığındaki bir iç atamaya ilişkin emirlerini dikte etmektedir.

Olay şudur:

Genelkurmay Başkanlığı bünyesinde Ulaştırma Dairesi Başkanı Tuğgeneral Zihni Üner emekliye ayrılacaktır. Belgeden anlaşıldığına göre zamanın iktidar sahipleri yani halk düşmanı DP iktidarı; Üner’in yerine atamayı düşündükleri kişileri efendilerine yani ABD Haydudunun askeri temsilcilerine bildirmişlerdir. ABD Emperyalizminin sömürge valisi gibi davranan temsilcisi R. Cannon, usturuplu bir dille Zihni Üner’den boşalan makama kimlerin getirilmesini istediklerini resmi olarak bizim satılmışlara dikte etmektedir. R. Cannon’ın buyurduğu fermanda şunlar yazmaktadır:

“ÖZÜ: Genelkurmay Ulaştırma Dairesi Başkanı Hakkında

“JAMMAT [Joint American Military Mission for Aid to Turkey – Türkiye’ye Yardım İçin Müşterek Amerikan Askeri Heyeti] Başkanlığı Kanalıyla Genelkurmay Başkanlığına

“1. Genelkurmay Ulaştırma Dairesi Başkanı Tuğgeneral Zihni Üner’in kısa bir zaman sonra şimdiki görevinden ayrılarak Türkiye Devlet Demiryolları Genel Müdürlüğüne tayin edileceğini öğrenmiş bulunmaktayım. (İtalikler bize ait – Kurtuluş Yolu)

“2. Ulaştırma Dairesi Başkanlığına tayini düşünülen namzetleri [adayları – K. Y.] mütalaa buyururken, bu makamı ayrı ayrı deruhte edebilecek [üstlenebilecek – K. Y.] kabiliyette olduklarına inanılan, aşağıda isimleri yazılı şahısları yüksek tensiplerinize arz etmek isterim.

“Tümgeneral Ekrem Akalın, Ulaştırma Okulu Komutanı.

“Tuğgeneral Ragıp Gümüşpala, Üçüncü Ordu Kurmay Başkanı.

“3. Tuğgeneral Ekrem Akalın, Genelkurmay Ulaştırma Dairesi Başkanlığına atandığı takdirde Ulaştırma Okulu Komutanlığına Ankara Uçaksavar Tugayı Komutanı Tuğgeneral Kemal Tumak’ın tayinini ayrıca yüksek tensiplerinize arz ederim.” (https://bit.ly/3HY6Ke8)

Yukarıda gördüğümüz gibi ABD Emperyalizminin temsilcisi emirlerini açık bir dille, hiç saklayıp gizlemeden bizim yerli satılmışlara dikte ediyor. Hangi makama kimin atanmasını emrettiğini kişi kişi belirtiyor. Kendi aşağılık politikalarına en iyi hizmet edecek satılmışları belirlemek konusunda işi asla şansa bırakmıyor. Şu kişiyi şuraya atayacaksınız, oradan boşalan yere de şu kişiyi getireceksiniz, diyor.

Peki, ABD Haydudunun verdiği emirler yerine getiriliyor mu?

Fazlasıyla yerine getiriliyor. Bilindiği gibi belgede adı geçen Ragıp Gümüşpala adlı Amerikan uşağı Genelkurmay Başkanlığına kadar yükseldikten sonra yaklaşık 5 bin subayla birlikte Milli Birlik Komitesi tarafından re’sen emekliye sevk ediliyor. Belgede ismi geçen Ekrem Akalın ise Kara Kuvvetleri Komutanlığına kadar yükseliyor.

Amerikancı AKP’giller’le yine Amerikancı “Altılı Masa”nın paylaşamadığı “Yeter, söz milletindir” sloganında cisimleşen ihanet ve zihniyet işte budur. Bugün iktidarıyla muhalefetiyle Meclisin ceylan derili koltuklarını işgal eden halk düşmanlarının ruhiyatı ve zihniyeti de tam olarak budur. Hepsi Amerikancıdır, AB’cidir, NATO’cudur, satılmıştır, halk düşmanıdır.

İşte bu yüzden iktidardaki zat, “Biz Büyük Ortadoğu ve Genişletilmiş Kuzey Afrika Projesi’nin Eşbaşkanlarından biriyiz, bu görevi yapıyoruz biz”, derken, muhalefet rolü oynayan Bilderbergci, Davosçu zat, “Batı bize aferin diyecek”, diyebilmektedir. İşte bu yüzden iktidardaki AKP’giller de, muhalefet rolü oynayan “Altılı Masa”daki tüm partiler de NATO’culuğu parti programlarına kadar yerleştirmişlerdir.

Bu Amerikancı burjuva partilerinin söylediklerine değil, yaptıklarına bakılmalıdır. “Yeter, söz milletindir” sloganının bu satılmışların lügatindeki anlamı, “Söz de karar da ABD’li Efendilerimizindir” şeklindedir. Yukarıda belirttiğimiz gibi, iktidarıyla muhalefetiyle bir türlü mirasını paylaşamadıkları DP’nin 10 yıllık uygulamaları bu gerçekliği net bir şekilde kanıtlamıştır.

Seçim sürecinde kullandıkları ittifak isimleriyle ifade edersek; bu satılmışlardan derleşik “Cumhur İttikafının” cumhurla (halkla),“Millet İttifakı”nın milletle zerre kadar ilgisi yoktur. Bunların halkımıza verebilecekleri tek şey yoksulluk ve zulümdür. Milletin menfaatine bir icraatta bulunmaları eşyanın tabiatına aykırıdır.

Ve Türkiye Halkı Amerikancı ve birbirinden ayrı gözüken ama “tıpkısının aynısı” olan bu iki bloka mahkûm değildir. Çalışan, ezilen, alınteriyle geçinen insanlarımız eninde sonunda Antiemperyalist, Antifeodal ve Antişovenist bir mücadele programı çevresinde ordulaşacak ve bugünkü haramilerin saltanatını yıkacaktır.

O program ise Halkın Kurtuluş Partisi’nin programıdır. İş, her zaman olduğu gibi Gerçek Devrimcilere düşmektedir. Görev; Tarihin omuzlarına Türkiye Devrimi’ni başarmak gibi bir sorumluluk yüklediği Partimizi büyütmek, güçlendirmek ve Devrimci Demokratik Halk İktidarını kurmaktır.

14 ve 28 Mayıs tarihlerinde Parababalarının bir seçim ortaoyununa daha şahit olduk. Hem iktidarı hem de muhalefeti dizayn eden ABD Emperyalist Haydudu, kendi çıkarlarına en iyi şekilde hizmet eden, kendilerine uşaklık konusunda 21 yıldır çok iyi bir performans sergileyen Tayyip’i ve AKP’giller’i bir kez daha iktidara getirdi. TESEV’ci, Sorosçu Kemal’in Yeni CHP’sine ise muhalefet oyunu oynama görevi verdi.

Hatırlanacağı gibi AKP’giller’in Reisi, tıpkı AKP’giller gibi Amerikan uşağı olan Demokrat Parti’nin iktidara taşındığı tarihe atıfla seçim tarihini 14 Mayıs olarak belirlemişti. Bildiğimiz gibi 14 Mayıs 1950’de yapılan seçimlerde Amerikancı Demokrat Parti iktidara taşınmış, Mustafa Kemal önderliğindeki destansı Antiemperyalist Birinci Ulusal Kurtuluş Savaşı’mızın zaferi üzerine inşa edilmiş olan Laik Cumhuriyet’in kerte kerte aşındırılıp yok edilme süreci bu iktidar değişikliğiyle ivme kazanmıştı.

Böylece Modern Finans-Kapitalistler zümresini temsilen Celal Bayar Cumhurbaşkanı, Antika Tefeci-Bezirgân Sermayenin temsilcisi Adnan Menderes ise Başbakan olmuştu. Ve DP İktidarıyla birlikte egemenlik ekonomiden sonra siyaseten de doğrudan Antika-Modern Parababalarının eline geçmişti.

Amerikan uşağı, ahlâk yoksunu Menderes ve Bayar önderliğindeki Demokrat Parti, 1950 Seçimleri için “Yeter! Söz milletindir!” şeklindeki demagojik sloganı kullanmıştı. AKP’giller’in Şefi, seçimler için 73 yıl önceki tarihin aynısını belirlemekle yetinmedi; halk düşmanı DP’nin seçim sloganını da kullanmaya başladı. Tayyip, 18 Ocak tarihindeki AKP Grup Toplantısında aynen şunları söyledi:

“Rahmetli Menderes, 14 Mayıs 1950’de; ‘Yeter söz milletindir’ diyerek milletin gönlüne girmiş ve sandıktan ezici bir zaferle çıkmıştı… Biz de ‘Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak’ diyerek özgürlük ve refah özlemi içindeki milletimizin büyük desteği ile hükümete gelmiştik. Şimdi de ‘Yeter, söz de karar da gelecek de milletindir’ diyerek 2023’te milletimizin desteğine talibiz… Milletimiz 73 yıl sonra bir kez daha aynı gün, Altılı Masa diyerek karşımıza çıkan bu darbe şakşakçılarına, kifayetsiz muhterislere, bu müstemleke heveslilerine ‘yeter’ diyecektir.” (https://www.sondakika.com/haber/haber-erdogan-rahmetli-menderes-14-mayis-1950-de-yeter-15568070/)

Mecliste muhalefet rolünü oynayan “Millet İttifakı”nın, namı diğer “Altılı Masa”nın kelek kesenleri ise baktılar ki Amerikancı Menderes’in mirasını Tayyip götürüyor, kendilerinin de en az AKP’giller kadar Amerikancı olduklarını kanıtlama yarışına girdiler. Başta Yeni CHP’nin Sorosçu Genel Başkanı Kılıçdaroğlu olmak üzere art arda DP’nin 1950 Seçimlerinde kullandığı malûm sloganı kendilerine mal ettiklerini belirten açıklamalar yaptılar. Mustafa Kemal ve İnönü’nün Gerçek CHP’sinin antitezi olan Yeni CHP, işi parti binalarına “Yeter, söz milletindir” afişleri asmaya kadar götürerek trajikomik bir utanca daha imza attı:

“CHP’li milletvekillerinden ‘Yeter, söz milletindir’ akımı

“CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin haftalık grup konuşmasında YSK’ya güvenmediğini vurgulayarak Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ‘Yeter, söz milletindir’ dedi.

“Kılıçdaroğlu’nun grup konuşmasından sonra Meclis grubu ‘Yeter söz milletindir’ akımı başlattı. Grup toplantısında alınan kararla CHP’li milletvekilleri video çekerek Twitter hesaplarından bu videoları paylaştı.” (https://www.gazeteduvar.com.tr/chpli-milletvekillerinden-yeter-soz-milletindir-akimi-galeri-1599939)

Yeni CHP kadrolarının böylesine utanç verici bir maskaralığa imza attığı durumda, Altılı Masa’nın Amerikancı diğer bileşenlerinin de DP’nin 1950’deki seçim sloganını kullanmasında şaşılacak bir şey yoktur tabiî ki…

Dışarıdan bakıldığında son derece demokratik bir muhtevaya sahipmiş gibi gözüken ancak gerçek anlamıyla zerre kadar ilgisi bulunmayan “Yeter, söz milletindir” sloganının yakın tarihimizde elbette ki bir siyasi içeriği vardır.

Bu demagojik sloganın siyasi içeriği, 14 Mayıs 1950 sonrası Demokrat Parti’nin altına imza attığı halk düşmanı uygulamalar neyse aynen odur. Aslında Meclisteki Amerikancı iktidar ve Amerikancı muhalefet, sadece basit bir slogan kavgasına tutuşmuş değillerdir. Demokrat Parti adlı halk düşmanı, Amerikan uşağı siyasi hareketin devamcısı olma kavgasıdır bu kavga. Ve bu demagojik sloganı kullanarak ABD tarafından iktidara getirilen Demokrat Parti’nin 27 Mayıs Politik Devrimi’yle son bulan siyasi tarihi, memleketin bütünüyle ABD Emperyalistlerinin ve onların ajan örgütlerinin, savaş örgütlerinin emri altına sokulmasından ibarettir.

Dolayısıyla İktidarıyla muhalefetiyle bu sloganı kullanmak demek, Amerikancı DP’ye öykünmek demektir.

DP’ye öykünmek demekse, tıpkı DP’nin 10 yıl boyunca, AKP’giller’in 21 yıl boyunca yaptığı gibi memleketin dört bir yanını İmam Hatiplerle, Kur’an Kurslarıyla, adına “Cemaat ve Tarikatlar” denen tekke ve zaviyelerle doldurmaya devam etmek demektir.

Tıpkı 1950’li yıllarda olduğu gibi, bugün olduğu gibi; halkımızın yerli ve yabancı Parababaları tarafından hayâsızca sömürülmesinin devam etmesi demektir.

DP’ye öykünmek demek, tıpkı Bayar-Menderes alçaklarının üççeyrek asır evvel yaptıkları gibi ülkemizi Amerikan üsleriyle doldurmaya, kanlı savaş örgütü NATO’nun emirlerini yerine getirmeye devam etmek demektir. Atanacak bakanlardan tutun irili ufaklı tüm askeri yetkililer, bürokratlar için ABD Haydudunun olurunu almaya devam etmek demektir.

İsterseniz bu gerçekliği somutlamak, Amerikancı iktidar ve muhalefetin mirasını paylaşamadığı Bayar-Menderes’in DP’sinin binbir türlü ihanetlerinden yalnızca birini ortaya koymak için 72 yıl öncesine gidelim.

1951 yılının Mayıs ayı…

Halk düşmanı DP, Amerikan Emperyalizmi tarafından yaklaşık 1 yıl önce iktidara getirilmiştir. Ülkemizin, ABD Emperyalizminin kanlı savaş aygıtı olan NATO’ya DP tarafından sokulmasına daha 1 yıl vardır. Emekli Tümamiral, aynı zamanda “Mavi Vatan”ımızın isim babası olan Cem Gürdeniz’in Twitter’dan paylaştığı, o günlere ait bir belgeye göre, zamanın sözde “Amerikan Yardım Heyeti Başkanı” Tuğgeneral Robert Cannon, Genelkurmay Başkanlığındaki bir iç atamaya ilişkin emirlerini dikte etmektedir.

Olay şudur:

Genelkurmay Başkanlığı bünyesinde Ulaştırma Dairesi Başkanı Tuğgeneral Zihni Üner emekliye ayrılacaktır. Belgeden anlaşıldığına göre zamanın iktidar sahipleri yani halk düşmanı DP iktidarı; Üner’in yerine atamayı düşündükleri kişileri efendilerine yani ABD Haydudunun askeri temsilcilerine bildirmişlerdir. ABD Emperyalizminin sömürge valisi gibi davranan temsilcisi R. Cannon, usturuplu bir dille Zihni Üner’den boşalan makama kimlerin getirilmesini istediklerini resmi olarak bizim satılmışlara dikte etmektedir. R. Cannon’ın buyurduğu fermanda şunlar yazmaktadır:

“ÖZÜ: Genelkurmay Ulaştırma Dairesi Başkanı Hakkında

“JAMMAT [Joint American Military Mission for Aid to Turkey – Türkiye’ye Yardım İçin Müşterek Amerikan Askeri Heyeti] Başkanlığı Kanalıyla Genelkurmay Başkanlığına

“1. Genelkurmay Ulaştırma Dairesi Başkanı Tuğgeneral Zihni Üner’in kısa bir zaman sonra şimdiki görevinden ayrılarak Türkiye Devlet Demiryolları Genel Müdürlüğüne tayin edileceğini öğrenmiş bulunmaktayım. (İtalikler bize ait – Kurtuluş Yolu)

“2. Ulaştırma Dairesi Başkanlığına tayini düşünülen namzetleri [adayları – K. Y.] mütalaa buyururken, bu makamı ayrı ayrı deruhte edebilecek [üstlenebilecek – K. Y.] kabiliyette olduklarına inanılan, aşağıda isimleri yazılı şahısları yüksek tensiplerinize arz etmek isterim.

“Tümgeneral Ekrem Akalın, Ulaştırma Okulu Komutanı.

“Tuğgeneral Ragıp Gümüşpala, Üçüncü Ordu Kurmay Başkanı.

“3. Tuğgeneral Ekrem Akalın, Genelkurmay Ulaştırma Dairesi Başkanlığına atandığı takdirde Ulaştırma Okulu Komutanlığına Ankara Uçaksavar Tugayı Komutanı Tuğgeneral Kemal Tumak’ın tayinini ayrıca yüksek tensiplerinize arz ederim.” (https://bit.ly/3HY6Ke8)

(Belgenin fotosu girecek!!!)

Yukarıda gördüğümüz gibi ABD Emperyalizminin temsilcisi emirlerini açık bir dille, hiç saklayıp gizlemeden bizim yerli satılmışlara dikte ediyor. Hangi makama kimin atanmasını emrettiğini kişi kişi belirtiyor. Kendi aşağılık politikalarına en iyi hizmet edecek satılmışları belirlemek konusunda işi asla şansa bırakmıyor. Şu kişiyi şuraya atayacaksınız, oradan boşalan yere de şu kişiyi getireceksiniz, diyor.

Peki, ABD Haydudunun verdiği emirler yerine getiriliyor mu?

Fazlasıyla yerine getiriliyor. Bilindiği gibi belgede adı geçen Ragıp Gümüşpala adlı Amerikan uşağı Genelkurmay Başkanlığına kadar yükseldikten sonra yaklaşık 5 bin subayla birlikte Milli Birlik Komitesi tarafından re’sen emekliye sevk ediliyor. Belgede ismi geçen Ekrem Akalın ise Kara Kuvvetleri Komutanlığına kadar yükseliyor.

Amerikancı AKP’giller’le yine Amerikancı “Altılı Masa”nın paylaşamadığı “Yeter, söz milletindir” sloganında cisimleşen ihanet ve zihniyet işte budur. Bugün iktidarıyla muhalefetiyle Meclisin ceylan derili koltuklarını işgal eden halk düşmanlarının ruhiyatı ve zihniyeti de tam olarak budur. Hepsi Amerikancıdır, AB’cidir, NATO’cudur, satılmıştır, halk düşmanıdır.

İşte bu yüzden iktidardaki zat, “Biz Büyük Ortadoğu ve Genişletilmiş Kuzey Afrika Projesi’nin Eşbaşkanlarından biriyiz, bu görevi yapıyoruz biz”, derken, muhalefet rolü oynayan Bilderbergci, Davosçu zat, “Batı bize aferin diyecek”, diyebilmektedir. İşte bu yüzden iktidardaki AKP’giller de, muhalefet rolü oynayan “Altılı Masa”daki tüm partiler de NATO’culuğu parti programlarına kadar yerleştirmişlerdir.

Bu Amerikancı burjuva partilerinin söylediklerine değil, yaptıklarına bakılmalıdır. “Yeter, söz milletindir” sloganının bu satılmışların lügatindeki anlamı, “Söz de karar da ABD’li Efendilerimizindir” şeklindedir. Yukarıda belirttiğimiz gibi, iktidarıyla muhalefetiyle bir türlü mirasını paylaşamadıkları DP’nin 10 yıllık uygulamaları bu gerçekliği net bir şekilde kanıtlamıştır.

Seçim sürecinde kullandıkları ittifak isimleriyle ifade edersek; bu satılmışlardan derleşik “Cumhur İttikafının” cumhurla (halkla),“Millet İttifakı”nın milletle zerre kadar ilgisi yoktur. Bunların halkımıza verebilecekleri tek şey yoksulluk ve zulümdür. Milletin menfaatine bir icraatta bulunmaları eşyanın tabiatına aykırıdır.

Ve Türkiye Halkı Amerikancı ve birbirinden ayrı gözüken ama “tıpkısının aynısı” olan bu iki bloka mahkûm değildir. Çalışan, ezilen, alınteriyle geçinen insanlarımız eninde sonunda Antiemperyalist, Antifeodal ve Antişovenist bir mücadele programı çevresinde ordulaşacak ve bugünkü haramilerin saltanatını yıkacaktır.

O program ise Halkın Kurtuluş Partisi’nin programıdır. İş, her zaman olduğu gibi Gerçek Devrimcilere düşmektedir. Görev; Tarihin omuzlarına Türkiye Devrimi’ni başarmak gibi bir sorumluluk yüklediği Partimizi büyütmek, güçlendirmek ve Devrimci Demokratik Halk İktidarını kurmaktır.