ABD, Suriye’de haydutluğa, Türkiye şehitler vermeye devam ediyor…

03.07.2020
A+
A-

M. Gürdal Çıngı

ABD, hep söylediğimiz gibi dur durak bilmiyor. Hamle üstüne hamle yapıyor ve BOP’unu hayata geçirmek için her türlü yolu kullanıyor.

Son ayda iki girişim öne çıktı Suriye’de ABD (ve özellikle Fransa) tarafından gerçekleştirilen:

Birincisi, Amerikancı Kürt Hareketlerinin; Barzanici ENKS ve PKK-YPG’ci YPNK’nin Suriye’deki birliğini (şimdilik) sağladı. Ve böylece, Suriye’deki Kürt bölgesini kendince garanti altına aldı. Ve Suriye Halkına karşı savaşacak, kendi güdümünde ve komutanlığında güçlü bir birlik sağladı.

BOP’u doğrultusunda yine kendince önemli bir adım atmış oldu. Ve zaman içinde Irak’taki Kürt bölgesiyle Suriye’deki Kürt bölgesini birleştirmenin zeminini de yaratmış oldu…

(Bu konuyla ilgili olarak gazetemizin diğer sayfalarındaki yazımıza bakılabilir.)

İkincisi, Suriye lideri Beşşar Esad, eşi Esma Esad başta olmak üzere 39 devlet yöneticisine ve şirketine; İnsan hakları ihlalleri ve ülkedeki savaşın sona ermesine engel olmaları nedeniyle bir dizi yeni ekonomik ve seyahat yaptırımını içeren ve adına kısaca “Sezar Yasası” denilen “en sert yaptırımları” uygulamaya başladı… Tam adıyla “Sezar Suriye Sivil Koruma Yasası”, 21 Aralık 2019’da ABD Başkanı Donald Trump tarafından imzalanmıştı.  ABD yönetimi, uygulamanın genişleyerek devam edeceğini söylüyor…

2020 Ulusal Savunma Yetki Yasası’nın bir parçası olarak kabul edilen yasa ismini, 2011-2013 yılları arasında Beşar Esat rejiminin halka yaptığı işkenceleri belgeleyen 55 bin civarında fotoğrafı dünya basınına sızdıran “Caesar” kod adlı eski bir Suriye askeri polisinden alıyor.” (https://www.amerikaninsesi.com/a/abdden-39-suriyeliye-yeni-yaptirimlar/5466491.html)

Tıpkı “kimyasal silah var” diyerek yalanlar üzerine işgal ettikleri Irak’taki gibi, tıpkı “Suriye rejimi kimyasal silah kullandı” diyerek yalan söyledikleri, uluslararası kamuoyunu kandırmaya çalıştıkları gibi bir yalan daha… İşleri güçleri, hile, dümen, yalan, kandırma, aldatma… Nasılsa ellerinin altında da medya var kendilerinin bir dediğini iki etmeyen. Yalanlarını haberleştiren ve dünya kamuoyuna gerçekmiş gibi sunan…

ABD haydutları, sadece Suriye’yi tehdit etmiyorlar. Suriye’yle ilişki kuran, geliştiren ülkeleri de, başta Arap ülkeleri olmak üzere, tehdit ediyorlar. Onlara da haydutluk yapıyorlar. Örneğin Birleşik Arap Emirlikleri’nin Şam ile normalleşme çabalarına karşı çıkıyorlar. Şam’da Büyükelçilik açmalarını istemiyorlar. Onları da yaptırımlarla korkutmaya çalışıyorlar. Sezar Yasasını aynı şekilde size de uygularız, diyorlar.

Yani kanlı zalim, işkenceci, soykırımcı ABD, meşru Suriye Devletini yıkmak, parçalamak ve içinden en az üç devlet çıkarmak için elinden gelen gelmeyen her şeyi yapıyor.

1- Fırat’ın doğusunda Amerikancı bir Kürt Devleti kurmak istiyor,

2- İdlib bölgesinde, şimdilik Türkiye’nin kontrolünde ve Ortaçağcı çetelerin denetiminde Sünni bir Devletçik kurmak istiyor,

3- Dar bir alanda sıkıştırılmış bir Alevi devleti kalsın istiyor.

Bu proje, bu plan bize hiç yabancı gelmiyor. Bunları okuduğumuz, gördüğümüz an aklımıza, çökkün Osmanlı’ya dayatılan Sevr Haritası geliyor… Bu haritayı, Osmanlı’ya başta İngilizler olmak üzere Çarlık Rusyası, Fransızlar, İtalyanlar dayatmıştı.

Ve yüz yıl sonra bu kez, benzer haritayı ABD Emperyalistleri dayatıyor. Tabiî ki yine Batılı Emperyalistlerle (AB’yle) birlikte…

Yani Batılı Emperyalistler için, “Garp Cephesinde yeni bir şey yok.”

Ama, Suriye açısından da “Garp Cephesinde yeni bir şey yok.”

Batılı Emperyalistler için sonuç baştan belli: hüsranla sonuçlanacak.

Yüz yıl önce, Türkiye nasıl Amerika da içinde olmak üzere Batılı Emperyalistleri unutamayacakları bir yenilgiye uğratarak siyasi bağımsızlığını kazandıysa Birinci Kuvayimilliye Savaşı’yla, Birinci Kurtuluş Savaşı’yla; Suriye nasıl defettiyse başta Fransız işgalcileri olmak üzere Batılı Emperyalistleri, yine yenecekler ve yine bağımsız bir ülke olarak varlıklarını devam ettirecekler.

 

İdlib sahasındaki son gelişmeler

Türkiye, İdlib bölgesine sürekli olarak yeni ve son teknoloji askeri malzeme yığmaya devam ediyor. Sürekli olarak tahkimat yapıyor. Kendince savaşa hazırlanıyor. İdlib’e 4 bin askeri araç ve 10 binin üzerinde askeri personel, askeri sistemler, hava savunma ve erken radar sistemleri (Korkut, HAWK-21, Atılgan ve HİSAR-O, T-122 Sakarya adlı çok namlululu topçu roketatarların lazer yönlendirme ile donatılmış yeni nesil sistemleri, M110 A2 203mm’lik obüsler, ARS-2000 gözetleme ve atış tanzim radarı gibi) gönderdi.

Suriye Ordusu da askeri gücünü, savaş kapasitesini, Rusya’nın da desteğiyle sürekli geliştiriyor. Yeni model Mig-29 savaş uçakları ve R-77 füzeleri aldı. Yine İran veya Rusya’dan aldığı teknik destek ile İHA operasyonlarına ağırlık veriyor. İdlib’deki kara unsurlarını İranlı milisler ve zırhlı muharebe araçları ile takviye ediyor. Ayrıca Rusya da son dönemlerde Tel Rıfat’a askeri takviye yaptı.

Bunlar olurken, Rusya da Tayyipgiller’i uygun şekilde sıkıştırıyor. Ortaçağcı cihatçılara yönelik yapacağı operasyonlar konusunda verdiği sözleri yerine getirmesini istiyor:

“Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, Türkiye’nin İdlib gerilimi azaltma bölgesini kontrol eden radikal güçleri etkisiz hale getirme yükümlülüklerini yerine getireceğini umduklarını söyledi.

“(…) M4 karayolunda Rus-Türk devriyelerinin sürdüğünü ancak 5 Mart tarihli ek protokolün ifasına ilişkin çalışmaların militanların aktif direnişi nedeniyle sekteye uğradığını kaydetti.” (https://sptnkne.ws/CAcJ)

Rus Savunma Bakanlığı geçtiğimiz 27 Mayıs tarihinde, İdlib’deki Rusya ve Türkiye devriyesinin ateşkesin süresiz olduğu anlamına gelmediğini ve askeri harekâtın süresiz olarak ertelenmediğini açıklaması bu operasyonların gerçekleştirileceğini gösteriyordu. Nitekim bu bağlamda, 6 Haziran’da, Rusya Yüksek Mahkemesi İdlib Gerilimi Azaltma Bölgesinde kontrolü elinde bulunduran Heyet Tahrir el-Şam (HTŞ)’yi “terör örgütü” olarak ilan etti. Böylece HTŞ’ye ilerleyen zamanlarda yapacağı operasyonları tümüyle meşrulaştırdı. Ki BM de HTŞ’yi “terör örgütü” olarak kabul ediyor zaten.

Böyle olacağı besbelli. Suriye de, Rusya da, İran da Ortaçağcı çetelerin İdlib’den çıkartılacağını ve İdlib’in kontrolünü ele geçireceklerini sıklıkla söylüyorlar. Ki Türkiye’nin de kabul ettiği gibi, böylece Suriye’nin toprak bütünlüğü sağlanacak. Öyle ya da böyle…

 

Ortaçağcı çeteler İdlib’de

Mehmetçiklerimizi şehit etmeye

devam ediyorlar…

Ki, bu Ortaçağcı çeteler saldırılarına ara vermeksizin devam ediyorlar. En son 5 Haziran günü İdlib’de, zırhlı ambulans aracına yapılan saldırı neticesinde bir askerimiz şehit olmuş, iki askerimiz de yaralanmıştır. Ayrıca, 27 Mayıs’ta Uygur kökenli Türkistan İslam Partisi (TİP)’li çetelerce gerçekleştirilen saldırıda yaralanan Mehmetçik de daha sonra şehit oldu.

Rusya ve Türkiye’nin birlikte gerçekleştirdiği devriyelere de yine bu Ortaçağcı çeteler tarafından saldırılar, engelleme girişimleri devam ediyor

Yine bu çeteler, İdlib’deki Suriye Ordu birliklerine saldırarak, Tancera kasabasını kısa süreliğine ele geçirdiler. Ancak Suriye Ordusu Ortaçağcı çeteleri yenilgiye uğratarak, kasabanın kontrolünü yeniden sağladı. Geçtiğimiz günlerde HTŞ bölgeleri Rus uçakları tarafından vuruldu…

Yani, İdlib’deki sessizlik, geçici bir sessizlik. Bu durum böyle gitmeyecek. Ortaçağcı çetelere karşı operasyonlar yeniden başlayacak önümüzdeki dönemde…

 

İşte ABD’den mecbur kaldığı bir tespit…

ABD, sürekli olarak yeni hamleler yapıyor ve Rusya’yı test ediyor. ABD Dışişleri Bakanı’nın Yakındoğu İşlerinden Sorumlu Yardımcısı David Schenker, 6 Haziran’da Moskova’nın Ortadoğu politikasını değerlendirdiği bir konuşmasında; “Rusya yıkıcı bir rol oynadığı için bölgenin dışına çıkması gerekiyor”, sözlerini sarf etmişti.

Tabiî Rusya’dan yanıt anında verildi ABD’ye. Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova: “Schenker’in Amerika’nın Ortadoğu’da yürüttüğü son yirmi yıldaki hangi projesinin başarılı olduğunu düşündüğünü açıklığa kavuşturmasını isterim. Hatırlayamıyoruz. Sadece ölüm ve yıkım.”, diyerek yanıtladı ABD’yi. (https://sptnkne.ws/CAEg)

ABD baktı ki bu girişimi tutmadı, şimdi de Suriye Özel Temsilcisi Büyükelçi James  Jeffrey aracılığıyla; “Yaklaşımımızı karakterize eden bir başka şey de total zafer talep etmememiz. Esad’ın hemen gitmesi gerektiğini söylemiyoruz, Esad ve hükümetinin davranışlarını değiştirmesi gerektiğini söylüyoruz. Rusların da gitmesi gerektiğini söylemiyoruz”, diyerek geri adım attı. (https://sptnkne.ws/CMam)

Bu aynı zamanda bir itiraf. Bir verili durumun kabullenilmesi.

Yani, ABD olurunu söylüyor. Olacağı söylüyor…

Peki o zaman Tayyipgiller’in bütün bu çabaları niye?

Binlerce askerimizi, binlerce askeri araç gereci, tankları, topları, füzeleri İdlib başta olmak üzere Suriye’ye sokmaları hangi stratejinin ürünü?

Hiçbir stratejinin ürünü değil!

Hiçbir taktik adımın da ürünü değil!

Suriye’de, İdlib’de ya da bir başka bölgesinde kalıcı olamazsınız. Bu net. Bu açık. Bölgedeki hiçbir devlet buna izin vermez.

ABD verir mi?

O da vermez. Verirse de ancak geçici olarak verir. BOP’unu hayata geçirmek için verir. Kendi çıkarı için verir. Yani yine size yar etmez Suriye’yi.

Rusya zaten vermez. İran hakeza…

Suriye ise, santim toprağımızı bile kimseye bırakmayız, diyor liderleri Beşşar Esad’ın ağzından.

Yani, Suriye’de şehit düşen vatan evlatları, Tayyipgiller’in ve Reislerinin çıkarları için şehit düşüyorlar. Ülkemizin böyle bir savaştan çıkarı yok. Aksine kaybedeceği, ki şimdiden kaybetti, çok şey var. Arkasından ülkemize gelecek BOP var…

En doğru, en gerçekçi çözüm; kardeş Suriye Halklarıyla, Kürt Halkıyla birlikte bölgemizde antiemperyalist bir cephe kurmaktır. Ortaçağcı gericiliğe karşı bir cephe kurmaktır. ABD Emperyalistlerini ve bilumum emperyalistleri ülkemizden ve bölgemizden defetmektir.

Bunu da biz sağlayacağız! Er ya da geç!

Bu böyle biline!