Başhaydut Devlet olmak böyle bir şey…

0
14

Kimdir günümüzde başhaydut devlet?

Tabiî ki ABD.

Niye mi?

Çünkü eriştiği ekonomik büyüklük derecesiyle dünyanın en güçlü ülkesidir. Dünyanın en büyük çokuluslu şirketleri ABD’nindir. Teknolojinin son sözüne ABD sahiptir. Dünyanın en zenginleri ABD’lilerdir sayıca.

Dünya ekonomisi ABD para birimi Dolar’ın etrafında döner. Doların sözü geçer dünya çapındaki alışverişlerde. Paranın baştanrısıdır Dolar, Antik Çağ’daki Tanrıların babası Zeus gibi.

Bu ekonomik büyüklüğü sağlamak için geliştirdiği Ordu (Askeri)  gücü ve bunları korumayı ve olası saldırıları engellemeyi de beceren Casus gücüyle dünyanın hâkimidir ABD.

O alışverişlerin gerçekleştirildiği en büyük ulaşım yolları olan denizler de ABD donanmasının hâkimiyeti altındadır. ABD donanmasının erişmediği, bayrak göstermediği deniz yolu yoktur.

Yine sahip olduğu teknoloji sayesinde geliştirdiği; karadan-havadan-denizden atılabilen uzun menzilli füzelerle de çok uzak, binlerce kilometre uzaklıktaki hedeflere erişebilmektedir.

Ve casus örgütlerinin gücüyle de, neredeyse etkilemediği ülke yoktur. Özellikle geri kalmış-geri bıraktırılmış ülkelerde…

Bu kadar güçlü olunca bir ülke, birçok alanda kendi şartlarını dayatır. İster benimseyin ister benimsemeyin. İster kabul edin ister etmeyin. Ama uymak zorunda kalırsınız. Çünkü başka şansınız yoktur.

Doların gücüyle alışverişlerinizi dolarla yapmak zorunda kalırsınız. Dolayısıyla doların iniş ve çıkışları, ekonominizi dolaysızca etkiler. Dolar düşer, ihraç ürünlerinizden elde ettiğiniz gelir azalır. Dolar yükselir, paranız dolar karşısında değer kaybeder. Vb. vb…

İşte bunun, dayatmanın, şart koşmanın somut bir örneği de şu günlerde görülüyor, yaşanıyor. 26 Temmuz tarihli Hürriyet Gazetesi’nin Kelebek Eki’nde Cengiz Semercioğlu yazıyor bu olayı.

Olay şu:

“Havalimanı güvenliğinden Amerika’nın kazandığı milyonlar

“Havacılıkta artan terör tehdidi yeni güvenlik önlemlerini de beraberinde getiriyor.

“Atatürk Havalimanı’na 10 adet kurulan vücut tarama sistemi önceki gün kullanılmaya başlandı.

‘Tanesi 600 bin lira bu aletlerin, 10 tanesi 6 milyon dolar… (Bu rakamlarda bir yanlışlık olmuş görünüyor. Aletlerin tanesi 640 bin dolar olmalı. Başka birçok haber sitesinde de böyle – Kurtuluş Yolu)

“Ankara ve İzmir Havalimanları için de dörder tane alınacak.”

Yani 8 tane daha. 640 bin çarpı 8, eşittir 5 milyon 120 bin dolar daha…

İstanbul’dakilerle birlikte toplam; 11 milyon 520 bin dolar…

Sadece bu kadar mıymış havalimanlarının güvenliği için alınacak aletler?

Hayır.

“Bilgisayarları ve çantaları kontrol eden, ETD adıyla bilinen patlayıcı madde iz dedektörleri var.

“Bunlar ucuz; tanesi 45 bin dolar.

“Son laptop yasağının kalkması için, Amerika uçuşlarında kullanılmak üzere 35 tane kuruldu Atatürk Havalimanı’na:

Toplam maliyeti 1 milyon 575 bin dolar…”

Bitti mi?

“Bitmedi.

“ClearScan adı verilen özel bir tomografik tarama ve kontrol sistemi var.

“Ulaştırma Bakanlığı gelecek yıl kullanılmaya başlanacak bu sistemden iki adet aldı; tanesi 1 milyon 250 bin dolar.”

Yani ikisi; 2 milyon 500 bin dolar.

“Bunlar sadece bizim şimdilik ve tek bir havalimanı için ödediğimiz…

“Dünyadaki havalimanı sayısını ve yapılan satışı düşünün.

“Üstelik, Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü, 2018 Haziranı’nda tüm dünyada yeni güvenlik tedbirleri uygulamaya koyacak.”

Şimdi olayın can alıcı noktasına gelelim:

“Peki kim üretiyor bu havalimanı güvenlik cihazlarını?

“Neredeyse tamamı ABD tarafından teknolojilendirilip üretiliyor, sertifikalandırılıp satılıyor.”

Yani?

“Tavşana kaç, tazıya tut hesabı…”

Bu kadarla kalacak mı? Kalır mı?

Hayır.

“Havalimanı güvenliği için ödediğimiz milyon dolarlar, ödeyeceklerimizin yanında hiçbir şey değil daha.

“Sadece bizim için değil, tüm dünya milletleri için geçerli bir durum bu.”

Ne kahredici, ne ağlanası bir durum bu değil mi?

İşte güç böyle bir şey. Teknolojiye sahip olmak böyle bir şey.

Ki, yukarıda da söylediğimiz gibi, bu örnek güncel. Yoksa hayatın her alanında bunun gibi onlarca, yüzlerce, binlerce örnek var. Biz sadece güncel bir örneği konu etmiş olduk

Biz de geliştireceğiz bu ve bundan ileri teknolojileri. Ve karşılıklı dayanışma içinde paylaşacağız teknolojimizi dünya halklarıyla. Kuracağız o iktidarı. Demokratik Halk İktidarını mutlaka kuracağız. And olsun ki kuracağız!

Bugün ya da yarın. Ama mutlaka kuracağız!

Sözümüzdür!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here