Bu İşsizlik, Bu Pahalılık Bu Açlık, Bu Yoksulluk Kaderimiz mi?..
M. Gürdal Çıngı
Hayır, değil!
Ama işsiziz, yoksulluk var.
Ama pahalılık var, açız…
Cennet Vatanda Cehennemdeyiz.
Kader değilse neden böyle oluyor o zaman?
Örgütsüz olduğumuz için…
Tek nedeni bu.
Çünkü; Örgütsüz Halk Köle Halktır! Örgütlü Halk Yenilmez!
Bütün sosyal olaylar, bütün rakamlar bu gerçeği ortaya koyuyor.
Örgütlü olanlar kazanıyor, egemen oluyor, vatanın varını yoğunu onlar alıyor, örgütsüz olanlar ise köle gibi çalışıyor, köle gibi yaşıyor…
Bu ülkede, bu vatanda bir eli yağda, bir eli balda olanlar var mı?
Var!
Sayıları çok mu?
Hayır, çok değil. Sayıca çok azlar.
Ama ekonomiden siyasete, dinden ahlâka, sanattan spora onlar egemen.
Pekiyi kim bunlar?
Modern ve Antika Parababaları!
Bir avuç Modern Finans-Kapitalist ve onların on katı kadar Antika Tefeci-Bezirgân Sermayedar.
TÜSİAD’ından MÜSİAD’ına, Sanayi Odalarından Ticaret Odalarına, Vakıflardan Derneklere, Kulüplerden Localara, Sendikalardan Konfederasyonlara, örgütlenmiş bir avuç azınlık.
Ekonomideki egemenlikleri sonucu neredeyse her şeyi belirleyen bir avuç azınlık Parababası ve onların avaneleri…
Aşağıdaki rakamlar bunu kanıtlıyor:
Bankacılık Devlet Denetleme Kurulu (BDDK)’nin Nisan 2025 rakamlarına göre, bankalardaki toplam 19 trilyon TL’ye varan mevduatın 15,3 trilyon TL’sine 2,1 milyon kişi sahip!
Bu rakam da toplam mevduatın dörtte üçünden fazlasının, nüfusun yüzde 2,5’unu oluşturan bir kesimin elinde bulunduğunu gösteriyor.
Geriye kalan 3,7 trilyonluk mevduat ise 86 milyonluk nüfusa sahip ülkemizde, 83,9 milyon kişiye ait. Bir başka söyleyişle 3,7 trilyon TL, 97,5’luk kesimin…
Kaldı ki, bu 2,1 milyon kişi de bire bir kişi sayısı değil. Bankalarda birden çok hesabı bulunan kişileri de göz önüne alırsak, ki büyük çoğunluğu öyledir, bu 2,1 milyon rakamı çok daha aza inecektir.
“2020 yılında 1 milyon TL ve üzeri mevduatlara sahip kişilerin toplam mevduatlardaki payı yüzde 55,37 olarak belirlenmiş, aynı tarihte 10 bin TL’nin altındaki hesapların payı ise yüzde 2,69 düzeyinde hesaplanmıştı. 2025 yılına gelindiğinde milyonerlere ait mevduatların toplamın içindeki payı yüzde 78’e yükseldi, 10 bin TL altı hesapların oranı yalnızca yüzde 0,7’ye düştü.”
(https://www.cumhuriyet.com.tr/ekonomi/servet-ucurumu-her-seyi-gozler-onune-seriyor-milyoner-sayisinda-rekor-yukselis-dar-gelirli-borc-bataginda-2407595)
Geçtiğimiz yıl milyoner sayısı 1 milyon 591 bin 682 iken; bu yıl sayı 2 milyon 377 bin 32 kişiye fırlamış. Yani ülkemizde yalnızca bir yıl içinde milyoner sayısı yüzde 49 artmış!
Şimdi de bir başka araştırmanın sonucuna göre Dolar Milyarderlerimizin durumunu görelim:
“İsviçre merkezli banka UBS’in klasikleşen servet raporu, Türkiye’deki gelir eşitsizliğinin büyüdüğünü gözler önüne serdi. UBS’in dün açıkladığı rapor, Türkiye’nin 2024’te dolar milyoneri sayısının en hızlı arttığı ülke olduğunu ortaya koydu.
“(…) UBS’in incelediği 56 ülkede ortalama yüzde 1,2 oranında artış gösteren dolar milyoneri sayısı, Türkiye’de ise yüzde 8,4 büyüdü. Türkiye’nin artış hızında dünyada ilk sırada olmasıyla toplam dolar milyoner sayısı yaklaşık 7 bin kişi artarak 68 bine dayandı.”
(https://t24.com.tr/haber/rapor-turkiye-dolar-milyoneri-artisinda-dunya-birincisi-oldu-ama-vatandasin-reel-serveti-eridi,1245438?s=03)
Bu ne demektir?
Zenginler daha da zenginleşiyor, fakirler daha da fakirleşiyor, zengin ve fakirler arasındaki uçurum çok daha derinleşiyor demektir.
Mevduat rakamlarına göre yüzde 2,5, gerçekte ise birkaç bin kişilik Modern+Antika Parababası bir avuç azınlık ve onların etrafında kümelenmiş birkaç yüz bin kişilik avanesi, vatanımızın varlıklarını har vurup harman savururken, on milyonlarca insan, nüfusun yüzde 99’undan fazlası işsizlik, yoksulluk, pahalılık, zam, zulüm cehenneminde yaşıyor demektir.
30-40 bilemediniz 60-70 Parababası ailenin, Finans-Kapitalistin Antika Tefeci-Bezirgân Sermaye ile el ele ülkenin tepesine çökmesi demektir.
Bakın 1970 yılında, Türkiye Devrimi’nin Önderi Hikmet Kıvılcımlı nasıl gösteriyordu bu gerçeği:
“1. Egemen Sınıflar:
“20’nci Yüzyıl Türkiye’sinde 2 gerici sömürgen sınıf vardır. Biri, Batı’daki egemen sınıfların (Finans-Kapitalin) aynıdır. Ötekisi: (Tefeci-Bezirgân Sermaye) bize mahsustur.
“a) Modern Finans-Kapital Zümresi (Batı’da tek başına mutlak egemen sınıf), Türkiye’de 5-10 büyük Merkez’in, 30-40 Şirketi içinde yuvalanmıştır. Birkaç 100 kişidir. Gerici sömürgenliğin Özgücü olur.
“b) Antika Tefeci-Bezirgân Sınıf (Batı’da kökü kazınmış sınıf), Türkiye’de 5-6 yüz Kasaba’da çöreklenmiştir. Eşraf ve Agavat adlı birkaç 1000 kişidir. Gerici sömürgenliğin Yedek Gücü olur.” (Hikmet Kıvılcımlı, Anarşi Yok! Büyük Derleniş!, Derleniş Yayınları)
Peki, Parababalarının, Modern Finans-Kapitalistlerin ve Antika Tefeci-Bezirgânların bu örgütlülüklerine karşı, bu düzeni değiştirecek başta İşçi Sınıfımız gelmek üzere Yoksul Köylülüğümüz, Kamu Emekçilerimiz, Aydınlarımız, Gençlerimiz, Kadınlarımız örgütlü mü?
Ne yazık ki, hayır!
Sendikalar, Sarı sendika. İster İşçi, ister Kamu Çalışanı Sendikaları olsun sarılaşmış, gangsterleşmiş sendika durumunda. Kimi açıktan işverenlerden, iktidardaki AKP’giller’den yana, kimisi Amerikancı Kürt Hareketinin etkisinde…
Dernekler, kooperatifler de aynı durumda ne yazık ki. Artık Halk Örgütü olma niteliklerini yitirmişler.
Ya bütün bunları derleyip toplayacak, etrafında ordulaştıracak siyasi hareketler ne durumda?
Onlar da büyük çoğunluğuyla Amerikancı Kürt Hareketinin güdümünde, peşinde. Artık Devrimci nitelikleri kalmamış durumda.
Türkiye’deki Gerçek TKP’nin devamcısı, bugünün Proletarya Partisi HKP bütün gücüyle, bütün kadrolarıyla karıncalar gibi çalışmasına rağmen, ideolojik ve politik netliğine, öngörüsüne rağmen kendisine uygulanan susuş suikasti nedeniyle kitleselleşemediği için gerekli örgütlenmeyi henüz yapamıyor.
Kısacası Parababaları karşısında Halkımız Örgütsüz.
İşte o yüzden de, halkımızın çektiği bütün acılar kadermiş gibi görünüyor ne yazık ki…
Bu Adam, Aklımızla Alay Ediyor
Gerçekten öyle. Haberi okuyunca siz de aynı düşünceye varacaksınız. Okuyalım bugünkü (18 Haziran tarihli) haberi:
“AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan partisinin grup toplantısında konuştu. Erdoğan, ‘Asgari ücretle çalışan bir kardeşimiz şayet bir arabası varsa, bir aylık geliriyle arabasının deposunu on kez fulleyebiliyor’ ifadelerini kullandı.”
(https://www.cumhuriyet.com.tr/ekonomi/erdogan-a-kotu-haber-asgari-ucretli-artik-araba-alamiyor-2410388)
Türkiye’de yaşayan bir insan bu sözleri nasıl rahatça söyleyebilir?
Rakam olarak evet, söylediği doğru, “şayet bir arabası varsa, bir aylık geliriyle arabasının deposunu on kez fulleyebiliyor”. Doğru da diğer doğrular ne olacak?
Türkiye’de kaç asgari ücretlinin arabası var?
Bu bir.
Türkiye’de, daha doğrusu dünyanın neresinde, bir asgari ücretli, hiçbir şey yemeden, içmeden, giyinmeden, herhangi bir kira ödemeden, çocuklarını okula göndermeden, vb. canlı (sosyal varlık) olmanın gerektirdiği şeyleri yapmadan sadece arabasının deposunu fulleyebilir?
Bu iki.
Bu nasıl bir örnektir?
Bu nasıl bir mantıktır?
Bu nasıl bir kıyaslamadır?
Aklı başında herhangi birisi nasıl böyle bir kıyaslama yapabilir?
Ama Tayyip bu! Yapar!
Çünkü, Allah’la aldattığı yüzde 30’luk bir kitle var ve bunlar, kafayı yakmış insanlar, HKP Genel Başkanı Nurullah Efe Ankut’un dediği gibi. Bu yüzden de inanırlar. Yoksa başka türlüsü mümkün mü?..
Peki, gerçekler ne?
Bak Tayyip, biz de sana başka örnekler verelim. Ama bizim örnekler gerçekçi örnekler, somut örnekler ha, bunu da bil!
Şimdi de onu okuyalım:
“ASGARİ ÜCRETLE OTOMOBİL ALMAK KAÇ AY SÜRÜYOR?
“Türkiye’de çeşitli markalar tarafından satışa sunulan en düşük fiyatlı birinci el otomobil fiyatlarının ortalaması 1 milyon 430 bin 825 TL olarak tespit edildi. (…)
“Asgari ücretli bir çalışanın birinci el bir otomobil alabilmesi için parasını hiç harcamadan 65 ay (5 yıl 5 ay) çalışması gerektiği hesaplandı.” (agy.)
Şükredelim ki Tayyip benzin-mazot örneğini vermiş. Kıyaslamasını yapmış. Allah korusun bir de yukarıdaki rakamları verseydi, araba alma kıyaslamasını yapsaydı, asgari ücretlinin hali nice olurdu(!)
Gülüyoruz ağlanacak halimize ne yazık ki…
65 ay zarfında, sadece kendisi de değil, ailesi de; aç kalırlardı diyemeyeceğiz, ölürlerdi!
Lamı cimi yok, ölürlerdi!
Ama Tayyip bu!
Rahmetli halk şairimiz Orhan Veli Kanık’ın şiirindeki gibi:
Ne atom bombası,
Ne Londra Konferansı;
Bir elinde cımbız,
Bir elinde ayna;
Umurunda mı dünya!
O sadece vurgun, talan, yağma peşinde. Zenginliklerine zenginlikler katma peşinde avanesiyle birlikte.
ABD’nin emriyle vatanı bölüp parçalama, ABD’nin BOP’unu hayata geçirme peşinde. Bunun karşılığında da iktidarda tutulma peşinde.
Onun ötesindeki hiçbir şey umurunda değil Tayyip ve avanesinin…
“Saatlik ücretlerle çalışılan Avrupa ülkelerinde Almanya’da yaşayan bir çalışanın aylık ortalama 2 bin 256 Euro maaş aldığı dikkate alındığında, aynı araçlardan herhangi birini alabilmek için ortalama 9 ay çalışması gerekiyor.” (agy.)
Gerçek kıyaslama bu işte Tayyip!
Türkiye’deki bir asgari ücretli, 65 ay (5 yıl 5 ay) çalışarak, Almanya’daki ise 9 ay çalışarak aynı otomobili alabilecek!
2002’deki Asgari Ücretle kaç çeyrek altın alınıyordu? Bugün kaç çeyrek altın alınıyor? Yapalım mı hesabı Tayyip?
Ya da kaç kilo et alınıyordu? Şimdi kaç kilo alınıyor? Kıyaslayalım mı Tayyip!
Ya da et, süt kıyaslaması yapalım mı Tayyip?
Ya da sebze meyve, bakliyat kıyaslaması yapalım mı?
Ev kiralarını kıyaslayalım mı Tayyip?
Yeter herhalde…
Türk parası pul oldukça, satın alınan ürünlerin fiyatları pahalandıkça, rakamlar da büyüyor.
Bugün ülkemizde, örneğin İstanbul’da ya da herhangi bir şehrimizde 300 bin, 500 bin lira ile hatta 1 milyon lira ile bir ev almak mümkün mü?
Hayır, asla mümkün değil.
Ya birkaç milyona? Örneğin 4-5 milyona almak mümkün mü?
Eh, 2 oda 1 salon ev alabilirsiniz normal bir semtte.
3 oda 1 salon ev almaya kalkarsanız yine aynı semtte 6-7 milyon lirayı gözden çıkarmanız gerekir.
Bakın, milyon liralardan söz ediyoruz…
“Yaparsa AKP Yapar!”
Evet, Öyle Tayyip!
Sloganınız buydu: “Yaparsa AKP Yapar!”
Yaptığınız ne?
İnsanları Allah’la aldatarak, ABD-İngiltere-İsrail tarafından getirildiğiniz iktidarınızı korumak, saltanatınızı devam ettirmek, iktidara getiren efendilerinize sadakatlerinizi sunmak için de ülkemizin varını yoğunu, yeraltı yerüstü servetlerini peşkeş çekmek, yeyim ettirmek yerli yabancı Parababalarına. Yaptığınız bu!
Aşağıdaki rakamlar da bunu netçe kanıtlıyor: Okuyalım:
“11 Haziran 2025
“(…)
“64.3 MİLYAR DOLARA SATILDI
“Kamu kurumlarından taşınır/taşınmaz varlıklara uzanan rekor sayıdaki özelleştirme kararı ile eleştirilerin hedefinde olan AKP iktidarı Cumhuriyet tarihinin özelleştirme rekortmeni olarak tarihe geçti.
“72.3 milyar dolarlık özelleştirme kararının 64,3 milyar doları AKP döneminde gerçekleşti. Büyük kamu işletmelerinin satışı tamamlanınca son dönemde arsa, arazi ve bina gibi taşınmazların satışları öne çıktı.
“(…)
“CHP TBMM Grubu’nun (…) Raporunda; Cumhuriyet döneminde kamu kaynaklarıyla kurulan varlıkların satıldığı, bu gelirlerin ise cari harcamalara harcandığı vurgulandı. Özelleştirme gelirlerinin kalemlere göre dağılımı da şöyle:
“Hisse satışları: Toplam 46,1 milyar dolar (AKP: 39,1 milyar dolar)
“Tesis/işletme satışları: Toplam 18,2 milyar dolar (AKP: 17,8 milyar dolar)
“Otel/sosyal tesisler: 688,5 milyon dolar (AKP: 651,8 milyon dolar)
“Taşınmazlar: 5,1 milyar dolar (AKP: 4,9 milyar dolar)
“Varlık satışı: 745,2 milyon dolar (AKP: 708,8 milyon dolar)
“Kamu kurumlarına devir: 1,4 milyar dolar (AKP: 1,1 milyar dolar)”
(https://halktv.com.tr/ekonomi/64-3-milyar-dolara-satildi-504-milyon-dolari-fenerbahceden-geldi-945971h)
Evet, AKP’nin ne yaptığı somut rakamlarla ortada.
Türkiye ekonomisinin durumu ortada…
Asgari Ücret, Emeklilerin Ücretleri ortada.
Asgari Ücretli 22 bin 104 lira alıyor, Emekli 14.500 lira alıyor. Hem de çok büyük bir çoğunluğu… Asgari Ücret, Ortalama Ücret olmuş durumda. Yani çalışanlarımızın da çok büyük bir çoğunluğu Asgari Ücret düzeyinde ücret alıyor.
İşsizlik almış başını gidiyor, hele de Genç işsizliği…
Niye?
Başka birçok nedenin yanı sıra Parababaları ülkeyi terk ederek yatırımlarını başka ülkelere kaydırıyorlar. Özellikle Tekstil sektöründeki gidiş çok fazla.
“Mısır’a bir Türk tekstil devi daha gidiyor
“Türk tekstil sektörünün yeni gözdesi Mısır oldu. 3 milyar dolarlık Türk yatırımına ev sahipliği yapan Mısır’ı tercih edenler listesine Ulusoy Tekstil de katılıyor. Türk devi, ilk etapta 18 milyon dolarlık yatırım yapacak.”
( https://www.dunya.com/ekonomi/misira-bir-turk-tekstil-devi-daha-gidiyor-haberi-781414)
Bu yetmezmiş gibi, İşsizlikle atbaşı giden bir de Pahalılık Cehennemi insanlarımızı yaşarken öldürüyor.
İnsanlarımız, mevsim sebzesini meyvesini bile alamıyor. Hele de şu günlerde mevsim meyvelerini… Yanına bile yaklaşamıyor bunların. Ülkemizde dünyanın en pahalı meyveleri satılıyor.
İnsanlarımıza, Cennet Vatanda Cehennemi yaşatıyorsunuz!
İki cihanda da elimiz yakanızdadır!
Haa, biz bu dünyaya inanıyoruz.
O yüzden de hesabımızı bu dünyada göreceğiz.
Er ya da geç, Halkımızın bizi anlamasını sağlayacağız. Onları, Proletarya Partimiz etrafında örgütleyeceğimiz Halk Cephesinde ordulaştıracağız ve Demokratik Halk iktidarını kuracağız.
And olsun ki kuracağız!
Hür, Güçlü, Mutlu, Tam Bağımsız Türkiye’yi kuracağız!
Ve böylece tüm sosyal eşitsizlikleri ortadan kaldıracak manivelaya kavuşup, canla başla, var gücümüzle çalışacağız.
İnsanlarımızı Sosyalist bir aile olarak yaşatacağız!
Size de (eğer ömrünüz yeterse, ki sanmıyoruz) Silivri yolu görünecek takım taklavatınızla birlikte…
En azından gıyabınızda mahkûm olacaksınız kararlarını hukuktan ve vicdanından alan yargıçlar tarafından…
Yazımızı Devrimci Ozanımız Âşık İhsani’yle bitirelim:
KORKUYORLAR, KORKACAKLAR, KORKSUNLAR
Korkuyorlar korkacaklar korksunlar
Geliyoruz geleceğiz yakındır
Kim nerede ne işliyor hepsini
Biliyoruz bileceğiz yakındır
Bölüşmüşler memleketin varını
Gelsin hele bekliyoruz yarını
Elimizin nasır balyozlarını
Başlarına çalacağız yakındır
Din alıp satmaya verdiler hızı
Hele şu ağalık başlıca sızı
Horlanıp savrulan haklarımızı
Fitil fitil alacağız yakındır
Aç ölürüz tok yaşarlar bu neden
Yıkılsın bu hale hükümet eden
Şura doğu şura batı demeden
Güvercinler salacağız yakındır
Eridi yokuşlar yöneldik düze
Boşuna bu çaba bu engel bize
İşçi köylü kendi Meclisimize
Biz kendimiz dolacağız yakındır
19 Haziran 2025

