Eller Ay’a (Mars’a) biz yaya…

03.01.2017
A+
A-

“(…) Çünkü bütün sanayi ve kültür alanlarını buyurucular [bilgisayarlar] kaplıyor. İnsanlık yeni bir çağa giriyor. 

“Türkiye atom yarışında yayandan beter. Buyurucu işinde, yalnız paşaların ve bey emirnameleri ciddiye alınıyor. Fransa, 2 yıldır, devlet yardımıyla küçük, orta ve büyük buyurucular yapmayı programına koyan şirketler kuruyor. Gene de dev buyurucu yapamıyor. İlk buyurucusunu 1968 yılı ticarileştirecek, 1969 yılı teslim edecek.

“Biz ne âlemdeyiz?

“İkide bir övündüğümüz millet ve vatanseverliğimize ihanet etmiş duruma düşmek istemiyorsak, bu yarışa girmek zorundayız.

“Çok değil, 20 yıl sonra ya Türk milletini kurbanlık köle sürüsü halinde yabancılara teslim edeceğiz yahut yok olacağız.

“Fransa’nın en büyük dergisi şunu haber veriyor: “Eğer bir millet, evrenin bütün buyurucularına sahip çıksa, bir üstinsanlar milleti haline gelir ve öteki milletleri köle yerine koyabilir.” (M., 21 Ocak 1967) Köylücüklerimize ölü ve beyin yıkayıcı imam hatip yetiştirmekle kendimizi aldatmayalım. “İhtilâl” ürküntüsüyle halkımızı şaşkına çevirmeyelim buyurucu ihtilâl, deccal gibi kapımızı çalıyor. Meclis nutuklarında, gizli bildirilerde değil, bu müthiş ihtilâlde “aklımızı başımıza toplayalım”. Yoksa 20 yıl su gibi akar ve iş işten geçer.” (Sosyalist Gazetesi, 4 Mart 1967)

4 Mart 1967 günü Hikmet Kıvılcımlı, “Gözümüzü Açalım, İhtilal Var!” başlıklı makalesinde bunları söylüyordu. Bugün aradan 20 değil, 50 yıl geçmesine 2 ay kaldı. Ne durumdayız?

“Köylücüklerimize ölü ve beyin yıkayıcı imam hatip yetiştirmekle kendimizi aldatmaya”, hem de doludizgin devam ediyoruz. Öyle ki, bütün okulların İmam Hatip’e dönüşmesine az kaldı. Hele de 15 Temmuz Ganimet Paylaşım Savaşı’nın ABD tarafından galip getirileni AKP’giller, buradan aldıkları hızla bu yolda devam ediyorlar; “Durmak yok yola devam” diyorlar büyük Reis’lerinin ağzından.

Yolları ne yol?

Tayyibistan Din Devleti kurma yolu…

Ya da bir başka deyişle Usta’mızın tâ o zamandan söylediği gibi;

“Türk milletini kurbanlık köle sürüsü halinde yabancılara teslim e”tme yolu,

Oysa yapılması gereken yine Usta’mızın şu sözlerinde söyledikleridir:

“İnsanlığın önünde iki rahmetten biri var: ya bilesiye, tüm bilinçli, kıyasıya, öldüresiye ve ölesiye milli kurtuluş savaşı göze alınır yahut sürünesiye, sömürülesiye, çürüyesiye, geberesiye, kullaşılır, köleleşilir. Ya kurtuluş savaşı ya da en soysuzca köleleşmenin mezar taşı.”

İşte bizim hâkim sınıflarımız, Antika ve Modern Parababalarımız, “ölü ve beyin yıkayıcı imam hatip yetiştirmekle”, “en soysuzca köleleşmenin mezar taşı”nı dikiyorlar tepemize. Ve artık beş vakit de değil, 15 Temmuz’da olduğu gibi, her işlerine geldikçe sala okutuyorlar, köleleşmemizi kutlarcasına…

Tekrar yazımızın başlığına dönelim ve anlatmak istediklerimizi somutlayalım. 8 Eylül 2016 tarihli Hürriyet Gazetesi’nin haberini okuyalım:

“Dünya’daki maden NASA’ya yetmedi

NASA, trilyonlarca dolar değerinde maden olduğu düşünülen asteroit ‘Bennu’ya gidecek uzay aracını dün fırlattı. Araç 2018’de Bennu’ya inecek.

“Amerikan Uzay ve Havacılık Dairesi (NASA), uzay madenciliğine adım atıyor.

NASA, bu amaçla, milyarlarca, hatta trilyonlarca dolar değerinde madenlere sahip olduğu düşünülen asteroit ‘Bennu’ya gidecek ‘OSIRIS-REx’ adlı uzay aracını, dün ‘AtlasV’ roketiyle Cape Canaveral Üssü’nden fırlattı.

“Ağustos 2018’de asteroit göktaşı ‘Bennu’ya inecek uzay aracı, bir robot kolla, 3 saniyede 2 bin grama kadar yüzey malzemesi toplayacak ve potansiyel madencilik için bu maddeleri analiz edilmek üzere Dünya‘ya getirecek.

“3 YILLIK BİR GÖREV

“‘Bennu’da yaklaşık 3 yıl kalacak ‘OSIRIS-REx’ uzay aracı, Mart 2021’de asteroitten ayrılıp Dünya’ya doğru yola çıkacak. Uzay aracı dünyaya yaklaştığında ‘Bennu’dan aldığı analiz edilecek maddeleri bir kapsülle atmosfere fırlatacak. Bu anda saatteki hızı yaklaşık 45 bin kilometre olacak kapsülün atmosferde yanmaması için hızının azaltılması 7 gün sürecek. Uzay aracının 24 Eylül 2023’te Dünya’ya inmesi planlandı. OSIRIS-REx uzay aracı kapsülünün, Güneş‘in etrafında park edileceği ve gelecekteki uzay çalışmaları için hazır tutulacağı da bildirildi.” (http://www.hurriyet.com.tr/dunyadaki-maden-nasaya-yetmedi-40219768)

İşte Usta’mızın o yıllarda söylediklerinin benzeri bir durum daha. ABD Emperyalistleri, dünya üzerindeki hâkimiyetlerini, başhaydutluklarını pekiştirmek, garantiye almak için gözünü uzaya dikmiş durumda. Hem de kaç on yıldır… Öyle ki, artık uzayda kolonisi bile var desek abartmış olmayız.

Bakın ABD’li Finans-Kapital şirketleri neleri planlıyorlar, hem de kaç on yıl sonrası için:

“Göktaşlarında maden aranacak

“Aralarında Titanik’in yönetmeni ile Google’ın yöneticilerinin de bulunduğu bir grup milyarderin, göktaşlarından maden çıkarma planlarının ayrıntıları ortaya çıkmaya başladı.

“Milyonlarca dolar yatırılacak olan bu girişim, robot uzay araçlarıyla göktaşlarında petrolün kimyasal bileşenlerini, ayrıca platin ve altın gibi mineralleri aramayı hedefliyor.

“Girişim sahipleri arasında film yönetmeni ve kâşif James Cameron ile Google yöneticileri Larry Page ve Eric Schmidt yer alıyor.

“Hedefler arasında 2020’de uzayda bir akaryakıt deposu kurma fikri de bulunuyor.

“Fakat birçok bilim insanı bu girişimi kuşkuyla karşılıyor ve cüretkâr, zor ve oldukça pahalı bir girişim olarak niteliyor.

“Altın ve platin gibi pahalı madenleri elde etmeye yönelik bu girişimin maliyetinin çok fazla olacağını dile getiren bilim insanları, göktaşlarından 60 gram mineral elde etmek için düzenlenecek bir Nasa seferinin bir milyar dolara mal olacağını hatırlatıyor.

“Bu girişimin ilk adımı, önümüzdeki 18-24 ay içerisinde özel teleskoplar konuşlandırarak doğal kaynaklar bakımından zengin göktaşlarının tespit edilmesi olacak.

“Böylece, uzayın keşfi işine özel sektörün sokulması hedefleniyor.

“5-10 yıl zarfında ise, Dünya etrafında yörüngeye yerleştirilmiş gözlem platformlarının satılması ve maden arama çalışmalarına başlanması planlanıyor.

“Böylece Dünya’ya yakın geçen binlerce göktaşından uygun olanlarının işlenmesi ve mineral çıkarılması hedefleniyor.

“Planetary Resources (Gezegen Kaynakları) adı verilen şirket, uzay turizmi girişimcisi Eric Anderson, X-Prize kurucusu Peter Diamandis, eski ABD başkan adayı Ross Perot ve eski Nasa astronotu Tom Jones tarafından da destekleniyor.

Uzun vadeli yaklaşım

“Şirketin kurucuları, girişimleriyle ilgili ayrıntıları bugün bir basın toplantısında açıklıyor.

“Reuters haber ajansına yaptığı açıklamada Eric Anderson, “Bu işe uzun vadeli yaklaşıyoruz. Şirketin bir gecede başarı göstermesini beklemiyoruz” dedi.

“Şirket sahipleri, yıllar sonra göktaşlarından platin grubu metaller ve nadir mineraller çıkarıldığında kâr etmeyi umuyor.

“Peter Diamandis, “İnsanlığı keşifte ve ulaşımda en büyük yatırımları yapmaya iten nedenleri anlamak için tarihe baktığımızda, ister Avrupalıların baharat peşine düşmesi, isterse Amerika’ya yerleşenlerin altın, petrol ve kereste için batıya yönelmesi olsun, bunun kaynaklar için yapılmış olduğunu görürüz” dedi.

“Göktaşlarındaki suyun, likid oksijene ve likid hidrojene dönüştürülerek uzayda roket yakıtı olarak kullanılması planlanıyor.

“Yeryüzünden uzaya su taşımak çok masraflı olacağı için, göktaşlarındaki suyun uzayda bir noktada depolanarak yakıta dönüştürülmesi hedefleniyor.

“Daha sonra bu yakıtın Dünya yörüngesine taşınarak uzay araçlarına ve uydulara yakıt ikmalinde kullanılabileceği belirtiliyor.

“John Hopkins Üniversitesi Uygulamalı Fizik Laboratuvarı’ndan Dr Andrew Cheng Associated Press’e yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“10 yıl içerisinde bir depo oluşturmak olağanüstü olur. Umarım bunu kullanacak birileri olur. Dünya yörüngesi dışındaki uzayın ticari amaçlarla kullanılması kârlı bir iş olacaktır. Belki artık bunun zamanı gelmiştir.”

“Purdue Üniversitesi’nden Profesör Jay Melosh ise maliyetin çok yüksek olduğunu belirterek uzayın keşfi işini “ancak zengin ülkelerin ve teknik güç gösterisinde bulunmak isteyenlerin girişeceği bir spor” olarak niteliyor.” (http://www.bbc.com/turkce/haberler/2012/04/120424_asteroid_mining.shtml)

Yukarıda söylenenler fantezi mi? Ya da spor olsun diye yapılan şeyler mi?

Hayır. Değil. Kapitalist girişkinliğin örnekleri. Aynı zamanda ABD Emperyalistlerinin uzayı, teknolojik ve askeri açıdan ele geçirme çabalarının somut örnekleri. Bu konuda yapılanlar, fanteziyi, bilim kurgu romanlarını ya da uzay yolu filmlerini çoktan aşmış, uygulamaya başlanmış somut gerçeklikler. Öyle ki, artık uzayda maden aramak, bulmak, taşımak ve ekonomiye kazandırmak hayal olmaktan çıkmış, uygulanması için somut adımlar atılmıştır. Gereken şey, sadece süredir artık. 5-10 yıl içinde de maddi bir şeye, ekonomik bir enstrümana dönüşecek. Bilgiler onu kanıtlıyor.

Öyle ki bu işe para yatıranlar öyle uçuk kaçık kişiler değil. Soyut hedefler peşinde koşan kişiler değil. Aksine şu anda bile milyarlarca dolarlık gelire sahip, dünyanın en büyük çokuluslu şirketlerinin sahipleri, yöneticileri bunlar. Örneğin; Google’ın kurucu ortağı Larry Page, Google Yönetim Kurulu Başkanı Eric Schmidt, Ünlü Yönetmen James Cameron, Microsoft Uygulama Yazılımları Grup Direktörü Charles Simonyi, Google Yönetim Kurulu üyesi K. Ram Shriram, Perot Systems Yönetim Kurulu Başkanı Ross Perot gibi fütürist girişimciler. Hakeza dolar milyarderi Robert Bigelow vb.leri. Ve bu kişiler, madenciliği uzaya taşıyarak ağır sanayi sektörünü kökten değiştirecek olan Planetary Resources şirketine büyük paralar yatırmış durumdalar.

Bildiğimiz gibi hiçbir Finans-Kapitalist kâr elde etmeyeceği bir yatırıma beş kuruş bile yatırmaz. Ama adamlar hayal kuruyorlar ve hayallerini gerçekleştirmek istiyorlar.

Hayalleri ne?

Daha çok para kazanmak! Daha çok kazanmak! Daha çok kazanmak!..

Para, dünyadan geliyorsa dünyadan, uzaydaki asteroidden geliyorsa asteroidden, Mars’tan geliyorsa Mars’tan, Ay’dan geliyorsa Ay’dan. Ama yeter ki gelsin, diyorlar. Öyle bakıyorlar. Neredeyse genlerine kodlanmış bu açgözlülük, bu doymak bilmezlik, bu para kazanma, kâr etme hırsı…

Bakın bunu da açıkça şöyle söylüyorlar:

“Space Adventures (Uzay Macerası) adlı uzay turizmi şirketinin kurucularından Eric Anderson (…) şüphecilere alışkın olduğunu ifade ederek “Özel uzay gezilerini ilk başlattığımızda bu işe olmaz gözüyle bakılıyordu. Biz bu işe yıllarca yatırım yapacağız. Ama bunu hayır için yapmıyoruz, en başından itibaren para kazanacağız” dedi.” (http://www.bbc.com/turkce/haberler/2012/04/120424_asteroid_mining.shtml)

İşte bu! İşte bu kadar!

Bizim Modern(!) Finans-Kapitalistler zümresi ve Antika Tefeci-Bezirgan Sermaye Sınıfının bu tür küçük işlerle(!) bir alışverişleri olmaz. Onlar büyük(!) işler peşindeler:

“Köylücüklerimize ölü ve beyin yıkayıcı imam hatip yetiştirmekle kendimizi aldatma” peşindeler.

Onların ufku bu kadar. Onların hayalleri bu kadar.

Ya bizim. Ya İşçi Sınıfımızın, Halkımızın?

Bizim hayalimiz ise Halkın Kurtuluş Partisi Programı’nda yazıldığı gibi:

“(…) bilimli-bilinçli-kararlı insan”ların, “Bilimin son sözüyle (verileriyle) üretilmiş tekniği-teknolojiyi çok iyi kullanabilen insanların her basamağında çalıştırıldığı bir ekonomi”k düzen kurmaktır.

Ve bu hayalimizi gerçekleştireceğimiz parolamız:

“Hür, güçlü, mutlu Türkiye’dir.”

Kuracağız böyle bir Türkiye’yi.

Halkımız için, İnsanlık için; sadece Ay’a, Mars’a değil, gidilebilecek her yere gideceğiz. Yararlanılabileceğimiz ne varsa (ama sadece insanlığın huzur ve mutluluğu için, bir avuç vurguncunun çıkarı için değil) ondan yararlanacağız.