Suriye’de yolun sonu…

05.01.2022
A+
A-

M. Gürdal Çıngı

Evet, artık AKP’giller Suriye’de sona geldiler. Yıllardır söylediğimiz gibi Suriye’den çekilecekler. Bu, açıkça dile getirildi Rusya tarafından geçtiğimiz günlerde.

Bildiğimiz gibi, 20 Aralık’ta Kazakistan’ın başkenti Nur Sultan’da, Rusya-İran-Türkiye arasında Astana Görüşmelerinin 17’ncisi yapıldı. Ve bir “Sonuç Bildirgesi” açıklandı.

Bu açıklamada bir kez daha; “Suriye’nin kuzeydoğusundaki durumu da ele alan taraflar, bu bölgede kalıcı güvenlik ve istikrarın sağlanmasının ancak Suriye’nin egemenliği ve toprak bütünlüğünün korunmasıyla mümkün olduğu konusunda fikir birliğine vardı.”, denildi.

Ve “Terörle mücadele bahanesiyle yasadışı öz yönetim girişimleri de dahil olmak üzere ‘sahada’ yeni gerçeklikler yaratmaya yönelik tüm girişimler reddedildi. Suriye’nin birliğini zayıflatmayı ve komşu ülkelerin ulusal güvenliğini tehdit etmeyi amaçlayan Fırat’ın doğusundaki ayrılıkçı planlara karşı koyma kararlılığı dile getirildi”ği vurgulandı.

Açıklamada ayrıca; “Rusya, İran ve Türkiye’nin Fırat’ın doğusundaki ayrılıkçı grupların eylemlerini artırmalarından duydukları endişeyi dile getirdikleri belirtilerek, ‘Garantör ülkeler, Suriye’ye ait olması gereken petrol satışından elde edilen gelirin yasadışı olarak ele geçirilmesine ve aktarılmasına karşı olduklarını bir kez daha yineledi’ ifadelerine yer verildi.”

Sonuç Bildirgesi’nin devamında İsrail’in Suriye’ye yönelik saldırıları kınandı.

Ülkenin içinde bulunduğu durumun hızla istikrara kavuşturulması için her alanda önlem

ler alınması gerektiği belirtilerek çözüm önerileri sunuldu.

“Sonuç Bildirgesi”nin en önemli noktası ise şu oldu:

“Rusya, İran ve Türkiye’nin İdlib’deki durumu iyileştirmek için çaba gösterme konusunda anlaştıkları belirtildi.” Ve, “İdlib’deki mevcut tüm anlaşmaların tam olarak uygulanması yoluyla ‘sahada’ barışın korunması gerektiği vurgulandı”.

Ve bu amaçla Rusya, İran ve Türkiye liderlerinin 2022’nin başlarında (pandemi şartlarına bağlı olarak Şubat-Mart gibi), Tahran’da Suriye konusunu görüşmek üzere bir araya gelebilecekleri belirtildi.

Bildirge’deki; “İdlib’deki mevcut tüm anlaşmaların tam olarak uygulanması yoluyla ‘sahada’ barışın korunması” belirlemesi, daha önce de söylenmiş olsa da, gelinen yeni bir aşamayı gösteriyor.

Çünkü, Bildirge’nin açıklandığı toplantıda konuşan Rusya’nın Suriye Özel Temsilcisi Lavrentyev’in yaptığı açıklama çok net. Okuyalım bunu:

***

Rusya: Türkiye ilk fırsatta askerlerinin Suriye’den ayrılacağını bildirdi

22.12.2021

“(…)

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Suriye Özel Temsilcisi Aleksandr Lavrentyev, Kazakistan’ın başkenti Nursultan’da yapılan Astana formatındaki Suriye konulu görüşmeler sonunda düzenlenen basın toplantısında gazetecilere açıklamalarda bulundu. Lavrentyev, görüşmelere katılan Türk temsilcilerin Rus tarafına, ilk fırsat oluştuğunda askerlerinin Suriye’den ayrılacağına dair güvence verdiklerini ifade etti.

Rus diplomat, “Türk ortaklarımız sürekli olarak Suriye’nin toprak bütünlüğünden, Suriye’nin birliğinden, bağımsızlığından yana olduklarını, orada geçici olarak bulunduklarını ve imkânlar elverdiğinde oradan ayrılacaklarını beyan ediyor, vurguluyor” diye konuştu.

‘Rusya, İdlib’deki teröristlerle mücadelede Türkiye’ye yardım önerisinde bulundu’

Rusya’nın İdlib’deki teröristlerle mücadelede Türkiye’ye yardım etmeyi önerdiğini, Ankara’nın bu konuyu değerlendirdiğini söyleyen Lavrentyev, şöyle konuştu:

“İdlib’deki gerilimi azaltma bölgesinde teröristlerle mücadele ile ilgili sorunların çözümünde Türk tarafına yardım önerisinde bulunduk ve konu şu anda Türk tarafı tarafından değerlendiriliyor.”

‘Türkiye ile birlikte İdlib’i teröristlerden kurtarmayı başaracağımızı umuyoruz’

Lavrentyev, Rusya’nın önümüzdeki yıl garantör ülkelerin (Rusya, Türkiye ve İran) ‘Astana formatı’ çerçevesindeki ortak eylemleri sayesinde İdlib’i nihai olarak teröristlerden kurtarmanın mümkün olmasını umduğuna dikkat çekti.

Türkiye’ye bu konuda yardım önerdiklerini ifade eden diplomat, “Önümüzdeki yılın bu konuda olumlu sonuçlar getirmesini ve İdlib topraklarından gelen bu terör tehdidinden kurtulabileceğimizi umuyoruz. Bunun Astana formatındaki ortak eylemlerimiz sayesinde olacağını vurgulamak isterim” ifadelerini kullandı.

‘Türkiye’nin Suriye ile ilgili anlaşmaları yerine getirmesi uzadı’

Türkiye’nin yükümlülüklerini yerine getirmek için belirli çabalar gösterdiğini gördüklerine işaret eden Lavrentiyev, şöyle devam etti: “Fakat ne yazık ki bu süreç gerçekten çok uzadı ve Mart 2019’da varılan anlaşmalara hâlâ ulaşamıyoruz. Ve bu her şeyden önce militanların İdlib’in güney kesiminden M-4 otoyolunun ötesine çekilmesi ve bu yolun her iki tarafında Türk ve Rus gözlem noktalarının yerleştirilmesi ile ilgili.”

‘ABD’ye, Suriye’deki Amerikan varlığıyla ilgili sorunu çözmesini öneriyoruz’

Lavrentyev, Rusya’nın ABD ile temaslarında Suriye’deki Amerikan varlığıyla ilgili sorunu çözmelerini önerdiğine dikkat çekti. “Sadece güney Suriye’de değil, aynı zamanda Fırat’ın doğusunda da çok sayıda mevcut sorun Amerikalıların bu bölgelerden çekilmesiyle çözülebilir. Samimiyetle söyleyebilirim ki, sözüm ona ‘Demokratik Suriye Güçleri’ ile Şam arasındaki diyalog bile çok daha hızlı ve verimli ilerleyecek” diyen Lavrentyev, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu nedenle Amerikalılarla temaslarımızda, endişelerimizi dile getiriyoruz ve bu konuda kendilerine böyle bir çözüm öneriyoruz.” (https://tr.sputniknews.com/20211222/rusya-turkiye-ilk-firsatta-askerlerinin-suriyeden-ayrilacagini-bildirdi–1052017425.html)

***

Gördüğümüz gibi Rusya (ve İran) tarafından Türkiye’ye diplomatik bir dille açık ve net eleştiriler var, yardım eli uzatmalar var ve bunun sonucu olarak Türkiye tarafından verilen net sözler var.

Evet, ne diyor Lavrentyev:

“Türk ortaklarımız sürekli olarak Suriye’nin toprak bütünlüğünden, Suriye’nin birliğinden, bağımsızlığından yana olduklarını, orada geçici olarak bulunduklarını ve imkânlar elverdiğinde oradan ayrılacaklarını beyan ediyor, vurguluyor” ve artık; “ilk fırsat oluştuğunda askerlerinin Suriye’den ayrılacağına dair güvence verdiklerini ifade e”diyor.

Yani Rusya ve İran artık Türkiye’nin verdiği soyut sözlere inanmıyorlar, Türkiye’nin 2019 yılından bu yana İdlib için verdiği sözleri yerine getirmediğine yine diplomatik bir dille dikkat çekerek, somut çözüm öneriyorlar. Biz devreye gireceğiz, diyorlar. Ve artık yolun sonu göründü senin için, diyorlar. Türkiye de yani AKP’giller de “ilk fırsat oluştuğunda” çekileceğiz, diyerek güvence veriyor.

Bu “ilk fırsat” nedir AKP’giller için?

1- İçeride “hülooğğ”cuların hazırlanması, ikna edilmesidir.

2- Muhalefete karşı da kuyruğu dik tutacak şartları oluşturmaktır…

Ama her ne olursa olsun, artık söz değil, somut olarak güvence vermek zorunda kalınmıştır.

Yani, Rusya ve İran; artık bu işi daha fazla uzatmayacağız, İdlib’i “teröristlerden”, çetecilerden temizleyeceğiz, diyorlar. Kararlıyız, diyorlar.

Yani, AKP’giller Suriye’de artık uzatmaları oynuyorlar…

Yani, AKP’giller Emevi Camii’nde namaz kılamayacaklar, Halep’e Vali atayamayacaklar ve İdlib’e atadıkları kaymakamları da geri çağırmak zorunda kalacaklar…

Yine bildiğimiz gibi, Suriye Ordusu, ülke topraklarının her santimini kurtarıyor günden güne. Eylül ayında da:

“Militanlar teslim oldu, askerler kente girdi

“Erbil (Rûdaw) – Suriye’nin güneyinde Dera kentinde Rusya ile yapılan ateşkes müzakereleri çerçevesinde kentte kalan silahlı muhalifler hükümet güçlerine teslim oldu. Şam yönetimi ise militanları af yasasına tabi tuttu. Öte yandan kentten ayrılan halk da yavaş yavaş evlerine dönmeye başladı.

“Suriye’de Mart 2011’de 50 yıllık Baas rejimine karşı isyanların başlangıç noktası olan Deraa kenti artık tamamen Şam yönetiminin kontrolüne girdi.” (https://www.rudaw.net/turkish/middleeast/syria/200920211)

ABD-PKK-PYD ortaklığı devam ediyor

Ya ABD Emperyalistleri PKK-DSG-PYD ile ne yapıyor Suriye’de?

Aşağıda okuyacağımız gibi;

1- Güç gösterisi yapıyor ve

2- “Yıkılmadık, ayaktayız” mesajı veriyor!

***

Koalisyon askerleri ile DSG’den ortak tatbikat

08-12-2021

Erbil (Rûdaw) – DSG ile Uluslararası Koalisyon kuvvetleri, Deyrezor kırsalında ortak askeri tatbikat düzenledi. Tatbikat görüntüleri DSG tarafından paylaşıldı.

“(…)

“3 tank ve birkaç zırhlı araçla yapılan tatbikatta DSG’lilere güdümlü füzelerin kullanımı hakkında da eğitim verildi.

Tatbikat esnasında gerçek mermi ve silahlar kullanıldı.

Askeri tatbikatın Deyrezor kent merkezi yakınlarında İran destekli gruplarla Rus askerlerinin bulunduğu Salihiyye beldesine yakın bir bölgede yapılması dikkati çekti.

Salihiyye beldesi halihazırda Suriye hükümet güçlerinin kontrolünde bulunuyor.

DSG Medya Merkezi, IŞİD’e karşı mücadelede Koalisyon ile ortak mücadelenin devam edeceğine vurgu yaptı.

ABD askeri kuvvetleri, IŞİD’e Karşı Uluslararası Koalisyon çerçevesinde Eylül 2014’ten beri Rojava ve Suriye’de bulunuyor.

ABD kuvvetleri, Haseki’de, Rimeylan, Til Beder, Heseki ve Şedadi olmak üzere dört üste konuşlanmış durumda. “ (https://www.rudaw.net/turkish/middleeast/syria/08122021)

***

Yani ABD, “sahadaki ortağı”, kara gücü”, yerel gücü” PKK-PYD-DGS’lilere gerçek mermilerle güdümlü füzelerin kullanımını öğretiyor. Yani onlara güdümlü füzeler vermiş ki bu eğitimi veriyor.

Kime karşı?

Herhalde IŞİD’lilere değil!

Çünkü artık IŞİD’in tanklarla, zırhlı araçlarla savaş yapacak gücü kalmadı…

O zaman kime?

1- Suriye Ordusu’na karşı,

2- Türk Ordusu’na karşı.

Yani ister Türkiye’ye karşı, ister Suriye’ye karşı PKK-PYD-DGS’nin umudu ABD’dir! ABD’nin “umudu” da onlardır.

Bunu biz söylemiyoruz. Bizim soyut iddiamız değil bu.

Kim söylüyor peki?

DSG Genel Komutanı Mazlum Kobani!

 

***

Mazlum Kobani: Türkiye ile Kürtler arasındaki sorunu yalnızca ABD çözebilir

Amerikan The International Interest dergisine konuşan Demokratik Suriye Güçleri (DSG) Genel Komutanı Mazlum Kobani (Abdi), 27.11 tarihli Rudaw internet sitesinin haberine göre bu konuda şunları söylüyor:

“Türkiye’deki Kürtler ve Türk devleti arasında 2013’ten 2016’ya kadar barış süreci yaşanırken, Suriye Kürtleri olarak bizim de Türkiye ile iyi ilişkilerimiz vardı. Siyasilerimiz Türkiye’yi ziyaret edip, yetkililerle görüştü. Barış süreci döneminde aramızda iyi ilişkiler vardı” diye konuştu.

Kobani, “Türkiye’de Kürt sorununun çözümü için mevcut seçeneklerden birini ise, “Uluslararası toplum Türkiye’ye ateşkes ilan etmesi, gerilimi düşürüp yeniden barışçıl bir süreç başlatması, yeniden müzakere masasına dönmesi ve sorunlarını çözmek için Kürtlerle diyalog başlatması için baskı yapması” şeklinde yorumladı.

Bunun, hem Türkiye hem de Suriyeli Kürtlerle diplomatik ilişkileri olan ABD’nin yapabileceğine inanıp inanmadığı sorusuna, Kobani şu yanıtı verdi:

“Elbette buna inanıyoruz. Daha spesifik olmak gerekirse, bahsettiğiniz bazı nedenlerden dolayı bu sorunu yalnızca Amerika Birleşik Devletleri’nin çözebileceğini düşünüyoruz – Amerika Birleşik Devletleri onlarla ve bizimle birlikte çalışıyor.” (https://www.rudaw.net/turkish/kurdistan/271120219)

***

 

Ve gördüğümüz gibi, Mazlum Kobani netçe ne diyor?

“(…) bu sorunu yalnızca Amerika Birleşik Devletleri’nin çözebileceğini düşünüyoruz.”

E, o zaman da onlara yatıyor. Onlarla işbirliğine devam ediyor.

E, şimdi bu hareket Amerikancı değil mi? Amerikancılığı açık değil mi?

Açık, Amerikancı!

Bunlarla iş tutan, cephe kuran, Blok kuranlar da aynı yolun yolcusu olmaz mı?

Olur! Bal gibi ya da zehir gibi olur!

Ki öyleler!

Bakın ABD’nin eski Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey, Rudaw internet haber sitesinin soruları karşısında ne diyor 30 Aralık günü?

“Rûdaw: Geçen hafta Til Temir’i havadan ve karadan bombaladı ve 3 sivil öldü, 10 kişi yaralandı. Peki eğer Türkiye kuzeydoğu Suriye’de daha fazla bölgeyi kontrol etmeye yönelik planlı girişim içerisinde olursa ABD’nin tepkisi ne olacak?

“James Jeffrey: ABD’nin Türkiye ile 17 Ekim 2019’da imzaladığı bir anlaşma var. Anlaşmaya göre, Türkiye kuzeydoğu Suriye’de başka bir kara hareketi başlatmayacak. Türkler bu anlaşmaya bağlı. Şu an var olan, Türkiye’nin PKK ile bağlantılı gördüğü bazı noktalara yöneliktir. Bölgede Türkiye’ye, PKK, IŞİD ve Esad rejimi tarafından saldırılar oluyor ve onlar da buna karşılık veriyorlar. Bu çatışmalardan endişe duyuyoruz, ancak bu olanlara iki yıldan uzun süredir istikrarlı olan kuzeydoğu Suriye’deki durumda herhangi bir değişikliğe neden olmayacaklar.” (https://www.rudaw.net/turkish/interview/30122021)

Yani, ABD’yle PKK-PYD-DGS etle tırnak gibi kaynaşık durumdalar, gördüğümüz gibi.

Ve Türkiye yani AKP’giller, bir de ABD’ye-PKK’ye söz vermiş durumdalar “kuzeydoğu Suriye’de başka bir kara hareketi başlatmayacak”larına ilişkin!

 

Ortaçağcı çetelerin ve AKP’nin Suriye’deki savaş suçları

Aynı röportajda J. Jeffrey bir de ne diyor?

“Rûdaw: 2019’da Senatoya sorgulanmak üzere çağırıldığınızda, komite üyelerinden biri savaş suçu işlenmiş olabileceği ihtimalini sormuş ve “Türkiye Lahey’e havale edilecek mi?” diye sormuştu. Siz de “savaş suçu işlendiğine dair üzerinde çalıştığımız bir kaç belge var” demiştiniz. Eminim bu çalışmaları yapmak için uzun bir zamanınız olmuştur. Peki bugün ne diyorlar? Türkiye’nin kuzeydoğu Suriye’ye yönelik müdahalesinde savaş suçu işlendi mi?

“James Jeffrey: Türkiye’nin desteklediği Suriye muhalefet güçlerinin savaş suçları işlediğini kesin olarak söyleyebilirim. Biden yönetimi, kapsamlı bir soruşturmanın ardından bu gruplardan birine yaptırım uyguladı. O zaman biz de, 2019 yılında, Türk kuvvetlerine müttefiklerinin eylemleri hakkında bir dizi farklı belge sunduk, onlar da konuyu araştırdı, bazı tedbirler aldı ve bir veya iki grubu tasfiye etti. Sonuçlardan pek memnun kalmadık. Biden yönetimi şu an bu gruplardan birine yaptırım uygulamış durumda.

“Rûdaw: Türkiye destekli grupların fosfor kullandığı iddiaları hakkında ne diyorsunuz? Fosfor sadece askeri amaçlarla mı yoksa Suriye’nin kuzeydoğusunda sivillere karşı yasak bir kimyasal silah olarak mı kullanıldı?

“James Jeffrey: Fosforun askeri amaç dışında kullanıldığı sonucuna ulaşan herhangi bir resmi raporun ABD’nin eline ulaştığından haberdar değilim. Bu çok zor bir soru çünkü fosfor iki amaçla kullanılıyor. Birincisi askeri amaçlarla geceleri gökyüzünü aydınlatmak için, ikincisi de silah olarak kullanılır. Örneğin napalm gibi, uluslararası anlaşmaların çoğuna göre bu yasal değil. Ama bence ABD için şu an bu en önemli konulardan biri değil.

“Rûdaw: Sizce ABD bu konuda 2019’dan bu yana herhangi bir araştırma yapmadı mı?

“James Jeffrey: Kuzeydoğu Suriye’de yaşanan her şey konusunda araştırma yapılmış, incelenmiş. Bazı konularda henüz kesin sonuçlar elde edilmemiş olabilir.” (https://www.rudaw.net/turkish/interview/30122021)

  1. Jeffrey açık bir şekilde AKP’giller’i tehdit ediyor. Savaş suçu işlediniz-işlettiniz ya da en azından buna göz yumdunuz, diyor:

“Türkiye’nin desteklediği Suriye muhalefet güçlerinin savaş suçları işlediğini kesin olarak söyleyebilirim.”

E, bu ne demektir?

Bu güçleri koruyup kollayan AKP’giller olduğuna göre onlar da sorumlu demektir bu savaş suçlarından…

Ve J. Jeffrey yine ne diyor?

“Kuzeydoğu Suriye’de yaşanan her şey konusunda araştırma yapılmış, incelenmiş”tir.

Yani kayıtlıdır, belgelidir, elimizdedir, diyor. Ve günü geldiğinde kullanılacaktır, diyor değil mi?..

 

AKP’giller, her yandan kuşatılmış durumdalar…

E, öyle olur. Siz başta ABD olmak üzere AB Emperyalistlerinin çıkarları için taşeron olursanız, işbirlikçi olursanız, haksız bir savaşta yer alırsanız, komşu, kardeş halklarla, ülkelerle aranıza kan davaları sokarsanız, o emperyalistler günü geldiğinde ellerini yıkarlar ve (sizin de ortak olduğunuz) tüm suçlarını size yıkar geçerler. Bu suçları biz işlettik, biz başlattık bu suçları, demezler asla. Satarlar, geçer giderler. E, burası Ortadoğu, Antika Medeniyetler dünyası…

Bir de karşınızda savaşan, teslim olmayan, yiğitçe direnen ve sonunda müttefikleri sayesinde zafer kazanan bir halk, bir ordu olursa siz yenilirsiniz. Ve o zaman, onlara da yanaşmak, yamanmak durumunda kalırsınız. Ve ortada bir salıncak gibi sallanırsınız.

Ama bizi asıl üzen, Kürt, Arap kardeş halklarla aramıza soktuğunuz kan davalarıdır.

Sizin gibi işbirlikçiler, taşeronlar, satılmışlar tarafından yönetiliyor olmaktır.

Ama geçecek bu günler. Mutlaka geçecek.

Kuracağız Demokratik Halk İktidarını er ya da geç. Ama mutlaka kuracağız!